*Afrin ve vicdan

 

Sözün bittiği, aklın durduğu yerdeyiz. 

Ortadoğu’nun kadim bir halkına karşı, Ortadoğu’nun tüm halklarının ki; kâhir ekseriyeti Müslüman, üstelik bu güzel halk ta Müslüman; nedir bu düşmanlık, nedir bu sevgisizlik? 

Bu halk, bu topraklarda binlerce yıldır kime  ne kötülük yapmış? 

Kendi ülkesinde hür ve bağımsız yaşamak istiyor. Hepsi o kadar. 

Allah’ın verdiği dilde, kendini ifade etmek istiyor. 

İnsan olanın, vicdanı olanın; ne yapması lâzım? 

Kimden yana olması lâzım? 

Mağdur ve mazlumdan yana; öyle değil mi? 

İslâm, “kötülük karşısında susan; dilsiz şeytandır” demiyor mu? 

O zaman, gelin elimizi vicdanımıza koyalım; bu halk ne istiyor, dinleyelim anlamaya çalışalım. 

Haklıysa, hakkını alsın. Kimse de bundan gocunmasın. 

Akan kan da dursun. Akan, insan kanı. 

Tek bir insanın  saçının teline zarar gelmesi; dünyanın hiçbir nimetine değmez. 

İnsan kutsaldır. 

“Sen bana, şah damarından daha yakınsın” 

“Sen benim nefesimsin” 

“Bir insan öldüren;  bütün insanlığı öldürmüş demektir.” 

Daha ne desin ki.. 

Kur’an’dan; ”aklını iyiliğe kullanmayanın, başına pislik yağdırırım” 

 Şu anda Müslümanlar, birbirini boğazlarken; akıllarını iyiliğe mi  kullanmış oluyorlar? 

Üst akıl, emperyalizm şu bu demeden; önce kendilerine bir baksınlar;  biz ne yapıyoruz diye. 

 

Faik Güleçyüz 

Emekli subay 

 

*Genel Kurmay Başkanı Sayın Hulisi Akar’ın yerinde olsaydım; askerimi 

Afrin’e göndermezdim. Millî Güvenlik Kurulunda bu teklife karşı çıkardım. 

Kabûl edilmezse, istifa ederdim.