Hizbullan'tan Hamas'a

enginerkiner - 09/01/2011 15:58:57 (265 okunma)


Hizbullan'tan Hamas'a

İslamcı örgütlerin adlarının yanı sıra ülkeleri de belirtilmelidir. 
Hizbullah, ama hangisi?
Lübnan’da da Hizbullah var.
Hamas Filistin’de de var.

Yazının başlığında yer alan Hizbullah, Türkiye Hizbullah’ıdır.
Daha açık bir ifadeyle Türkiye’nin Kürt Hizbullah’ıdır.
Hamas da yine Türkiye Hamas’ı olacaktır.

Yine daha açık bir belirlemeyle bu ülkenin Kürt Hamas’ı olacaktır.
Hizbullah’ın çok sayıda cinayetten yargılanan kadrosunun beyin takımı, yıllardan beri tutuklu oldukları gerekçesiyle serbest bırakıldı.

Yeni tutukluluk yasasına göre, en fazla tutuklu kalma süresi olarak on yıl belirlenmiş. 

Bu kişiler de tutuklu olarak on yıldan fazla süredir hapiste bulunduklarından salıverildiler.

Bu salıverilmen bin rastlantı ya da yanlışlık olduğunu hiç sanmıyorum.

Bu ülkede yargının iflas ettiği, siyasallaştığı yıllardan beri biliniyor.
En fazla on yıllık tutukluluk süresi” gibi bir garipliği bir kenara bırakalım. 

Yargıda her şey önceden hesaplanıyor.
Kim ne kadar ceza alacak, kimlere ise dokunulmayacak, önceden belirleniyor.

Hizbullahçıların serbest kalacakları bilinmiyordu diye düşünülemez.

Bu yargı ki, Doğan Akhanlı’dan intikam alabilmek için düzenlenmiş düzmece dosyayı bile ciddiye alabiliyor. 

Başka neler yapabileceğini varın siz düşünün…
Kürt nüfusunun yüzde 60’ının yaşadığı illerde AKP eriyor.
CHP’nin de boşluğu dolduramayacağı ortaya çıkmış durumdadır.
BDP’yi geriletmek için uygulanan yöntemlerden bir tanesi, bu partinin olabildiğince fazla yöneticisini ve üyesini hapse atmaktır.
Böylece partinin Kürt kitlesiyle bağının zayıflatılabileceği düşünülüyor.

Yöntemin öteki tarafının adı Hizbullah’tır.
Hizbullah bölgede var. Kürt yurtseverlerine ve devrimcilerine karşı silahlı eylemlere girmiyor, ama var. Derneklerde örgütleniyor ve değişik sosyal faaliyetlerde bulunuyor.
Serbest bırakılan üst düzey kadro yeniden silahlı eylemlere yönelmek, Kürt yurtseverlerini öldürmek yerine, Hizbullah’ın yeni örgütlenmesine destek olacaktır.

Yeniden cinayetlere yönelmek Hizbullah’a sadece kaybettirir.
Bu nedenle artık değiştirilmiş olan adıyla sosyal alandaki örgütlenmesine hız verecektir.

Bu örgütün bölgede BDP’ye karşı alternatif olabilmesi için devlet tarafından destekleneceği açıktır.

Konuyu biraz daha açalım.
Hizbullah bugünkü örgütlenmesinde belirgin bir politika değişikliğine yönelecektir.

Kürt halkının kendi anadilini özgürce kullanmasına, iki dilli yaşama, Kürtçenin bölgede anadil olmasına karşı çıkamaz. 
Bu talebe karşı çıkmak ona sadece kaybettirir.

Kürt halkının kendi sembollerine ve bunların en önemlisi olan bayrağına sahip çıkmasına da karşı çıkamaz. 
Hizbullah, örgütlenmek için, kendisinin de Kürt olduğunu sürekli vurgulamak zorundadır.

Hem Kürt olup hem de bu taleplere karşı çıkamazsınız.
Keza belediyelerin özerklik kazanması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi talebine karşı çıkılması da zordur.
Bu durumda Hizbullah bölgede BDP’ye karşı nasıl alternatif olabilecek…

Tek yolu var: günlük hayatın İslami esaslara göre örgütlenmesini savunmak…

Günlük hayatın bu esasa göre örgütlenmesinin temelinde ise; kadın ve erkeğin küçük yaşlardan başlayarak ayrı sosyalizasyonu, iki cinsin toplumsal mekanlarının olabildiğince ayrılması yatar.

Şeriatçılığın bam teli, kadın konusudur.
Kadın örtünmelidir, erkeklerle aynı mekanı paylaşmamalıdır, küçük yaşlardan başlayarak ayrı yetiştirilmelidir, kısacası kadın ve erkek küçük yaşlardan başlayarak ayrı sosyalizasyon süreçleri yaşamalıdır.

Bu anlayış kadın kadar erkeği de etkiler.
Kadınların BDP’deki aktif rolü, bu partinin ayırıcı özelliklerinden bir tanesidir.

Hizbullah’ın “namus”, “aile yapısının korunması”, “din elden gidiyor” söylemleriyle bu konuyu diline dolayacağı günler uzak olmasa gerektir.

Filistin’de Hamas, Mısır’da Müslüman Kardeşler gibi şeriatı savunan örgütler, sosyal alanda örgütlenerek etkinliklerini artırmışlardır.

Bu örgütler, ileri derecedeki yoksulluğa karşı sosyal dayanışma ağlarının oluşmasını örgütlerler. Böylece ileri derecede yoksulluğun getirdiği sorunlar biraz olsun hafifletilmiş olur.
Ne ki, bu sosyal dayanışma ağları, aynı zamanda, şeriat düşüncesini de yayarlar. 

Filistin’de Hamas böyle örgütlenmiştir ve Filistin Kurtuluş Örgütü’ne karşı seçenek olabilmesi için başlangıçta İsrail tarafından da desteklenmiştir.

Ülkemizdeki Hizbullah’ın devlet Hizbullah’ı olduğu biliniyor. 
Önce devlet tarafından Kürt yurtseverlerine ve devrimcilerine karşı kullanılmış, görevini yerine getirip denetimden de çıkmaya başlayınca ortadan kaldırılmış, daha doğrusu geri plana itilmiştir.
Şimdi başka bir yol denenecek gibi görünüyor.

Yıllar önce zamanın Genelkurmay Başkanı Çevik Bir, “Kürt sorunu Filistinleşiyor” demişti. 

Filistinleşmenin bir tarafı, Arafat’ın küçük generalleri misali, taş atan ve gösterilere katılan çok sayıda çocuğun ortaya çıkmasıdır. 
Filistinleşmenin öteki tarafı ise, kendisine karşı mücadele edilen gücün desteklediği İslamcı bir seçeneğin ortaya çıkmasıdır. 
İsrail, FKÖ’ye karşı Hamas’ın gelişmesi için özellikle destek olmuştur.

FKÖ, halkın dinin inançlarına önem veren, önderleri de değişik oranlarda inançlı kişilerden oluşan bir örgüttü. Örgütün yapısında İslamcılık bulunmadığı gibi, şeriat düzeni de savunulmaz, kadınlar toplumsal yaşamın kenarına itilmeye çalışılmazdı.

Ağır bir yoksulluğun hüküm sürdüğü Filistin’de, özellikle de Gazze Bölgesi’nde Hamas sosyal güvenlik ağları oluşturarak örgütlendi. Aynı ağlar Şeriat’ı da taşıdılar. 

FKÖ de düşman bir örgüt olarak görülüyordu.
Yumuşak uygulamalarla başlayan Hamas, belirli bir kitleselliğe ulaştıktan sonra, küçük kız çocuklarının bile örtünmesi gerektiğini savunmak ve uygulamak noktasına gelmiştir.
Bizdeki Hizbullah’ın işi daha zor…

AKP desteğiyle sosyal güvenlik ağlarını zorlanmadan inşa edebilirler.

Ne ki, BDP’li kadınların durumunu dillerine dolamadan Şeriat’ı savunmaları mümkün değildir.

Sadece Kürtlerin arasından değil, Türklerin arasından da büyük bir tepki yükselecektir.

Ne yapmak istediklerini biliyoruz: Kürtler arasında İslamcı seçeneğin yükselmesini sağlamak…

Bunu nasıl yapmaya çalışacaklar, henüz bilmiyoruz.
Herhalde kendileri de uygun bir yol arıyordur.
Bakalım, göreceğiz…