Birlik ve Beraberlik Üzerine

Cemil Fuat Hendek - 05/02/2010 17:16:17 (549 okunma)


Birlik ve Beraberlik Üzerine

Geçen günlerde “ulus” kavramına ilişkin birkaç yazı yazdım. Dikkatimi bu konuya toplamış olmam nedeniyle olsa gerek, kulağıma sık sık “milletçe birlik ve beraberlik”, milletin bölünmezliği” gibi laflar daha sıklıkla çarpmaya başladı. Bu çağrılar da, beni kendi ulusallığımı, ait olduğum ulusu düşünmeye zorladı:

“Ben, “toprak birliği”, “dil birliği”, “kültür birliği”, “tarih birliği”, “töre birliği” ve daha başka “birlikler”le bağlı olduğum hangi insan topluluğuna aitim? “Şehit kanlarıyla sulanmış al bayrak altında birleşmek” gibi yapay, duygu sömürüsü içeren laflardan bağımsız olarak, kendimi hangi toplumun bir ferdi olarak hissediyorum?”

Siz hiç bu soruyu samimiyetle kendinize sorup, bir yanıt aradınız mı? Ben sordum.

Mesela…

Ülkeyi üç kez, halkın parasını verdiği silahlara dayanarak darbelerle sarsan, onbinlerce insanı hapislerde süründüren, işkence tezgahlarına yatıran insanlarla ortak yanınız nerede? Gerçek bir darbe hazırlığı olmasa bile, “manevra senaryosu” kisvesi altında alçakça komplo planları hazırlayan hastalıklı beyinlere sahip insanlarla ortaklığınız nerede yatıyor?

Tutuklu, silahsız, elleri kelepçeli, korumasız insanlara planlı olarak en ağır, insanlık dışı işkenceler uygulayan, elektrik şoku veren, falakaya yatıran, Filistin askılarına asan, korumasız kadınların onurunu kırmak için burada adını bile anmak istemediğim işler yapan -bunlar daha bir şey değil, bilimin de yardımıyla, bir insanı fiziksel ve ruhsal olarak mahvedecek tüm yöntemleri düşünen ve uygulayan hasta ruhlarla ortaklığınız ne olabilir?

Ülkenin aydınlığını oluşturan insanları ortadan kaldırmak için alçakça planlar yapan, kiralık katiller tutan ve onlara tetikçilik yaparak gözünü kırpmadan hayat söndüren tüm psikopatlarla ne ortak yanınız olabilir?

Bu canileri mahkemelerde üç, beş yıl mahkumiyetle yargılarken, gerçekleri yazan gazeteci ve yazarları otuz yıl demir parmaklıklar arkasına göndermeye çabalayan savcılarla, bu davaları sürüncemede bırakarak zaman aşımına uğramasına neden olan sözümona hukukçularla, linç olaylarına önderlik eden saldırganları serbest bırakan hakimlerle ortak bir yanınız var mı?

İşkencelerde fiziksel ve ruhsal olarak mahvedilmiş insanlara “sağlıklı” raporu veren, ırzına geçilmiş çocuklara “psikolojisi bozulmamıştır” imzası atan, böbrek ticareti yapan, hastalarını gereksiz yere yiyim kapısı haline getiren, Hipokrat yeminine ihanet eden doktorlarla ortaklığınız nerede yatıyor?

Çağdaş insanlığın ulaştığı bilgi düzeyini insan için değil, insana karşı kullanan; onu sömürmek, esirleştirmek, imha etmek amacını güden projelerin hizmetine sunan bilim insanlarıyla ne ortaklığınız olabilir?

Töresi gereği, kızını katleden, kan davası güderek cinayetler işleyen insanlarla ortak neyiniz var? Sözümona milliyetine, dinine, politik görüşüne uymayan, dahası kendisine uymayan herkesi ve her şeyi yok etmeyi hedefleyen, bunun için planlar yapan, bilinçsiz insanları kışkırtarak toplu katliamlar düzenleyenlerle; kışkırtılara koyun sürüsü gibi kapılarak vahşi hayvanlar gibi karşıtlara saldıran, onları döven, yakan ve katledenlerle; bu eylemleri “halkın hassasiyeti”, eylemlerin militanlarını “duyarlı vatandaş” olarak değerlendirenlerle sizi birarada tutan ortak yan nedir? 

Fabrikalarında işçileri düşük ücretlerle sömürmeleri bir yana, en kötü, sağlığa aykırı ve tehlikeli koşullarda çalıştıran, tersanelerde işçilerin kum çuvalı yerine sulara gömülüp boğulmasına neden olan; madenlerde canlı canlı toprağa gömülmelerine ortam hazırlayan, köylülerin arsenikle zehirlenmesini umursamayan, adına “işveren” denen ve aslında “emek, alın teri ve can alan” olması gereken (çünkü bunlar vermekten çok almaktadırlar)insanlarla sizi birarada tutan ortak bağlar nelerdir?

Bu insanlarla hangi kültürü paylaşıyorsunuz?

Bu insanlarla aynı dili konuşuyor musunuz? Sınırlı sayıda sözcükleriniz aynı olabilir. Ama kavramlarınız aynı mı?

Bu tür insanlarla hangi ülkü birliği içinde olabilirsiniz?

Belli hesaplarla, hedefli olarak kimi geçiştirilmiş, kimi unutturulmuş, kimi belgeleri bile yok edilmiş ve önünüze ortak tarih diye dayatılmış hangi geçmişi bunlarla paylaşıyorsunuz?

Tarihin belli bir döneminde, belli güç dengelerine bağlı olarak bölünüp çevresine sınırlar çekilmiş bir toprak parçasında doğmuş olmaktan -yani salt bir rastlantıdan- başka bu insanlarla ortak olabilecek başka hangi yanınız var?

Kendisini aydın kabul eden, demokrasiden ve özgürlükten yana olduğunu söyleyen, içinde insan sevgisi taşıdığını iddia edenleri bu türden insanlarla birleştiren ne olabilir?

Ve hele…

İşçiler, topraksız köylüler, marabalar, dar gelirli ve yoksul insanlar, işsizler… Bu topraklardaki değerlerden doğru dürüst hiçbir pay alamayan, cahil kalmaya, sömürülmeye, ezilmeye, yoksul yaşayıp yoksul ölmeye mahkum yığınlar… Bunların, yüzme havuzlu saunalı lüks villalarda yaşayan, ülkenin tüm nimetlerinden yararlanan, hesaplarında milyonlarca dolar, ceplerinde çift pasaport taşıyan, her türlü rüşvet, irtikap ve yolsuzluğu mübah sayan insanlarla ne ortak yanı olabilir?

Sizce varsa mesele yok!

Ama yoksa… O zaman…

- “Birlik ve beraberliği”nin savunulmasından bahsedilen “ulus” denilen bu şeyi, ikiyüz yıldır dünya insanlığına dayatılan bu yapay toplum kavramını yeni baştan sorgulamak, bir ezberi bozmak gerekmiyor mu?

- Birlik ve beraberliği kurulacak olan toplumun, yukarıdaki gibi insanların yetişemeyeceği, yaşam alanı bulamayacağı hangi ortak değerler, hangi kültür ve ülküler etrafında birleştirilmesi gerektiği üzerinde düşünmek ve bunun için mücadele etmek gerekmiyor mu?