Darbe karşıtlığından Suudileşmeye

 

 

 

Ve Cumhuriyet tarihinde bir ilk gerçekleşti. Asker ocağını peygamber ocağı olarak kutsayıp tüm darbeleri davul zurna ile karşılayan Türk halkı, 15 Temmuz darbe girişiminde tankların üstüne yürüyerek kışlaları kuşatma altına aldı. Bu darbe girişiminin engellenmesi demokrasi adına ciddi bir kazanım olmakla birlikte, bugüne kadar bu ülkede yaşanılan darbelerin ardında gerici güçlerin olduğunu bir kez daha açığa çıkarmıştır. Bu gerici güçleri ardına almadan bu ülkede hiçbir zaman hiçbir darbenin gerçekleşemeyeceği bir kez daha çok açık bir netlik kazanmıştır. Art arda gerçekleştirilen sivil darbelerin ardındaki gerici güçler, kendilerine karşı yapıldığını düşündükleri askeri darbeye karşı kışlaları kuşatması her şeye rağmen demokrasi adına ciddi bir kazanımdır. Ama şunun çok açık ve net olarak bilince çıkartılması gerekir. Bu kazanım demokratik güçlerin kazanımı değildir. Bu coğrafya şimdi çok daha büyük bir gericilikle karşı karşıyadır. Erdoğan – Ergenekon, Sivil -  Asker ittifakı pekiştirilip perçinlenerek hızla gericiliğe yelken açılacaktır. Önümüzdeki süreçte bu coğrafyada kalan demokratik kırıntıların katlediliş süreci olmaması için daha duyarlı olunması gereken ayrı ve yeni bir sürecin içine girmiş bulunmaktayız.

Vicdanın yok edilerek, dinin, imanın uçkurla eş tutularak, her fırsatta tekbirle cihat edebiyatı yapanlar, askeri darbe karşıtlığını, camilerden okunan Selal’arla, meydanlardaki tekbirlerle, tüm toplumda cihat edebiyatının Milli İrade’ye dönüştürülmesi için kullanmıştır ve kullanmaya da devam edecektir.

Tüm darbeler, İster askeri, ister sivil olsun tüm darbeler, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri için ciddi tehditlerdir. Ardında hangi güçler olursa olsun, tüm darbelerin karşısında olmak, durmak, demokrasi, barış ve özgürlüklerden yana olanların kaçınılmaz bir görevidir. Bu yadsıma ve tartışma kabul etmeyen bir gerçek olmakla birlikte, demokrasi ve özgürlüklerden yana olanların satır aralarında verilen mesajları ciddiye alması ve iyi okuması gerekir. Şunun asla unutulmaması gerekir. Bu coğrafya insanının şekillendirilip kanalize edilmesinde gerek askeri, gerekse sivil darbelerin ciddi anlamda etkinliği ve rolü olmuştur.  

 Ve şimdi, tüm toplumda, hiçbir kesimin ret edemeyeceği darbe karşıtlığı demokratik söylemiyle sokağa çıkan kitlelerin arasında yükselen cihatçı-şeriatçı söylemlerin ardında en azından % 50’lik bir toplumsal desteğin olduğu algısı-imajı yaratılıp pekiştirilmeye çalışılarak tüm toplum hızla dizayn edilmeye çalışılacaktır. Dizayn sürecinin dışında ve karşısında kalan tüm kesimler, en ufak, en sıradan demokratik taleplerinde bile paralellikle, alışık olunan vatana ve millete ihanet teranesi ile itham edilerek mahkûm edilmek istenecektir.

Daha dün, darbenin karargâh merkezi Gazi Mahallesi imiş gibi, Gazi Mahallesi polis desteğinde bir grup AKP’lilerin saldırılarına maruz kalmıştır. Bu vb. başka saldırılarda darbe karşıtlığına indirgenip eşleştirilerek gerçekleştirilmiştir. Bu saldırılar kendi içinde oldukça ciddi anlamlar içermektedir.

Türkiye tehlikeli son dönemecin eşiğine gelmiştir. Bu eşik Suudileşme eşiğidir.

Yaşanılan onca anti demokratik uygulama ve adımlarda bedel ödemekten ürküp kaçınarak demokratik taleplerde ısrarcı ve kararlı bir tutum takınılamaması nedeniyle demokrasiden yana olan tüm toplumsal güçlerin işi bundan sonra artık daha zor olacaktır. Herkese hayırlı olsun. 16.07.2016 .