İnsanı kime soracağız?


Burhan Aydınalp - 16/12/2010 18:45:04 (434 okunma)



İnsanı kime soracağız?

İnsanı, insana sorduk bu güne dek. Buna “Antropolojik uyku” demekte Foucault; ve “asırlarca süren doğmatik uykusundan uyanan insanın bir gün bu antropolojik uykudan da uyanacağını” umut etmekte.

Modern mantık-bilgi totolojiktir. Dünya, -sözü edilen dünya- insan dünyasıdır her zaman; insan da bu dünyanın içindedir. Totoloji de buradadır. “Dünya olmayan” -insansız dünya- parodoksaldır. İnsana teğet geçer, analoji yaparsak. Kant’tan bu yana modern düşünme bu paradoksal -ontolojik- zemin üzerinde yükseldi. 

Bir genel tema var yine de -mitoloji din felsefe- düşüş, hakikat, kurtuluş; Modern felsefe, Heidegger dahil aynı tema, varlığın hakikati; Nietzschefarkı, “düşüşün filozofu” Nietzsche; zerdüşt, hakikat, “üst insan” filozofun söylemi; ya da Platon site-mutluluk; Karl Marx tarih- toplum hakikat söylemi; Yine de Nietzsche’de görülür öznenin kurucu edimine son verme deneyimi;

Foucault’un dediği gibi “insanın bu hakikat çıkartma görevi, bıkıp usanmayan bilme istenci”; Ve bu bilgi öznesinin kurucu rolü: lengüistik, biyolojik, iktisadi söylem;

Kendilik teknikleri” demekte Faucault; insanın etik- ahlaksal bir özne olarak kendini kurabilmesinde sorun; hakikat, bilgi, erdem, mutluluk, çok eski ama çok eski başlangıçlar;

Hiedegger’de tekhne; bilim ve teknik, hesaplayıcı düşünme, negatif değer; İnsanın varlıktan, düşünmeden kopuşu; dünyanın muazzam bir enerji deposuna dönüştürülmesi; ya da modern iktisadın insanı “üreten ve tüketen bir bedene” dönüştürmesi; bilincin nöro-psikolojiye, ruhun psikanalize teslim edilmesi;

“Yapıp-etmelerimiz” diyorum, hakikatle bir ilgisi yoktur. Foucault kendi sözleriyle “hakikatin tarihini değil hakikat oyunlarının tarihini”araştırıyordu.

İnsan etkinliğinin özü doğanın istediğini nicel olarak aşmaktır. Bu tehlikeli bir oyun da olabilir, Heidegger’in dediği gibi;

Felsefe yapmak Reıchenbach’da, bilim felsefesi; bilimin sonuçları üzerinde düşünmek; felsefenin bir sonu olacaksa, bu olmamalı; Einstein, kuantum mekaniği, Heisenberg, olasılık teorisi; genel, monolitik sonuçlar çıkarsama; düşünmek bu olmamalı; Heidegger, özellikle de Faucault, Deleuze farkı.

Makro- kozmos, mikro- kozmos simetrisi ya da asimetrisi; determinizm ya da olasılık fark etmez; spekülatif düşünme -ki çok önemli- aynının ya da özdeşin, benzerin, hiyerarşik ve kategoriğin, aşkın ya da içkin olanın; başlangıcın, sonlu ve sürekli olanın; dairesel ya da lineer olanın; düzlemin ya da küresel olanın düşüncesi;

“Bilimsel devrimler” sonuçlarından yola çıkılarak yeni düşüncelere, felsefelere, dünya görüşlerine yer açmazlar; bir arada belki; ama sık olarak da yeni düşünceler ve dünya görüşlerinden etkilenerek ortaya çıkmaktalar.

Modern fizik A. Koyré’nin sözünü ettiği fizik örneğin: Aristoteles’in nitelikler dünyası değildir artık; Galileo ile birlikte fiziğin doğası değişmiştir; bu dünya nicelikler dünyasıdır; salt matematik bir fizik uzayından söz edilmektedir. Ve bu dönüşüm, var olan bilime, Aristoteles fiziğine dayanarak gerçekleştirilemezdi; dünya görüşünün değişmesi, kapalı bir dünyadan sonsuz bir evren anlayışına geçmek gerekmiştir.

“kozmozun yok edilmesi ve uzayın geometrikleştirilmesi” demekte Koyré “içinde uzaysal yapının bir tamlık ve değer hiyerarşisini somutlaştırdığı sonlu ve iyi düzenlenmiş bütün olarak dünya anlayışının yerini, en son ve temel bileşenlerinin ve yasalarının özdeşliği tarafından birleştirilen belirsiz ya da giderek sonsuz bir evren anlayışının alması; Aristoteles’in uzay anlayışının yerine ise Euklides’in özsel olarak sonsuz ve türdeş bir uzam olarak anlaşılan geometrisinin -uzay anlayışının- dünyanın olgusal uzayı ile bir ve aynı şey olarak düşünülmesi almıştır.”

Nietzsche, Antik Yunan düşüncesinin yakışıksız bir fikirle başladığından söz eder: “yani su, her şeyin kaynağı ve ana rahmidir önermesi” der; bu önerme varlığın kökeni hakkında bir şey söyler, üstelik bunu resim ya da hikaye uydurmadan yapar; o önermede kurcalanma halinde ortaya çıksa da şu düşünce saklıdır: her şey bir’dir. Bu gerçi Thales’i henüz dindarlar ve boş inançlılar arasından çıkartmasa da yine de onu bize bir tabiat bilimcisi olarak gösterir. Ama en önemlisi onu ilk yunan filozofu yapar. Eğer sadece sudan toprak oluşur deseydi o zaman bu bilimsel bir hipotez olurdu, yanlış ama çürütülmesi gereken; o bilimselliğin ötesine geçmiştir. Thales’in suyun ya da nemin halleri ve değişimi üzerine yapmış olduğu zayıf ve düzensiz, deneysel çapta gözlemler bu tür muazzam bir genellemeye asla izin vermez. O’nu buna sevk eden şey kökeni mistik bir sezgide olan metafizik bir inanç ilkesiydi. Bu ilke her şey birdir ilkesiydi.”

Metafizikten başlıyordu Heidegger de sorunsallaştırmaya; yeni bir düşünme diyor Deleuze, Faucault ve hiç bir hakikate dönüş yok bu yeni felsefede; 



Kaynaklar:

Faucault, felsefe sahnesi Ayrıntı Y.Işık Ergüden Çev.2004

Faucault, cinselliğin tarihi Ayrıntı Y.Hülya U.Tanrıöver Çev.2010

Nietzsche, Yunanlıların trajik çağında felsefe, Say Y. Gürsel Aytaç Çev.2009

Koyré, Kapalı dünyadan sonsuz evrene,İdea Y.A.Yardımlı Çev.1998