Rusya'nın yeni Başkanı


 Ataman Aksoyek
 - 06/03/2008 10:28:46 (858 okunma)


Rusya'nın yeni Başkanı


Novosti Ajansı, 03.03.2008 günü, saat 10:30’da geçtiği haberinde, Rusya’da yapılan başkanlık seçimlerinde, oyların % 95,5 inin sayılmasının sonunda, seçimlere katılım oranının %93,3 olduğunu, Dimitri Medvenev’in geçerli oyların %70,23’ünü. Komünist Partisi adayıGuennadi Ziouganov’un % 17,76’sını, Vladimir Jirinovski’nin % 9,36’sını ve Andrei Bogdonov’un % 1,29’unu aldığını bildiriyordu. Seçimler süresinde, seçim komisyonuna, 324 şikayet yapılmıştı ve bunların 160’ı Komünist partisi tarafından iletilmişti.

Dış destekli muhalefet, 2000 yılında, 2008 yılının kendilerinin iş başına gelecekleri bir tarihsel dönüm noktası olacağını söylemişti. Hatta, Rusya’nın dışında yaşayan Eski Dünya Satranç Şampiyonu Garry Gasparov, partisine “2008 Komitesi” adını vermişti. Gasparov, seçimlere katılmak için gerekli imzayı dahi toplayamadı.

Rusya’da iktidarın, muhalefetin hayatını kolaylaştırmadığı bir gerçek ama, muhalefetin de bir açılım, bir proje ortaya koyamadığı başka bir gerçek. Bir lider çıkaramadı, birlik oluşturamadı ve en önemlisi halkın desteğini alamadı. Güven sağlayamadı. Becerisizliklerini “devlet baskısı” ile açıklamaya çalıştılar. Toplumun desteğini, güvenini sağlayabilen bir muhalefet lider de çıkarabilirdi, gerekli baskıyı da oluşturabilirdi. Muhalefetin bir potansiyel oluşturamamış olmasının en önde gelen göstergesi, ağırlık merkezi oluşturacak birlik oluşturamamış olmasıdır sanırım.

Buna karşılık, Putin grubu, karmaşanın, yokluğun, yoksulluğun, korkunun hakim olduğu dönemde iktidarda oldular ve stabiliteyi sağladılar. Üretim ve yığınların geliri arttı, politik ve sosyal hayat sağlıklı bir zemine oturdu, Rusların büyük bir kısmı sefaletten kurtuldu.

Medvedev, 14 Eylül 1965 tarihinde, Leningrad’da doğmuş.

Leningrad Üniversitesinde Hukuk Tahsili yapan Medvedev, 1990 yılında tezini vermiş ve aynı Üniversitede ders vermeye başlamış.
1990 – 1995 Saint-Petersbourg Belediye’sinde, Vladimir Putin’in başkanlığını yaptığı Dışişleri Komisyonu’nda uzman olarak çalışmaya başlamış.
1999 yılında, Başbakan olan Vladimir Putin’le birlikte Moskova'ya gitmiş ve Hükümet İdari Yönetimi Bakan Yardımcılığı görevini yüklenmiş.
2000 yılında Gazprom’un Yönetim Kurulu Başkanı olmuş.
2003 yılında, Başkanlık Yönetim Kurulu Başkanı olmuş.
2005 yılında, Ulusal Projelerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı seçilmiş.
2008 yılı 3 Mart’ında Rusya Federasyonu Başkanı seçildi.

Daha evvelki yazılarımda, Rusya’ya değindiğimde, Vladimir Putin’in içinde olduğu ekibin ve bu genç takımın Rusya’yı toparlamayı ve yükseltmeyi amaçladıklarını ve bunun, günümüzde görülen bir “çevre” hareketi olduğunu vurgulamaya çalışmıştım.

Bu çevre politik bir harekettir, Rusya’nın, geçtiğimiz dönemde yaşadığı sorunlara somut çözümler üreterek üstünden gelmeyi amaçlamaktadırlar. Bu hareketin, soyut bir teoriden değil, somut bir politik uygulamadan ve stratejiden kaynaklandığını söyleyebiliriz.

Putin İş başına geldiğinde, acilen çözmesi gereken üç yakıcı sorunla karşı karşıyaydı.

•Çeçen ayaklanmasının üstünden gelerek parçalanmasını önlemek,

•Ülkenin talan edilmesini önlemek için özelleştirmeler sürecini durdurmak ve ulusallaştırmalara gitmek

•Bu işleri yapabilmek için, güvenilir bir ekip (kadro) kurmak ve olanakları bu ekibin elinde toplamak.

Bu hareketin ilkelerini Vitali Tretiakov şöyle özetliyor ;

•Rusya için faydalı olanı yap.
Bu ilke geniş anlamlı bir ulusalcılığı ifade etmektedir. Bu kuralın çerçevesini ; pragmatizm, Hıristiyan değerler, Rus ulusalcılığı ve Sovyetler sosyalizmi dönemi değerleri, Rus devlet gelenekleri çevrelemektedir.

•Ülkenin yönetilebilir hale gelmesi, iş görmesi ve Rus halkı için, yararlı olması koşulu ile, demokratik, liberal, otoriter, tüm yöntemler uygulanabilir.

Politik karşıtlar, satın alınarak veya uzaklaştırılarak tasfiye edildi. Bence, burada dikkati çeken yöntem farkı, Stalin döneminde olduğu gibi fiili tasfiyeye gidilmedi. Zorlayıcı bir ikna mekanizması çalıştırıldı, yerlerinde muhafaza edildi ama etkisizleştirildi. Putin, gidenin yerine bir başkasının, hatta daha kötüsünün geleceği kuralını öğrenmişti.
Dış politikasında da, karşıtlarının merkezi için gerekli ve aranan eleman olmayı başardı. Onun için Rusya’nın dış politikasında yararlı olan iyiydi.

•Kullandığı yöntemlerin sevilmemesi halinde, bunların gerekçelerini, zorunluluğunu ve yeni dünya’da geçerli olduğunu anlat.

•Kendi ekibinin dışında hiç kimseye güvenme. Anca, sınırları aşanı tasfiye et, kimi yerine koyacağına karar vermeden harekete geçme.

•Cebine atan, ama çalışan, çalışmayan ama cebine de atmayandan daha uygundur.

•Bütün sorunlara bir seferde çözüm bulmaya çalışma. Her şeyin zamanı ve yeri vardır.

•Başkalarının işine, zorunlu olmadan, müdahale etme. Böylelikle 
başkalarının da senin işine müdahale etmesini önlersin.

Sorunların çözülmesi aşamasında Putin evvela bir güç birikimine gitti. Daha sonra en önemli sorunları en önce çözmeye yöneldi. Sistemin kurduktan sonra olayları zaman akımı içinde çözülmeye yönlendirdi.

Putin, biraz da tesadüfler sonucu başa gelmişti ve kendinden sonra geleceği de tesadüflerin seçmesine bırakma lüksü yoktu.

Medvedev’in başkan olmak için bir şeyler yapmasına gerek yoktu. Ekibinin içinde kendine değişik görevler verilmişti ve bu görevleri yerine getirmişti. Şimdi de, ön görülen plan çerçevesinde gelişmeleri en iyi sürdürecek kişi olarak, başkanlık görevi veriliyordu ve o da bunu yükleniyordu. Batı ve hatta Rus kaynakları, gördüğüm kadarıyla, benim gördüğümden başka, dünya görüşlerine veya çıkarlarına uygun değişik senaryolar üretiyorlar. Veya böyle bir söylevi geliştiriyorlar. Gelişmelerin bu kadar karmaşık olduğunu zannetmiyorum.

Vladimir Putin ve Dimitri Medvedev gelişmelerini değişik yollardan yaşamışlar. Ama aynı projenin gerçekleşmesi için birleşmişlerdi. Vladimir Putin KGB (Komitet Gossoudarstvennoï Bezopasnosti) formasyonu almıştı. Putin, devleti ele geçirme, raya oturtma, ekonomiyi düzeltme işlevini başarı ile tamamlamıştır. Şimdi başka bir tür uygulamacıya gereksinim vardır.

Analizciler, Medvenev’in öğretim üyesi olarak geçirdiği yılların onda başka bir kişilik oluşturduğuna işaret ediyorlar. Medvedev. Putin gibi Leningradlıdır . Yüksel okulda öğretim üyesi olan bir anne ve babanın tek çocuğudur. İyi bir eğitim almıştır. Gençliği Leningrad’ın 1960 – 1970 yıllarında tipik bir Sovyet mahallesi ve aydın, yeni proleterlerin yaşadığı “Kouptchino” mahallesinde geçmiş ve karısı “Svetlana”yı burada tanımıştır. Medvenev’in konuları, tartışarak, daha ayrıntılı anlatarak, kendisi ile aynı fikri paylaşmayanlara daha anlayışlı davranan bir kişiliği varmış.

Putin, devleti sağlam temellere oturmaya çalıştı ve bunda önemli oranda da başarılı oldu. Evvela dışa karşı güçlenebilmek, güçlü bir tavır alabilmek için (zira ülke dış kaynaklarca talan edilmekteydi) ülkedeki tüm stratejik aktifleri konsolide edebilmek için harekete geçti. 2007 yılının sonuna kadar, hava ve uzay teknolojisini, tersaneleri (Rostekhnogi) , Holdingleri, Atom enerjisini (Rosatom), ve Metalürji endüstrisini tekellerde topladı. Putin, mali gelir ve birikmiş para kaynaklarını da kontrol altına aldı. Şimdi Medvedev’den projenin ikinci aşamasını hayata geçirmesi, yaşam kalitesini yükseltilmesi, insan unsuruna önem vermesi, gelişmeyi yükseltmesi, gelişmiş ülkelere olan teknolojik bağımlılığı azaltması, dış satımı hızla arttırması, Rusya’nın dışına yatırımlar yapması bekleniyor.

Önümüzdeki dönemde ekonomik mekanizmalar daha da önem kazanacaktır. Putin’in ifadesiyle, Rusya devlet kapitalizmine yönelmeyecektir. Tekellerin hisseleri borsa pazarına sunulacak, Ruble konvertible hale getirilecek.

Medvedev, post-sovyetik dönemde “Ulusal Kişilik” ve “Ulusal Düşünce”den doğrudan söz eden yöneticidir.Yeltsin ve Putin bu kavramlardan, daha çok soru şekliyle, içini doldurmadan söz etmişlerdi. Medvedev, bu kavramın içini doldurmaya çalıştığı görüyoruz. Bu elemanların “ulusal ideoloji”, “adalet ve özgürlük”, “sosyal devletin sorumlulukları” ve “refah” kavramları ile doldurmaya çalışacağı yine analizcilerin söylediği bir öngörü.

Medvedev, Rusya’nın, dünya’nın geleceğinde bağımsız dış politika sürdürebilecek çok az ülkelerden biri olduğunu ve bunu da mutlaka gerçekleştirmesi gerektiğini söylüyor. Bazı ülkelerin güçlü ülkelerin peşinden gittiğini, Avrupa Birliği’nin kolektif bir politika sürdürmek zorunda olduğunu, ancak Rusya’nın bağımsızlığını her alanda sürdürebileceğini ve sürdüreceğini vurguluyor. Bu iradeyi de askeri, ekonomik, politik bir güç olarak kalmasıyla sağlayabileceğinin de altını çiziyor.

Politika Vakfı Başkanı Viatcheslav Nikonov, (özet olarak ve mealenMedvedev’in bir liberal olmadığını, uzun yıllar Rusya’da liberalizmin pek sevilmeyen bir deyim olduğunu, liberal diye, burjuva demokrasisi ve pazar ekonomisi yanlılarını nitelediklerini, bugün her kesimin demokrasi ve pazar ekonomisinden yana olduğunu ve Rusya’da kelimenin yeni yeni gündemlerine girdiğini ama Avrupa’da artık etkin liberal bir parti kalmadığını, politik alanın muhafazakarlar ile orta sol arasında paylaşıldığını, gündemlere, ulusal nitelikler, moral değerler, aile, inanç, güçlü devlet gibi daha başka kavramların girdiğini ve Medvedev’in de bunlara karşı olmadığını söylüyor. Benim anladığım kadar, araştırmacı, dolaylı olarak Medvedev’in demokrasi ve Pazar ekonomisi yanında muhafazakarlara da yakın olduğunu söylemek istiyor. Bence bu analiz, Putin takımının pragmatik çizgisini düşünürseniz, çok akla yakın. Yararlı olan iyidir !....

Rus kapitalizmi yeni bir aşamaya geçmektedir. Yönetimin sorunlarının bitmediği kesindir. İlginçtir, sorunların bir kısmı, ne muhalefetten ne de yöneticilerin hatalarından kaynaklanmaktadır. Gelecekteki sorunların kökünde, yönetimin başarıları yatmaktadır. Belli bir rahatlığa alışan geniş halk tabakaları, bunun artarak devam etmesini beklemektedir. Fazla olarak Rus halkı sınıf bilinci olan bir toplumdur. Son dönemde sendikaların üyelerinin sayısının artması, grevlerin çoğalması bunun işareti olarak kabul edilebilir. Kapitalizm’de, krizlerin oluşması çok doğaldır ve Kapitalizmin ufuklarında yeni bir kriz belirmiştir. Medvedev bu krizleri göğüslemek zorundadır. Raydan çıkmış bir devleti rayına oturtmak başka bir beceri, oluşan krizi yönetmek başka beceri gerektirmektedir. Başka yöntemler, başka kadrolar gerekmektedir. Bu politikanın yürütülmesi için Medvedevseçilmiştir.

Örneğin yapısal çelişkilerin çözülmesi gerekmektedir. ; Bugün Rusya’da eğitim düzeyi yüksektir. Gelişmesini doğal kaynaklarını kullanarak sağlamaktadır. Bunun için insan kaynaklarında büyük kalite gereksememektedir. Ama yarın daha üstün yetenekli teknik kadroları gerekseyecektir. Sözlerinden, Medvedev’in tehlikenin bilincinde olduğu ve bu alana yatırıma gitmekte olduğu anlaşılmaktadır.

Bir başka örnek ; Rusya’da insanların gelirlerinde çok açık görülen bir yükselme olmuştur ama, gelir dağıtımındaki artışlar eşit olmamıştır. İki yıldan bu yana Medvedev, Başbakan Yardımcısı olarak bu konularla ilgilenmektedir. Ulusal projeleri, gelişme sorunlarını yakından tanıyan Medvedev’in seçilmesinin, sübjektif gerekçelerle değil, objektif gereksinimler sonucu bir seçim olduğunu bir başka doğrulamasıdır kanısındayım.

Rusya, petrol ve gazın fiyatlarından yüksekliğinden yararlanarak sorunlarını çözebildiği, genellikle liberal maliyecilerin yorumu. Bunun doğru yanlarının olduğu da bir gerçek. Enerji temin eden ham maddelerin fiyatlarının normalleşmesi Rusya’yı zor durumda bırakabilir. Bu mümbit dönemdeki kazançlarını yararlı ve ileriyi düşünerek kullanmaları gerekmektedir.

Medvede’in, pek çoğunun zannettiği gibi, “emanetçi” olmayacağının kesin olduğuna inanıyorum. Ancak,Putin’in Başbakan olması, Duma’nın önemini arttırabilir. Konunun analizini yapan bazı kaynaklar, halkın, bir “totem” haline gelen “Putin’in yeni başkanı kontrol etmesini istemektedirler”, demektedirler. Bunun bir derece Rus halkı için normal olduğunu düşünmek gerek ; Rus halkı daima bir totemi olmasına alışmıştır. Evvela “Çar” vardı. Zamanla onun yerini “Genel sekreter” aldı. Teorik olarak, “sınırsız yetkilere” sahip bir başkanın, başbakan tarafından sınırlandırılması zayıf ve etkisiz bir başkanı doğuracaktır. Tekrar vurgulayayım, belli bir fonksiyonun yerine gelmesi için en uygun adam seçildi. Başbakan olarak Putin, hem görevi hem de proje gereği yararlı bir danışman görevi görecektir.


NB ; Yazının hazırlanmasında, konuyla ilgili, Rusya’da yayınlanmış olan araştırma ve analizlerin çevirilerinden yararlanılmıştır.


Yazı
“Sansürsüz” sitesinde de
yayınlanmıştır.