Obama, Silikon vadisinin zaferi

Obama, Silikon vadisinin zaferi


lk önce 2008 seçimlerini kazanan Obama, beklendiği gibi 6 Kasım 2012 seçimlerini de kazandı. Böylece dünyanın “lideri-patronu” bir defa daha Obama oldu. Eğer seçimler dünya genelinde yapılmış olsaydı, NBC’nin yaptığı anketine göre, Türkiye’de yaşayanların yüzde 73'ünün, dünya genelinin ise yüzde 81’inin oyunu alacak olması ihtimali ile, 2012 seçimlerine dünya lideri olarak girdi Obama.

2008 yılında Obama’nın seçilmesi ile Amerika’da başlayan değişim rüzgarı, sonrasında dünyada yaşanan değişimin de habercisi oldu. Obama rejimi, birer birer diktatörlerin devrilmesi ve yerine daha demokratik rejimlerin gelmesini destekleyerek, değişimi sadece Amerika’da değil dünya genelinde de başlatmış oldu. 

Bu değişimi klasik “Emperyalizm’in bir oyunu” ezber cümlesi ile izah etmek esen değişim rüzgarlarını anlamaya yeterli olmaz. “Emperyalizm” kendisi için hem bir hayli maliyetli, hem de riskli olan bir süreci neden başlatsın? Klasik üç beş cümle ezberleri ile analiz yapanların, her şeye çözüm cümlesi olarak söylediği“Emperyalizm’in bir oyunu” cümlesi, daha önce desteklediği ve kurduğu sistemleri “Neden alt üst etsin” sorusunun cevabı olamıyor. Yıllarca uğraşıp, maddi, manevi bir çok şeyi feda ederek destekleyip, ayakta tuttuğu rejimleri “Canım oyun oynamak istiyor” diyerek değişime gitmez, hiç kimse. 

Değişimi anlamak için, değişimin arkasındaki rüzgarı oluşturanları net olarak görmek ve iyice anlamak gerektiği inancındayım. Her şeyden önce, 2008 seçimlerini yüzde 48 oy alarak kazanan Obama’nın, 2012 seçimlerinde bu oranını yüzde 51’e yükseltmesinde Obama’yı destekleyenlerin kimler olduğunu görmek ve anlamak lazım. 

2008 yılındaki seçimlere giderken Obamayı, Silikon vadisinde kümelenen sermaye grubu, ekonomik durumu yoksullaşmaya başlayan Amerikan orta sınıfı ve Amerika’nın hemen hemen bütün“ötekileri” destekliyordu. 2008 seçimlerinde ise en güçlü rakibinin destekleyicileri ise “Pentagon sermayesi” idi. 

2008 yılında Silikon vadisinde üretimini yoğunlaştıran, bilişim, dijital teknoloji, iletişim-sosyal medya vs ile ilgili sermaye gruplarının desteğini alarak yola çıkan Obama, bu kesimle çıkarları örtüşen“orta kesim” ve “ötekiler”in de oylarını alarak iktidar oldu. Bu ittifak, 2012 seçimlerinde de aynı eksende artarak devam etti. 

Yapılan bir çok ankette bu durum kendini net olarak gösteriyordu. Romney’e üç milyon oy fark atan Obamayı, Afro-Amerika’lıların yüzde 93’ü, Amerikalı Latinlerin yüzde 71’i, erkeklerin yüzde 52’si, kadınların yüzde 55’i, eşcinsellerin yüzde 70’i, beyazların yüzde 59’u destekliyordu. Özetle Amerika’da sermayedarından sokaktaki vatandaşına bir çok kesim, iktidarda olanların başını çeken ve silah tüccarlarını temsil eden “Pentagon”“artık sen kenara çekil” diyordu. 

Silah tüccarları için, orta tabakanın yoksullaşması ne kadar tali bir sorunsa, iktidarı ele geçirmek isteyen “Silikon vadisi” için de alım gücü artan, cep telefonu, Ipad, Pc, tv vs. alması artarak güçlenecek bir orta sınıfın varlığının gelişmesi ve zenginleşmesi de o kadar anlamlı ve önemlidir. Sadece Apple firmasının elindeki para dünyadaki bir çok ülkeden fazla iken, iktidardan uzak kalması düşünülmezdi. Yine Apple firmasının ürünlerini alacak hedef kitlesi olan “orta sınıfın” gerek Amerika’da gerekse dünyada yoksullaşmasına onay vermesi de düşünülemezdi. 

Bu durum dünya genelinde de hemen hemen aynı noktada değişime tekabül ediyordu. Apple firması ile orta sınıfın yan yana gelmesi, “Silikon vadisi” ile “Ötekileri” hem Amerika’da hem de dünyada yanyana getiriyordu. 

Silah tüccarları yani “Pentagon” için, sorunsuz ve rahatlıkla silah satabilmek için diktatörlükler ne kadar anlamlı, kabul edilebilir ve desteklenmeyi gerektiriyorsa, milli gelirin tabana yayılması, orta sınıfların güçlenmesi anlamına gelen demokratik rejimlerin desteklenmesi de Obama ve “Silikon vadisi” için çok anlamlıdır ve desteklenmesini gerektiriyor. 

Bu anlamda Obama sadece Amerika’daki rejimin değişmesi ve zaferinin simgesi değil, aynı zamanda dünyadaki rejim ve sistemlerin de değişmesi anlamına geliyor. Bu yüzdendir Amerika’da rakibine 3 milyon oy fark atarken dünyada da ezici bir çoğunluğun desteğini alıyor. 

Bu durumu anlamayanlar, hala kör şiddete tapanlar, tek adam, tek parti, tek dil gibi saçmalıkları savunanlar, sorunları şiddet yoluyla çözmeyi düşünenler, değişik kesimleri susturmayı düşünenler, ekonomik refahı tabana yaymayı düşünmeyenler, ceplerinden ve yanlarından ayırmadıkları cep telefonları, Ipad’leri, lap top’ları gibi kafalarında da demokratik bir anlayışı taşımazlarsa sonlarının, Mübarek, Kaddafi, Saddam gibi diktatörlerin yanı başı olduğunu anlamaları yakındır. 

İşte bu durumu iyi anlamak lazım. Bu durumu anlayarak demokratik düşüncedeki yerini alanlar da, çağı yakalayanlar ve değişimi yapanlar olarak tarihteki yerlerini alacaklardır.