Prof. Dr. Seyfettin Gürsel: "Ekonomik krizin nedeni Erdoğan"


Söyleşi: Tunca Öğreten- Taraf


Dolar hızlı artışına devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Erdem Taşçı’yı ve dolaylı yoldan da Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ı vatan hainliğiyle suçluyor. Anket firmaları ve iktisatçılar ise yaklaşan genel seçimlerde seçmenin ilk defa ekonomik gidişatı baz alarak oy vereceğini ifade ediyor. Ekonomiyle ilgili merak edilenleri, aynı zamanda seçim sistemleri üzerine de çalışmalar yapan Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Seyfettin Gürsel’e sorduk…

Dolar hızlı artışına devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Erdem Taşçı’yı ve dolaylı yoldan da Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ı vatan hainliğiyle suçluyor. Anket firmaları ve iktisatçılar ise yaklaşan genel seçimlerde seçmenin ilk defa ekonomik gidişatı baz alarak oy vereceğini ifade ediyor. Ekonomiyle ilgili merak edilenleri, aynı zamanda seçim sistemleri üzerine de çalışmalar yapan Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Seyfettin Gürsel’e sorduk…

Son günlerde dolar hızla artıyor ve ekonomik krize doğru sürüklendiğimiz yönünde tartışmalar yapılıyor. Nerede yanlış yapıldı?

Son günlerde dolar hızla artıyor ve ekonomik krize doğru sürüklendiğimiz yönünde tartışmalar yapılıyor. Nerede yanlış yapıldı?Son günlerde dolar hızla artıyor ve ekonomik krize doğru sürüklendiğimiz yönünde tartışmalar yapılıyor. Nerede yanlış yapıldı?

Türkiye ekonomisi yapısal olarak tıkandı. İç talebe dayalı olmayan yüksek bir büyüme için verimliliğin artması gerekir. Yani rekabet gücün olacak, yeni mallar, teknolojiler üreteceksin. Bu olmadığı zaman Türkiye ekonomisi dengeli dahi büyüse, büyüme oranı düşük olur.

Türkiye ekonomisi yapısal olarak tıkandı. İç talebe dayalı olmayan yüksek bir büyüme için verimliliğin artması gerekir. Yani rekabet gücün olacak, yeni mallar, teknolojiler üreteceksin. Bu olmadığı zaman Türkiye ekonomisi dengeli dahi büyüse, büyüme oranı düşük olur.

Bu verimlilik artışları neden yapılamıyor?

Bu verimlilik artışları neden yapılamıyor?Bu verimlilik artışları neden yapılamıyor?

Türkiye yapısal reformları gerçekleştirmedi. Vergi sistemi ve iş gücü piyasasında esaslı reformlar gerekiyordu. Kıdem tazminatı reformu hazırdı ancak onu da Erdoğan rafa kaldırdı. 2014 ve 2015’te Türkiye’de üç seçimin olduğu bir sürece girilmişti. Bu saydıklarım da kısa dönemde siyasi bedelleri olabilecek zor reformlardı.

Türkiye yapısal reformları gerçekleştirmedi. Vergi sistemi ve iş gücü piyasasında esaslı reformlar gerekiyordu. Kıdem tazminatı reformu hazırdı ancak onu da Erdoğan rafa kaldırdı. 2014 ve 2015’te Türkiye’de üç seçimin olduğu bir sürece girilmişti. Bu saydıklarım da kısa dönemde siyasi bedelleri olabilecek zor reformlardı.

Niye?

Niye?Niye?

Vergi reformu dediğimiz şey aslında vergi kaçırılmasını önemli oranda engelleyecek bir düzenleme. Peki, bu vergiyi kimler kaçırıyor? AKP tabanı kaçırıyor tabii ki. Erdoğan bu reformları yapıp, seçmenin ümüğüne bassaydı oy alamayacaktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne pahasına olursa olsun Başkanlık sistemini getirmek istiyor. Bu da HDP’nin barajı geçip geçememesiyle -ki inşallah geçer- yakından bağlantılı. HDP baraja takılırsa AKP, Başkanlık sistemi için referanduma gidecek çoğunluğu elde etmiş olacak.

Vergi reformu dediğimiz şey aslında vergi kaçırılmasını önemli oranda engelleyecek bir düzenleme. Peki, bu vergiyi kimler kaçırıyor? AKP tabanı kaçırıyor tabii ki. Erdoğan bu reformları yapıp, seçmenin ümüğüne bassaydı oy alamayacaktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne pahasına olursa olsun Başkanlık sistemini getirmek istiyor. Bu da HDP’nin barajı geçip geçememesiyle -ki inşallah geçer- yakından bağlantılı. HDP baraja takılırsa AKP, Başkanlık sistemi için referanduma gidecek çoğunluğu elde etmiş olacak.

Seçimler yaklaştıkça Erdoğan’ın faiz indirimi baskısı da artıyor. Bu ne anlama geliyor?

Seçimler yaklaştıkça Erdoğan’ın faiz indirimi baskısı da artıyor. Bu ne anlama geliyor?Seçimler yaklaştıkça Erdoğan’ın faiz indirimi baskısı da artıyor. Bu ne anlama geliyor?

Türkiye ekonomisi düşük büyümeye hapsolmuş durumda. Bu durum işsizliği de arttırıyor. AKP’nin 2023 hedefleri arasında kişi başına düşen geliri 25 bin dolara çıkarmak vardı, ancak üç senedir 10 bin dolarda çakılı kaldı. Ekonomi yeterince canlı değil. İktidar partisinin başında hukuken olmasa da fiilen Erdoğan bulunuyor. Dolayısıyla AKP seçimlere canlı bir ekonomiyle girmek istiyor. Konutlar, arz fazlası olduğu için satılmıyor, yatırımlar çok durgun. Erdoğan, “Merkez Bankası faizleri radikal bir şekilde düşürürse kredi faizleri de düşer, konut piyasası da canlanır. Ben de 7 Haziran’daki seçimlerde Başkanlık sistemi için gerekli çoğunluğu bulurum” diyor. Peki, enflasyon ne olacak diye soruyorsun, “Ne olacak, düşecek zaten. Merkez Bankası cahil, bilmiyor” diyor.

Türkiye ekonomisi düşük büyümeye hapsolmuş durumda. Bu durum işsizliği de arttırıyor. AKP’nin 2023 hedefleri arasında kişi başına düşen geliri 25 bin dolara çıkarmak vardı, ancak üç senedir 10 bin dolarda çakılı kaldı. Ekonomi yeterince canlı değil. İktidar partisinin başında hukuken olmasa da fiilen Erdoğan bulunuyor. Dolayısıyla AKP seçimlere canlı bir ekonomiyle girmek istiyor. Konutlar, arz fazlası olduğu için satılmıyor, yatırımlar çok durgun. Erdoğan, “Merkez Bankası faizleri radikal bir şekilde düşürürse kredi faizleri de düşer, konut piyasası da canlanır. Ben de 7 Haziran’daki seçimlerde Başkanlık sistemi için gerekli çoğunluğu bulurum” diyor. Peki, enflasyon ne olacak diye soruyorsun, “Ne olacak, düşecek zaten. Merkez Bankası cahil, bilmiyor” diyor.

Merkez Bankası cahil mi gerçekten?

Merkez Bankası cahil mi gerçekten?Merkez Bankası cahil mi gerçekten?

Erdoğan, “Enflasyon sonuç, faiz ise nedendir” diyor. Oysa biz iktisatta tam tersi olur diye biliyoruz. Diğer taraftan Merkez Bankasına da daha önce “Enflasyonu yüzde 5’e indir. Bu, hükümetin kararı… İstediğin politikayı uygulamakta serbestsin” demişsin. Merkez Bankası da doğal olarak iktisat bilimi ne diyorsa onu yaparak, doğru bildiği faiz politikasını uygulamak istiyor. Sonra Cumhurbaşkanı kalkıp, Merkez Bankası’nın başka yerlerden talimat aldığını ima ediyor ve vatan hainliğiyle suçluyor.

Merkez Bankası bu duruma daha ne kadar direnebilir?

Merkez Bankası bu duruma daha ne kadar direnebilir?

Merkez Bankası’nın da kimyası bozuldu ve artık inandırıcılığı kalmadı. “Döviz istikrarlı olacak, gıda fiyatları normalleşecek” diyorlar ama hiçbiri olmuyor. Tahminimce bu gidişle enflasyon hedefi de sapacak. Dolayısıyla Merkez Bankası çok başarısız bir görünüm çiziyor. Cumhurbaşkanı’nın dediğini yaparsa biliyor ki daha beter olacak her şey. E, yapmadığı zaman da bir ton azar işitiyor. Hükümetin içinde Merkez Bankası gibi düşünen ve destekleyen bir kanat var, bunun da başını Ali Babacan çekiyor.

Peki, ya Davutoğlu?

Peki, ya Davutoğlu?

Başbakan’ın da bu kanada yakın olduğunu düşünüyorum ancak Erdoğan ile açıktan çatışmamak için çok fazla konuşmuyor. AKP kendi içinde bölünmüş durumda. Davutoğlu, Ali Babacan ve Mehmet Şimşek’i de alıp bu yüzden New York’a gitti ve Goldman Sachs, Bank of America ve Merrill Lynch gibi büyük yatırımcılarla toplantı yaptı.

Reuters gibi haber kaynakları bu görüşmelerin tatmin edici geçmediğini söyledi ama…

Reuters gibi haber kaynakları bu görüşmelerin tatmin edici geçmediğini söyledi ama…

Tatmin edici olamaz ki. New York’a gidip, “Erdoğan’ı dinlemeyin siz. Geçmişte çok başarılı olduk. Seçimleri atlatalım, önümüzde dört sene var. Merak etmeyin gerekeni yapacağız” mı diyeceklerdi.

ABD’li Türkiye ekonomisti Andy Birch, “Türkiye’nin yatırım iklimi fakir. Erdoğan açıklamalarıyla çizgiyi aşıyor. Bank Asya’ya yapılan müdahale yatırımcıları endişelendiriyor” dedi. Yabancı sermaye artık Türkiye’den korkuyor mu?

ABD’li Türkiye ekonomisti Andy Birch, “Türkiye’nin yatırım iklimi fakir. Erdoğan açıklamalarıyla çizgiyi aşıyor. Bank Asya’ya yapılan müdahale yatırımcıları endişelendiriyor” dedi. Yabancı sermaye artık Türkiye’den korkuyor mu?

Yabancı sermaye sıcak para sağlıyor. Türkiye’ye sıcak para girmezse ekonomi krize girer. Andy Birch çok açık konuşmuş. Bank Asya olayının da bir skandal olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de eğer bir “ahbap çavuş” kapitalizmi başlarsa yabancı sermaye bundan çok ürker. Çünkü yabancı sermaye gireceği ülkenin hukuk düzenine bakar. Ayrıca Merkez Bankası ile yaratılan krizden dolayı ortaya çıkan istikrarsızlığa da güvenmiyorlar. Türkiye ekonomisini bıçak sırtına getirdiler. Babacan ve Şimşek bunun farkında olduğu için Merkez Bankasına destek olmaya çalışıyor.

Bu fikir ayrılığı Erdoğan ile AKP’nin yollarını ayırır mı?

Bu fikir ayrılığı Erdoğan ile AKP’nin yollarını ayırır mı?

Bence ayırmaz çünkü AKP’nin içinde de Erdoğan’ı destekleyenler var. İktisatçı gözüyle baktığım zaman; Davutoğlu ve Babacan ekibinin “Seçime kadar Erdoğan’ın istediği faiz indirimini yapmadan ve fazla da taviz vermeden bu para politikasını götürelim. Erdem Başçı da istifa etmeye kalkmasın, katlansın biraz” diyerek seçimlere kadar işi götüreceğini görüyorum. Hükümet ile Erdoğan arasında önümüzdeki günlerde bir uzlaşı olmak zorunda. Eğer Erdoğan’la uzlaşamaz ve onun dediğini yaparlarsa Erdem Başçı istifa eder.

Niye?

Niye?

Benim tanıdığım Başçı, “‘Büyük Reis böyle diyor, dediğini yapalım” diyecek bir adam değil. İnanmadığı bir iktisat programını uygulamaz ve daha büyük bir krizin müsebbibi olmak istemez. Öyle gözüküyor ki bu kavga, 2015’te de devam edecek, ekonomi daha da kötüye gidecek ve işsizlik artacak.

Ekonomik gidişat AKP’ye oy kaybettirir mi?

Ekonomik gidişat AKP’ye oy kaybettirir mi?

AKP seçmeninin yüzde 52’si “Merkez Bankası elindeki ekonomik verileri ve bilimsel kuralları dikkate alarak karar vermelidir” diyorken, sadece yüzde 34’ü “Erdoğan’ın talimatını dikkate almalıdır” cevabını veriyor. Erdoğan orada bile azınlıkta. Bu durum partiyi bölebilir. Önümüzdeki seçimin en önemli muhteviyatı AKP’nin 330 sandalyeyi geçip, Başkanlık sistemini getirip, getiremeyeceği. Bu noktada HDP’nin alacağı oy belirleyici olacak. Selahattin Demirtaş Başkanlık sistemine karşı olduğunu söylüyor. Eğer HDP barajı geçerse Erdoğan’ın Başkanlık hayali yatar. Ben AKP’nin yüzde 7- 8 oranında oy kaybedeceğine inanıyorum. Bu gidişat hükümete mutlaka bir bedel ödettirir.

AKP’nin ödeyeceği bedel HDP’nin işine yarar mı?

AKP’nin ödeyeceği bedel HDP’nin işine yarar mı?

Ben bu konuda çok ümitsizdim hatta HDP’nin parti olarak seçime girme kararı aldığını öğrendiğimde 

Ben bu konuda çok ümitsizdim hatta HDP’nin parti olarak seçime girme kararı aldığını öğrendiğimde 

çok şaşırdım. HDP barajı aşamazsatuncaGüneydoğu’dan bağımsız olarak çıkaracağı yaklaşık 30 milletvekili direkt AKP’ye geçmiş olacaktı. Bu da AKP’nin Başkanlık sistemine geçebilmesi için yeterli çoğunluğa ulaşmış olması anlamına geliyordu. Ancak artık endişelerim azaldı. Son dönemde HDP’ye bir yönelme var üstelik bu da CHP tabanından. Bunu kendi çevremde dâhil olmak üzere herkesten duyuyorum.

tuncatunca

Başkanlık sistemi olmadı ama AKP de tek başına iktidar oldu diyelim…

Başkanlık sistemi olmadı ama AKP de tek başına iktidar oldu diyelim…

Başkanlık sistemi yattığı zaman AKP Genel Başkanı Davutoğlu olduğu için Başbakanlık görevine devam edecek isim de yine o olacak. Dolayısıyla Davutoğlu seçimden sonra sarayla olan mesafesini arttıracaktır. Başkanlık sistemi olmayacağı için de hükümet Erdoğan’ı, bugünkü Anayasa’da olan Cumhurbaşkanlığı yetkileri çerçevesinde olmaya zorlayacak.

Türk Telekom özelleştirildikten sonra tüketicinin ödediği fatura bedeli arttı. Şimdi İGDAŞ’ın da özelleştirilmesi tartışılıyor. Özelleştirmenin tüketiciye faydası mı yoksa zararı mı var?

Türk Telekom özelleştirildikten sonra tüketicinin ödediği fatura bedeli arttı. Şimdi İGDAŞ’ın da özelleştirilmesi tartışılıyor. Özelleştirmenin tüketiciye faydası mı yoksa zararı mı var?

Ben özelleştirme tarafındayım. Aksi takdirde devletin elinde olunca verimsizleşiyor. Ancak bunlar rekabet altında olmalı ve tekel güçleri varsa regüle edilmeli. Devlet neticede özelleştirmeleri kaçağa engel olamadığı için yapıyor. Ancak kurumlar bu kaçağın bedelini yine tüketiciden çıkarıyor. Bunun nedeni de devletin bir kurumu özelleştirirken, sözleşmeye bu maddeyi koymaması. Devlet bu durumu örtbas etmeye çalışıyor. Bu anlayıştaki özelleştirmeye karşıyım.

Davutoğlu New York’tayken, doların yükselişe geçmesinin küresel bir durum olduğunu, bu dalgalanmanın da Türkiye’ye yansıdığını dile getirip; ekonomik olarak tüm önlemlerin alındığını söyledi. Katılıyor musunuz?

Davutoğlu New York’tayken, doların yükselişe geçmesinin küresel bir durum olduğunu, bu dalgalanmanın da Türkiye’ye yansıdığını dile getirip; ekonomik olarak tüm önlemlerin alındığını söyledi. Katılıyor musunuz?

Katılmıyorum tabii ki. Etken nedenlerden birisi dolar’ın euro’ya karşı güçlenmiş olmasıysa diğer yarısı da TL’nin hem dolar, hem de euro karşısında değer kaybetmesidir. Başbakan bunu nasıl açıklayacak? Davutoğlu, endişe edilecek bir durumun olmadığını söylüyor fakat ben kendisini çok endişeli görüyorum. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi dolar için “Ne olacak canım yükselsin. İhracatçı memnun” diyor. Ancak işin enflasyon tarafını düşünmüyor hiç. Türkiye ekonomisi istikrarsızlaşmaya başladı. Bu yüzden Davutoğlu da kalkıp yabancı yatırımcılara “Türkiye gelin” demek için New York’a gitti. Sonra da kalkıp “Endişem yok” diyor. Nasıl endişen yok?

Uluslararası dev bankaların, doların 2,60 seviyelerinde olduğu sıralarda yüksek miktarda döviz alımı yaptığı haberleri geldi. Zarar etmeyeceklerini göz önüne alırsak; doların daha da yükseleceğini söyleyebilir miyiz?

Uluslararası dev bankaların, doların 2,60 seviyelerinde olduğu sıralarda yüksek miktarda döviz alımı yaptığı haberleri geldi. Zarar etmeyeceklerini göz önüne alırsak; doların daha da yükseleceğini söyleyebilir miyiz?

Tabii ki. Doların daha da yükseleceğini düşünüyorlar. Biz esnek kur rejiminde olan bir ülkeyiz. Merkez Bankası müdahale edebilir ama son tahlilde kuru, piyasa belirliyor. Merkez Bankası zaten müdahale etmek için dolar satışını arttırdı ancak bunun bir faydası olmadı. Zaten öyle yüksek miktarda dolar rezervi de yok. Bir kaç milyar dolar satabilir ama bu sadece kısa bir süre idare eder. Eğer Hükümet, Babacan ve Merkez Bankası’na sahip çıkar ve Sayın Erdoğan’a “yeter” diyebilirse, dolar, bırakın çıkmayı düşüşe bile geçer. Kriz devam eder ve bu iş Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın istifasıyla sonuçlanırsa doların tekrar nasıl dengelenebileceğini kestiremiyorum bile.

Bu ekonomik krizin nedeni Erdoğan mı demek istiyorsunuz?

Bu ekonomik krizin nedeni Erdoğan mı demek istiyorsunuz?

Kesinlikle çünkü yapılması gereken reformları erteletti. Bu tür reformları her iktidar seçim öncesinde erteleyebilir tabii. Bunu makul karşılayabiliriz ama en büyük tuhaflık faiz konusunda yapılıyor. İşin temelinde ciddi bir görüş ayrılığı var. Erdoğan, “Enflasyon sonuç, faizse nedendir” diye yola çıktığı için tartışılacak pek bir şey kalmıyor. O zaman Merkez Bankası faizleri yüzde 5’e düşürsün, enflasyon da kendiliğinden 5’e düşer zaten… Erdoğan buna inanıyorsa ortada bir sorun da yok demektir.

Erdoğan’ın, seçim kaygısı taşıyarak yapısal reformlara engel olduğunu söylediniz. Seçimlerden sonra bu reformlar hayata geçerse Batı, bu oportünist tavra inanır mı?

Erdoğan’ın, seçim kaygısı taşıyarak yapısal reformlara engel olduğunu söylediniz. Seçimlerden sonra bu reformlar hayata geçerse Batı, bu oportünist tavra inanır mı?

Bunu tam olarak kestiremiyorum. Demokrasinin nereye gittiği çok önemli. 7 Haziran’dan sonra nasıl bir Türkiye olacağını bilmiyoruz. AKP’nin büyük olasılıkla seçimi kazanacağını ve mutlak çoğunluğu elde edeceğini düşünüyorum. Batı, biraz da Türkiye’nin Rusya’laşmasından korkuyor.

Peki, Putin’e uygulanan yaptırımların bir benzeri ilerde Erdoğan’a da yapılır mı?

Peki, Putin’e uygulanan yaptırımların bir benzeri ilerde Erdoğan’a da yapılır mı?

Rusya, AB’ye yönelmeye karar veren Ukrayna’ya müdahale etti. Bunu da göz ardı etmemek gerekir. O yüzden Türkiye’ye yönelik bu sertlikte bir tavır olacağını düşünmüyorum. Ancak bu durum, Türkiye’nin AB ile yürüttüğü müzakerelerin askıya alınmasına neden olabilir. Türkiye demokrasiden ne kadar uzaklaşırsa o kadar bedel öder. Bir noktadan sonra Avrupa buna “dur” der elbette.

Türkiye’nin Ukrayna faktörü yok diyorsunuz ancak Erdoğan da ağzından Şanghay Beşlisi’ni düşürmüyor… Öyle ama Erdoğan’ı pek ciddiye alan olmadı ama demokrasiden uzaklaşılması ciddi bir sorun. » Batı için demokrasiden uzaklaşmak mı yoksa ekonominin gidişatı mı daha önemli? Ekonomik ilişkiler devam eder. Ancak demokrasiden uzaklaşamazsınız, bazı sınırları vardır. Batı, bunun farkına varırsa müzakereleri askıya alır, bu da ekonomiye doğrudan etki eder. “Eyvah Türkiye’de bizim şirketler var, olumsuz etkilenirler” diye bir politika yürütmez kimse.

TUNCA ÖĞRETEN