44 yıl sonra AP ve AKP


44 YIL SONRA AP VE AKP

1969 yılının ülke tarihinde önemli yeri bulunuyor. Sola yönelik siyasi cinayetlerin açıkça başladığı yıldır. Cinayetlerin ve cinayet teşebbüslerinin demek daha doğru olur…

1969 yılı başlarında İstanbul’da yapılan anti emperyalist miting islamcı sloganlar atan gerici bir güruh tarafından basılır, iki kişi öldürülür.
O günlerin teknik olanakları bugünkü ile karşılaştırılamayacak kadar geridir ama çekilen bazı fotoğraflar fazla söze gerek bırakmayacak kadar açıktı.

Cumhuriyet Gazetesi ilk sayfasında yere düşmüş bir göstericiyi bıçaklayan bir kişiyi görüntülemişti. Görüntüde üçüncü bir kişi daha vardı: tepelerinde dikilen bir toplum polisi ve önünde olan olayı görmemek için başını öteki tarafa çevirmişti.

Bu fotoğraf Taksim’de ne olduğunu anlatmak için yeterliydi.

Kimdi bu “Kanlı Pazar” olarak bilinecek saldırıyı yapanlar?
O yıllarda MHP zayıftı. Militan eğitmek amaçlı “komanda kampları” kurulmuştu ama henüz yeniydiler.

İktidarda Süleyman Demirel’in Adalet Partisi iktidarı vardı ve devrimci gençlik hareketine yönelik asıl saldırgan güç de daha sonra Akıncılar adını alacak olan İslamcılardan oluşuyordu.
Örgütleri MTTB (Milli Türk Talebe Birliği) idi.

İlim Yayma Cemiyeti, Komünizmle Mücadele Dernekleri öteki bilinen örgütleriydi.

Gazeteleri Tercüman idi.
Yazarları ise Ahmet Kabaklı, Rauf Tamer, Bedii Faik ve Nazlı Ilıcak idi.

Aynı yılın sonlarına doğru bu saldırganlar bir cuma namazının ardından Kayseri’de yapılmakta olan TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) kongresini basacak ve içerdekileri yakmaya kalkışacaktı.

TÖS Başkanı o yıllarda Fakir Baykurt idi.

Bugünle o gün arasında bağlantı kuralım. Bağlantı kişiler düzeyinde oldukça yakındır.

Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve AKP’nin çok sayıda önde gelen kişisi MTTB kökenlidir.

Komünizmle Mücadele Dernekleri Başkanı ise Fettullah Gülen idi.
Bugün 1969 ruhu, dini motiflerle bezenmiş saldırgan ve katliamcı ruh yeniden yaşıyor.

Yer aynı: Taksim.
Bir tarafın kadroları aynı: MTTB’liler…
O zamanın gençleri değişmişler…
O yıllarda genç olanlar şimdi 60 yaşın üzerindeler…
Yerlerine yeni bir kuşak geldi…
Ama olanlar o kadar da yeni değil, 44 yıl öncesinin devamıdır.

Zihniyet aynı…
Haklarını isteyen insanlara gösterilen büyük düşmanlık aynı…
“Camide içki içtiler” söylemi, o yılların “camiye bomba attılar” söyleminden farklı değil…

1969’da Demirel’in “halkın temsilcisiyim” söylemiyle bugünkü Erdoğan’ın söylemi arasında da fazla fark bulunmuyor.

Polis yetersiz kalınca AP ya da AKP gençlik kollarının sokaklara dökülmesini ve saldırmasını istemek de farklı değil…

AP ve AKP’nin ekonomideki icraatlarının arkasına sığınmaya çalışması da farklı değil…
Zamanın Demirel’i ile Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkenin ekonomik performansı hakkındaki konuşmaları bile birbirine benziyor.
Demirel de “barajlar kralı” idi, biliyorsunuz.
2013 yılında sergilenen büyük direnişte önemli yenilikler var.
Kitlesellik ve yaygınlık yeni…
Önce kendisi için istemek, tanınmayı ve hayatına karışılmamasını istemek yeni…
Bununla birlikte eski film de sürüyor…
MTTB’liler yine karşımızda…
Fettullah Gülen yine karşımızda…
İktidarın sivilleriyle polis işbirliği yine karşımızda…
O zaman da toplumda azınlıktık, şimdi de azınlığız…
Önemli azınlıkların neler yapabileceğini yeniden göreceğiz…