Küba Nereye Gidiyor?

 enginerkiner - 27/10/2010 15:04:04 (372 okunma)


Küba Nereye Gidiyor?

Che Guevara’nın 43. ölüm yıldönümünü geride bıraktığımız bu günlerde, Küba’da tarımda ve hizmet sektöründe küçük üreticilere sağlanan geniş serbestlik, bazılarında “Küba teslim mi oluyor?” gibi sorular da uyandırıyor.

Küba’nın sosyalist olmaktan vazgeçmesi ya da teslim olması söz konusu değil. Che ile teoride ve pratikte hiçbir ilgisi bulunmayanların –kullanılabilecek iyi bir malzeme olduğu düşüncesiyle- bir yandan Che’yi anıp, öte yandan da Küba’nın yeni çizgisi hakkında endişelerini dile getirmeleri de bir başka garabet örneği…

Küba, bugün yöneldiği uygulamaya aslında yıllar öncesinde yönelmeliydi. Bir ileri bir geri olarak adlandırılabilecek denemeler de yaptılar. Tarımda kendisi için çalışmayı önce bir oranda serbest bıraktılar; ardından üreticiler mallarını yüksek fiyatla pazarda satmaya başlayınca bu uygulamadan vazgeçtiler. Benzeri ileri ve geri adımlar hizmet sektöründeki küçük işletmelerde de oldu. Belirli bir serbestliğin ardından yeniden merkezileşme geldi.

Önceki yazıda da belirttiğim gibi, Küba yönetimi, yeni bir ekonomik çizgiye –bu aynı zamanda yeni toplumsal çizgi anlamına da gelir- ABD ablukası altında çaresiz kaldığı için yönelmiyor. Küba’nın durumu 1990’lı yıllarla karşılaştırılamayacak kadar iyidir. O yıllarda Dolar, Peso yanında ikinci ulusal para birimi olarak bile kabul edilmişti. 

Bu yıllar geride kaldı. Yoğun uluslar arası dayanışmanın da desteğiyle Küba kendisini toparladı ve ardından da Venezüela’da sol yönetim işbaşına geldi. Bu yönetim Küba’ya çok ihtiyaç duyduğu petrolü ucuz olarak veriyor. Küba da karşılığında çok sayıda doktoru bu ülkede çalışmakla görevlendirdi.

Kısacası Küba’nın ekonomisi eskisi kadar sıkışık değil. Turist sayısında ve döviz girişinde de büyük artma var.

Sorun esas olarak içerden kaynaklanıyor: Ekonomi yeterince iyi çalışmıyor. Devlet işletmeleri verimsiz, büyük açıklar veriyorlar ve bu açıklar da bütçeden kapatılıyor. Tarım oldukça kötü durumda, nüfusu besleyecek kadar üretim yapılamıyor ve ülke her yıl dışardan büyük miktarda yiyecek alıyor. 

O kadar ki, ABD yiyecek tekelleri Küba’ya yönelik ambargoyu sürekli protesto ediyorlar. “Kanada yanımızdaki ülkeye yiyecek satıyor, biz satamıyoruz!”

Küba ekonomisinin başlıca sorunları –verimsiz ve sürekli zarar eden devlet işletmeleri ve tarımda üretim azlığı- bu ülkeye özgü değil. 1990 öncesinde SSCB ve öteki sosyalist ülkeler de benzer sorunlarla karşı karşıyaydılar. Sorunlar aynıydı, bazılarında daha az oranda vardı ama bu sorunlara sahip olmayan sosyalist ülke yoktu.

Tıpkı 1990 öncesindeki sosyalist ülkeler gibi Küba da yıllarca ürettiğinden daha fazlasını tüketti. Diğer sosyalist ülkeler aradaki farkı dış borçla kapatırlardı. Nitekim 1990 sonrasında bu ülkelerin gerçek dış borçları açıklandığında astronomik rakamlarla karşılaşıldı.
Küba küçük bir ülkeydi ve bu nedenle de uluslar arası dayanışma etkili oluyordu. 

Ne ki, tarihe karışan sosyalist ülkeler deneyiminden ders almak ve sürekli açık vererek yaşamamak gerekirdi. 

Küba yönetimi de bunu yapıyor. Devlet işletmelerini kapatmıyor ama işçi ve personel sayısını radikal biçimde azaltıyor. Yaklaşık bir milyon kişiyi kendi hesabına üretime geçmeye teşvik ediyor.

Bu şekilde bir yandan devlet işletmelerinin açığı azalacak, öte yandan ise özellikle tarımsal üretimde önemli artış sağlanmış olacaktır.
Bunu kesinlikle söylemek mümkün, zira 1990 öncesindeki yıllarda değişik sosyalist ülkelerde de küçük tarım üretimi yiyecek sorununu önemli oranda azaltabiliyordu.

Benzer bir durum küçük hizmetlerde de söz konusudur.

Küba, tarihe karışan sosyalist ülkelerin deneyiminden ders çıkararak, durumunun görece iyi olduğu bir dönemde radikal önlemlere yönelmiştir.

Burada hemen bir soru akla geliyor?

Küba da öteki sosyalist ülkeler gibi tarihe mi karışacaktır?
Geleceği bilemeyiz ama şu anda böyle bir ihtimal görünmüyor.

KÜÇÜK ÜRETİM: OLANAKLAR VE TEHLİKELER
Çok sayıda sosyalist ezberlediklerini tekrarlamakla yetindiği için, her somut durumun ayrı bir tahlil gerektirdiğini –teoride bilse bile- pratikte unutuyor.

Küçük üretim, özellikle tarımda, önemli bir üretim artışını sağlar.
Teoride tarımda sosyalist büyük üretimde sorun olmaması gerekir, ama olmaktadır. Tarım dışındaki büyük firmalar nasıl verimsiz çalışıyorlarsa, benzeri bir durum tarım için de söz konusudur.
Küba yönetiminin yapmaya çalıştığı, bu duruma son vermek, en azından etkisini azaltmaktır.

Tarımda ve küçük hizmetlerde “kendi hesabına çalışmak” yaygınlaştırılacaktır.

Kendi hesabına çalışmak, ne demektir?

Tarımı örnek alırsak, toprak mülkiyeti devlete aittir. Toprağın kullanım hakkına sahip olan yanında işçi çalıştıramaz. Burada bireysel ya da aile emeği söz konusudur.

Üretim, gerekli vergi ödenmek şartıyla, üretici tarafından doğrudan pazara sunulabilir.

Pazarda fiyatı arz ve talep ilişkisi belirleyecektir.
Bu durum Küba toplumunda sosyal farklılaşmayı artıracaktır, ancak unutulmaması gerekir ki, bu yeni bir durum değildir.

ABD’de akrabaları bulunan ve onlardan Dolar havaleleri alanların durumu, akrabaları olmayanlara göre zaten yıllardan beri daha iyidir.
Küba yönetiminin yeni yönelimini eleştirenler, uygulanabilir bir seçenek sunmak durumundadırlar. 

Bir halkın üretebildiğinden daha fazla harcaması iyidir ama bu durum yıllar boyunca sürmez. Ardından kötü bir çöküş de gelebilir.

Küba, 1990 öncesindeki sosyalist ülkelerin tarihinden ders çıkararak bu durumdan kaçınmaya çalışıyor.

Küçük üretim zaman içinde burjuvaziyi doğurur mu?

Bu koşullarda doğurması hayli zordur.

SOSYALİST ÜLKELERDE BURJUVAZİ NASIL DOĞDU?

SSCB ve öteki sosyalist ülkelerde burjuvazi küçük üretimden doğup gelişmedi. Partinin üst ve orta kademesinde bulunanların devleti soyarak zenginleşmesiyle oluştu. Rejimin çöküşe gittiğini gören üst ve orta yöneticiler, yeni dönemde kendilerini garantiye alabilmek için devleti soyarak hızla zenginleştiler. 

Küba’da benzeri bir gelişmenin olması, ülkenin özel koşulları nedeniyle mümkün değildir.

1990 öncesindeki sosyalist ülkelerde komünist partisi yöneticileri burjuvaziye dönüşünce, devrim öncesi dönemde mal sahibi olanlar, ülkeye gelip eski malları üzerinde hak iddia etmediler. Belki eden olmuştur ama kimse ciddiye almamıştır.

Böyle bir hak talebi Almanya’da yaşandı. Eski Demokratik Almanya Cumhuriyeti topraklarında 1945 öncesinde taşınmaz malları olanlar, 1990 sonrasında bu mallarını geri almak için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdular. Mahkeme, “orası ayrı bir devletti” diyerek bu talebi reddetti. 

Küba’da ise farklı bir durum söz konusudur.
1,5-2 milyon Kübalı ABD’de ve özellikle de Florida’da
yaşıyor.

Bunların arasında Küba burjuvazisi de var. Küba’da rejimin yıkılmasını ve adaya geri dönüp devletleştirilmiş olan mallarına el koymayı yıllardan beri sabırsızlıkla bekliyor.

Küba’da komünist parti yöneticileri isteseler bile burjuvaziye dönüşüp, ardından da kapitalizmin ülkede egemen olması için çalışamazlar.

Küba burjuvazisi zaten var, sadece başka ülkede bulunuyor ve bekliyor.

Küba’da kapitalizm demek, halkın büyük bölümünün şimdi kaldığı evi bile kaybetmesi demektir.

Küba’nın geleceği sosyalizmdir. Şöyle ya da böyle, ama sosyalizm…