Bir Saygı Duruşu

Cemil Fuat Hendek - 15/09/2009 20:18:56 (1366 okunma)



Bir Saygı Duruşu

Aniden, yuvarlak gözlüklerinin ardından şikâyet dolu bakışlarla karşımızda belirdi. Henüz sormadığı -ve artık hiçbir zaman soramayacağı- sorulara yanıt bekliyor gibiydi.

Başımızı öne eğip sustuk.

Bir süre sonra arkasındaki kalabalığı fark ettik. Hepsi de sessizce bize bakıyorlardı. Derken, sanki ucu bucağı olmayan kalabalıkta yavaş yavaş bir takım yüzler belirmeye başladı. Tanıdık, tanımadık sayısız insan… Hepsinin de bakışları sual doluydu.

Söyleyecek çok şey vardı, ama biz, yine başımız önde, susmaya devam ettik…

Ne diyebilirdik ki?

Emanetimizi ne yaptınız?” deselerdi ne diyecektik? 

Nedir bu sessizlik, kavga sesleri gel(m)iyor köylerden ve şehirlerden?” deselerdi ne yanıt verecektik?

Karşılıklı sustuk. Onlar bize baktı, gözlerimizde onlarca soruya yanıt aradı. Biz onların yüzüne bakamadık…

Diğerleri nerede?” deselerdi ne anlatacaktık onlara? “Biz zamanlar ellerinde kızıl bayraklarla meydanları dolduranlar nerede?” diye; ’Türkiye işçi sınıfına selam, selam yaratana’ sesleriyle yeri göğü inletenler nerede?” diye sorsalardı cevabımız ne olacaktı?

İşte öylece, başımız önde, sessizce durduk karşılarında…

Ama böyle gidemezdi. Ne kaçacak, ne de saklanacak yerimiz vardı. Belli ki, onların da bir yanıt almadan gitmeye niyetleri yoktu. Onlara bir yanıt borçluyduk. Bir şeyler söylemek gerekiyordu. Derin bir nefes aldım, bir adım öne çıktım:

Artık çoğu yok aramızda.” dedim. Kendi sesimin verdiği cesaretle devam ettim:

“Bazılarının ellerindeki kızıl bayraklar soldu sarardı. Bazıları, bayrakların üstündeki orak çekiçleri silip, üstüne ay yıldız koydu. Kimi şimdi turuncu renkli bayraklar taşıyor. Hatta, kızıl bayrakları yeşillerle değiştirenler bile oldu.

“Bir zamanlar Türkiye işçi sınıfını selamlayan kimilerine göre, artık sınıf ayırım yok, dolayısıyla işçi sınıfı da yok. Onun yerine, toplumsal niteliği ve konumu belirlenmemiş, adı konmamış yığınlar var. Onların kurtuluşunu da sosyalizmde değil, burjuva demokrasisinde görüyorlar. ‘Sosyalizm’ lafını ağızlarına bile almıyorlar. Onlar, kapitalizmi, onun sömürü sistemini insan toplumunun sonsuz kaderi olarak kabul ediyorlar.

“Onlar sizleri de tarihin karanlıklarına gömmeye çalışıyorlar. Kimisi bunu açıkça söylüyor, kimisi hala sizin kavramlarınızı kullanmaya devam ederek, sizin uğruna acılar çektiğiniz, işkenceler gördüğünüz, hapislerde süründüğünüz, ve öldüğünüz ülküleri reddediyor.

“UNUTUN ARTIK ONLARI!

“Ama bakın, BİZ HALA BURADAYIZ! Ne sizleri, ne idelerinizi unutmadık. 89 yıl sonra hala sizleri anıyoruz. Biz bugün burada duruyorsak, sizin eseriniz de hala varlığını sürdürüyor demektir. Üstelik on beş kişi değiliz. Sizlerden çok daha fazlayız.”

Ve tekrar susup yerime döndüm.

Sabırlı bir anlayışla başlarını salladılar ve yavaş yavaş kayboldular.

Saygı duruşumuz bitti, yerlerimize oturduk…

10 Eylül 2009