GÜNÜMÜZDE STRATEJİK DÜŞÜNCENİN YENİ PARADİGMALARI – V-a


Gönderen Ataman Aksoyek - 19/06/2012 10:45:01 (443 okunma)



GÜNÜMÜZDE STRATEJİK DÜŞÜNCENİN YENİ PARADİGMALARI – V-a

RUSYA FEDERASYONU’NUN STRATEJİK DOKTRİNİNİ BELİRLEYEN AKTÖRLER


Rusya’nın stratejik düşüncesi, eski dönemde olduğu gibi, devletin güvenliği üzerine bina edilmiş kısa, orta ve uzun dönemli planlarından oluşmaktadır. Bu jeopolitiğin üretilmesinde temel alınan ABD ve Avrupa’nın stratejileridir. Rusya için NATO (ABD ve Avrupa) vazgeçilmez karşıtlardır. Son dönemde bunlardan bağımsız olarak kendi demografik ve çevreyi ilgilendiren unsurları da stratejilerinin geliştirilmesine kattığı görülmektedir. Rusya’nın bu konularda kendine çizdiği yolun geniş alana yayılmış, değişen koşullara göre değişebilen olduğu da dikkatleri çekmektedir.

Rusya Federasyonu’nda strateji projeleri nasıl üretiliyor? Rusya’nın stratejik doktrinini üreten temel kuruluş “Ulusal Güvenlik Konseyi”dir (SBN). Son dönemde bu kaynağa değişik merkezlerin de katıldığını görüyoruz. Bunlar yine son dönemde oluşan/oluşturulan büyük işletmeler ve çekirdek halinde dahi olsa, sınırlı etkileriyle, sivil toplum kuruluşlarıdır.

2012 yılı başında, 2008 yılından beri SBN’in yöneticisi, 1991 yılında Moskova darbesinden sonra lav edilmiş olan KGB’nin yerini alan, FSB’nin (Rusya Federasyonu Federal Güvenlik Servisi) eski başkanı olan Alexandre Bortnikov’dur. Bu Konsey bir koordinasyon merkezi gibi de çalışmaktadır. Değişik sorunlar, değişik projeler için kendi dışındaki araştırma bürolarına, düşünce kuruluşlarına, üniversitelere, Bilimler Akademisine de projeler vermektedir. Bu çalışmalar yapılırken FSB, SVR (Rusya Federasyonu Dış İstihbarat Servisi)GRU (Silahlı Kuvvetler Kurmay Başkanlığı Haberalma Yönetimi) servisleriyle devamlı olarak “konsültasyon” yapılmaktadır.

Bütün bilgi ve görüşlerin toplanmasıyla oluşan bilgi ve metinler SBN çerçevesinde oluşturulan sonuç belgeleri haline getirilip hükümete veriliyor. Devlet başkanının imzası ile de kesinlik kazanıyor. Cumhurbaşkanı’na ve başbakana bağlı olan idari kadro da bu kararların önceliklerini tayin edip uygulamaya başlıyor. Son yıllarda idari mekanizmanın uygulama sırasında alınan bu kararları önemli oranda etkiledikleri gözlemlenmektedir. Rusya Federasyonu için güvenlik stratejilerinin oluşturulması söz konusu olduğunda, Sovyetler döneminde olduğu gibi, NATO (ABD + Avrupa) mutlaka gözden uzak tutulmaması gereken unsurlar olduğu için, ülkenin ulusal stratejileri saptanırken askeri açıdan bakışın belli oranda ağırlık kazandığı görülür. Bush’un tek kutuplu dünya sistemi gündemde olduğu dönemde bu etki daha güçlüydü. Obama döneminde bu etkinin artmadığını, sistem içindeki sivil elemanların sayısının arttırıldığını görüyoruz. 

Askeri elemanlar, yapıları gereği ulusal stratejilerde etkinliklerinin artması yatırımların askeri amaçlı, askeri endüstriye kaymasını tercih eder. Hâlbuki Rusya Federasyonu’nun yeni yatırımlara ve yenilenmelere gereksinimi vardır. Sosyal yatırımlara ağırlık vermek zorundadır. Bu değişik yeni bakış açısı siviller ile askerler arasında fikir ayrılıkları oluşturmaktadır. Askerin gereksinimlerini karşılamak için, Rusya Federasyonu’nun, büyük yatırımlar yerine, zaman zaman, Fransa ve İtalya’dan (daha ekonomik ve satın alabildikleri için) satın alışlar yaptığını görüyoruz.

Ulusal Stratejilerin oluşmasında, FSB,SVR, GRU’nun da, özellikle kısa ve orta süreli tehlikeleri belirlemede etkinliği şüphesiz ki büyüktür. FSB yurt içi güvenlik sorularıyla ilgilenmektedir. Çalışma alanı içine belli bölgelerin ekonomik sorunları, yolsuzluklar, doğa felaketleriyle, sivil güvenlikle, terörizm de girmektedir. Özet olarak ülkenin genel güvenliği sorumluluk alanıdır diyebiliriz.

SVR ve GRU’nun güvenlikle ilgili değerlendirmeleri askeri alanları ve ülkenin dış düşmanlarını konu olarak almaktadır.

Dışişleri Bakanlığı (MİD) ve ona bağlı kuruluşlarda çalışan uzmanların güvenlik konseptine önemli katkılarına işaret etmek gerekir. Bu bakanlığın 2004 yılından buyana başında olan Bakan Sergueï Lavrov’un ağırlığı da düşünülmelidir. Dışişleri bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olanDiplomatik Akademi bu bakanlık çatısı altında bir düşünce üretme merkezi gibi çalışmakta, seminerler, konferanslar düzenlemekte ve hatta bu toplantılara Rusya dışından da misafirler çağrılmaktadır.

Yukarıda sıralamaya çalıştığımız kuruluşların ürettikleri güvenlik doktrini Rusya Federasyonu’nun güvenlik stratejisini oluşturmaktadır ve görüldüğü gibi çok geniş bir çevrenin hazırladığı bu belge batı ülkelerinde olduğundan daha geniş stratejik elemanı kapsamakta ve Ulusal Güvenlik konseyi tarafından da merkezileştirilmektedir. 

Uygulama süresinde idari mekanizmaların katkıları günlük değişikliklere de olanak sağlamaktadır. Bu yöntemin ana hatlarıyla son on beş yıldan buyana uygulandığını biliyoruz. Bu plan Rusya’nın dev kuruluşlarına (Gazprom, Rosneft, Loukoil, Severstal ve diğerlerine de) ve ülke ekonomisine daha etkin bir çalışma alanı planlarını da yaratmaktadır.

Rusya Federasyonu’nun ekonomisinin ciğerlerini oluşturan özel (bunların da % 50’si devlete aittir) veya devlet şirketlerinin dolayısıyla ülkenin uluslar arası alanda etkinliğini arttırmaktadır. Son yılların bu gelişmesi hem sözünü ettiğimiz dev kuruluşlara saygınlık ve etkinlik kazandırmakta, hem de stratejik yapılanmalarında, dış işleri çalışmalarına politik ve ekonomik katkılar sağlamaktadır. Bunun en canlı örneklerini Afrika ve Güney Amerika’da görüyoruz. Başkan Medvedev’in 2009’da yaptığı Asya- Atlantik’le ilgili enerji yol haritasında bu bölgeye de vurgu yaptığını gördük.

İlginçtir, Rusya Federasyonu’nun yol haritasında Çin, Hindistan ve Asya ülkelerine ayrıntılı olarak değinmediğini, ağırlığı Avrupa ve ABD’ye verdiğini görüyoruz. Bu eğilimin aksi, son dönemde ABD’nin dış politikasındaki hakim yönlenme olmaya başlamıştır. Bu davranışın söz konusu ülkelerin şu anda önde gelen hedefler olmadığını ama tüm gözden uzak tutulmadığı anlamına da alınabilir.

Bütün bu gelişmeler sürecinde, Rusya Federasyonu, Sovyetler döneminden miras olarak aldığı, “en kötü seçenek” opsiyonunu hiçbir zaman terk etmedi. Son dönemlerde bu stratejinin uygulamalarını Polonya ve Çekoslovakya’ya füze sistemleri yerleştirilme projelerine alınan tavırda gördük.

Bu mekanizma 2000 yılında Putin’in iktidara gelmesiyle başlayan bir yeniliktir. Özellikle üniversitelerin, düşünce kuruluşlarının, büyük işletmelerin ve sınırlı oranda dahi olsa sivil toplum kuruluşlarının bu sürece katılmaları Rusya Federasyonu için, Putin dönemiyle, ağır ağır yerleşmeye başlamıştır. Sistem, sosyal bilimler, çevrebilim, demografi alanında uzmanlaşmış kişi ve kurumlarım katılmalarına ve bu alanda çalışan kurumların müesseseleşmesini sağlamayı amaçlıyordu. Bu sistemin resmen yerleşmesi 2009 yılı başında, Putin’in girişimiyle hazırlanan, Başkan Medvedev tarafından onaylanan, Rusya tarihinde yeni olan “Gelişme İle (yoluyla) Güvenlik” belgesiyle oldu.

DEĞİŞEN DURUMLAR

2008 yılı Ağustos ayından bu yana Rusya Federasyonu için üç önemli olay yaşandı.

Evvela; 29 yıl ve 1979 Afganistan olaylarından sonra ilk defa Rusya / Sovyet orduları belirli sınırları aşarak, haklı veya haksız, hukuka uygun veya ters bir şekilde başka bir ülkenin topraklarına girdi.

Rusya Federasyonu için Gürcistan seferi başarıyla biten basit bir olaydı. Ama sonuçları önemliydi.

Saniyen, Başkan Obama’nın seçilmesiyle ABD’nin politikasında köklü değişmeler yaşandı. Temel politik çizgi olarak Türkçe’ye “Yumuşak Güç” olarak çevrilen “Soft Power” stratejisi benimsendi. Obama’nın başkanlığı devralmasından dokuz ay sonra, kendisinden evvel uygulanan “hard power”politikasının bırakıldığı görüldü. Tek kutuplu dünya görüşü tek edildi. Çok kutuplu bir dünya görüşü ve uygulaması görüntüsü verme ilkesi benimsendi. Bunlar Rusya Federasyonu’nu, izafi de olsa, rahatlatan değişikliklerdi.

Rusya, kendini zayıflatmaktan ziyade güçlendirecek olan, ABD’nin uzattığı eli rahatlıkla sıktı. İki süper güç 2009 ilkbaharında, Obama’nın Moskova ziyareti sırasında, 1991 yılında imzalanmış ve 5 Aralık 2009 tarihinde son bulan “START 1” antlaşmasının yerini alacak bir sözleşme için anlaştılar. 

Kanımca, gelişmeleri daha sağlıklı anlatabilmek için, bir noktaya vurgu yapmakta yarar var. Müzakerelerle ilgili olarak genele yansımada Moskova’nın çok uysal olduğu, Obama’nın bütün isteklerini kabul etmekte olduğu izlenimi yayıldı. Ama müzakere sonuçlarını incelendiğinde Rusya Federasyonu’nun hiçbir geri adımının izine rastlayamazsınız.

- İran konusunda geri adım atmadı.
- Stratejik nükleer silahların azaltılmasında ikili eşitliği kabul ettirdi. Nükleer başlık sayısı 4000’den 1500’e indirilecekti. Ama Rusya Federasyonu’nun elinde yine de kendini koruyacak, caydırıcı sayıda başlık kalıyordu.

MALİ KRİZ VE FUYSA FEDERASYONU

Dünya’yı yaygın şekilde etkisine alan mali bir kriz yaşandı (ve yaşanıyor). Bütün Dünya’yı etkileyen bu mali krizin Rusya Federasyonu’na etkisini irdelemeye çalışalım.

Dünya mali Krizi Rusya Federasyonu’nu da dolaylı olarak etkiledi. Evvela vergi girdilerinde, özellikle sayıları ve etkinlikleri azalmış bile olsa, büyük işletmelerin sahibi oligargların zayıflamasıyla vergi girdilerinde düşüş oldu. Bu gayri safi milli hasıla’ya % 7 şeklinde yansıdı.

Rusya Federasyonu’nun uluslar arası piyasadan, krize girmiş olan bankalar dünyasından beklediği kredileri alamadı. Rusya Federasyonu’nun dış satımında önemli bir kalem tutan petrol mamullerinde de hem fiyat hem de satış miktarında düşüş oldu. Bu düşüş, 2002 yılından beri devam eden belli bir bütçe fazlası sonu, stabilizasyon fonunda birikmiş olan 700 milyar dolar bir bütçeyle (2008 sayılarına göre) ön görülen kuruluşlara değişik şekillerde yardım edilmesini engellemedi ve devlet bu kuruluşlardaki etkinliğini arttırdı. 2009’dan başlayarak artan petrol ürünleri fiyatı Rusya Federasyonu’nun rahatlamasını getirdi.

YENİ GÜVENLİK POLİTİKASI ; GELİŞME YOLUYLA GÜVENLİK

Rusya Federasyonu 1997’de saptadığı 2000 yılında değişikliklere uğrayan güvenlik politikasını, 2008’deki Gürcistan krizinden sonra kökten gözden geçirdi ve 12 Mayıs 2009’da yeni stratejisini yürürlüğe koydu. Program 1997’de yapılan, 2000 yılında yenilenen programdan çok değişik değildi. Önemli değişiklik programa yeni giren elemanlarda görülmekteydi

Batı kaynaklı jeopolitik yorumcuları Rusya Federasyonu’nun yeni stratejilerini politik içerikten yoksun, ağırlığın ekonomiye ve batı ile olan çelişkilere verildiğini söylüyorlar. 

Yeni yol haritasını iki ana bölüme ayırmak mümkün. Yeni, değişik olarak kabul edebileceğimiz bölümde, vurgu güvenliğin iç bölümüne yapılıyor. Bu programa verilen isimden de rahatça anlaşılmaktadır ;”Gelişme Yoluyla Güvenlik” Ulusal stratejik güvenlik objektiflerinin yerleştirilmesinde orta vadede orta halli Rus vatandaşlarının hayat standartlarının yükseltilmesi, sosyal ve ekonomik adaletsizliklerin azaltılması ile uzun vadede temel olarak demokratik durumunun geliştirilmesi gelmekteydi. Programda vurgulanan bir başka nokta ise, uzun vadede “Rusya’nın ulusal çıkarı sivil toplumun ve demokrasinin gelişmesinde yatıyordur” denmesindeydi. Bu değişiklik Rusya için gerçek bir yeniliktir. Geleneksel olarak Rusya’nın ürettiği güvenlik konseptleri “hard power” mantığı ile üretilmiş, dar ve belli noktalarda yoğunlaşmış, askeri bakış açısını yansıtan, sivil toplum bakış açısından ziyade askeri-endüstrinin eğilimlerinin yansıdığı görüşlerdi.

2011 yılına Cenevre’de yapılan OIT’nin 100’üncü oturumunda (o zaman başbakan) Putin 3000 delegenin önünde yaptığı konuşmada, politikalarının ekonomik ve sosyal hedeflerini ortaya koymuştu. Konuşmada sosyal anlatımlar (belki de konuşulan kurul dikkate alınarak) alışılmadık oranda sosyal konulara ağırlık vermekteydi.

RUSYA FEDERASYONU’NUN YENİ STRATEJİSİNİN YENİ TEMEL YÖNLERİ;

• Güvenlik stratejisinin diğer ağırlıklı bölümünde ise dış güvenliğe değinen meydan okumalara, tehditlere yer verilmektedir. Daha iyi anlatabilmek için bir noktaya açıklık getirmekte yarar olduğunu düşünüyorum. Güvenlik Stratejisi 2009 yılı Nisan ayında yapılan Obama – Medvedev karşılaşmasına kadar açıklanmadı. Büyük olasılıkla bu karşılaşmanın sonuçları beklendi. Yayınlandığı zaman metnin sonunda dış tehlike başlığı altında güçlü bir ABD karşıtlığı görüyoruz. Dış tehlikenin kaynağı olarak batı ülkelerini (özellikle ABD’yi) işaret ediyor. Tek kutupluluğu, tek yanlılığı bütün bir dünyayı tehdit eden tehlike olduğunu söylüyor. Bu yeniden yükselen gelişmeyi Rusya milli güvenliği önünde yükselmekte olan ulusal bir tehlike olduğunu söylüyor.

Rusya Federasyonu’nun huzursuzluğu belli ülkelerin, özellikle ABD’nin askeri, özellikle nükleer stratejik güçte üstünlük kazanma ve aranın açılmasının, temel ve alt yapıdaki gelişmişliğinin, geliştirilen yeni silahların hassasiyetinin artmasının, dünyanın değişik yerlerine yerleştirmekte olduğu füze savunma ve füze sistemlerinin, uzayın silahlandırılmasının doğal olarak yeni bir silahlanma yarışının getireceği sonuçlardan kaynaklanmaktaydı.

Rusya Federasyonu’nun temel stratejisi ABD’nin dünya ve bölgeler stabilitesinin, dengesinin sağlanması, ipotek altına alınmamasına yönelikti. Belgede Rusya Federasyonu’nun dış politikasının rasyonel ve pragmatik çizgisini devam ettireceği, pahalı ve tehlikeli olan çatışma politikasını, silahlanma yarışını önlemek için çalışacağı vurgusu yapılıyordu.

Kremlin, NATO’nun genişleme ve etki alanını yayma politikasının Rusya Federasyonu’nun ulusal güvenliği için potansiyel bir tehlike oluşturduğunu vurguluyor. Belgede altı çizilen bir başka husus, değişik isimlerle kendi sınırları etrafında askeri altyapıların oluşturulmasını, NATO’nun, başka ülkelere ciro edilmiş dahi olsa, uluslar arası hukuk ve kurallara uygun olmayan girişimlerinin kabul edilemez olduğuydu. Rusya Federasyonun bakış açısına göre bunlar günümüzün bölgesel ve küresel güvenlik sistemleriyle çatışma halindeydi.

• Belgeye göre, Rusya Federasyonu’nun dış güvenlik stratejisi açık olarak devletlerarası askeri ve ekonomik Bağımsız Devletler Topluluğu (CEİ) ileKolektif Güvenlik Anlaşma Örgütü (OSTC), Avrupa Asya Ekonomik Birliği (CEEA) ikili ve çok yönlü işbirliklerine dayanmaktadır. BDT ülkelerinin ortaklarını verebilecekleri büyük bir şey yoktur ve bu birliği besleyen ve ayakta kalmasını sağlayan Rusya Federasyonu’dur. Ama bu çevre Rusya Federasyonuna belli bir pazar, savunma ve güvenlik kuşağı sağlamaktadır. Rusya bu alanı korumak ve dış etkileri önlemek istemektedir. Bu alana yönelen dış etkiler doğal olarak Rusya Federasyonu tarafından kendi ulusal güvenliğine karşı girişilmiş saldırılar olarak görülmektedir. Kazakistan, Ukrayna, Gürcistan Azerbaycan, Hazar Gölü sınırları ve kutuplar Rusya Federasyonu için hassasiyeti yüksek olan sınırlardır.

Rusya federasyonu bu ülkelerle olan sınırlarındaki askeri güçlerini güçlendirmekte ve modernleştirmektedir.

•Rusya Federasyonu çok yönlü bir dış ilişkiler politikası ve güvenlik stratejisine vurgu yapmaktadır. Gündeminde bloklar arası çatışma yerini çok yönlü diplomasiye bırakmış olarak görünmektedir. Enerji kaynakları alanındaki potansiyelini politikasına yansımakta, bu gücünü pragmatik bir şekilde uluslar arası alanda kullanmaktadır. Bu etkisini korumak ve hatta genişletmek için, politik yöntemlerle yeni enerji kaynakları alanına girmeye, olan ilişkileri güvence altına almaya özen göstermektedir.

Rusya Federasyonu’nun geliştirmek için özen gösterdiği bir başka ilişkisi de Şanghay İşbirliği Örgütü’dür . Rusya’nın dış politikasında Çin’in önemli bir yeri bulunmakta olup, Çin’in Batılı ülkelerle her gün gelişmekte olan karşılıklı bağımlılığı Rusya için bir sorun teşkil etmektedir. Bu konuya Putin’inMoskovskie Novosti’de yayınlanan uzun makalesini anlatırken tekrar döneceğim.

Rusya Çin halk Cumhuriyeti ile ilişkilerini geliştirmek bu kuruluşun daha etkin olmasını daha fazla girişimde bulunmasını istemektedir. Rusya Federasyonu Çin ile ilişkilerine bir dinginlik getirerek bu çok uzun sınırını da güven altına almayı, olası politik gerilimleri önlemeyi hedeflemektedir.

• Güvenlik belgesinde Rusya Federasyonu’nun stratejisi açıklanırken dünyanın her gün artan enerji gereksinimine ve bunun uluslar arası ilişkilerdeki etkisine, bu etkinin gerilimleri arttıracağı olasılığına vurgu yapılmaktadır. Bu alanda karar verici olan güçlerin dikkatlerini gelecek dönemde doğal kaynaklar yönünden zengin olan Orta Doğu, Kutuplar, Orta Asya ve Hazar Denizi bölgelerinde toplanacağına işaret edilmektedir.

• Rusya Federasyonu, doğal kaynaklar bakımından zengin olduğu bilinen Kutuplar bölgesine özellikle önem atfetmektedir. Belgede, Rusya ilk defa bu bölge ile derin ilgisini dile getirmektedir. Bu konuya belgede değişik yerlerde vurgu yapılmakta, 2009 yılından bu yana değişik resmi belgelerinde ilgisini belli etmekte ve pozisyonunu güçlendirmeye çalışmakta, bölgenin kendisi için hayati önem taşıyan bir alan olduğunu söylemekte, “olası koşullarda bölgenin ve sınırların askeri ve diplomatik güvenliğini sağlamak için önlemler aramaktayız” demektedir. Rusya Federasyonu’nun bu bölge için özel donanımlı askeri birlikler hazırlamış olduğunu ve bunu FSB’nin emrine verdiğini biliyoruz. Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi konuyla ilgili yaptığı açıklamada mealen, “Bölgeyi askerleştirmiyoruz, yapmakta olduğumuz, bölgenin kıyı güvenliğinin sağlanması için kutupların Rus bölgesinde gerekli önlemleri almaktır” denmektedir. Kanada ve Danimarka da bölgede hak iddiaları ileri sürmektedir. Konu, 1997’de UNCLOS toplantısında karara bağlanmış ve Rusya Federasyonu tarafından İmzalanmış olsa bile Rusya Federasyonu 2007 yılında bu anlaşmada değişiklikler istemiştir.

• Federasyonun ordusunun güvenlikle ilgili stratejisi, ulusal güvenliğin sağlanabilmesi için öngörüsü; nükleer stratejik gücünün muhafaza edilmesi, kara kuvvetlerinin örgütlü yapısını geliştirilmesi, alarm halindeki sayısal durumunu güçlendirmek olarak ifade edilebilir.

Rusya Savunma Bakanı Sergei Ivanov’dan başlamak üzere Rus savunma uzmanları ordunun özellikle kara kuvvetlerinin modernleştirilmesi, yenilenmesi yolunda atılan adımların hızlandırılmasının zorunluluğuna işaret etmekteler. Fransız savunma uzmanlarına göre, Sovyetler döneminden kalan malzeme hızla eskimektedir. % 15 olan yenilenme hızının yetersiz olduğu vurgulanmaktadır. Yine aynı kaynaklara göre, bir dönem çok güçlü olan tank birliklerinin (23 000) ancak % 1’i yenilenebilmiştir. Yine uzmanlar bu gerilemeyi şunlara bağlamaktadırlar.

- Askeri malzeme üreten kuruluşlar eskimektedir ve savunma bütçesi arttırılmadığı için gerekli yatırım yapılamamaktadır. Bu kuruluşlar işsizliğin artmaması için de çalıştırılmaya, buna bağlı olarak eski teknolojide malzeme üretmeye devam etmektedirler. Rus silahlı kuvvetleri modern silahları ithal etmeyi tercih etmektedir. Bu satın alma gereksinimin % 20’sini karşılamaktadır.

- Rusya işsizliği artırmamak için gereğinden çok asker sayısını silâhaltında tutmaktadır. Gereksiz asker sayısından tasarruf etmek istememektedir.

- Savunma alanında yatırımlar, uluslar arası yarışmadaki yerin kaçırılmaması için konvansiyonel alan yerine nükleer güçlere ayrılmıştır.

Bu konuda Rus üst yapısında bakış ayrılığı görülmektedir. Cumhurbaşkanlığı (eski başbakanlık) ile Savunma Bakanlığın arasında değerlendirme farkı görülmektedir. Başbakan Putin 2006’da yaptığı bir konuşmasında yatırımlarda önceliği ve önemi nükleer vazgeçirici güçlere verirken, Savunma Bakanı İvanov, iki ay sonra yaptığı bir konuşmada önceliği “high-tech” konvansiyonel silahlara verilmesi gerektiğini, yatırımların % 50’sinin nükleer silahlara ayrılmasının çok olduğunu söylemiştir. Rus ordusunun şefi General Yuri Baluyevsky ise Putin’in paralelinde görüş belirtmiş, “Nükleer gücümüz her türlü düşmanı durdurmaya yetecek güçtedir” demiştir. 

- Rus ordusu mensuplarının hayat standartlarını yükseltememiştir. Askeri personelin ve ordu emeklilerinin maaşları düşüktür. Rütbeli kişilerin düşen mesleki kalitesi yakalanamamıştır. Eğitim ve disiplin eksiklikleri göze çarpmaktadır. Burada anlatmaya çalıştığımız eksiklikler 2011 yılında önemli oranda düzeltilmiş gibi görünse de istenilen düzeye erişilemediği Rus yetkililer tarafından söylenmektedir.

- Rus ordusunun yapılandırılması ve merkezi olmayan organizasyonu da günün koşullarını karşılayamamaktadır. Rus ordusu bölgelere göre örgütlenmiştir. Örneğin Moskova Bölgesi, Kuzey Kafkasya Bölgesi, Uzak Doğu Bölgesi gibi. Rus ordusunun uzmanları 2005 yılından buyana var olan eski yapılanmanın yeni koşullara cevap veremediğini söylemektedirler. Artık çarpışma ve çelişkilerin küçük boyutlarda olduğunu bu eski kocaman yapıların sorunları cevaplayamadığı söylenmektedir.

- Bütün bu eleştiri ve endişeli görüşlere rağmen Rus ordusu gerek Çin ve gerekse NATO ile yaptığı harp oyunlarında üstlendiği görevlerin altından başarı ile çıkmayı bilmiştir.

• Bu ilkeler Gürcistan savaşından sonra, 2008 yılından sonra saptanmıştır. Askeri sorumlular bu savaştan çıkardıkları sonuçlarla Rus silahlı kuvvetlerinin daha sistemli ve organize hale getirilmesi gerektiğine ve bu yeni yapılanmanın 2020 yılına kadar bitirilmesine karar vermişlerdir. Yapılması istenen, sayı olarak daha az, daha teknik ve sofistike, daha etkin ama daha ucuza mal olan, özellikle bölgesel operasyonlarda başarılı bir askeri güç oluşturmaktır.

• Rus Deniz Kuvvetlerinin 2020 yıllarına doğru Dünyanın ikinci donanması olacağı askeri uzmanların ortak görüşüdür. Deniz Kuvvetleri Kumandanı Amiral Vladimir Massaroine, Rus donanmasının hedefinin her birinde bir uçak gemisinin olduğu stratejik 6 nükleer deniz altı filosundan oluşması olduğunu söylemiş. Görüldüğü kadar Rusya tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar donanmasına önem vermektedir. Tersanelerde inşa edilmeye başlayan gemiler arasında 40 kadarı “firkateyn” sınıfındandır. 2015 yılına kadar yapmayı planladığı yatırım140 milyar €’yu bulmaktadır. Harp gemisi sayısını, 2010 yılında başlamayarak, 20’si çok modern ve büyük gemiler olmak üzere, % 50 arttırmayı hedeflemektedir halen bu gemilerin çok önemli bir kesimi kızakta olup 2030 yılına kadar tümünün denize indirilmiş olması beklenmektedir. Ön görülen gemiler yeni buluşların da olduğu modern silahlarla da donatılacaktır. Ruslar bu gemilerin yapımı için yeni tersaneler de oluşturmaktadırlar. Tahmin edilebileceği gibi yapılmakta olan, hava alanlarını andıran bu uçak gemilerinin boyları 100m’nin üstünde olup, yapımı çok zaman almaktadır. En son kuşak füzeler ve torpillerle donatılacak olsa bile, nükleer denizaltılar daha çabuk servise alınabileceklerdir.

Rusya Federasyonu’nun yeni güvenlik paradigmalarının önümüzdeki dönemde daha çok diplomatik etkinliğin artacağı, daha yumuşak, iç güvenliği ön plana alan, bölgesel çıkarlarını öne çıkaran, batıyla olası derin çelişkilerden sakınan ama bir dünya lideri olduğunu hatırlatan şekil alacağı anlaşılmaktadır.

Söylemeye gerek duymayacağımız bir başka gerçek, doğal olarak, Rusya’nın zorunlu hallerde ulusal çıkarları ve güvenliği söz konusu olması halinde güce başvurmayacağıdır. Rusya bu olumsuz bulduğu opsiyonu önlemek için tek kutuplu bir dünya’dan kaçınmayı istemektedir. USA’nın “super power” olmasını önleyecek genel yolun bu olduğuna inanmaktadır. Bunun gerçekleşmesi için de, özellikle Uzak Doğu ve Çin ağırlıklı çok yönlü ortaklık ve ortak çıkarları öne çıkaran politikalar izlemektedir. Son dönemde analizcilerin söyledikleri, ABD’nin de yakın ve Orta Doğu’yu ortaklarına(taşaronlara) bırakarak jeopolitik ağırlığını Uzak Doğu’ya kaydırmaya başladığıdır. Bir başka deyimle jeopolitik çelişki bu yöne kaymaktadır. Bu Rusya Federasyonu’nun güvenlik konseptinde sözü edilmeyen bir elemandır. Akla gelen, Rusya’nın bu alanı daha çok Çin Halk Cumhuriyeti’in ağırlığına bırakmayı öngördüğü olabilir.

Konsept, strateji olarak dış güvenlik konusunda belli tehlikeleri işaret ederken Rusya’nın sertleşebileceği işaretlerini de taşıyordu. Vladimir V. Putin’in 2. defa adaylığı döneminde Moskovskie Novasti gazetesine 2012 yılının Mart ayı içinde, kendi imzasıyla yazdığı, görüşlerinin genel bir bakışını içeren yazısında da bu görülmektedir. Rusya Federasyonu’nun güvenlik kavramının en açık şekliyle ve en güncel belgesi olan bu uzun makale Rusya Federasyonu’nun jeopolitik paradigmalarını anlayabilmemiz için en uygun belgedir. Bu makaleyi okurken geçmiş yıllarda“Sansürsüz.com” için yazmış olduğum iki - üç yazıyı da anmadım diyemem. 

Önümüzdeki yazımda Başkan Putin’in konuşmasına ve yazının devamına döneceğim.


1- Burada “görüş alış-verişini de kullanabilirdim. Ancak bu ülkenin jargonunda “konsültasyon” severek kullanıldığından ve hatta daha güçlü bir anlam verildiğinden bu kelimeyi tercih etmekten kendimi alamadım.
2-1990`lı yıllarda kriz süresinde, Rusya`da uygulanmaya başlayan denetimsiz serbest piyasa sisteminin zengin ettiği Rus oligarglar kısa bir sürede 131 milyar dolar kaybetti. 
Servetleri hızla eriyen milyarderler arasında Rusya`nın en zengini sayılan Oleg Deripiska ilk sırada yer aldı. Birkaç ay içinde 34.8 milyar dolar kaybeden Deripiska Kanada Magna International ve Alman Hochtief AG şirketlerindeki hisselerini de kaybetti. Roman Abramoviç`in kriz kaybı ise 22.2 milyar dolar. 
Krizde milyonlar kaybeden diğer Rus oligarglar ise şöyle: Vladimir Lisin- 22.4 milyar dolar, Aleksey Mordaşov- 18.8 milyar dolar, Vladimir Potanin- 17.1 milyar dolar ve Mihail Prohorov 15.5 milyar dolar kaybetti. 
3-“Sécurité par le développement” konuyla ilgili Türkçe yazılarda bu başlığı nasıl çevirdiklerini aradım, bulamadım ve bir dostumun önerisi üzerine böyle çevirmek bana da en uygunu geldi.
4-OIT ; Organisation İnternationale de Travail = International Labour Organization (ILO)= Uluslararası Çalışma Örgütü; Dünya üzerinde çalışma koşullarını tanzim ve kontrol eder. 1919 yılında kurulmuş, 1949 yılında Birleşmiş Milletler Kuruluşunun bir ajansı olmuştur. İLO İşçilerin, patronların Hükümetlerin temsilcilerinden oluşur.
5- Minsk şehrinde, 08.12.1991 yılında oluşturulan ve Azerbaycan, Beyaz Rusya, Gürcistan, Ermenistan, Kazakistan, Moldova, Özbekistan, Rusya, Tacikistan, Türkmenistan, Ukrayna oluşan birlik.
6-15.07.2001 yılında kuruldu. Üyeleri; Rusya, Çin halk Cumhuriyeti, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan. İzleyici olan üyeler; Moğolistan, Pakistan, Hindistan ve İran. ABD ve Japonya’nın üyelik istekleri kabul edilmemiştir.
7- Tahmin edilen miktar;
Petrol ; 90 milyar baril. Hiç çıkarılmamış ama çıkarılabilir. Dünya rezervinin % 13’ü
Doğal Gaz ; 47 trilyon m 3. Hiç çıkarılmamış ve çıkarılabilir. Dünya rezervinin % 30’u
8- UNCLOS – United nation Convention on the law of the Sea ( Birleşmiş Milletler Deniz Kanunu Konvansiyonu Toplantısı)
9-Fırkateyn, ortaboy, süratlı, çok amaçlı savaş gemisidir.
10-Bu yazılardan bazılarını (43. Münich Güvenlik Politikası için – AB Rusya federasyonu ile Uzlaşmalı mı?) Sansürsüz’ün arşivinden ve Google’dab bulamadığım için veremiyorum. Bulduklarım ; http://www.kuyerel.com/modules/AMS/article.php?storyid=2202 
http://www.kuyerel.com/modules/AMS/article.php?storyid=2258