Bazıları unutur bazıları unutmaz

 

Özgürlük zihinde başladığı gibi “şimdi sırası değil” dendiği an zihinde de biter. Tüp gaz kuyruğu mudur ki bu, ne zaman gelecek sıra, diyemezsin.

Unutmayanların çoğunluğu şu veya bu nedenle ama en temelde fayda (çıkar) eksenli oto sansürle ket vurur düşüncelerine. İfade etmez hatırladıklarını, bildiklerini, düşündüklerini. Hatta düşünce ve ifade hürriyetinin kısıtlanmasını protesto ederken bile kendi zihnine oto sansür uygulamayı özgürlükçülüğün şanından sayan çok. Güya fedakarca “kişisel hesap peşinde koşmadığını” söyleyerek erteler kimi, gerçek fikrini açıklamayı. Oysa kişisel hesabın “dikalası” ertelemektir. Sonraya bırakmak. Neye ve kime göre, ne zamana kadar, niçin, bilinmez, söylenmez. Özgürlük zihinde başladığı gibi “şimdi sırası değil” dendiği an zihinde de biter. Tüp gaz kuyruğu mudur ki bu, ne zaman gelecek sıra, diyemezsin. Hoş desen de herkesin vereceği usturuplu, tumturaklı, okkalı bir cevap vardır.

Adalet yürüyüşüne destek verenlerin pek çoğunun CHP’yi eleştirmeyi ertelemesinden söz ediyorum. AKP içinde olup da yanlışlarını eleştirmeyenlerle yasama sürecindeki tavrı unutmuş gibi görünmeyi seçerek bu yürüyüşü destekleyenler arasında fark yok. Kimse “ama biz Osmanlı bankasıyız” demeye kalkışmasın ikisi de saygıdeğer bir davranış değil. Kendi iradesiyle özgür düşüncesini ifade etmemeyi seçmektir bu destek de. Düşünce ve ifade hürriyetini insanlar kendi bilinçli seçimleriyle askıya aldıkları anda adaletten nasıl söz edebilirler, anlamak mümkün değil.

Bu yürüyüş için “dünya siyaset tarihine geçecek” derken Özgür Özel gerçekten haklı. Muhtemelen eşi benzeri bulunmayacak bir adalet arayışı bu. Öyle ya parlamentoda “hakkında fezleke bulunan milletvekillerinin yasama dokunulmazlığının bir defaya mahsus olarak kaldırılmasına” ilişkin yasa teklifine “risk almak gerek” diyerek evet oyu verenlerin de bulunduğu CHP’nin genel başkanı gerçekleştiriyor bu yürüyüşü. Anılan kanuna, Anayasa Mahkemesi nezdinde itiraz da etmiyor üstelik bu parti. Kendi milletvekillerinin iradesine, “ihraç edilir” sözüyle ipotek koyarak itiraz yeter sayısı olan 110 vekil imzasına ulaşılmasını da engelliyor. Üstelik fezleke sayısı toplamda 138 olmasına rağmen sadece 10 vekil hakkında işlem yapılmasını ve iki kişinin milletvekilliğinin düşürülmesini hiç dert etmiyor. Buraya kadar olanları adaletsiz bulmuyor demek ki itiraz etmediğine göre. Ancak yasanın uygulanışı kendi vekillerinden birisine de uzandığı vakit “adaleti” aramak için yollara düşüyor. Hadi o “ahlaki değerlerden arındırılmış, en yüksek mümkün fayda” peşindeki bir politikacıdır. Doğru bulunmasa da anlaşılabilir. Ancak anlaşılmaz olan süreci net olarak hatırladığı halde unutmuş gibi görünmeyi seçenlerin desteği. Anlaşılmaz ve kabul edilemez.

Ne tür bir kar-zarar hesabı yapılarak “çıkara uygun” bulunup destekleniyor bilmem. Merak da etmem. Merak ettiğim düşündüklerini söylemeyi erteleyerek, kendi özgürlüklerini kendileri askıya alarak ulaşacakları gelecekten ne hayır gelecek?

Şimdi sırası değil diyerek 15 yıldır AKP iktidarının yanlışlarını eleştirip önlemekten kaçınanlar yüzünden ulaştığımız bugünde aynı davranışı, CHP’nin hataları için sergileyince gelecekten nasıl bir hayır gelecek sanıyorlar?