Bağımsız ve Yeni Sol

cetin gurer - 17/07/2007 11:03:33 (748 okunma)


Bağımsız ve Yeni Sol

Hiçbir seçim öncesi bu denli umut dolu, heycanlı ve pozitif beklentiler içinde olduğumu hatırlamıyorum: Seçim öncesi bu “olağanüstü” durumun tek kaynağı Bağımsız “Bin Umut Adayları”...Bu kaynağın da iki önemli nedeni 
Birincisi, 1980 sonrası adeta yıkıma uğratılmış toplumsal muhalefet ve sosyalist hareket yıllardır başarılamayan bir engeli aşmış görünüyor; ırkçı, milliyetçi, şovanist olmayan, gerçek manada Türkiye`li tüm sosyalistler ortak bir cephede bir araya gelmiş, sosyalist muhalefeti yeniden canlandırmış görünüyor. Parti ve fraksiyonlar arası ayrılıkları bir kenara bırakıp, Türkiye`nin gerçek sosyalist devrimcilere ihtiyacı olduğunu kavramış, bir ülkede sosyalist blok olmaksızın o ülkenin hangi duruma getirileceğini, siyasetin, ekonominin, bilimin, kültürün, doğanın, insani değerlerin korunmasının, geliştirilmesinin sosyalist düşünce olmadan mümkün olamayacağını, kapitalizme, serbest piyasa prensiplerine boyun eğmiş ve bunların “evrensel değerlerine” kurtuluş olarak sarılmış siyasetin tüm bu insanlık değerlerinin yok olmasının aracı olduğunu ve bu yüzden ülkenin bunların yönetimine bırakılmaması gerektiğini görmüş ve hep birlikte harekete geçmiş durumdalar. İçerik olarak burada bir yenilik söz konusu değil, çünkü tüm sosyalistler, ilericiler bunları çok önceden de kavramış ve biliyor olmaları gerekir, ancak yeni olan bunlara karşı mücadele edilmesi gereğinin aciliyetini kavramış ve parlamentonun bunun aracı olduğunu görmüş ve bunun için birleşmiş olmaları...Yeni sol hem siyasi pratiğine hem de siyasi yelpazesine yeni türde ezilmişlikleri, dışlanmışları, doğayı, çevreyi, kadını, homoseksüeli vs. de katarak umudun adını yazmaya aday olduğunu gösteriyor, bu da sol`un 21. yy.`da görev ve sorumluluklarının arttığının, daha çok güç olması gerektiğinin işaretidir. Sol`daki hem konusal hem de pratiksel bu ilerleme/değişim bir anlamda sosyalistlerin kendi gelenekçiliğine de bir vedadır, kendinde, toplumun herhangi bir yerinde, seçkin, avantgarde bir sol olmaktan kurtulup, sol`un doğaya, topluma, insana geri dönüşüdür... Sol`un kendini gerçekleştirmesidir, sol`un tarihsel görevini yeniden üstlenişidir, yarım kalmış görevi tamamlamasıdır... İşte bu yeni Sol heycanımın, umudumun, beklentilerimin kaynağı: Özgür toplum ve özgür insan, savaşsız, kansız, şiddetsiz bir gelecek ve bugün, gerek kapitalizme gerekse şiddet kullanma hakkını tekeline almış, bunu meşrulaştırmış devlete karşı her bir bireyin temel haklarının istisnasız garanti altına alındığı demokratik, insan (kadın, çocuk, yetişkin, gey, lezbiyen, mülteci, hambal, bilim adamı, işsiz vs...) haklarını koruyan, çoğulcu, bir coğrafya; işte bunlar beklentilerimin, heycanımın özeti... Yeni sol bu seçimde olmasa bile, kazılan Tuneller yarım kalsa bile, bugünkü yakaladığı ivmeyi, coşkuyu, dağıttığı umudu bir sonraki seçimlere taşımalıdır. Sol`un gerek parlemento içi, gerekse parlamento dışı, varlığı, her zaman yaşanılır bir dünya için ön koşuldur. Bu koşul sadece tek bir ülke değil ancak tüm dünya daha yaşınılır, daha adil, daha akli, daha humanist bir duruma gelinceye kadar ortadan kalkmayacaktır. ; 
İkincisi işte yeni denilen bu sol`un kazmaya başladığı tunel`in hem ışığa ulaşacak olması hem de tunel`den çıkacakların ne postal basılan, ne halı serilen, ne de para basılan yere ulaştığında başını tekrar o tunele sokup, hoşçakal demeyecek cesareti, rasyonaliteyi, etik`i taşıdığına olan inancım umudumu, heycanımı, beklentilerimi çoğaltıyor...Alternatiflerini, güvenini, inancını büyük oranda yitirmiş bir seçmen kitlesinin oylarının önemli rol oynayacağı bu seçimlerde “Yeni Sol“`un beklenilen başarıyı yakalama ihtimali heycanımın bir başka nedeni. Bu umutsuzlara bir de yüzde on gibi bir seçim barajının uygulandığı bir ülkede yıllardır temsil edilememiş, seslerini duyuramamış, iradeleri adeta yok sayılmış seçmen oyları eklendiğinde umut beslemek, umut büyütmek hayal olmasa gerek. Bu büyük sinerjiye hemen şimdi başlayarak tüm toplumu katmak gerekir...Olmazsa bu hava korunmalı ve diğer seçimlere taşınmalıdır...
Siyasetin kirletildiği, ticarileştirildiği, ayrıcalıkların ayrıcalıklarını korumak için atıldığı ve tüm bunlarda en önemli aktör olan halkın kullanıldığı bir ortamda mevcut siyasetçilerden daha temiz siyaset istemek safdillik olmasa bile boş bir hayal olur. “Yanlış hayat doğru yaşanmaz” (Adorno) sözünde olduğu gibi kirletilmiş siyaset doğru yapılmaz. Önce siyaseti asıl din tacirlerinden, sözde laiklerden, darbeciden, dalkavukluktan temizleyecek, siyaseti siyasen temizleyecek cesarete sahip politikacılar olmalıdır. Tunel`den işte bu cesarete sahip politikacılar çıkacak olması umudumun, beklentimin, heycanımın bir diğer özeti...

...var

Çetin Gürer
Hamburg Üniversitesi
Sosyoloji, Siyaset ve Eğitim Bilimleri
cetinguerer@yahoo.de. 

Hamburg, 15.07.2007