Daha fazla geç kalmadan:

Ahmet Taştan  04/06/2012 3:25:17 (473 okunma)





Daha fazla geç kalmadan:

Halil Berktay’ ın 1 Mayıs 1977
 ile ilgili yazısını okuduğumda, o gün daha öncesi ve sonrası ile ilgili yaşadıklarımdan hatırladıklarımı yazmayı düşünmüş ama karar vermemiştim...

Birinci neden, 1 Mayıs 1977’
 ye birlikte katıldığım arkadaşlarıma haber vermem gerekir diye düşündüm. Konu onları da ilgilendirdiği için, onların izinlerini almadan yazmam/ anlatmam doğru olamazdı... Yapabildiğim kadar ulaşmam gereken arkadaşlara ulaştım ... 

İkinci neden; bu arada tatile çıkmıştım...

1 Mayıs 1977'inin bende bıraktığı ve aklımda kalanları üç bölümde toparlayıp izah edeceğim :

1)
 I Mayıs 1977'ye ÜRÜN Sosyalist Dergi çalışanları (Ural Ateşer, Faruk Özkal, Ben, Selçuk Uzun) + Ural Ateşer’ in annesi + Ural Ateşer ‘ in bir akrabası (Hikmet) ve ÜRÜN adını taşıyan kamyonetin şöförü olarak toplam 7 kişi ile katıldık...

Arabamız kürsünün otele göre sağ tarafında, otobün duraklarının yanında park etti...
 İlk kurşun sesini Maocuların geleceği Tarlabaşı tarafından duydum... Sonrada arkamızda kürsü tarafından yoğun ateş edildiğini duydum... Kocaman alan boşaldı...

Ben kamyonetin yanında şaşkın ayakta dikeliyordum, saklandığımı hatırlamıyorum.. Bir arkadaşımız kamyonetteki
 ÜRÜN parkartını yırttı, hedef olmıyalım diye... Otelden bizden tarafa kurşun gelse açıkca ortadaydım... Bu arada arkamızdan iki insan geldi, birisi daha sağa gitti, öteki önce bizim kamyoneti kendine siper aldı, sonrada Ural Ateşer’ in annesini kamyonetten (yaşlı olduğu için kamyonette şöförünün yanında oturuyordu)‘’polisler yaşlı kadınlara ateş etmez’’ diyerek kendisine siper yapmak amacıyla indirmeye çalıştığını hatırlıyorum.. Ve Ural’ın ana-avrat söverek o tabancalı genci kovaladığını hatırlıyorum....

2) SİPER OLMADI :
 1 Mayıs 1977’deki resmimize baktığımda, yakamızda 30 Nisan’ da ölen Mehmet YAPICI’nın resmini görüyorum...

Kimdi Mehmet YAPICI ?
 Annemin amcasının oğlu, yani dayım oğluydu... Bir hafta öncesinde kafasına ülkücüler tarafından vurulan tabanca kabzası sonucu beyin kanaması geçirip bitkisel hayata girmiş.. 30 Nisan’da da ölmüştü... Bu arada ablası Eskişehir’den ve babası İsmail YAPICI da Karaözü’nden İstanbul’a gelmişlerdi...
Mehmet, Fikirtepe Eğitim Enstitüsü’nde okulu bitirdikten sonra ihtisas amacıyla bir yıl daha kalan, bir dolu müzik aletini çok iyi çalan İGD üyesi bir gençti...

30 Nisan günü morgun kapısında (Sultanahmet’te) bir dolu
 İGD’li de vardı.. Dayım İsmail YAPICI’ ya (Mehmet’in babası ertesi günü I Mayıs törenlerine Mehmet’in tabutunu götürmeyi teklif ettiler...) Çok sert, hatta küfürlü bir tepki göstererek : ’’Dirisine sahip çıkamadınız, tabutunu yarın orada size siper ettirmem’’ dedi... Ve MEHMET YAPICI’ nın tabutu SİPER OLMADI... Karaözü’nde bizsiz gömüldü...

İsmail YAPICI
 siyasetle uğraşmayan yetenekli, zanaatkar bir köylüdür...

3)
 Ben Ürün’le, annem (ev kadını) öğretmen olan teyzemlerle birlikte Töb-Der‘le, babam yine Töb-Der’le, iki kız kardeşimde İGD ile 1MAYIS 1977‘ye katıldık...

1 Mayıs öncesi gerginliği yaratanların ortaya çıkıp özeleştiri yapmalarını yıllarca bekledim.... Ve yıllarca daha bekliyeceğim... Ancak
 Berktay’ ın açıklaması ile bazılarının elinden bırakmadığı 1 Mayıs 1977 akide şekeri (elma şekeride denebilir) biraz biberlendi, o kadar hoş bir tad bırakmıyor ağızda...

Maden-İş’den bir bölge temsilcisi arkadaşım
 (kendisini bulup konuşamadığım için adını yazmıyorum) ‘’bizdeki görevlilerde silah vardı’’ demişti...

‘’Maocu Bozkurtlar’’ sözünü yaratan insanların da gerginlikte sorumlulukları vardı..

Bir kitle eyleminde havanın yumuşamasını sağlaması gereken siyasi örgütlerin, tam bunun tersini yaratmadaki sorumluğunu göz ardı etmemek gerekir...

1994’de ilkez Türkiye’ ye dönebildiğimde,
 Karaözü’nde, Mehmet Yapıcı’nın annesi Elif Bacıyla karşılaştım... Ağlayıp sarılarak beni öptü, birde şunu dedi : ‘’sen geldin yine de, Mehmet orda yatıyor.‘ 


3 Hazıran 2012 /Stockholm

Dostca selamlarımla...