CHP yine kaçak dövüşüyor

 

CHP yine kaçak dövüşüyor. HDP’den bazı isimleri Adalet Kurultay’ına konuşmacı olarak çağırıyor ve fakat HDP’yi çağırmıyor. Diyorlar ki “Biz kurumsal olarak hiçbir partiyi çağırmadığımızdan HDP’yi de çağırmıyoruz. Bunda da alınacak gücenecek bir şey yok”. Ama doğrusu zurnanın zırt dediği delik de burası. Çünkü zaten parlamentoda ikisi iktidarda diğer ikisi de muhalefette olan dört parti var. Muhalefette olanlardan biri kendisi diğeri ise Kürtlerin, sol ve demokrat kesimlerin temsilcisi HDP. Katılabilecek yalnızca bir parti varken herkes katılabilir demek de ne demek? Bu cümlenin, “Biz resmi olarak HDP ile yan yana gelmek istemiyoruz” demekten başka bir anlamı var mı? Diyebilirler ki canım parlamentoda dört parti var ama parlamento dışı çok parti var. Mesela Saadet Partisi. Onları da çağırmıyoruz.

CHP’yi hangi akıl idare ediyor bilmiyorum ama halkı aptal sanan bir akıl olduğu kesin. Bugün “Adalet Yürüyüşü”, “Adalet Kurultayı” gibi adalet talep eden eylemler yapacaksın ve toplumda 12 seçilmiş milletvekili, iki eş başkanı ve binlerce yöneticisi tutuklu muhalif bir partiyi Saadet Partisiyle eş tutacaksın ve biz de bunu yiyeceğiz. “Yok öyle yirmi beş kuruşa simit!” derler ya işte öyle.

Bir zamanlar “Baskı Birleştirir” diye bir yazı yazmıştım Taraf’ta  (Aralık 2009). Baskının, baskıdan etkilenenleri bir araya getireceği gibi bir fikir üzerine. Kürtleri ve İslami siyaseti düşünerek yazmıştım. Kemalist bir devlet aygıtının baskıcı varlığının İslamcıları da Kürtleri de kendi içlerinde birleştireceğini ve çatışmacı bir siyasi iklim üreteceğini vurgulamıştım. Nitekim AKP’nin böyle bir baskı altında birleşmiş, Fettullah Gülen hareketiyle Tayyip Erdoğan hareketinin yarattığı birliktelikle iktidara geldiğini ve baskı kalktığında da bu ittifakın çökeceği öngörüsünde bulunmuştum.

Şimdi de aynı düşünüyorum. Eğer bu toplumda “Hayır” diyenler yüzde 48.5 gibi bir sonuç aldılarsa, bu, büyük ölçüde iktidarın bu kesimler üzerinde yarattığı baskıdandı. Bugün baskı kalkmadı, hatta artarak devam ediyor. Dolayısıyla yüzde 48.5 alanlarının birlikteliği belki de devam edecek. Ama bu durum asla ve asla CHP’nin oylarının artacağı anlamına gelmeyecek. Çünkü toplumun önemli bir kısmının CHP’nin kaçak dövüştüğünü görmemesi mümkün değil. “Adalet, adalet” diyerek adaletsizlikten en çok dara düşmüş, zarar görmüş insanların temsilcisinin davet edilmemesinin en azından samimiyetsizlik olduğu açık.

O nedenle de ben CHP yöneticilerine dürüst olmalarını öneriyor ve diyorum ki “Arkadaşlar HDP ile görünmek sizin oy potansiyelinizi düşüreceğinizi sanıyorsanız bunu açıkça söyleyin. Böyle numaralara tevessül etmeyin. Bizler salak değiliz. Durumu anlıyoruz.

Ama sizin de şunu anlamanız gerekiyor: Bugün ülkedeki başta Kürtler olmak üzere, mağdur edilmiş ya da kendilerini bir sebeple mağdur hisseden kesimlere önyargısız sahip çıkmayan hiçbir partinin oyu artmayacağı gibi inandırıcılığı da olmayacaktır. Tabii bu cesareti gösteremeyen hiçbir parti, adında “halk” ibaresi olsa bile hiçbir zaman halkın partisi olamayacaktır.