Küba'da neler oluyor?

enginerkiner - 30/09/2010 12:14:20 (458 okunma)


Küba'da neler oluyor?


Küba, özellikle SSCB’nin tarihe karıştığı 1991’den sonra değişik ülkelerden sosyalistler açısından eskisinden daha önemli bir ülke durumuna geldi. 

ABD’nin yanı başında bulunan, sert ekonomik ambargo ve sürekli işgal tehdidi altında yaşayan sosyalist Küba, sosyalist blok ülkelerinin yoğun desteği sayesinde 1990’lı yıllara kadar varlığını sürdürmüştü ve beklenilenin aksine sonraki yıllarda da yaşamını sürdürdü.

Ekonomik olarak istenilmese de kaçınılmaz önlemler almak zorunda kaldı. Örneğin bir dönem ABD Doları ülkenin ikinci resmi para birimi olarak kabul edildi. Küçük bir ekonomiye ve kıt doğal kaynaklara sahip olan Küba, “bacasız sanayi” denilen turizme yöneldi. Yabancı şirketleri turizm yatırımları yapmaları için adaya çağırdı, bununla ilgili yasal değişiklikleri yaptı. Özellikle Kanada şirketleri adaya önemli yatırımlar yaptılar.

Sosyalist ülkelerin yardımının kesilmesi ve ABD ambargosu ile birleşen tarım üretimindeki sorunlar adada yiyecek kıtlığına yol açtı. Bunun sonucu sokak çatışmalarına varan gösteriler yaşandı. Küba, ABD’ye göç etmek isteyenler için kapıları açtı, isteyenler göç ettiler. Ne ki, göç eden sayısı artında ABD gelenleri kabul etmemeye başladı.
1990’lı yıllarda çok sayıda ülkede –bir bölümü eskiden beri var olan- Küba Dayanışma Komiteleri kuruldu. Sadece sosyalistlerin değil, Yeşillerin ve şu veya bu nedenle ABD karşıtlarının da yer aldığı bu komiteler, Küba ile değişik alanlarda dayanışma kampanyaları örgütlediler. Kimisi para topladı, kimisi yaz tatili için Küba’ya gitmeyi teşvik etti, kimisi ilaç ve teknik malzeme topladı… Bazı çalışma grupları adaya gerekli malzemelerle gidip değişik alanlarda atölyeler kurdular. 
Bu dayanışmanın Küba’nın ayakta kalmasındaki katkısı büyük oldu. 
Burada Küba’nın küçük bir ülke olduğunu da unutmamak gerekir. Dayanışma on bir milyonluk ülke için önemliydi. Aynı dayanışma, 70 milyonluk Vietnam için o kadar belirleyici olmayabilirdi.

Küba, bu arada tarım ve hizmet sektöründe küçük üreticiliği serbest bırakan değişik ekonomik önlemlere de yönelmekle birlikte, bu konuda “bir ileri bir geri” olarak ifade edilebilecek bir politika izledi.
2000’li yılların ikinci yarısına gelindiğinde Küba’da “iki sınıflı bir toplum” ortaya çıkmış durumdaydı. Bunun başlıca nedeni, -sonradan kaldırılmış olsa bile- ABD Dolarının ülkenin ikinci para birimi olmasıydı. Kübalıların ABD’de yaşayan akrabalarından gelen dolarlar ülkenin döviz sıkıntısının hafiflemesinde önemli işlev görüyordu, ama herkesin akrabası olmadığı gibi, gelen havaleler de eşit miktarda değildi. Sadece dövizle alışveriş yapılan mağazaların başlıca müşterileri dolar zenginleriydi. 

Doların Peso’nun yanında resmi para birimi olmasına son verildikten sonra da Dolar havaleleri sürdü.

Adada, ABD’deki akrabalarından görece yüksek havaleler alanlar ve turizm sektöründe çalışan ve dolayısıyla döviz elde etmede dana fazla imkana sahip olanlar, nüfusun geri kalanına göre hissedilir oranda daha büyük gelire sahip oldular.

Yine aynı dönemde Küba ekonomisinin sıkıntıları hafifledi. Latin Amerika ülkelerinde solun yükselmesi ve Venezüela ve Bolivya gibi ülkelerde sol hükümetlerin kurulması, Küba’nın bölgede yaşadığı tecride son verdi. Özellikle Venezüela’dan alınan ucuz petrol, ada ekonomisi için özellikle önemliydi.

Küba, yaşadığı en sıkıntılı yıllarda bile parasız ve yüksek standartlara sahip eğitimden, herkes için asgari gelir ve sağlık hizmeti sağlanmasından ödün vermedi.

Küba, Raul Castro’nun geçtiğimiz günlerde yaptığı konuşmayla, ekonominin ağır sıkıntıları atlattığı bir dönemde, küçük üretimin önemli oranda serbestleştirilmesine karar verdi.

Bu karara göre, devlet sektöründe çalışan yaklaşık 500 bin kişinin işine son verilecek. Sonraki yıllarda bu rakamın bir milyona kadar yükselmesi bekleniyor. Bu miktar, 4,9 Milyon çalışanın bulunduğu Küba’da çalışanların yüzde 20’si anlamına geliyor.

Küba yönetimi 460 bin küçük işletme ruhsatı hazırlamış durumda… Devlet sektöründe çalışamayacak olan kişiler bu ruhsatlarla tarım, inşaat ve hizmet sektörlerinde “kendi hesabına çalışan” küçük işletmeler kurabilecekler.

PAZAR SOSYALİZMİNE GEÇİŞ

Küba’da “kendi hesabına çalışan küçük işletme” uygulaması yeni değil… 1990 öncesinde de bu yönde bazı adımlar atılmış, bunları yeniden merkezileştirme izlemişti. 1990’lı yıllarda özellikle tarımda bu yönde adımlar atıldı. 

“Kendi hesabına çalışan küçük işletme” ne demektir?
Toprakta özel mülkiyet söz konusu değildir. Ek oyarak, toprağı işleyen, işçi çalıştıramaz. Kullanılan emek, aile emeğidir. “Kendi hesabına çalışan”, vergisini verdikten sonra ürününü kendisi pazara sunabilir. 

1970’li yıllarda Macaristan’da yaşandığı gibi, Küba’da da küçük tarım işletmeciliği tarımsal üretimin yükselmesine hizmet etti. Ne ki, küçük üreticilerin pazarda ürünlerine yüksek fiyatlar koymaları halk arasında huzursuzluğa neden oldu. Nüfusun ancak geliri yüksek olan kesimi bu fiyatları ödeyebiliyordu.

Ek olarak, küçük hizmet sektöründe de benzeri yönde uygulamaya gidilmişti.

Şimdi söz konusu olan, bu uygulamanın önemli oranda genişletilmesidir.

Bu sadece ekonomik bir uygulama değildir. Devlet sektörünün yanında geniş bir küçük üreticiler sektörünün bulunması, sosyalist toplum içinde farklılaşmanın artmasına kaçınılmaz olarak yol açacaktır. En başta “çalışmak, kazanmak ve ötekilerden iyi yaşamak” anlayışı daha öne çıkacaktır. 

Bu bölümde dikkat edilmesi gereken ana belirleme, Küba’nın devlet sektörüyle birlikte geniş bir küçük üretimin birlikte ulunduğu Pazar sosyalizmine(Küba’nın özelliklerine uyarlanmış olarak) belirgin yönelmesinin, ekonomik sıkıntıların görece aşıldığı bir dönemde ortaya çıkmasıdır. 

Küba, sosyalist ekonomilerin peşini bırakmayan düşük verimlilik, düşük tarımsal üretim gibi handikaplardan ne yaptıysa kurtulamadı ve çıkışı, geçmişte çok eleştirilen küçük üretimin, tarım başta olmak üzere yaygınlaştırılmasında buldu.

Buradan hareketle “felaket” senaryolarına yönelmek doğru olmaz. Yazının ikince bölümünde bu konu üzerinde durmaya çalışacağım.