Jonathan Powell ve Cengiz Çandar: "Teröristlerle Konuşmak” Çözüm Süreci’nin neresindeyiz?

[ Bu konferans, 2 Nisan 2015 tarihinde Friedrich Ebert Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteğiyle Küyerel tarafından, Martı Otel Taksim, İstanbul’da gerçekleştirildi. Tony Blair’in Kuzey İrlanda Baş müzakerecisi Jonathan Powell, Gazeteci- Yazar Cengiz Çandar’ın  Konuşmacı olduğu konferansı Editör- Yazar Seyfi Öngider yönetti.

[ Bu konferans, 2 Nisan 2015 tarihinde Friedrich Ebert Stiftung Derneği [ Bu konferans,[ Bu konferans, 2 Nisan 2015 2 Nisan 2015 2 Nisan 2015 tarihinde Friedrich Ebert Stiftung Derneği  tarihinde Friedrich Ebert Stiftung Derneği Friedrich Ebert Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteğiyle Küyerel tarafından, Martı Otel Taksim, İstanbul’da gerçekleştirildi. Türkiye Temsilciliği desteğiyle Küyerel tarafından, Martı Otel Taksim, İstanbul’da gerçekleştirildi.  Küyerel tarafındanTony BlairTony BlairTony Blair’in Kuzey İrlanda Baş müzakerecisi Jonathan Powell, Gazeteci- Yazar Cengiz Çandar’ın  Konuşmacı olduğu konferansı Editör- Yazar Seyfi Öngider yönetti.’in Kuzey İrlanda Baş müzakerecisi Jonathan Powell, Gazeteci- Yazar Cengiz Çandar’ın  Konuşmacı olduğu konferansı Editör- Yazar Seyfi Öngider yönetti.Jonathan Powell, Cengiz ÇandarSeyfi Öngider

Jonathan Powell aynı zamanda Teröristlerle Konuşmak” kitabının yazarı  Kitap Aykırı yayınları tarafından Mart 2015 de Türkçe olarak yayınlandı.]

Jonathan Powell aynı zamanda Teröristlerle Konuşmak” kitabının yazarı  Jonathan Powell Jonathan Powell Jonathan Powell aynı zamanda Teröristlerle Konuşmak” kitabının yazarı  aynı zamanda Teröristlerle Konuşmak” kitabının yazarı   Teröristlerle Konuşmak” Kitap Aykırı yayınları tarafından Mart 2015 de Türkçe olarak yayınlandı.]Kitap Aykırı yayınları tarafından Mart 2015 de Türkçe olarak yayınlandı.]

 

 

 KONFERANSIN TAMAMINI OKUMAK İÇİN

 KONFERANSIN TAMAMINI OKUMAK İÇİN

 KONFERANSIN TAMAMINI OKUMAK İÇİN
 KONFERANSIN TAMAMINI OKUMAK İÇİN



Açılış Konuşması


Açılış Konuşması

Açılış Konuşması


Hüseyin Çakır ( Düzenleyen kurumlar adına): Bu konferansı düzenleyen Friedrich Ebert Stiftung Vakfı ve Küyerel adına değerli misafirimiz Jonathan Powell, Sayın Cengiz Çandar ve Sayın Seyfi Öngider ve siz değerli konuklarımıza hoş geldiniz diyorum.

Hüseyin Çakır ( Düzenleyen kurumlar adına): Bu konferansı düzenleyen Friedrich Ebert Stiftung Vakfı ve Küyerel adına değerli misafirimiz Jonathan Powell, Sayın Cengiz Çandar ve Sayın Seyfi Öngider ve siz değerli konuklarımıza hoş geldiniz diyorum.Hüseyin Çakır ( Düzenleyen kurumlar adına):Hüseyin Çakır ( Düzenleyen kurumlar adına): Bu konferansı düzenleyen Friedrich Ebert Stiftung Vakfı ve Küyerel adına değerli misafirimiz Jonathan Powell, Sayın Cengiz Çandar ve Sayın Seyfi Öngider ve siz değerli konuklarımıza hoş geldiniz diyorum.

 Umutsuzlukla umudun bir arada yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Geriye dönüp baktığımızda rejimin ulus devlet paradigması aşıldı, Kürt kimliği tanındı, çok kimlikli devlet modeline geçildi veya geçiliyor; böyle bir araf durumundayız ama iktidarın ve Cumhurbaşkanı’nın Kürt meselesiyle ilgili zaman zaman yaptığı konuşmalar yüreğimizi ağzımıza getiriyor ve bizler umudu yitirmemek için direniyoruz.

 Umutsuzlukla umudun bir arada yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Geriye dönüp baktığımızda rejimin ulus devlet paradigması aşıldı, Kürt kimliği tanındı, çok kimlikli devlet modeline geçildi veya geçiliyor; böyle bir araf durumundayız ama iktidarın ve Cumhurbaşkanı’nın Kürt meselesiyle ilgili zaman zaman yaptığı konuşmalar yüreğimizi ağzımıza getiriyor ve bizler umudu yitirmemek için direniyoruz.

Misafirimiz Jonathan Powell deneyimlerini bizlerle paylaşarak umudumuzu kaybetmememiz gerektiğini bizlerle paylaşacak diye düşünüyorum.

Misafirimiz Jonathan Powell deneyimlerini bizlerle paylaşarak umudumuzu kaybetmememiz gerektiğini bizlerle paylaşacak diye düşünüyorum.

Powell hayatının yarısı “terörist” denilen kişiler ve örgütlerle konuşarak geçmiş bir kişidir. İran’ın silahsızlanmasında büyük rol oynadı. Dünyanın çeşitli yerlerinde silahlı çatışmaların barışçı ve demokratik yollarla çözülmesi için çalışıyor. Silahlı örgütlerle hükümetler arasında arabuluculuk yapıyor.

Powell hayatının yarısı “terörist” denilen kişiler ve örgütlerle konuşarak geçmiş bir kişidir. İran’ın silahsızlanmasında büyük rol oynadı. Dünyanın çeşitli yerlerinde silahlı çatışmaların barışçı ve demokratik yollarla çözülmesi için çalışıyor. Silahlı örgütlerle hükümetler arasında arabuluculuk yapıyor.

Powell bugün dünyada çatışma süren yedi ülkede profesyonel arabuluculuk görevini yerine getirerek sorunların barışçıl bir şekilde çözülmesine katkı sağlıyor. Kürt sorunu konusunda çalışmaları olduğunu da biliyoruz. Londra merkezli Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün de yönetim kurulu üyesi kendileri. Zaman zaman Türkiye hükümetinden isimlerle gayri resmi görüşmeler yaptığı, sürecin aktörlerine ilham verdiğini de biliyoruz.

Powell bugün dünyada çatışma süren yedi ülkede profesyonel arabuluculuk görevini yerine getirerek sorunların barışçıl bir şekilde çözülmesine katkı sağlıyor. Kürt sorunu konusunda çalışmaları olduğunu da biliyoruz. Londra merkezli Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün de yönetim kurulu üyesi kendileri. Zaman zaman Türkiye hükümetinden isimlerle gayri resmi görüşmeler yaptığı, sürecin aktörlerine ilham verdiğini de biliyoruz.

Sayın Cengiz Çandar’ı zaten tanıyoruz. Çandar Kürt meselesinin çözümünün konuşulmasında devletin ve siyasetin resmi politikalarının kırılmasında Özal döneminde yaptığı danışmanlıkta çok önemli katkılar yaptı ve ondan sonra da bu meselenin barışçıl yollardan çözülmesi için yaptığı çalışmaları zaten takip ediyoruz. Konferansın gerçekleşmesindeki katkılarından dolayı Friedrich Ebert Stiftung Vakfı’na, Sayın Yasemin Ahi, Banu Güven’e; Aykırı Yayınları Yayınevi ve Sayın Seyfi Öngider’e ve basınla ilişkiler ve iletişimde gösterdiği performansı ile kurumsal olarak Point İstanbul’a, Tamer Altunay’a ve Aycan Işık’a; görsel çalışmalarıyla Selim Talay’a çok teşekkür ediyorum ve tekrar hoş geldiniz diyorum. Keyifli bir konferans diliyorum, buyurun sayın moderatörümüz.

Sayın Cengiz Çandar’ı zaten tanıyoruz. Çandar Kürt meselesinin çözümünün konuşulmasında devletin ve siyasetin resmi politikalarının kırılmasında Özal döneminde yaptığı danışmanlıkta çok önemli katkılar yaptı ve ondan sonra da bu meselenin barışçıl yollardan çözülmesi için yaptığı çalışmaları zaten takip ediyoruz. Konferansın gerçekleşmesindeki katkılarından dolayı Friedrich Ebert Stiftung Vakfı’na, Sayın Yasemin Ahi, Banu Güven’e; Aykırı Yayınları Yayınevi ve Sayın Seyfi Öngider’e ve basınla ilişkiler ve iletişimde gösterdiği performansı ile kurumsal olarak Point İstanbul’a, Tamer Altunay’a ve Aycan Işık’a; görsel çalışmalarıyla Selim Talay’a çok teşekkür ediyorum ve tekrar hoş geldiniz diyorum. Keyifli bir konferans diliyorum, buyurun sayın moderatörümüz.

 

 

Seyfi Öngider (Moderatör): Ben de hepinize hoş geldiniz diyorum.

Seyfi Öngider (Moderatör): Ben de hepinize hoş geldiniz diyorum.Seyfi Öngider (Moderatör): Seyfi Öngider (Moderatör): Ben de hepinize hoş geldiniz diyorum.

İki bölümlü bir toplantı düşünüyoruz. İlk bölümde Mister Powell ve Cengiz Bey’in yaklaşık yarım saat civarında sunum yapmasını düşündük. Sonra kısa bir 10-15 dakika mola vermeyi düşünüyoruz; bir çay kahve molası.

İki bölümlü bir toplantı düşünüyoruz. İlk bölümde Mister Powell ve Cengiz Bey’in yaklaşık yarım saat civarında sunum yapmasını düşündük. Sonra kısa bir 10-15 dakika mola vermeyi düşünüyoruz; bir çay kahve molası.

İkinci bölümde de siz katılımcıların görüşleri ve daha çok da gerek Mister Powell’a gerek Cengiz Bey’e yönelteceğiniz sorularla konuyu, belki sunumlarda ele alınmayan yönleri ve boyutlarıyla tartışmaya dönük yaklaşık kırk beş dakika-bir saat toplantıyı sürdürmeyi düşünüyoruz.

İkinci bölümde de siz katılımcıların görüşleri ve daha çok da gerek Mister Powell’a gerek Cengiz Bey’e yönelteceğiniz sorularla konuyu, belki sunumlarda ele alınmayan yönleri ve boyutlarıyla tartışmaya dönük yaklaşık kırk beş dakika-bir saat toplantıyı sürdürmeyi düşünüyoruz.

 Mister Powell’ın sunumuna yönelik çerçeve önerilerine yardımcı olması için ben kısaca birkaç noktaya değinmek istiyorum.

 Mister Powell’ın sunumuna yönelik çerçeve önerilerine yardımcı olması için ben kısaca birkaç noktaya değinmek istiyorum.

Mister Powell bizim de İngilizce başlığını tamamen Türkçeye çevirerek “Terörist/Teröristlerle Konuşmak” diye yayınladığımız kitabının Türkiye baskısı için kendisinden bir önsöz istemiştik. O önsözde çözüm sürecini yakından takip ettiğini ve barışçıl yollardan bir sonuca ulaşması konusunda da iyimser olduğunu söylüyor, şöyle diyor “Çözüm sürecini birkaç yıldır yakından izleyen iyi bir gözlemci olarak meselenin barışçıl bir şekilde çözüleceğine kesinkes inanıyorum. Bu kez çözüm ihtimali gerçekten yüksek. Kesinlikle öyle olmasını umuyor ve bekliyorum” diyor ve yine “çözüm sürecinin başarıya ulaşması açısından tarafların, iki tarafta da güçlü, kararlı, risk alacak, bu sürece yönelik eleştiri ve tepkileri göğüsleyebilecek liderlerin bulunmasının bir avantaj olduğunu” söylüyor.

Mister Powell bizim de İngilizce başlığını tamamen Türkçeye çevirerek “Terörist/Teröristlerle Konuşmak” diye yayınladığımız kitabının Türkiye baskısı için kendisinden bir önsöz istemiştik. O önsözde çözüm sürecini yakından takip ettiğini ve barışçıl yollardan bir sonuca ulaşması konusunda da iyimser olduğunu söylüyor, şöyle diyor “Çözüm sürecini birkaç yıldır yakından izleyen iyi bir gözlemci olarak meselenin barışçıl bir şekilde çözüleceğine kesinkes inanıyorum. Bu kez çözüm ihtimali gerçekten yüksek. Kesinlikle öyle olmasını umuyor ve bekliyorum” diyor ve yine “çözüm sürecinin başarıya ulaşması açısından tarafların, iki tarafta da güçlü, kararlı, risk alacak, bu sürece yönelik eleştiri ve tepkileri göğüsleyebilecek liderlerin bulunmasının bir avantaj olduğunu” söylüyor.“Çözüm sürecini birkaç yıldır yakından izleyen iyi bir gözlemci olarak meselenin barışçıl bir şekilde çözüleceğine kesinkes inanıyorum. Bu kez çözüm ihtimali gerçekten yüksek. Kesinlikle öyle olmasını umuyor ve bekliyorum” “çözüm sürecinin başarıya ulaşması açısından tarafların, iki tarafta da güçlü, kararlı, risk alacak, bu sürece yönelik eleştiri ve tepkileri göğüsleyebilecek liderlerin bulunmasının bir avantaj olduğunu”

Hem önsözünde hem de bugüne kadar vermiş olduğu Türkiye medyasında çeşitli röportajlarda da altını çizdiği gibi hakikaten örneğin bir yanda Tayyip Erdoğan’ın bir yandan Abdullah Öcalan’ın bu güçlü liderlik profiline uygun isimler olduğunu söylüyor. Şimdi son zamanlarda galiba tam da bu noktalardan başlayan birtakım sorunlar ortaya çıkıyor gibi görünüyor. Ben Mister Powell’dan bu duruma değinmesini isteyeceğim: Çünkü bu taraflardan güçlü lideri birisi Tayyip Erdoğan.  Erdoğan son zamanlarda bu süreçte birtakım sorunlara yol açan, hatta bu süreci çeşitli gözlemcilerin sabote ettiğini düşündüğü tarzda, birtakım söylemler geliştirdi, birtakım tavırlar sergilemeye başladı. “Kürt sorunu yoktur artık” demekten başlayıp, 1990’ların “Ne olamıyorlar ki Kürtler? Her şey oluyorlar; başbakan, cumhurbaşkanı, general, daha ne istiyorlar” noktasına kadar geldi. Gerçi HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder bu sözlere eskiden verilen bir cevabı tekrarladı:“Kürtler her şey olabiliyor ama bir tek Kürt olamıyorlar diye”.

Hem önsözünde hem de bugüne kadar vermiş olduğu Türkiye medyasında çeşitli röportajlarda da altını çizdiği gibi hakikaten örneğin bir yanda Tayyip Erdoğan’ın bir yandan Abdullah Öcalan’ın bu güçlü liderlik profiline uygun isimler olduğunu söylüyor. Şimdi son zamanlarda galiba tam da bu noktalardan başlayan birtakım sorunlar ortaya çıkıyor gibi görünüyor. Ben Mister Powell’dan bu duruma değinmesini isteyeceğim: Çünkü bu taraflardan güçlü lideri birisi Tayyip Erdoğan.  Erdoğan son zamanlarda bu süreçte birtakım sorunlara yol açan, hatta bu süreci çeşitli gözlemcilerin sabote ettiğini düşündüğü tarzda, birtakım söylemler geliştirdi, birtakım tavırlar sergilemeye başladı. “Kürt sorunu yoktur artık” demekten başlayıp, 1990’ların “Ne olamıyorlar ki Kürtler? Her şey oluyorlar; başbakan, cumhurbaşkanı, general, daha ne istiyorlar” noktasına kadar geldi. Gerçi HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder bu sözlere eskiden verilen bir cevabı tekrarladı:“Kürtler her şey olabiliyor ama bir tek Kürt olamıyorlar diye”.

Bu süreci sürüklemesi, bu sürece yönelik eleştirileri göğüslemesi beklenen lider Tayyip Erdoğan, parlamenter sistemi bekleme odasına aldığı gibi bu süreci de bekleme odasına almış gibi görünüyor.

Bu süreci sürüklemesi, bu sürece yönelik eleştirileri göğüslemesi beklenen lider Tayyip Erdoğan, parlamenter sistemi bekleme odasına aldığı gibi bu süreci de bekleme odasına almış gibi görünüyor.

 Bu açıdan bakarak Mister Powell ne düşünüyor, bunu nasıl değerlendiriyor?

 Bu açıdan bakarak Mister Powell ne düşünüyor, bunu nasıl değerlendiriyor?

Sunumunda bunu değerlendirirse iyi olur, bizim önümüze yeni bir tartışma açısından perspektif açabilir ve özellikle Tayyip Erdoğan üzerinden Türkiye’nin son zamanlarda giderek otoriterleştiği, bu ülkede demokrasi adına ne varsa ondan giderek uzaklaştığına ilişkin eleştirilerin yoğunlaştığını biliyoruz. Dolayısıyla şöyle bir soru hepimizin karşısında duruyor: Çözüm süreci denilen süreç, Kürt meselesini çözecekse, bu Türkiye’nin daha otoriterleştiği bir süreçte ne kadar çözülebilir ya da nasıl çözülebilir? Daha otoriter bir sisteme doğru sürüklendiği söylenilen pek çok siyasi gözlemcinin, yorumcunun böyle gördüğü, bir Türkiye’de bu çözüm sürecinin ilerlemesi, Kürt meselesinde çözüm açısından daha iyi noktalara gelmemiz ne kadar, nasıl mümkün olacak?

Sunumunda bunu değerlendirirse iyi olur, bizim önümüze yeni bir tartışma açısından perspektif açabilir ve özellikle Tayyip Erdoğan üzerinden Türkiye’nin son zamanlarda giderek otoriterleştiği, bu ülkede demokrasi adına ne varsa ondan giderek uzaklaştığına ilişkin eleştirilerin yoğunlaştığını biliyoruz. Dolayısıyla şöyle bir soru hepimizin karşısında duruyor: Çözüm süreci denilen süreç, Kürt meselesini çözecekse, bu Türkiye’nin daha otoriterleştiği bir süreçte ne kadar çözülebilir ya da nasıl çözülebilir? Daha otoriter bir sisteme doğru sürüklendiği söylenilen pek çok siyasi gözlemcinin, yorumcunun böyle gördüğü, bir Türkiye’de bu çözüm sürecinin ilerlemesi, Kürt meselesinde çözüm açısından daha iyi noktalara gelmemiz ne kadar, nasıl mümkün olacak?

 Bu konuda Mister Powell’in görüşlerini merak edeceğiz.

 Bu konuda Mister Powell’in görüşlerini merak edeceğiz.

Nihayet 7 Haziran seçimleri var. Seçim kampanyaları artık başlamış durumda. Devlet ve Kürt tarafı açısından birbirlerine güvensizlikleri çok ciddi boyutlardaydı, şimdi bu seçim kampanyasının hızlanmasıyla birlikte çözüm sürecinde partner gibi ele alınan iki parti, yani AKP ve HDP doğal olarak çok ciddi bir siyasi mücadelenin de içine girdiler ve öyle bir noktaya geldindi ki, herkes artık HDP’nin barajı aşıp aşamayacağını konuşuyor. Bu süreci destekleyen, Kürt meselesinin demokratik ve barışçı yollardan çözüme ulaşmasını isteyenler, HDP’nin ne kadar barajı aşmasını arzuluyorsa, bu süreçte HDP’nin partneri gibi duran AKP de aynı şekilde HDP’nin barajı aşmasını istemiyor. HDP’nin barajı aşması adeta AKP’nin kâbusu haline gelmiş durumda ve seçimlere ilişkin nerede bir tartışma, nerede bir sohbet varsa, bu konuşuluyor. Bu açıdan dünyadaki başka örneklere de bakıldığında çözüm sürecinde partner olan iki siyasi örgütlenme, iki siyasi odağın bu ölçüde bir karşı karşıya gelmesi, bu ölçüde bir siyasi kavgaya girmesi bu sürecin geleceği açısından ne olur, ne ifade eder, nasıl gelişir? Bu konuda diğer uluslararası örnekler bize ne anlatıyor, o konuda Mister Powell’in söyleyecekleri ilginç olacaktır.

Nihayet 7 Haziran seçimleri var. Seçim kampanyaları artık başlamış durumda. Devlet ve Kürt tarafı açısından birbirlerine güvensizlikleri çok ciddi boyutlardaydı, şimdi bu seçim kampanyasının hızlanmasıyla birlikte çözüm sürecinde partner gibi ele alınan iki parti, yani AKP ve HDP doğal olarak çok ciddi bir siyasi mücadelenin de içine girdiler ve öyle bir noktaya geldindi ki, herkes artık HDP’nin barajı aşıp aşamayacağını konuşuyor. Bu süreci destekleyen, Kürt meselesinin demokratik ve barışçı yollardan çözüme ulaşmasını isteyenler, HDP’nin ne kadar barajı aşmasını arzuluyorsa, bu süreçte HDP’nin partneri gibi duran AKP de aynı şekilde HDP’nin barajı aşmasını istemiyor. HDP’nin barajı aşması adeta AKP’nin kâbusu haline gelmiş durumda ve seçimlere ilişkin nerede bir tartışma, nerede bir sohbet varsa, bu konuşuluyor. Bu açıdan dünyadaki başka örneklere de bakıldığında çözüm sürecinde partner olan iki siyasi örgütlenme, iki siyasi odağın bu ölçüde bir karşı karşıya gelmesi, bu ölçüde bir siyasi kavgaya girmesi bu sürecin geleceği açısından ne olur, ne ifade eder, nasıl gelişir? Bu konuda diğer uluslararası örnekler bize ne anlatıyor, o konuda Mister Powell’in söyleyecekleri ilginç olacaktır.

 Nihayet özellikle Tayyip Erdoğan’ın son zamanlarda IRA örneğine çok gönderme yaptığını biliyoruz. Sık sık IRA’nın silahları betona gömdüğünü ve PKK’nın da silahları gömüp öyle görüşmelere devam edilebileceğini söylüyor. Bu kitabı okuyanlar Erdoğan’a bunu söylemiş olabilirler ama çok eksik bilgiler vermişler belli ki. IRA silahları ne zaman, hangi noktada gömdü, nasıl gömdü, buraya ne zaman gelindi ve gerçekten de bizim şu bulunduğumuz aşamada görüşmelerin devam etmesi ya da bir müzakereye dönüşmesi açısından Kürt tarafına böyle bir şart ileri sürülebilir mi? Bu nedir, bu açıdan Mister Powell durumu değerlendirirse iyi olur.

 Nihayet özellikle Tayyip Erdoğan’ın son zamanlarda IRA örneğine çok gönderme yaptığını biliyoruz. Sık sık IRA’nın silahları betona gömdüğünü ve PKK’nın da silahları gömüp öyle görüşmelere devam edilebileceğini söylüyor. Bu kitabı okuyanlar Erdoğan’a bunu söylemiş olabilirler ama çok eksik bilgiler vermişler belli ki. IRA silahları ne zaman, hangi noktada gömdü, nasıl gömdü, buraya ne zaman gelindi ve gerçekten de bizim şu bulunduğumuz aşamada görüşmelerin devam etmesi ya da bir müzakereye dönüşmesi açısından Kürt tarafına böyle bir şart ileri sürülebilir mi? Bu nedir, bu açıdan Mister Powell durumu değerlendirirse iyi olur.

Netice itibariyle ben şöyle tamamlayayım: Cengiz Bey de görüşlerini aktaracaktır. Kürt tarafıyla görüşmeler ve bu sürecin görüşmelerle çözümlenmesi açısından ilk girişim 2013 başında yapılmadı, çok daha öncesinden çeşitli temaslar var ama 2013 yılbaşı ve özellikle de 2013 Mart’ından itibaren biliyoruz ki bu süreç hızlandı. Hızlandı ama geldiğimiz noktada Türkçede bir deyim vardır –herhalde İngilizcesinin de karşılığı vardır- bazen bir şeyi değerlendirirken, bir mesafeyi alıp almadığımızı konuşurken “Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, arkamıza baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz” deriz. Çözüm sürecinde böyle bir şey mi var? Ne kadar gittik, hakikaten gittiğimiz mesafe, arkamızda kalan mesafe bir arpa boyu yol mudur? Süreci değerlendirirken bu kadar karamsar olmamız eğer haksızlıksa, Mister Powell bizi daha iyimser kılmak açısından neler söyleyebilir diye merak ediyoruz ve sözü Mister Powell’a bırakıyoruz, buyurun Mister Powell.

Netice itibariyle ben şöyle tamamlayayım: Cengiz Bey de görüşlerini aktaracaktır. Kürt tarafıyla görüşmeler ve bu sürecin görüşmelerle çözümlenmesi açısından ilk girişim 2013 başında yapılmadı, çok daha öncesinden çeşitli temaslar var ama 2013 yılbaşı ve özellikle de 2013 Mart’ından itibaren biliyoruz ki bu süreç hızlandı. Hızlandı ama geldiğimiz noktada Türkçede bir deyim vardır –herhalde İngilizcesinin de karşılığı vardır- bazen bir şeyi değerlendirirken, bir mesafeyi alıp almadığımızı konuşurken “Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, arkamıza baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz” deriz. Çözüm sürecinde böyle bir şey mi var? Ne kadar gittik, hakikaten gittiğimiz mesafe, arkamızda kalan mesafe bir arpa boyu yol mudur? Süreci değerlendirirken bu kadar karamsar olmamız eğer haksızlıksa, Mister Powell bizi daha iyimser kılmak açısından neler söyleyebilir diye merak ediyoruz ve sözü Mister Powell’a bırakıyoruz, buyurun Mister Powell.Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, arkamıza baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz”