TC'nin intikamı

TC'nin intikamı

Hükümetin Suriye politikasında gittikçe daha belirginleşen bir yön var: son derece pervasızlar. Evet, bölgeye yönelik amaçları var. Türkiye zaten bölgesel bir güç durumundadır ve bu konumunu geliştirmek istiyor. Bu alanda önemli rakibi İran’ı geriletmek için de bölgede onun önemli müttefiği olan Suriye’deki Esad rejiminin devrilmesini amaçlıyor.

1990’lı yıllarda Kafkaslar ve Orta Asya’da Rusya Federasyonu ile hegemonya mücadelesine girdiği dönemde olduğu gibi, bu dönemde de çıkarları ABD ile uyum içindedir.

Buna rağmen AKP hükümetinin tutumu yine de hayret vericidir.

Türkiye ile karşılaştırılamayacak kadar büyük bir ekonomik ve askeri güce sahip olan ABD bile farklı seçenekleri düşünerek daha esnek bir politika izlerken, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik politikası son derece pervasızcadır.

Nedeni üzerinde düşünmek gerekir.

Konu sadece Suriye ile değil, bölgede önemli bir ülkenin iç ve dış politikadaki davranış tarzıyla ilgilidir.

İlk neden olarak Türkiye’nin amaçlarıyla imkanları arasındaki orantısızlık olarak belirtilebilir. Türkiye, SSCB’nin dağılmasının ardından konumunu değiştirdi ve bölgesel bir güç durumuna geldi. İktidarlar değişti, bölgeler değişti, kullanılan ideolojiler değişti, ama amaç değişmedi.

ANAP döneminde asıl alan Kafkasya ve Orta Asya idi, ideoloji de Türkçülüktü.

Bir şeyler yapıldı ama amaca ulaşılamadı.

Bu bölgedeki mücadeleyi büyük oranda Rusya Federasyonu kazandı, ABD’nin desteği Türkiye için yeterli olmadı.

AKP döneminde ise asıl alan Ortadoğu ve ideoloji de İslamcılık…

1990’lı yıllardaki ANAP döneminde olduğu gibi bugün de Türkiye ekonomik ve askeri kapasitesinin üzerinde oynamaya çalışıyor. Gücünün ne olduğunu bilip ona göre politika izlemek yerine ihtiraslı ve bağnaz bir politikayı tercih ediyor.

Bu anlayış Türkiye yönetimlerinin genlerine işlemiştir dersek yanılmış olmayız.

Üç kıtaya yayılmış bir imparatorluğu kaybetmiş ve TC gibi dar bir alana sıkışmış olmanın acısı kendini sürekli hissettiriyor.

Bu nedenle şu veya bu şekilde genişleme olanakları ortaya çıkınca TC yönetimlerinde mantık, gücünü hesaplı kullanmak, değişik alternatifleri dikkate almak gibi özellikler kayboluyor.

Büyük ihtiraslarının nihayet gerçekleşebileceğini, aynısı olmasa bile bir oranda  benzeri olan Osmanlı İmparatorluğu’na doğru gidebileceklerini düşünüyorlar.

TC’nin bağnaz Suriye politikasında ikinci bir neden daha bulunuyor.

Genişleme, etkisini artırma, giderek dünya devleti olma gibi amaçları olan bir devlet ve onun hükümetleri, bir dönem kendisini zayıflatmış, zor duruma düşürmüş olanı unutmuyor.

Dış politika güçler dengesi ve çıkarlara göre yürütülür, kin ve nefrete göre değil…

Ne ki büyük ihtiraslar bazen yönetimlere her şeyi unutturur.

AKP’nin Esad yönetimine karşı izlediği pervasız politikanın bir nedeninin de devlet mantığı olduğu söylenebilir.

1984’ten 1990’lı yılların sonuna kadar PKK’yi desteklediniz, bize zarar verdiniz.

Bunu unutmadık!

AKP devleti büyük oranda yeniden örgütledi ama devletin mantığını değiştirmedi:

Gün gelir, zamanında bize zarar vermiş olandan bunun intikamını alırız.

Böyle bir anlayışla politika yaptığınızda kendi çıkarlarınıza bile zarar verebilirsiniz, tabii böyle yaptığınızı görecek kadar sakinseniz…

Seyit Rıza ile oğlunun idamını hatırlayın…

İdama uygun olması için birinin yaşını küçülttüler ötekininkini büyüttüler…

Seyit Rıza’ya acı vereceğini düşünerek oğlunu ondan önce asarlar.

Aynısı Deniz Gezmiş’in idamında yaşandı…

Deniz’in dakikalarca can çekişmesini sağlayacak bir düzenleme yaptılar…

Öldürmek yetmiyor, hınçlarını almaları gerekiyordu.

Türkiye’de artık idam cezası yok, ama kafa yapısı pek değişmeden duruyor.

Erdoğan yönetimi, ABD’nin Suriye’ye açık müdahalede bulunmayacağını, bunu çıkarlarına uygun bulmadığını biliyor ve buna rağmen ısrar ediyor.


Sonuç alamıyor…

Düşünmeden zorluyor, dayatma yapıyor, sonuç alamayınca da kendisine kızması gerekirken belirsiz bir özneye ya da önüne gelene kızıyor.

AKP konusunda çok dikkatli davranmak gerekiyor, çünkü rasyonel olarak ne yapacaklarını bilemiyorsunuz.

Büyük ihtiraslar kolayca rasyonelliğin önüne geçebiliyor.

İhtiraslarınızla çapınız birbirine uymuyorsa, arada büyük fark varsa, kolayca kifayetsiz muhteris durumuna düşebiliyorsunuz.