Gazdoğan: Kaçınılmaz Sona Doğru

Gazdoğan: Kaçınılmaz Sona Doğru                                                                

 

Türkiye'nin 21. yüzyıda tanıdığı ilk diktatör adayı Gazdoğan, hayatının hatasını yaptı, 26 Mayıs'tan beri Taksim Gezi Parkı'nı korumak için direniş gösteren, orada yerleşik onbinlerce barışçıl insanımıza 11 Haziran'da barbarca saldırdı ve siyasi olarak bitti. Aklımız, kalbimiz kahramanca direnen ve yaralanan gençlerimizde. Demokrasi için büyük bedel ödeyen bu insanlarımıza içimiz titriyor.

 
Şimdi en önemli konu, seçimleri kazandığı 2002 yılından beri adım adım 11 yılda AKP'nin inşa ettiği Yeşil Faşizm'den ve bu otokrasiden nasıl kurtulacağımız. Türkiye'nin başına bela olan bu adamdan demokratik yöntemlerle kurtulurken, darbe heveslilerinin beklentilerini de boşa çıkartmak gerekiyor. Eğer direniş bütün ülkeye aynı kararlılıkla yayılırsa, kendi milletvekilleri ona karşı ayaklanırsa ve artık herhangi bir halk desteğinin arkasında olmadığı anlaşılırsa -o meşhur % 50'nin yerinde artık yeller esiyor- bu iş gelecek seçimlerden bile önce çözülebilir. Burada, özellikle AKP milletvekillerine büyük iş düşüyor. Böylelikle, başımızdaki bu büyük beladan kurtularak, 90 yıldır özlemini çektiğimiz ve Gezi Parkı direnişi sırasında bütün boyutlarını keşfettiğimiz özgürlüklerimizi sonuna kadar kullanacağımız demokrasiyi elbirliği ile bütün Türkiyelilerin katılımıyla inşa faaliyetine girişebiliriz.

 Tabii bu adam tüm bilgisizliği, cehaleti ve çapsızlığı ile sonuna kadar da direnmek isteyebilir. Hep o sözde % 50'sinin ardına saklanarak... Bir diktatörün, iktidarını sürdürmek için, ülkesini yakıp yıkma dahil, örneklerini tarihte gördüğümüz, birçok yönteme de başvurabilir. Aynı Batista ve Somoza'nın ülkelerinde yaptıkları, sonra defolup gittikleri gibi. Bu tür diktatörler arkalarında halk desteğinin olmadığını anladıkları an, iç savaşı bile göze alabilirler. Mantıkları “bana yar olmayan, kimseye de olmasın!”dır. Eğer bir iç savaşı göze alabilecek kadar zıvanadan çıkarsa, ilk önce partisindeki milletvekilleri başkaldırmalılar. Onlarca Kürt milletvekili bunu yapabilir. Ben şahsen üstüme düşeni yaptım, bugün AKP'de tek tanıdığım olan sosyal demokrat Ertuğrul Günay'a bir ileti gönderdim ve şöyle dedim:

 

“Sevgili Ertuğrul Günay,

Ülke bugün itibariyle resmen Yeşil Faşizm'e geçmiştir. Bu gidiş, bir iç savaşa gidiştir. AKP hergün yüzde 3-5 oy kaybetmektedir. Bu da günde 1 milyon oy demektir. Bakan olarak iyi hizmetler de yaptınız. Ama artık sizin bunların arasında yeriniz yok. Adınızı lekelemeden şerefli bir çıkış yaparak bu nobran, kibirli, aşağılayıcı Gazdoğan'ın partisinden (şirketinden) istifa ediniz.

Sizi seven dostunuz,

Erol Özkoray”.

 

Sizler de tanıdığınız, ya da tanımadığınız AKP'li milletvekillerini istifaya davet eden ileti bombardımanına tutarak büyük bir halk baskısı gerçekleştirebilirsiniz. Eğer bu milletvekilleri, BDP'li Ertuğrul Kürkçü'nün de yine bugün Meclis'teki konuşmasında dediği gibi “gerzek” değillerse gereğini yaparlar. Eğer gerzeklerse felakete gidişte suç ortaklığı yapmış olurlar. 

Gazdoğan kendi halkına karşı açık olarak bir insanlık suçu işledi. Bu suç demokrasilerde değil, ancak otoriter ve totaliter rejimlerin hüküm sürdüğü ülkelerde görülebilir. Bu suçun işlenmiş olması bile içinde yağadığımız rejimin Yeşil Faşizm olduğunun tartışmasız kanıtıdır. Eğer halka saldırarak insanlık suçu işlemeye devam ederse ve ülkeden de kaçamazsa, yargılandığını ve en ağır cezaya çarptırıldığını hep birlikte göreceğiz. Bu durumda zorbanın sonu hapis olacak.