Türkçe uygarlık dili midir?

enginerkiner - 21/02/2012 12:40:21 (321 okunma)



Türkçe uygarlık dili midir?

Bülent Arınç, Kürtçe’nin eğitim dili olamayacağını, ama ileride, seçmeli ders olabileceğini söyledikten sonra, Kürtlerin Türkçe öğrenmesini tavsiye etmiş. “Kürtçe eğitim olmaz, çünkü Kürtçe medeniyet dili değildir.

Türkçe uygarlık dilidir, Türkçeyle uygarlığa açılırsınız” demiş.
Gerçekten öyle mi acaba?

Önce tanım gerekiyor: Uygarlık dili ne demektir?
Belirli bir dönemde çok kişi tarafından kabul edilen, mevcut uygarlığın değişik yapıtlarının yayınlandığı dil demektir. Bir çeşit dünya dili ya da dünyanın önemli dillerinden birisi demektir.

İnsanlık tarihi boyunca uygarlık dilleri sabit olmadı, değiştiler.
Örneğin milattan önce 200 yılları ve sonrasında o zamanın bilinen dünyasının ya da Akdeniz’in ortak dili Yunanca idi. Zamanın büyük filozoflarını yetiştirmiş ve ilk üniversitelerin kurulduğu Yunanistan’da ortaya çıkmış olan fikir akımları bugün bile değişik incelemelere konu oluyor: Platon, Aristoteles, Sofistler, Parmenides ve ötekiler…
Eski Yunan filozofları günümüz Batı uygarlığının kurucuları olarak görülüyor.

Ne ki, Yunanca, iki bin yıl önce dünya dili olmasına karşın, uzun zamandan beri bu özelliğe sahip değildir. Eski Yunancanın değerinin bilinmesi konunun uzmanlarıyla sınırlıdır. Bunun dışında Yunanistan dışında yaşayan bir kişinin Yunancaya ilgi duyması oldukça enderdir.
Fransızca bir dönem dünya diliydi. Bu ülkenin ekonomik gücü, 1789 büyük burjuva devrimini gerçekleştirmesi ve bu devrime bütün Avrupa’ya ihraç etmesi, sahip olduğu geniş sömürge imparatorluğu, Fransızcanın bir dönem dünya dili olmasını sağladı.

Fransa, özellikle Afrika’daki sömürgelerinde yerel dilleri silerek yerine Fransızcayı yerleştirdi. Bu durum, söz konusu ülkeler bağımsızlıklarını kazandıktan sonra da sürdü. Birleştirici tek dilin bulunmadığı, kabile dillerinin bulunduğu Afrika ülkelerinde Fransızca ortak anlaşma dili olarak yerleşti.

Konunun başka bir yanı daha var: Fransızca büyük bir kültür birikimini barındırır. Çok sayıda yapıtın Fransızcaya çevrilmiş olmasının yanı sıra, Fransızcadan da değişik dillere çok sayıda yapıt çevrilmiştir. 
Başka bir deyişle, Fransızca öğrendiğiniz zaman dünyada ne olup bittiğini daha iyi izleyebilirsiniz. İnsanlığın ürettiği kültür değerlerine bu dil aracılığıyla önemli oranda ulaşabilirsiniz. 

Almanya dışında yaşayan Almanların çokluğu ve dağınıklığı, ek olarak da Almanya’nın ekonomik gücü, bu ülkenin dilini belirli oranda öne çıkardı. 

Almanca da dünyanın önde gelen dillerinden birisi olmasına karşın, Fransızcadan geridedir.

Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünya dili İngilizcedir. Bu dilden başka dillere çok sayıda çeviri yapıldığı gibi, hangi ülkede yayınlanmış olursa olsun çok sayıda önemli yapıt da bu dile çevrilmiştir.
Şöyle de denilebilir: Dünyanın en önemli dilleri sırasıyla İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Almancadır. Az bilinen bir dilin bulunduğu ülkede üretilmiş önemli bir yapıt, bazen bu dillerin tümüne, sık sık da bu dillerden bir ya da ikisine çevrilir.

Bilim ve sanatın dili, en az yarım yüzyıldan beri İngilizcedir.
İkinci Dünya Savaşı öncesinde İngilizcenin egemenliği bu kadar belirgin değildi. 

20. yüzyıl başlarında bilim dili Almancaydı.

Fizikteki iki büyük devrimi, görelilik kuramını ve parçacık mekaniğini gerçekleştirenler büyük oranda Almanca konuşulan ülkelerden –Almanya ve Avusturya- çıktı. 

Keza psikolojide de Almanca ön plandaydı. (Avusturya ve Freud)
Almanya’da Nazi iktidarından sonra durum değişir.
Gelelim Türkçenin durumuna…

Bülent Arınç, Türkçenin “uygarlık dili” olduğunu iddia ediyor.
Bunu neye dayanarak söylediğini bilmiyoruz.

Eğer “Türkler tarihte büyük uygarlıklar kurdu” gibi bir noktadan hareket ediyorsa, aynısını Yunanlılar ve Araplar da yaptılar. Ne ki, bu durum, Yunanca ve Arapçanın uygarlık dilleri olmasını gerektirmiyor.
Dahası, o Türk uygarlıklarında kullanılan dil de ağırlıkla Arapça ve Farsça idi.

Bugünün uygarlık dillerinden söz edeceksek eğer, Türkçe de Kürtçe de bunların arasında değildir.

Bu dillerin konuşulduğu mekanlarda doğmamışsanız ya da bu dilleri konuşanlarla herhangi bir işiniz yoksa, bu dilleri öğrenmeye de kalkmazsınız.

Bu öğrenmenin size getireceği bir şey yoktur.

Eğer Türkçe gerçekten uygarlık dili ise, Kürtçeyi yasaklamanın, gelişmesini engellemenin, baskı altında tutmanın hiç gereği yoktur.
Hiç kimse aptal değil; bu nedenle de, siz istemeseniz bile insanlar uygarlık dilini öğrenirler.

Türkçeden başlıca dillere –İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Almanca- kaç tane yapıt çevrildiğini hiç düşündünüz mü?

Uygarlık dili olmanın önemli göstergelerinden birisi de budur: insanlığın ortak değerini oluşturacak metinlerin bu dilde üretilmesi…

Edebiyat metinleri dışında –Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk ve daha az oranda başka yazarlar- bu dillere çevrilmiş olan, Türkçe yazılmış kitaplar, metinler var mıdır?

Tersine uluslararası çaptaki az sayıda bilim insanı bile makalelerini İngilizce yazmaktadır.

Daha da kötüsü, insanlığın bütün büyük dillere çevrilmiş önemli metinlerinin ne kadarı Türkçeye çevrilmiştir, hiç düşündünüz mü?
Daha çevrilmemiş epeyce kitap var.

Bu konuda yayınevlerini suçlamıyorum, çünkü az sayıda kitap satışıyla ayakta kalabilmek için çeviride hayli seçmeci davranmak zorundalar.
Başka ülkelerdeki gibi yoğun devlet desteği olmadan önemli metinlerin Türkçeye çevrilmesi için daha çok beklemek gerekecektir.

Şöyle söyleyebilirsiniz: Kürtçenin durumu daha da kötü…
Evet, Kürtçenin yıllardan beri eğitim dili olduğu Güney Kürdistan’da bile bu dilin durumunun parlak olduğu söylenemez. Kürtçe yazılıp önemli dillere çevrilmiş yapıtlar Türkçeden daha azdır.

Her durumda, Türkçenin dünyanın önemli dilleri karşısındaki durumu hiç de iyi değildir.

Türkçenin ne kadar güzel bir dil olduğunu belirterek bu saptamaya karşı çıkılamaz.

Bugün tartışmasız olarak ve açık farkla dünya dili olan İngilizce hiç de düzenli bir dil sayılmaz. Az sayıda kural ve çok sayıda istisna ile dolu olan bu dil, yine de dünya dilidir.

Dilin güzel olmasıyla dünya dili olması arasında bağlantı yoktur.
Geçmişle, o da kendimize güzel bir geçmiş uydurarak avunmak yerine, bugünün koşullarında Türkçe nasıl gelişebilir, daha önemli bir dil durumuna gelebilir konusunda kafa yormakta yarar vardır.

Gelişmiş bir dil, başka dilleri yasaklamaz, buna ihtiyaç duymaz.
Kürtçenin gelişmesini engellemek, Türkçeyi büyütmez, geliştirmez. 
Hayal görmeyi bırakıp dünyadaki diller hiyerarşisine baktığınızda, Türkçenin durumunun hiç de iyi olmadığını görürsünüz. 
Başkalarını bastırarak büyük olunmaz.

Bugüne kadar dil konusunda da bunu anlamış olmanız gerekirdi.