NATO'nun Gizli Orduları / III. (Gladio)

Gönderen Ataman Aksoyek - 22/04/2010 12:59:35 (588 okunma)

NATO'nun Gizli Orduları / III.
(Gladio) 

BAŞLARKEN

Almanya ve İtalya'nın malûbiyetinden Gale Başkan Harry Truman'ın Hiroşima ve Nagazaki'ye
attığı Iki atom bombası sonu Japonya da dağıtma oldu. ABD ekonomik olarak zarar görmek BİR Yana, cok gelişmiş ve DÜNYANIN en Büyük Gücü olarak çıktı savaştan bir araya geldi. Böylece, Hitler - Mussolini birliğine Karşı İttifak Yapan ABD - İngiltere - Sovyetler Birliği savaştan Gale dünyayı paylaşmaya giriştiler.

Ancak, ABD gelişmekte olan komünizmi BİR Saç olarak görüyordu. Afrika'da, Asya'da PEK cok ülke bağımsızlıklarını Ilan ediyorlardı. İran'da Musaddık ulusalcı BİR devrim yapıyordu. elinden kayıyor DÜNYANIN Üçüncü Dünya emperyalist, Sovyetler Birliği alanlarda etkinliğini arttırıyordu bir araya geldi.
Eski dostlar arasında BİR düşmanlık ve Buna bağlı olarak BİR Soğuk Savaş başladı.

ABD, bölünen Avrupa'da yerleşmesini CIA ile gerçekleştirmeye çalışırken, Sovyetler Birliği de bunu önlemek, kendi alanını genişletmek tıklayın KGB'yi devreye sokuyordu. Truman komünizme Karşı Gizli BİR orduyla savaşmak ve Avrupa'ya "demokrasinin" yerleşmesinin sağlanması gerektiğine inanıyordu.

CIA BİR denemeyi Çin'de yaptı, CIA'nın direktörlerinden William Colby, Komünist Partisi ile iktidara Mao'nun 1949 yılında yapılan denemeyi çökerttiğini söylüyor gelen bir araya geldi. CIA, aynı şeyi Sovyetler Birliği'nde ve DİĞER sosyalist ülkelerde de denedi AMA tutunamadı.

1944 yılında Başkan Roosevelt, William Donovan'dan İstihbarat işlerini yürüten OSS (Office Stratejiler Servisi) yerine Komünizm'e Karşı Özel BİR Savaş yürütecek Baska BİR kuruluş istedi. FBI Başkanı John Edgar Hoover araya geldi projeye kendi kuruluşunun zayıflayacağı endişesiyle, Karşı çıktı ve projenin gerçekleşmesi durakladı.
Başkan Roosevelt'in ölümünden Gale seçilen Truman Barış döneminde çalışacak, casusluk faaliyetlerini merkezileştirecek olan Merkezi İstihbarat Grubu - CIG'un kurulması talimatını verdi. Ayşe teşkilatın basina Amiral Sidney Souers getirildi.

CIG geçici BİR kuruluştu. Zaman içinde daha Büyük ve genis olanaklarla çalışacak devamlı BİR kuruluşun gerekli oldugu görüldü ve 1947 yılında Nationale Guvenlik Yasası daha Gale ve kanun gereği Central Intelligence Agency - CIA kuruldu araya geldi. Artik ABD'nin komünizm ile savaşını, Gizli ordusunun yönetimini CIA yürütecektir.


İSPANYA

İspanya'da muhafazakar sağ'ın sosyalistlerle, komünistlerle savaşı cok daha önceki yıllarda başlamış, Açık ve cok Kanlı bir şekilde gerçekleşmişti. 1936 yılında başlayan, 3 Yıl Süren İÇ Savaş, 600 000 kişinin ölmesine sebep olmuştu. tarihçinin BİR Birsey ismini hatırlamadığım, İSPANYA iç harbi tıklayın "... güvenliğini sağlamakla yükümlü oldugu halkını ezen Ordu, koruması gereken sahibini ısıran ÇOBAN köpeği hazırsındır ..." benzetmesini yaptığını hatırlıyorum.

1931 yılında Belediye seçimlerini "sol" kazandı. Kral XIII. Alphonse ülkeyi terk etti. Cumhuriyet Ilan edildi. 16 Şubat 1936 GÜNÜ Manuel Azena'nın liderliğini yaptığı 'Cumhuriyetçi Sol' Genel seçimleri kazandı.

Cumhuriyeti devirmek tıklayın, Büyük Toprak sahiplerinin, kilisenin desteklediği General Franco 17 yabancı dizisinin 1936 Tarihinde Askeri BİR darbe başlattı. Tarihte Tür defa, Hitler'in Musolini'nin uçakları, 90 000 eğitimli askerleriyle desteklenen ordu, darbele iktidarı ele geçirebilmek tıklayın Üç Yıl savaştı. (1967'de Yunanistan'da. Türkiye'yi biliyorsunuz, daha Uzun sürmedi süre 24 saat'ti bir araya geldi.) Bu süre uzun sürdü çünkü; silahlanan İspanyollar, 50 değişik ülkeden gelen, içlerinde genellikle işçilerin fakat aynı zamanda profesörlerin, hastabakıcıların, öğrencilerin, şairler ve yazarların da oldugu, 30-40 bin kadin / erkek idealist gönüllünün oluşturduğu 12 "Brigat Enternasyonal" (Uluslararası Birlikler) ile Cumhuriyetlerine sahip çıktılar, onu savundular. Sovyetler birliği de silah yardımı yaptı.

FRANSA, İngiltere, ABD İspanya'ya (Cumhuriyetçilere) ambargo koyarak yardim gelmesini engelledi. Sınırlarda yakaladığı gönüllüleri toplama kamplarına doldurdular. 60 yıl sonra o dönemle ilgili yapılan sözlü Tarih çalışmasında, o tarihte '26 yaşında olan bir İngiliz bir hemşire, Thora Craig.... bir yanda ordu tarafından devrilmek istenen demokratik olarak seçilmiş bir hükümet ve fakirler öbür tarafta faşistler, güçlüler, büyük toprak sahipleri ve Kilise. yan seçmek Güç olmadı. en iyi işti İhtisas Grubu Hayatta yaptığım ... "Diyor. Benzer sözleri, 22 yaşında İspanya'ya savaşmaya giden İngiliz" Robert James Peters'den de duyuyoruz: ".... Eger Hayatta yararlı yaptığım BİR olan varsa ISTE o budur! .."

General Franco darbe sonu ele geçirdiği İspanya'yı, 1936 yılından ölüm Yılı olan 1975'e kadar Baskı Altında yönetti. Hiçbir serbest seçim yapılmadı. Keyfi tutuklamalar sayılmaz oldu, işkence günlük olaylar arasına girdi. Faili meçhul cinayetler Her yerde görüldü. Sosyalistler ve komünistler halk düşmanı ilan edildi. 1981 söyleşide daha sonraki yıllarda yapılan BİR - 1982 yılları arasında başbakan olan Calvo Sotelo'ya Gladio sorulduğunda, alaycı BİR vurgulamayla, "... .. Gladio hükümetti ...." demiş.

Soğuk savaşın başladığı dönemde ABD, Hitler ve Mussolini rejimlerinin uzantısı olarak gördüğü General Franco hükümetine yakin durmadı. ABD istihbarat kuruluşu OSS Franco rejimini devirmek için "Banana operasyonu" adını verdiği hareketi başlattı. Bu operasyon için de Katalan anarşistlerini silah ve para ile destekledi. Araştırmacıların gösterdiği gibi İngiliz istihbarat Servisi MI6 ABD ile mutabık değildi. Franco rejiminin devamını tercih ediyordu ve operasyonu Franco'nun haber alma kuruluşlarına haber verdi. Girişim çöktü, ayaklanmacılar tutuklandı.

1953 yılında General Franco, ABD'ye yanaşarak bir anlaşma yaptı ve onun desteğiyle durumunu düzeltti . Ispanya topraklarına ABD füzelerinin yerleşmesine, uçaklarının üstlenmesine ve SIGINT adi verilen dinleme sistemlerinin kurulmasına izin verdi. 1955 yılında İSPANYA ile "anti-komünist"yapan ABD'nin desteklediği İspanya'nın Birleşmiş Milletler üyeliği, basta Sovyetler Birliği olmak üzere pek cok ülkenin karşı çıkmasına rağmen, kabul edildi. 1957 yılındapek cok kez gizli olarak ABD Dışişleri Bakanı John Foster Dullas[/b] ile Franco'nun, JF Dullas'ın kardeşi olan CIA'nın başkanıAllen Dullas'ın Franco'nun güvendiği Bahriye subayı Deniz Carrero ile buluştukları artik biliniyor. 1950'li yıllarının sonunda General Franco yönetimi, CIA'in, Avrupa'da en güvendiği ortaklarından birisi olmuştu. CIA, Madrit'teki ABD büyükelçiliği'ninüst katına yerleşti ve İspanya'nın politik hayatını şekillendirmeye başladı.

Bu dönem İspanyol istihbarat kuruluşlarının geliştiği başladığı dönemdir. Savunma Bakanlığı, her biri kendi istihbarat kuruluşuna sahip üç bakanlığa bölündü. Kara kuvvetleri (İstihbarat kuruluşu: Segunda Seccion Bis), Hava Kuvvetleri (İstihbarat kuruluşu: Segundo Seccion) ve Deniz Kuvvetleri (İstihbarat kuruluşu: Servicio Informacion Naval) bakanlığı. Bunların yanısıra Genel Kurmay Başkanlığı da kendi istihbarat teşkilatı kurdu: AEM – Alto Estado Mayor. Franco’nun da kendine bağlı ayrı bir istihbarat teşkilatı vardı: SAIEM – Servicio de Infırmacion del Alto Estado Mayor. DGD (Direccion Genaral Seguridat) ve Guardia Civil de İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak çalışıyordu. 1990’lı yıllarında yayınlanan açıklama ve araştırmalardan bütün bu kuruluşların CIA ile iç içe olduğunu, İspanyol ajanların stay-behind gizli ordusunda aktif olarak görev aldığını öğreniyoruz.

Avrupa’da modern dönemlerde başlayan göçmen hareketinde komünistler ve sol eğilimli göçmen ve onların kuruluşları çok etkindi. Göçmen hareketinde koşturduğum dönemlerde bunu yaşadım, gördüm. Federal Almanya’da FİDEF, Hollanda’da HTİB, İtalyan’ların Avrupa kuruluşu FİLEF, İspanyolların Coordinadora, Portekizlilerin CCPE, Belçika’da Clup Carcia Lorca ve CLOTİ, Faslıların Avrupa Kuruluşu KMAN, İsveç’teki SİOS,Luxemburg’daki ASTİ ve şu anda aklıma gelmeyen başka göçmen kuruluşları. Sosyalistler veya komünistler bu derneklerde etkindi. General Franco yönetimi de İspanya dışındaki İspanyollar arasında etkin olan bu kuruluşlardan rahatsızdı. 1938 – 1958 yılları arasında Belçika istihbarat kuruluşu olan SDRA’da (Service De Renseignement et d’Action) çalışmış olan André Moyen göçmenleri izlemek ve onlara baskı yapmak için İspanyol ve Belçika istihbarat kuruluşlarının birlikte çalıştığını söylüyor. Bu baskı, Türkiyeli göçmenlerin bulunduğu diğer NATO ülkelerinde de yaşandı. Avrupa ülkeleri, ülkelerinde yaşayan göçmenlerin geldikleri ülkelerin istihbarat kuruluşlarıyla daima ilişki içinde oldular.

İtalyan İçişleri Bakanlığı memurlarından Mario Scelba, 1990 yılında yaptığı bir söyleşide 1960 - 1970 yılları arasında Kanarya adalarında ve Las Palmas’ta Gladio’nun, ABD’li eğitmenlerin bulunduğu eğitim kampları olduğunu anlatıyor. 

Soğuk savaş süresinde Franco İspanyası aşırı sağın sığınma yeri oldu. İtalya’dan kaçan aşırı sağ elemanlar İspanya’da barındılar. İtalya’da Gladio araştırmalarını sürdüren Yargıç Felice Casson, İspanya’da barınmakta olan önemli bir faşist grup olduğunu keşfettiğini söylüyor. İspanya’nın aşırı sağ örgütlerinin, Avrupa’nın diğer aşırı sağ kuruluşlarıyla devamlı ilişkisi oldu. Franco’nun, 20 Kasım 1975’te ölümünden sonra, aşırı sağ’ın elemanları artık kendileri için güvenilir alan olmaktan çıkan İspanya’dan, CIA’nın yardımı ile Pinochet’nin Şili’sine ve aşırı sağın iktidarda olduğu Bolivya’ya göçtüler ve bu ülkelerde sosyalist ve komünistleri temizleyen “ölüm taburlarını” oluşturdular.

1982 yılında İktidara gelen sosyalist Filipe Gonzales, Türkiye’de Bülent Ecevit’in olduğu gibi, büyük olasılıkla İktidara geldiğinde İspanya’daki NATO’nun Stay-behind gizli örgütlemesinden haberdar değildi. Başbakan olduktan sonra bilgi sahibi olduğunu kabul edebiliriz. Ancak, üzerlerinde hiçbir kontrol kuramadığı, Albay Emilio Alonso Malgano’nun yönettiği istihbarat kuruluşuna (CESİD - Centro Superior de Informacion de la Defansa)karşı şüpheciydi. Nitekim, 1983 yılında CESİD’in, hükümet binasının en alt katına kurduğu sistem ve merkezle sosyalist bakanları gizlice dinlediği ortaya çıktı. Bu skandala rağmen Albay Malgano görevine devam etti. 1986 yılında İspanya’nın şimdiki ismiyle Avrupa Birliği’ne girmesinden sonra bu mekanizmanın tasfiye edileceği umuluyordu. 1990 yılında ortaya çıkan bulgular NATO’nun gizli örgütünün İspanya’nın üyeliğinden sonra da devam ettiğini gösterdi.

İtalya’da 1971 – 74 yılları arasında Gladio’nun başında olan General Gerardo Serravelle, 1990’da Gladio üzerine yazdığı kitapta 1973 yılında yapılan Stay-behind’in Bruksel’de yapılan toplantısınya “İspanya’nın da bir temsilcisinin katıldığını, bu toplantıda İspanya’nın üyeliğinin NATO çapında olan CPC ağına katılmasının tartışıldığını, CIA’nın desteklemesine rağmen, Fransa ve İtalya’nın buna karşı çıktığını ve İspanya’nın resmen üye olarak kabul edilmediğini” söylüyor. Daha sonra, Paris’te yapılan bir ikinci toplantıda İspanya, “Red Quantum” (İspanyol Gladio’su) adıyla bu kuruluşun resmen üyesi olmuş.

İspanya, 1982 yılında resmen NATO üyesi oldu. Halbuki bugün, İspanyol Gladio’sunun bu tarihten çok daha önceleri bir NATO kuruluşu olan Stay-behind’in değişik operasyonlarına katıldığını biliyoruz. 

1990 yılında İtalya’da Gladio olayını ortaya çıkması ve İtalya Başbakanı Giulio Andreotti’nin diğer Avrupa ülkelerinde de benzer gizli ordular olduğunu açıklamasıyla birlikte, İspanyol basını da olayın üstüne gitmeye başladı. 1990 yılı sonunda Komünist milletvekili Carlos Carnero, çok konuştuğu için ordudan uzaklaştırılan Albay Amedeo Martinez’in basına yaptığı açıklamaları, İspanyol Televizyonu’nun yaptığı bir Gladio programını kaynak alarak hükümete sorular yönetti. Sorulara cevap veren Parlamento Savunma Komisyonu Başkanı ve 1982 – 83 yıllarında İspanya’nın NATO nezdindeki Büyükelçisi ve daha sonraki yıllarda Dışişleri bakanı olacak olan Javier Ruperez “bu konuda hiçbir bilgisinin olmadığını” açıkladı.

Muhalefetteki “Birleşmiş Sol” partisinin üyesi olan Antonio Romero 15 Kasım 1990 yılında Başbakana ve Savunma Bakanı’na bir soru yönetti, “ …. İspanya’nın Gladio ve Stay-behind kuruluşlarıyla ilişkisi olup olmadığını” sordu. Soruya hemen cevap veren Sosyal Demokrat Başbakan Filipe Gonzalez, “ …. İspanya’da böyle bir şeyi düşünemeyeceğini bile …. “ cevabını verdi.

A. Romero, ikinci bir soru yönetti: “İspanya’nın NATO üyeliğe girişi sırasında kendilerine bu konuda bir bilgi verilip verilmediğini…”, “NATO üyesi olarak İspanya’nın ittifak’tan bu konuda bilgi isteyip istemeyeceğini…”, “Diğer NATO üyelerinin İspanya’da operasyon yapıp yapmadıklarını…” sordu. Verilen cevap: “Biz iktidara geldiğimizde böyle bir kuruluşun izine rastlamadık …. “ şeklinde oldu. Daha sonra olayı araştıran İspanya istihbarat kuruluşu “İspanya’da böyle bir kuruluşun izine rastlanmadığı“ sonucuna vardı.

Sadece 1981 – 82 yılları arasında, geçiş döneminde başbakanlık yapmış olan Carlos Sotelo, kendisini sorgulayan basına, İspanya’da böyle bir kuruluşun olmadığını söyledi. “Olduğunu öğrenseydim hemen lağv ederdim.” dedi. Ancak, “ Franco’nun ölümüyle birlikte İspanya Komünist Partisi’nin oylarının yükselmesinin verdiği endişeyle bu partinini izlendiğini….” belirtti.

Tek başına iktidara gelen Filipe Gonzalez’in Sosyal Demokrat partisi PSOE, konuyla ilgili hiçbir soruşturma açmadığı gibi, olayı İspanya için tamamen gömdü.

PORTEKİZ

Mayıs 1926’ta bir askeri darbeyle General Mendes Cabeçades ve General Francisco da Gomes Costa Portekiz’de iktidara el koydu. İktidarı devralan askerler Portekiz’in içine düştüğü ekonomik krizle başa çıkamadı ve 1928 yılında António de Oliveira Salazar’ı maliye bakanı olarak atadılar. Salazar, istediği gibi davranamadığını ileri sürerek, atandıktan dört gün sonra istifa etti. Ekonomik güçlüklerle başa çıkamayan hükümet,Salazar’ı 1932 yılında yetkilerini daha geliştirerek ekonominin başına getirdi. Ekonomiyi düzelten Salazar, 1933 yılında başbakan ve daha sonra “Milli Diktatör”oldu. 

Salazar, İspanya iç harbi sırasında, General Franco’yu adam ve malzemeyle destekledi. Franco ile birlikte, Hitler ve Mussolini ile ittifak kurdu. “Axe”savaştan yenik olarak çıktı. Onun yanlısı Franco ve Salazar kendilerini kırılgan bir durumda buldular. Savaştan sonra, Başkan Truman Komünizm ve Sovyetler Birliği’ne karşı bir dünya savaşı başlattığında, İberik Yarımadası ülkeleri Washington ve Londra yanında yer aldılar. Pek çok uzmanın tahminlerinin aksine, Lizbon NATO’nun kurucu üyeleri arasında yer aldı.

Portekiz’de bir Gladio ağının bulunduğuna yönelik ilk haberler 1990 yılında, olayın İtalya’da patlamasıyla duyuldu. Bir Lizbon radyosu, Portekiz’de 1950’li yıllarda beri, “Aginter Press” adı altında Gladio hücrelerinin bulunduğuna, bunların CIA tarafından kurulduğuna, finanse edildiğine ve diktatörlük tarafından kullanıldığına yönelik haberler yayınladı. Amerikalı yazar Michael Parenti, 1995 yılında yayınlanan “Against Empire” adlı kitabında, Gladio ajanlarının Salazar diktatörlüğünün kuvvetlenmesi için destek verdiklerini yazacaktır. Aginter Press Portekiz’de ve sömürgelerde pek çok terör olayına, cinayete karışmıştır. Öldürülen kişiler arasında Portekiz Muhalefeti liderlerinden Humberto Delgato, Afrika ulusal Kurtuluş Hareketi önderlerinden Amilcar Cabral ve Mozambik Halk Kurtuluş Hareketi öncülerinden Eduardo Mondlane ilk akla gelen isimlerdir. 

Avrupa komünistlerine, partilerine karşı CIA’nın hazırladığı projelerde de rol alan Aginter Press’in, diğer ülkelerde de CIA tarafından kurulmuş ve NATO kontrolünde çalışan benzerlerinden çok daha acımasız, kıyıcı ve elleri kanlı olduğu kabul edilmektedir.

Bu kuruluşu, Fransız asıllı olan “Yves Guérain Sérac” (Yüzbaşı Yves Guillion) isimli eski bir Fransız subayı yönetiyordu. Aginter Press, CIA’nın desteği ile Avrupa’nın değişik yerlerinde irtibat büroları açarak ilişkilerini Avrupa düzeyine taşıdı, Avrupa’nin değişik ülkelerindeki aşırı sağ kuruluşlarıyla bir ilişki ağını geliştirdi. CIA’nın, Latin Amerikada da yaptığı operasyonlara destek verdi. 1968 – 71 yılları arasında Guatamala’da devrimci güçlere karşı savaştı. 50 000 kişinin öldüğü olaylarda parmağı vardı. 1973’te, demokratik bir seçimle iş başına gelmiş olan Salvador Allende’nin devrilmesinde de rol aldı.

Portekiz’de1 Mayıs 1974’te, ordu içindeki sol eğilimli subayların yaptığı yaptığı “Karanfil Devrimi” (Revolução dos Cravos) ile Salazar’ın 50 yıllık totaliter düzeni çöktü. 22 Mayıs günü, yeni baştan örgütlenen polis, Aginter Press’in Lizbon’daki “Rua das Pracas” sokağındaki bürosuna geldiğinde ne kimseyi bulabildi ne de başka bir şey. Baskın yapılacağını ilişkileri ile öğrenen Aginter Pres çoktan ortalıktan yok olmuştu. Arşivlerinin büyük bir kısmını da götürmüşlerdi. Ancak, az da olsa, geri kalan dokümanlardan Aginter’in CIA bağlantısının ve katıldığı değişik eylemlerin izlerini bulmak mümkün olmuştur. 

Salazar’ın gizli polisi ve ona bağlı kuruluşlar da (PİDE ve Estado Novo) lav edildi ve bir araştırma komisyonu kuruldu. Yapılan ilk soruşturmada Salazar politik polisinin CIA ile ilişkileri açık olarak ortaya çıktı. Tarihte ilk kez, Portekiz politik polisinin CIA ilişkisi olduğu gösteriliyor ve bu bir soruşturma konusu oluyordu. Ancak, birden bire bu konuyla ilgili bütün dosyalar, sanki hiç var olmamış gibi, ortadan kayboldu. Milano’lu bir haftalık gazetede, L’Europeo’da çalışan Barbachetto isimli bir yazar, Aginter’in bürolarına yapılan baskın sırasında polisle birlikte olan iki İtalyan meslektaşının o karmaşa içinde resimler çektiklerini ve bu resimler arasında, “Mafia”, “Maddi katkı yapanlar” isimli dosyalar gördüklerini ve pek çok dosyanın, politik skandala yol açmaması için bürolarda araştırma yapan askerler tarafından yok edildiklerini naklediyor .

1990’da İtalya Başbakanı, NATO’nun gizli ordusu Stay- behind’ın diğer NATO ülkelerinde de bulunduğunu söylediğinde, Portekiz’de konu tekrar gündeme geldi.1953 – 1959 yılları arasında Portekiz’in NATO ilişkilerini yürüten Costa Gomes, “… NATO’nun bu yıllarda yapılan bütün oturumlarına Portekiz adına katıldığını ve böyle bir şey duymadığını…” söylemiş. Salazar dönemi dışişleri bakanlarından Franco Nogueira, “… böyle bir organizasyonun varlığından şüphe bile etmediğini…. “söylemiş.

Portekiz hükümetleri bu konuyu açmayı bile ret etmişler ve bu konu, üzerinde hiçbir araştırma yapılmadan tarihin karanlık mahzenlerine yerleştirilmiş.

NATO’nun gizli ordularını anlattığım bu üçüncü yazı. Diğer Avrupa ülkelerini de anlatmaya devam edebilirim ama, üç aşağı, beş yukarı aynı şeyleri anlatacağım. Bu beni sıkmaya başladığına göre sizleri çok daha sıkacaktır. Önümüzdeki yazıda, aynı konuya Avrupa düzeyinde bir göz atıp Türkiye’ye gelmek, biraz da bugünkü Türkiye’yi irdelemek istiyorum. Belki yazı o zaman biraz daha ilginç hale gelebilir.

Ön bilgi olarak şimdiden söyleyeyim: Dış kaynakların bu konuda yazdıklarının büyük kısmıyla mutabık değilim. Türkiye’ye ve dile, tarihine yabancı olduklarından konunun derinliğine giremediklerini, başka şablonlara bakarak yeteri kadar anlamadıklarını düşünüyorum. Bir de, kendilerine Türkiye konusunda çeviri yapan, bilgi veren kaynakların etkisinde kaldıklarını sanıyorum.

Dış kaynaklarla mutabık olduğum, Türkiye kaynaklı araştırmalarda göremediğim bir konuya de işaret etmek istiyorum. Dış kaynaklar yaptıkları araştırmalarda anlatılanların arkasında NATO’nun, CIA’nın olduğuna işaret ediyorlar. Türkiye kaynaklı söylenenlerde ise, Olayların arkasında neyin olduğuna parmak basmıyorlar. Soyut bir “Derin Devlet”ten söz ediliyor.

Okuduklarım bana gösterdiği başka bir şey de, Gladio tipi olayların açığa çıkması için politik iradenin zorunlu olması. Bu tür örgütlenmeler ve onların eylemleri adli iradeyle çözülemiyor. Çözülür gibi oluyor ve sonra tarihin karanlık koridorlarında kayboluyor. Siyasi iradenin başlattığı parlamento araştırmaları olayların üzerindeki örtüyü kaldırabiliyor veya adli soruşturmanın sonuca varmasına yol açıyor. Türkiye için en canlı örnek faili bilinmeyen cinayetler için bir türlü parlamento soruşturmasının başlatılamamasını gösterebiliriz. Susurluk raporu gibi araştırmalar da daha çok olayların meşrulaşmasına yarıyor.

Notlar;

1- Küçük - Okumakta olduğunuz yazı http://www.sansursuz.com/makale/nato-nun-gizli-ordulari-ii-gladio ve http://www.sansursuz.com/makale nato -Rahibe-Gizli-ordulari-i yazılarını devamıdır.
2 - Japonya 15 Ağustos 1945'te dağıtma oldu. Başkan Truman 31 Ocak 1946'ya kadar savaşı sürdürdü.
3 - "30 ans de CIA" William Colby - Presler de la Renaissance / Paris 1978
4 - Office Stratejik Hizmetler; 13 Haziran 1942 Tarihinde kurulan, daha Gale yerini CIA'ya bırakan haber alma Servisi.
5-Milli Guvenlik Yasası, 26 Yabancı dizisinin 1947'de oylanan, aynı Yilin 18 Eylül'ünde yürürlüğe giren federal kanun. Ayşe federal kanunla Senato ordunun, hava kuvvetlerinin, diplomasinin, istihbarat teşkilatının baştan düzenlemesine, Bir Ulusal Guvenlik konseyinin ve Barış zamanında haber alma işlerini yürütecek kuruluşun (CIA) oluşturulmasına karar veriyordu. ABD, Etkin oldugu ülkelerde de benzeri BİR kanunun çıkmasını Temin etti.
6-Asker BİR ailenin coçuğu olarak Askeri BİR ortamda büyüdü. Katolik okullarda Eğitim gördü, Askeri okulu bitirdi, Katolik kilisesiyle cok iyi İlişkiler içinde oldu. Ey Zaman İspanya'nın kolonisi olan Fas'taki Lejyo'nun kumandanı * Ne Zaman, Demokratik olak, seçimle kurulan Cumhuriyete Karşı ayaklandı ve kendi adını taşıyan diktatörlüğü Kurdu.
7-Alman uçakları sivil Halk arasında Büyük katliam yaptılar. Bunlardan en kanlılarından birisi Guernica katliamıdır. Picasso katliamla ilgili aynı ismi taşıyan Ünlü tablosunu yaptı Araya geldi.
8 - Briand Catchart'ın yaptığı ÇALIŞMA. Pazar GÜNÜ Intependent - 31 Yabancı dizisinin 1996
9-El Pais, 21 Kasım 1990
10-Signals Intelligence, İngiltere ve ABD tarafında kurulan ve Radyo, 1947 yılında kurulan dinleme Click Sistemi satelit yayınlarını dinlemek. 1990 yılında, eldeki teknolojık gelişmeler ve Yeni olanaklar ışığında terk edildi.
11 - Angel Luil La Calle; Gladio
12-Drapeau Rouge; 15 Kasım 1,990
13 - FRANSA, Cezayir savaşından Gale, General de Gaulle'e defalarca suikast düzenlemiş olan OAS (Organisation de l'Armée salgılar) kuruluşunun üyelerini barındırdığı, İtalya, İspanyol ajanlarının Silah ve uyuşturucu kaçakçılığına karıştıkları Tıklayın
14-Ekonomist, Evvela Dini Eğitim gördü .. Din Adami olmaktan Vaz geçerek Hukuk eğitimine yöneldi. Daha Gale Üniversite'de Ekonomi profesörü olarak çalıştı. Kilise ile olan Yakin ilişkilerine bağlı olarak Katoliklerim milletvekili oldu. Ekonomik Kriz döneminde ülkeyi kurtaracak adam olarak görüldü.
15 - İsmine bakıp yanılmamak Gerek. Basınla Yakin Tense'lerde uzak hiçbir ilişkisi yoktur. Ayşe kuruluş, anti safra öndeydi, ne Kitap, ne Dergi, ne de gazetede yayınlamıştır komünist. Ama, ülke içinde ve dışındaki Gizli operasyonlar Tıklayın aşırı Sağın elemanlarını eğitmiştir.
16 - "Undercover NATO Group 'terör" Vardi olabilir bağlantıları - Guardian / 10 Kasım 1990
17-Frente de Liberaçao de Moçambique - FRELİMO
18-Sokaktaki adamında da desteklediği, "solcu subayların" yaptığı, Diktatör Salazarı deviren Askeri darbe. Portekiz, 1970'li yıllarda kolonileri Angola, Gine-Biso, Sao Tome, Yeşil Burun'da başlayan anti-kolonyalist ayaklanmalarla sarsılıyordu. Kolonilerdeki savaşın bitirilmesini savunan General Antonio Spinola'ya işten el çektirildi. Ayşe çıkmazın, tufeklerinin namlularına Karanfil takarak ayaklandılar ve hükümeti devirdiler BİR barışcı yollarla bitirilmesini isteyen Genç subaylar BİR
19-Peter Dale Scott, "Trasnationale Baskı: Parafascisme ve ABD" - Istakoz Dergisi, NO. 12, 1986


[B] [size = large] [color = 0000FF] PAYLAŞMAK İÇİN: [/ color] [/ size] [/ b]

http://www.addtoany.com/share_save?linkname=&linkurl=http://www.kuyerel.com/modules/AMS/article.php?storyid=4195
[] Genişletmek