Sivil toplum örgütleri, ne kadar örgüt?

enginerkiner - 16/08/2010 18:08:30 (324 okunma)


Sivil toplum örgütleri, ne kadar örgüt?

Devlet ile PKK arasında karşılıklı olarak silahların susması, kan dökülmesine son verilmesi için çok sayıda ilde ve yine çok sayıda sivil toplum örgütünün imzasıyla çağrılar yayınlandı. Sonuçta, çatışmasızlık en azından tek taraflı olarak sağlandı. 12 Eylül’deki referanduma kadar AKP’nin silahlı çatışmaların yeniden başlamasından memnun olacağını sanmıyorum. Sonrası ise, bilinmez.

Bu yazıda sivil toplum örgütlerinin ne kadar örgüt oldukları üzerinde duracağım. 

Sivil toplum terimini doğru bulmamakla ve bunun yerine "hükümet dışı örgütler” terimini tercih etmekle birlikte, yazıda bunun üzerinde durmayacağım.

Diyelim ki, 30 tane sivil toplum örgütünün imzaladığı bir açıklama ya da çağrı okudunuz. Burada söz konusu olan en azından birkaç bin üyeye sahip bir örgütler topluluğu mudur? Yoksa söz konusu olan görünene göre bazen hayli zayıf olan bir bileşim midir?

Görüntü bizde çok önemlidir. Bu görüntünün gerçeğe ne kadar uyduğu ise genellikle düşünülmez.

On yıl kadar önce Almanya’da 14 yaşından küçük göçmen çocukları için yeni kurallar getiren bir yasa çıkmıştı. Bu yasa, oturma izninden vize alınmasına kadar değişik yeni zorluklar içeriyordu. 

Vazgeçtik öteki halkları, Türkiyeli göçmenlerin hepsini ilgilendiren bir konuydu ve buradan hareketle ortaklaşa bir gösteri düzenlenmesine karar verildi. Kısa çağrı metnini çok sayıda sivil toplum örgütü imzalamıştı. Gösteri yerine gelenlerin sayısı ise, “imza atan her örgütten bir kişi gelse, katılım daha fazla olurdu” dedirtecek kadardı. 

Çok sayıda örgüt imzadan ibaret… Üyeleri birbirini tanıyan, düzenli toplanan ve ortak bazı faaliyetler yürüten örgütler söz konusu değil. Esas olarak imza var ve çok sayıda kuruluşta olduğu gibi genel kurul bile usulen yapılıyordur.

İstanbul’da toplanan Avrupa Sosyal Forumu’nda da benzeri bir durum bu kez farklı bir yönden yaşandı. Katılanların belirttiğine göre, katılım azdı ve bu bir olumsuzluk olarak belirtildi.

Katılım daha fazla olsaydı, olumsuzluk azalmış mı olacaktı?
Hayır!
Sosyal Forum’a gelenler belirli toplumsal örgütlerde düzenli çalışan insanlardır ve Forum’da deneyimlerini birbirleriyle paylaşmaya gelirler. Sendikalar, dernekler, yerel inisiyatifler ve hatta dini kuruluşlarda çalışanlar periyodik olarak bir araya gelerek deneyimlerini paylaşırlar. Avrupa Sosyal Forumu’nda bu paylaşım kıta çapında gerçekleşir.

Türkiye’den Sosyal Foruma katılanların büyük bölümünün düzenli olarak herhangi bir örgütte çalıştığını sanmıyorum. Bu durumda daha fazla katılım günü kurtarmanın ötesinde anlam taşımayacaktı.

Benzer bir durum sivil toplum örgütleri için de söz konusudur. 
Çok sayıda örgüt imzası, eğer o imzaları temsil eden örgütlerin üyeleri toplumsal olarak aktif insanlarsa anlamlı olur. Aktiflik mahalle komitesinden sendikaya kadar çok sayıda alanda gerçekleşebilir. Sivil toplum örgütleri tümüyle olmasa bile genellikle bu tür üyelere sahip olduklarında sözlerinin değeri de artar, zorlayıcılıkları artar.

Sorunun önemi, şu andaki çatışmasızlık ortamında da kendisini gösteriyor.
Çatışmaların durmasını istemiş olan sivil toplum örgütleri, devletin de operasyonları durdurmasını, en azından iyice azaltmasını nasıl sağlayacaklar? Devleti buna nasıl zorlayacaklar? 

Barış hareketi değişik örgütlerden oluşan bir sivil toplum hareketidir ve gücünü de toplum içinde değişik alanlarda sürekli çalışmadan alır. Bu durum, söz konusu örgütlere toplum içinde etkinlik de sağlar. Bu örgütler yasal oldukları için bilinirler ve hiçbir yönetim de bu tür örgütlerin çağrılarına aldırmamazlık yapamaz.

Bugünkü çatışmasızlık ortamı kararsız denge durumundadır, her an bozulabilir. Bu nedenle mevcut durumun sürekli beslenmesi ve ileriye doğru geliştirilmesi gerekiyor. 

Bu konuda en büyük sorumluluk da çatışmasızlık çağrısı yapanlara düşüyor.