Kemal’in ‘Adalet’i ve Kürtler

 

 

16 Nisan referandum sonucu ile derinleşen krizin 2019 cumhurbaşkanlığı seçimine yöneldiği ve o güne kadar artarak devam edeceği gizlenmemektedir. Rejim tartışmaları Kürdleri de ilgilendirmektedir ancak Kürd seçmenler referandum öncesinde ve oylamasında süreci demokratik olgunlukla tamamlamıştır. Yeni bir seçime kadar da sakinliğini ve tarafsızlığını korumalıdır. Yeni sürece ve gelişmelere daha çok Kürdlerin refahı ve huzuru açısından yaklaşılmadır. 

“Adalet yürüyüşü” arayışı 2019 hesaplaşmasının başlangıç adımıdır ve bu adım ile 'ittifak'ı bugünden oluşturma çalışmaları başlatılmıştır. .Ana nehir olarak CHP’de karar kılındığı anlaşılan bu projede tüm dereler, göller, göletler, birikintiler bu nehre kanalize edilecektir. Nehri çoğaltmak için 2019’a uzanan sürecin sistemli, planlı ve sürekli olarak diri ve gergin tutulması muhtemeldir. Bunları mutlaka diğer taraf da görüyor ve müdahaleye hazırlanıyordur. Kürdler konsept olarak farklı da olsa, “Adalet yürüyüşü”nün hendek sürecine benzeyip benzemediğini tartışmalı ve yeni bir felakete izin vermemelidir. Kürdler, Gezi’de sergilediği sağduyulu tavrın aynısını şimdi de “Adalet yürüyüşü” için kararlıca sergilemelidir. 

Yürüyüşlere, sokaklara Kürdleri de çağıranlar ellerini Kürdlerin yakasından çekmelidir. Yürüyüşler, parklar, sokaklar her türlü provokasyona açık hale gelecektir. Kürdler bu tür gösterilere katılmakla çatışma, yaralanma, tutuklanma ve öldürülmeye maruz kalabilir. Müslüman ve özellikle Alevi Kürdler kendilerini sokağa çağıran taraftan veya çağrıya kapılarak sokağa çıkacak Kürdleri tehdit eden diğer taraftan herhangi birine kendini yakın, sorumlu, gönüllü ve hizmetli hissetmemelidir. 

Çekişen taraflar, Kürdleri kendi taraflarına çekmek için de olsa ‘Kürd toplumunun haklarına anayasal güvence vaadini’ bir taahhüt olarak ileri sürmemektedir. Adaletsizliğin, sahipsizliğin, vahşetin ne anlama geldiğini Kürdler iyi bilir ve bunların ana kaynağı asla unutulmamalıdır. Buna rağmen, mevcut ya da derinleşecek krizde pay sahibi her kesim için sağduyu ve uzlaşma tek yoldur. 

Bazı Kürdler çağrılara uyarak sokağa çıkarsa veya bazı Kürdler de çağrıya uyarak sokağa çıkan Kürdlere karşı tavır alırsa, en büyük zararı yine kendileri ve Kürd halkının birliği görecektir. Mevcut veya gelişecek sürtüşmelerde Kürdlerin payı, hesabı ve çıkarı olamaz. Bu gerginlikte de Kürdlerin sorumluluğu yoktur. Kürd toplumunun on yıllardır içine çekildiği şiddet sarmalına verecek yeni kurbanları olmamalıdır.