Tarihin tamamlanması



Burhan Aydınalp - 05/03/2009 0:44:30 (427 okunma)


Tarihin tamamlanması

Klee
’nin “Angelus Novus” adlı tablosundan söz eder W.Benjamin, “…gözleri faltaşı gibi,ağzı açık, kanatları gerilmiş..Tarih meleğinin görünüşü de ancak böyle olabilir,yüzü geçmişe çevrili.Bize bir olaylar zinciri gibi görünenleri ,o tek bir felaket olarak görür…Yıkıntılar gözlerinin önünde göğe doğru yükselirken fırtınayla birlikte çaresiz ,sırtını döndüğü geleceğe sürüklenir…”.(1)

Tarihin ikmalin!den” söz etmiştim önceki yazımda. Tamamlanmasından;”nihayete erdirilmesinden”;Esas olarak Hegelcitarih anlayışı var burada;Ama bir tür evrimcilik; “A.Comte’çu tekamülcülük” ya da Spencer’cı vb. “sosyal-darwinizm”den de söz edebiliriz.

Tarihe nasıl bakmalıyız? Felsefi,antropolojik,olgucu; ya da W.Benjamin gibi “tarih meleği imgesi!”

Tarihçi değilim.Ama tarihe olası her bakışın bir felsefi anlayışı da içerdiği düşüncesindeyim.Heidegger’e göre “Batı-bilimi”,batı-metafiziği”nin bir uzantısıdır. Descartes’çi “kartezyan” özne-nesne yarılmasının bir sonucu dahası mümkün tek sonucudur.Ve bu varlığın özünün unutulmasıdır.

Yakın çağların çabası tarihe “bilimsel-nesnel” bakmak olmuştur.Tarihe bilimsel bakmak ne demektir? Bu ne derece mümkündür? Bilmiyorum, Ben yalnızca tarihçiliğin bizim gibi “tarihçe ikmal edilmemiş!” toplumlarda “bireysel entelektüel kimliğin” oluşumundaki rolüne işaret etmek istiyorum.

Entelektüel kimlik neredeyse tümüyle tarih ekseni üzerine oturtuluyor.”Tarih bilinci”,tarihin belli bir tür algısı sosyal,kültürel ve daha çok da politik kimliği belirliyor.“Tarihçi entelektüel politik kimlik” Vaftizci Yahya gibi vazediyor,müjdeliyor,kutsuyor.Bu günü,şimdiyi tarihe hapsediyor,politikaya kilitliyor;

Oysa yalnızca izlek’tir tarih;patikadaki izler gibi ayak izleri, bizden önce dolaşanların bu göğün altında ve üstünde yer yüzünün, ve diğer varolanlarla birlikte ve ölümlü olduklarının bilincinde olarak, unutmayarak.


Politika
,Eski yunanca “poli” çok ve “tika” yüz den geliyor. “Çok yüz” anlamında;ve bu bana konuşmayı diyalogu hatırlatıyor.

Arapça karşılığı siyaset ise : at eğitimi,talimi demek(miş!) (2)


Sokrates
’e göre bilmek hatırlamaktır ve bunun aracı da diyalog, konuşmaktır. Konuşmak iletişim oldu çağımızda.İletişim, son derece rafine teknikterim, diyalog içermiyor.Özne ilişkisinin özü (dil dolayımı) olumsuzlanıyor. Anlam şeyleşiyor. “Nesne-özne” içeriği, bu “bütüncül” (buyurucu) içerik, özne-arası ilişkiyi belirliyor.Enformasyon-endüstrisinin buyurmalarının “alıcı-özneleri”nden söz etmeliyiz artık.

Konuşmak anlamak demektir;yalnız insan anlam verebilir dünyaya; anlam ise sibernetik bir kod oldu çağımızda.Teknolojik uygarlık “arkaik” anlamları unutturdu bize.Her tür kutsallığı –şiirin, sanatın, vahyin –yitirdik.

Horkheimer
 tarihin (tarih çalışmasının) eksikliği –tamamlanmamışlığı-konusunda Benjamin’e yazdığı Mart 1937 tarihli mektupta şöyle diyordu: “…Geçmişteki adaletsizlik(ler) oldu ve bitti.Ölüme yenik düşenler gerçekten ölüler.Nihai olarak siz teolojik bir açıklamada bulunuyorsunuz.Eğer herhangi bir kimse eksikliği (tamamlanmamışlığı) mutlak anlamda ciddi (bir) biçimde alacak olursa o, o zaman “son yargıya” (da) inanmak zorundadır….” (3)

Tarihin “tamamlanmamışlığı” düşüncesi her halükarda “aşkın ya da içkin bir özü” gerektirir.İçkin olan daha çok Aristotales’çi ontolojiden; aşkın olan ise Hegel’ci “geist” ;ya da kadim Mesihçi teolojiden kaynaklanmakta.

Oysa mümkün yegane -içkin olmayan-“aşkın” : “düşünme” dir ve belki insani eylem.

İnsani eylem ontolojiktir.İnsan “şeyleştirerek” varolur.İnsani-şeyleştirme boyutu ikinci –ilave,türev – bir ontolojik boyut kazandırır varlığa. İşte bu ikincil ontolojik boyut aslında tam da “insani karakterinden” ötürü trajiktir.Bizi biz olarak var eden “yapıp etmelerimizin dünyası” aynı zamanda bizi varlığa yabancılaştırmaktadır.

Bu sorun Hegel’den bu yana tarihe taşınarak -tarih içine alınarak- aşılmaya çalışıldı.Oysa “tarih-öncesi” çağda, eski yunanda - tragedya çağında,“antonim”ler çağında insani eylemin trajik karakteriyle barışıktı insanlar ve yazgıya inanırlardı.

Yazgı tarihe taşındı “özgürlük” oldu!

==================

1-Tarih kavramı üzerine.W.Benjamin.Metis seçkileri.Son bakışta aşk, 4.basım.Eylül 2006 Nurdan Gürbilek Çevirisi. S.43-44

2-http://tr.wikipedia.org/wiki/siyaset

3- Rolf Tiedemann Tarihsel Materyalizm Siyasal Mesihçilik Tarih Kavramı Üzerine Tezlerin Bir Yorumu 
Frankfurt Okulu Doğu Batı Yayınları H.Emre Bağçe Çevirisi.2.baskı Eylül 2006 S.272



1-Tarih kavramı üzerine.W.Benjamin.Metis seçkileri.Son bakışta aşk, 4.basım.Eylül 2006 Nurdan Gürbilek Çevirisi. S.43-44

2-http://tr.wikipedia.org/wiki/siyaset

3- Rolf Tiedemann Tarihsel Materyalizm Siyasal Mesihçilik Tarih Kavramı Üzerine Tezlerin Bir Yorumu 
Frankfurt Okulu Doğu Batı Yayınları H.Emre Bağçe Çevirisi.2.baskı Eylül 2006 S.272