Araştırma sonuçlarında Kürtler



Araştırma sonuçlarında Kürtler


BİLGESAM’ın yaptığı Kürt meselesine ilişkin bir araştırma, geçen hafta TV ve gazetelerde genişçe yer buldu ve araştırma sonuçları,“belli kesimlerin” hoşuna gitmeyeceği şeklindeki başlıklarla (Sabah) kamuoyuna yansıdı. Araştırma, Başbakan Erdoğan ’ın son dönemlerde sıkça dillendirdiği “Kürt Sorunu yoktur”, “Terör sorunu vardır” söylemlerini destekler nitelikte sonuçlarla, Kürtlerin büyük çoğunluğunun Türklerle birlikte yaşamaktan yana olduğunu, bayrak ve İstiklal Marşı’nı ortak değer olarak gördüğünü, KCKadı altında yapılan tutuklamaları desteklediğini ve hükümetin terörle mücadelesine toplumun çoğunluğunun destek verdiğini iddia etti. 
Bu araştırma sonuçlarını eleştirenler ya da destekleyenler, uzunca süredir bölgede araştırmalar yapan, Kürtlerin nabzını tutan ve araştırma sonuçlarını kamuoyu ile paylaşan Diyarbakır merkezli Siyasal Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (SAMER) adını ve araştırma sonuçlarını köşelerinde veya TV programlarında nedense ağzına bile almadı. SAMER’in yaptığı araştırma sonuçlarından bihaber BİLGESAM raporuna karşı yapılan eleştiriler, ya “istatistiğin kuyruklu yalan” olduğunu vurgulayarak bu tür araştırmaların değersizliğini ya da bu tür araştırmaların toplumsal gerçeği anlama kabiliyetinden yoksun olduğunu belirterek güvenilemeyeceğini dile getirmekle yetindi.

Burada, elbette ne toplumsala ilişkin sosyolojik ve siyasal nicel araştırmaların değersiz ve güvenilmez olduğunu tartışacağım ne de BİLGESAM’ın Kürt meselesiyle ilgili yapmış olduğu araştırmanın sonuçlarını aktaracağım. Yapmak istediğim sadece iki farklı araştırma kuruluşunun, yaptığı araştırmalarda ortak soruların sonuçlarından bazılarını karşılaştırmak olacak. 

İlk olarak, BİLGESAM araştırmasının anaakım medyada “ilginç” bulunan sonuçlarından biri, hükümetin Abdullah Öcalan ’a dönük tecrit politikasını Kürtlerin yüzde 56’sının desteklediği yönünde. Yine aynı soruda, Kürtlerin yüzde 53’ü (dikkat oran çok yakın) PKK ve Öcalan ile görüşme ve müzakerelerin yapılmasını da destekliyor sonucu ortaya çıkmış. Her iki cevaptan, Kürtlerin yarıdan biraz fazlası hem Öcalan’la görüşme ve müzakere olmasın hem de evet, Öcalan ve PKK ile görüşme ve müzakere yapılsın dediği anlaşılıyor. Aporie! Yani bu soruya cevap veren Kürtler aynı anda olması imkansız iki duruma evet demiş oluyor ki, bu durumda en iyi ihtimalle ya soruya cevap veren Kürtlerin kafasının karışık olduğu sonucunu çıkarmak ya da bunun bir “kontrol sorusu” olduğunu, buna çelişik cevaplar verildiğini görüp soruyu iptal etmek gerekirdi. BİLGESAM ne ilkini ne de ikincisini tercih etmiş, tersine bu çelişkiyi topluma “gerçek” olarak göstermeyi tercih etmiş.

İkinci ilginç bir sonuç ise, Kürtlerin yüzde 61’inin yürütülen KCK operasyonlarını desteklediği yönünde. Durum böyleyse, sonuç gerçekten ilginç ve çarpıcı… Ancak SAMER’in Mart 2012’de yaptığı bir araştırmada da benzer bir soruyla Kürtlere, “ KCK operasyonlarının Kürt sorunun çözümünü nasıl etkilediği” soruldu ve buna “olumlu” etkiliyor diyenlerin oranı sadece yüzde 8 çıktı. Her iki sonuç, “ama farkın da bu kadarı!” denecek türden değil mi? Ortada araştırma yöntem ve tekniği açısından bir hata veya yanlış yoksa (ki var) bu fark için söylenebilecek tek şey, Kürtlerin kendi içinde parçalanmış bir toplum olduğu. Başka deyişle, toplum olarak bir arada yaşama vasfını yitirmiş, acı, sevinç, keder ve gelecek tahayyülünde derin yarıklar bulunan bir toplummuş meğer Kürtler! Şayet Kürtler böyle iç bütünlükten yoksun bir toplumsa, nasıl oluyor da her tür bedele rağmen bir mücadelenin sürmesinin ve devam etmesinin en önemli kaynağı olmayı başarabiliyor? Kürtler bu mücadele azmini nereden alıyor? Sırf bu sorunun cevabı bile bizlere BİLGESAM’ın değil, SAMER’in ortaya koyduğu sonucun gerçeğe daha yakın olduğunu göstermeye yetiyor.


Bir diğer ilginç sonuç, BİLGESAM’ın araştırmasında Kürtlerin sadece yüzde 11,9’u demokratik özerkliğe sıcak bakıyor ve evet diyor. Demokratik özerkliği, Kürt sorununun barışçıl çözümü olarak parti program ve tüzüğüne koymuş bir siyasi partiyi ve bu partiye oy vermiş yurttaşları marjinal göstermek için ideal bir sonuç. Bununla birlikte aynı araştırma sonucunda, Kürtlerin sadece yüzde 2,3’ü Türkiye ’den ayrılmak ve bağımsızlık istiyor. Kürtler arasında bir başka marjinal grup daha! Allahtan bunların oranı demokratik özerklik isteyenlerden daha az ve en iyi ihtimalle kandırılmışlardır! SAMER ise Mart 2012’de bölgenin önemli 12 il merkezinde bir araştırma yapıyor ve oranlar bambaşka bir gerçeği gösteriyor. Yapılacak yeni bir anayasada Kürtlerin statüsü hangisi olmalı sorusuna, demokratik özerklik diyenlerin oranı yüzde 41,2,bağımsızlık olsa daha iyi olur diyenlerin oranı ise yüzde 19,3. Bir de buna federasyon olsun diyenler var ki oranları BİLGESAM’ın araştırmasında demokratik özerklik diyenlerle neredeyse aynı. Yine aynı ay Diyarbakır genelinde yaptığı bir araştırmayı Radikal gazetesi “ Diyarbakır ’ın yarısı özerklik istedi” başlığıyla duyuruyor ve araştırma sonucuna göre demokratik özerklik oranı yüzde 49,2, bağımsızlık oranı yüzde 19,2 ve federasyon oranı ise yüzde 5,4 çıkıyor . Devam eden aylarda yapılan araştırmalarda da çıkan sonuçlar birbirine oldukça yakın.

Şimdi hangi sonuçla, her defasında “kazanmaya ramak kaldı” iddialarıyla kirli bir savaşı sürdürmek için toplumun desteği daha kolay elde edilir? Bir tarafta yüzde 72,2 ile siyasi statüye ilişkin güçlü bir irade gösteren çoğunluğa karşı savaş mı ya da diğer tarafta yüzde 14,2 ile küçük, önemsiz, marjinal bir gruba karşı yürüttüğünüz savaş mı kazanılabilir bir savaştır? Elbette ikincisi için toplumun desteğini almak ve son dönemde görülen sayısız ölümler karşısında biraz daha fedakârlık yapmasını, sessiz kalmasını istemek daha kolay. Yanlış anlaşılmasın, bunu BİLGESAM’ın istediğini söylemiyorum. BİLGESAM’ın ortaya koyduğu sonuçların açık bir biçimde bunun için kullanılacağını söylüyorum. Türkiye ’nin “kanayan yarası” olarak kabul edilen bir mesele karşısında adı BİLGE ADAMLAR olan bir kuruluşun söylediği şeyin ve yaptığı işin neye mal olacağını hesap etmesini beklemek, toplumun hakkı değil mi acaba?

Peki, her iki araştırma kuruluşunun bu kadar farklı sonuçlara ulaşmasının sebebi ne olabilir? Bu açık ki, gerçeğin arandığı yöntemle ve gerçeğin nerede arandığıyla yakından ilişkili. BİLGESAM, bu son araştırmasıyla gerçeği, sikayetvar.org sitesi üyeleri arasında aramayı tercih etmiş. Elbette kamuoyu yoklaması yapmanın yöntemlerinden biri de budur. Ancak yapılan araştırma herhangi bir ürün beğenisi ya da marka beğenisi hakkında değil, Türkiye ’nin en önemli tarihsel sorunu Kürt meselesi hakkında ise gerçeği, herhangi bir sitenin üyeleri arasında değil, bu meselenin muhatabı insanları arasında bulabilirsiniz.