Utangaç İşçi Partililer

enginerkiner - 05/09/2011 12:54:33 (284 okunma)



Utangaç İşçi Partililer

Burada ve birkaç sitede yer alan, “Suriye, Ne Yapalım Peki” yazısı değişik tepkilere neden oldu. Olumlu olanları bırakıp konuyu açıklamaya daha fazla hizmet edeceği için olumsuz olan iki çeşit üzerinde durayım:

Birincisi: Suriye’ye emperyalizmin –özelde ABD’nin- müdahale etmesi mi savunuluyor?

Yazımda böyle bir savunu yok… Bu ülkeye dış müdahale zorunludur ve bu müdahale de Birleşmiş Milletler Barış Gücü olarak yapılmalıdır, deniliyor.

BM Barış Gücü, bugünün koşullarında mükemmel bir seçenek değil, ama mevcut olanlar içinde en iyi seçenek…

Bu seçeneğin mahzurlarını belirtip, ardından da hiçbir seçenek sunmamak, fiili durumu ya da Esad rejiminin muhaliflerini katletmesini savunmak anlamına gelir.

Suriye’de demokratik bir ortam olsaydı, muhalifler her gün öldürülmeseydi, ülke halkı kendi mücadelesiyle Esad rejimini devirsin denilebilirdi.

Ama böyle bir durum söz konusu değildir.
O zaman ne yapılacak? 

BM Barış Gücü seçeneğini eleştirenler, buna karşı başka bir seçenek getirmek durumundalar…

Hiçbir seçeneğiniz yoksa, bu, mevcut durumu savunmak anlamına gelir.
Mevcut durumu da İşçi Partisi savunuyor…

Samimi insanlar, burası açık…

Anti emperyalizm adına Esad rejimini ve Baas Partisi’ni savunuyorlar.
Birazdan ikinci seçenekte ele alacağım “halkın mücadelesini desteklemek” gibi ne olduğu belirsiz soyut bir belirlemeye sığınmak yerine, açık konuşuyorlar.

Görüşlerinin 180 derece karşısındayım, ama haklarını da vermek gerek: açık konuşuyorlar…

İkincisi: Seçenek olarak bazen şu sunuluyor: Suriye halkını destekliyoruz. Suriye halkının mücadelesinin yanındayız.
Ne demek bu?

Esad rejimine karşı mücadele eden ve aylardan beri çok sayıda kayıp verenler Suriye halkı değil mi?

Halkın bir bölümü de Esad’ı tutuyor…

Siz birbirine zıt konumda olan ve ikisi de halkın bir parçası olan hangi kesimi destekliyorsunuz?

Halkı desteklemek adına ikisini birden destekleyemezsiniz.

Ya Esad’ı tutan kesimi ve dolayısıyla da Esad rejimini ve yaptığı katliamı destekleyeceksiniz, ya da öteki kesimi destekleyeceksiniz…

Hangi kesimi desteklediğinizi ben de merak ediyorum…

Ya da bu saptamayı yapanların Suriye hakkında somut herhangi bir bilgisi bulunmuyor ve soyut anti emperyalist söylemle bu bilgisizliklerini örtebileceklerini düşünüyorlar.

Bu insanlara “utangaç İşçi Partililer” desem, itiraz edecekler…
İşçi Partisi’nin imajı çok olumsuz, ama bu konuda açıkça görüş birliği içindesiniz. 

Böyle değil iseniz, seçeneğiniz nedir, söyleyin de öğrenelim.
Genel geçer saptamaların arkasına sığınarak bu soruyu cevapsız bırakamazsınız.

Geçtiğimiz günlerde Fransa, eski sömürgesi olan küçük bir Afrika ülkesine –Fildişi Sahili’ne- paraşütçülerle indirme yaptı.

Burada kaç kişiyi öldürdüler, bilmiyoruz.

Bu tür müdahalelere karşı bizim seçenek bir güç savunmamız gerek…
Kahrolsun emperyalizm demekle bir şey olmuyor.

Kendimizi tatmin ediyoruz, o kadar…

Diyelim bir Afrika ülkesinde iç karışıklık var. Hükümet ve ordu, halkın bir bölümünü katlediyor.

Neyi savunacaksınız?

Ülkedeki halk bir şey yapabilme gücüne sahip olsaydı, zaten yapardı. Ama yıllardan beri dişine tırnağına kadar silahlanmış yönetim ve ordusuna karşı etkili olamıyor.

Neyi savunacaksınız o zaman?

Bu ülkeye dış müdahale gereklidir ve bunun için uygun bir gücün yokluğu ya da güçsüzlüğü ciddi bir sorun olarak ortada durmaktadır.
Bu güç ancak Birleşmiş Milletler bünyesinden çıkabilir.

BM temelli bir gücün sorunları ve eksikleri olacaktır. Bunların giderilmesi için çalışmak gerekir.

Böyle bir güç olsaydı, iç savaşın yıllardan beri sürdüğü Kürdistan’a müdahale etmesi de talep edilirdi.

En azından belirli bölgelerde taraflar arasına yerleşmesi talep edilir, böylece karşılıklı ateşkes sağlanır ve ardından zorunlu olarak müzakereler başlardı. 

Böyle bir gücün gerekliliğini savunmak ve bunun pratiğe geçmesini sağlamak gerekli…

Aksi durumda “kahrolsun emperyalizm” demekle yetinmek, mevcut durumu onaylamaktan başka şeye hizmet etmiyor…
Bazı görüş sahipleri İşçi Partisi ile ne kadar uyum içinde bulunduklarını düşünürlerse iyi olur…