6 MAYIS'I KULLANMAK...

6 MAYIS'I KULLANMAK...

Gönderen enginerkiner - 06/05/2012 16:59:52 (318 okunma)



6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmelerinin üzerinden kırk yıl geçti. Onların kararlılıkları ve devrime olan inançları hakkında bugüne kadar çok şey yazıldı, söylendi. Bunlara hiç söylenmemiş olanları eklemek mümkün değil gibi görünüyor. Bu nedenle bu yazıda 6 Mayıs’ı farklı iki yönden ele almaya çalışacağım.

6 Mayıs’ın önemli özelliklerinden bir tanesi, insanların politik evrim geçirdiklerini, değiştiklerini göstermesidir. Bu politik evrimi görmeden Deniz’in son sözlerini anlamlandırmak mümkün değildir.

1969’un Deniz Gezmiş’i Kemalist özellikleri ağır basan bir devrimcidir, başka bir deyişle İkinci Milli Kurtuluş Savaşı’nın bir militanıdır. Mahir Çayan’ın deyimiyle sol kemalisttir.

O yıllarda Kemalizmin soldan yorumlanması yaygındı ve bu yorumu yapanlar aynı zamanda ABD emperyalizmine, toprak ağalarına karşıydılar. Ötesini belirtmek gerekmez, çünkü bu kesim ülkenin yarı-feodal bir yapıya sahip olduğunu düşünüyordu. 

Deniz Gezmiş’in ve o devrimci kuşağın yirmili yaşlarda Kemalist olmaları normaldir. Kemalist bir eğitim görmüşler, Kemalist bir ortamda sosyalize olmuşlardı. Gidebilecekleri en fazla yer Kemalizmin sol yorumudur.

Öğrendiklerini sorgulamaları, eğitim ve sosyalizasyonla kazandıkları değerleri gözden geçirmeleri için yaşamaları ve tecrübe biriktirmeleri gerekirdi. 

Onlar da öyle yaptılar. 

Deniz Gezmiş sol Kemalist olarak kalsaydı, Kürt halkından asla söz etmezdi. 

Yaşasalardı, bu evrim sürecekti. 

Bu insanları 1968-1969 yıllarında savunduklarıyla değerlendirirseniz, onları kolayca Kemalist olarak görebilirsiniz. Bir dönem öyleydiler, ama öyle kalmadılar. 

Bunu Deniz Gezmiş’i o yıllarda dondurarak ele alan ve kendi ulusalcı anlayışları içinde değerlendirmeye kalkanlar için belirtiyorum.

Ulusalcılar için Deniz Gezmiş, 1969’da Samsun-Ankara Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü yapan kişidir. 1972’deki Deniz Gezmiş ise farklı birisidir.

6 Mayıs’ın ele alınması gereken ikinci yönü ise aciliyet kazanmış durumda… 

Muğla’da çok sayıda kişinin bir kadına tecavüz etmesiyle ilgili bir davada sanıkların avukatlığını üstlenen Mustafa İlker Gürkan’ın Deniz Gezmiş’in yakın arkadaşı olması, “Deniz’in arkadaşları aradan yıllar geçtikten sonra ne yapabilir, ne yapamaz” konusunu yeniden gündeme getirdi.

Bir görüşe göre, “Deniz Gezmiş’in arkadaşı olan böyle bir davada sanıkların avukatı olamaz”dı. 

Böyle düşünenler için zaman kırk yıl öncesinde durmuş görünüyor.
Kırk yılda dünya ve Türkiye çok değişti, insanlar da değişti. 
Görüşüne katılalım katılmayalım hiç kimseden kırk yıl önceki konumunda durmasını beklemek mümkün değildir. 

Burada sorun kırk yıl önce Deniz Gezmiş’in arkadaşı olmak ve her 6 Mayıs’ta onları anmak değildir. Deniz Gezmiş’in ihtiyaca göre kullanılan bir metaya dönüştürülmesidir.

Deniz Baykal da Deniz Gezmiş’i kullanır, ulusalcılar da, Kılıçdaroğlu da… 

Bir süre sonra öteki partiler de aynı yolu izlerse şaşırmamak gerekir
.
Aynı kullanmayı solun değişik grupları yıllardan beri yapmıyor mu?
Deniz’in arkadaşı olanlar ve hatta onunla aynı örgüt içinde yer alanlar, politik olarak bambaşka bir yerde bulunmalarına karşın, yeri gelince Deniz Gezmiş’i kullanmıyorlar mı?

Bir zamanlar THKO’lu olmanın, yıllardan beri o çizgi savunulmuyorsa bugün ne anlamı var?

Burada söz konusu olanın Denizleri anmak olmadığını, Deniz’in sembolik olarak ifade ettiği isimlerin ihtiyaca göre kullanılması olduğunu yeniden belirtirim. 

İnsanlar geçmişte yaşıyorlar. Bugün ve gelecek olmadığı için sürekli olarak oldukça geride kalmış bir geçmişi yeniden üretiyorlar. 

O geçmiş bugün gösterilmeye çalışıldığı kadar güzel de değildi. Bugün ve gelecek olmayınca ya da olduğu kadarı yetmeyince, insanlar kendilerine daha güzel bir geçmiş üretiyor. 

Deniz Gezmiş de bu “daha güzel geçmiş”in üretiminde kullanılıyor.

Burada çözüm, “ben kullanırım, sen kullanamazsın” anlayışıyla olmaz. 

Deniz Gezmiş ile politik ilişkisi yıllardan beri bulunmayanlar kullanıyorsa, başkaları da kullanır.

Çözüm, geçmişte yaşamaktan, sürekli olarak daha güzel bir geçmiş üretmekten kurtulmaktır. 

O zaman Deniz Gezmiş ve başka isimlerin hatırlanması, anılması da gerçek yerine oturacaktır.

Sol,Deniz Gezmiş’in sembolize ettiği 68’i geride bırakmalıdır. 
68 bize özgü değildi. Latin Amerika’dan Batı ve Doğu Avrupa’ya kadar çok sayıda ülkede koşullara göre değişiklikler göstererek gerçekleşti. Her ülkede dönemine özgü kazanımları, sonraki tarihi etkilemekte işlevi oldu.

Her ülke 68’inin kendine ait isimleri var, ama aradan 40 yıl geçtikten sonra hiçbir isim bizdeki gibi paylaşılamaz durumda değil…

Bunun bir nedeni, o günlerin hesabının sorulamamış olmasıdır. 
Tarihin karanlıklarına ışık tutmaya çalışanlar, 1969’da İstanbul’daki 
Kanlı Pazar’a da ışık tutsalar ya…

Zor, çünkü o günlerde devrimcilere saldırmayı iş edinmiş Türkiye Milli Talebe Federasyonu, Komünizmle Mücadele Dernekleri adlı örgütlerin kadrolarının bir bölümü bugün iktidardadır.

İkinci büyük neden ise, 68’in geride bırakılamamış olmasıdır. 
Sol, kırk yıldır, o dönemden daha büyük bir dönemi yaşayamadı ve orada takılıp kaldı.

Bize düşen, kırk yıl önce Deniz Gezmiş’in arkadaşı olmanın bugün herhangi bir önem taşımadığı ortamı yaratmaktır. 



 
Kendinizi dinletirsiniz ve ilgili makamları harekete de geçirirsiniz.
Bütün mesele ısrar etmek, işin peşine düşmek, değişik biçimlerdeki protestoyu sonuç alınıncaya kadar sürdürmektir.
Yok, olmadı…

Hükümet Madımak davasındaki karardan sonra utanmalıdır
Yargı utanmalıdır
Peki ya Aleviler…
Onların payına da biraz olsun utanmak düşmüyor mu?