BOŞNAKLAR ve TÜRKLER

 

 

Boşnak’ım.

Yüz senedir;altı kuşak bu topraklarda yaşıyoruz.Üç kuşak;dedemin babası,dedem,babam Ayvalık-Altınova

mezarlığında yatıyorlar.

Hayattaki üç kuşak;yetmişbeş yaşında ben,oğlum,torunum Çınar;sekiz yaşında.Karadağ’ın son “prensi”

Balkan Savaşları,ardından Birinci Dünya savaşı Osmanlı hertarafta kaybediyor;Avrupa’da da.

Son sınır;Bosna-Hersek’ten de çekiliyor.

Beşyüz senedir;imparatorluğun batıdaki sınırlarında nöbet tutan Müslüman Boşnaklar;tek başlarına kalıyorlar;

Hristiyanların arasında.

Ve,ilk Sırp mezâlimi başlıyor; “ya atalarınızın dinine dönün,ya buraları terk edin,ya da ölümü seçin”

Baskılara dayanamayan;bâzı Boşnaklar,”orası da vatanımız” deyip;kafileler hâlinde Anadolu’ya(Boşnakça Anadol)

doğru göç etmeye başlıyorlar.

İşte,bu kafilelerden yirmi civarında aile,Ayvalık’ın Altınova’sına(Ayazma)iskân ediliyor.

Babam,Karadağ(Sırnagora) Biyelopole(Akova)doğumlu.Beşikte,babaannemin sırtında geliyor,bizim buralara.

 

“ceye Biyelopole..ceye Ayazma..”  Akova nere.. Altınova(Ayazma) nere..

“Ayazment” Altınova’nın cumhuriyetten önceki;tarihten gelen adı.Osmanlı döneminde Kadı var.Kadı’nın oturduğu

 mahallenin adı da,Kadı mahallesi.Altınova,bereketli ovasıyla her zaman kıymetli.

Midilli kuşatıldığında;Fatih,iki defa gelmiş ordusuyla Ayazment’e.Yıl,1481-82 Bir başka mahallenin adı Nalpâre.

Atların nallandığı bölge.

1943 doğumluyum.İkinci Dünya savaşının tam ortası;ateşten yıllar.Kıyametler kopuyor.

Ekmek karneyle.

Önce, askerin karnı doyacak.Milyonlarca insanın hayâtını kaybettiği bu büyük felâketten;kimsenin burnu kanamadan

Türkiye’yi bu badireden geçiren İsmet Paşa’ya,birileri halâ;milleti aç bıraktı diyebiliyor.Pes doğrusu.

Annem onyedi yaşında beni dünyaya getiriyor;dedemin evinde.Babam topçu askeri Polatlıda.Komutanı mektubu

verirken;gözün aydın,bir topçu daha geldi diyor.

Dedemin kucağına veriyorlar beni;ilk torun,Bosna’nın ikinci “prensi”O yanık sesiyle ezan okuyor Nasuh Çavuş;kulağıma da

üç defa Faik diye sesleniyor.

Adım;Mustafa Nazmi olsun istemiş.Dedem askerliğini Türkiye’de yapmış.Mustafa Nazmi,çok sevdiği yüzbaşısı;bölük komutanı.

Çocuğu olmamış âbisinin eşi;dünya hanımefendisi Hankiye yengemiz Faik olsun adı demiş.Kıramamış yengesini.Göbek adımı

Mustafa Nazmi koymuş.

Onüç yaşıma kadar,dedemin evinde kaldım.Onun bana verdiği;Boşnak terbiyesiyle büyüdüm.

Artık sokaktayım.Kürt İbrahim(Kürt İbram)var.Bizim mahallede oturur.Belediyenin tek temizlik işçisi.Altınova’ya nereden gelmiş;

paraşütle mi atılmış,bilmezdik.Halâ da bilmem.Kürt halkı varmış,anadilleri Kürtçeymiş.Öyle şeyler hiç yok.

Yer yarılmış;Kürtler içine düşmüş.

Balıkesir civarında yaşayan alevîlere tahtacı denir.Bunlar ayda bir kere papazlarının evinde toplanıp;”mumsöndü”

âyini yaparlarmış.Gece yarısından sonra,papaz mumları söndürürmüş.Ondan sonra,”ana,bacı”demeden cinsel ilişki

başlarmış.Yıllarca,Cem âyinine yapılan iğrenç iftirâ.

Bir de,komünist Bizim Radyo fısıltı halinde konuşulurdu.Bu radyo, Türkiye’de ne olup,bitiyor;devletin gizli saklı

nesi varsa;her şeyi bilir,bütün dünyaya duyururmuş.Adı var,kendi yok;

Türkiye Komünist Partisi “TKP” efsânesi.

Rusya’da da,bir adam işinden evine döndüğünde;kapıda erkek şapkası varsa;eve girmeden,döner gidermiş.

Bu da,komünist iftirası.

İftirâlar ülkesi burası.Her  farklılığa çal karayı,yapıştır çamuru.

 

 

Sokakta oynarken;Türk arkadaşlar, bize kızdıklarında;ilk adımız “pis Boşnak”  “bitli Boşnak”  “Boşnak boş kafa” 

“Boşnak ye bo..mu çanak çanak”

Çocukluğumun dinî bayramlarında;Boşnak geleneği gereği;sülâlenin en yaşlısının evine gidilirdi;bayram namazından

ve mezarlık ziyaretinden sonra.

Hiç unutmuyorum;yaşım beş altı civarı,dedemin âbisi Nuh amcamızın evindeyiz;yine bir bayram sabahı.

Dedemle tartışıyorlar;Nuh amca,biz Türk’üz.Müslümanla,Türk ayni şey,diyor.

Dedem de,hayır;müslümanız,ama Türk değiliz.Araplar da Müslüman.Araplar Türk mü?

İlk dersimi aldım;din başka,soy başka.

Kasabada azınlığız;ama,birimize Türklerden bir saldırı geldiği zaman;hemen birleşiyoruz ve onları pataklıyoruz.

Onun için,Altınova’da Türkler;aman Boşnakları bana sardırmayın,derler.

Benim zamanımda bir tek ilkokul var.Osmanlı döneminde ,eşraftan İbrahim Efendi yaptırmış.Okulun girişindeki

geniş holün duvarında ;redingotlu,başında fesi,elinde bastonu fotoğrafı asılıydı.

Okul;eğitimve öğrenimin dışında her türlü kültürel fâliyetin de merkeziydi.

Dedemin,”benim oğlum zabit olacak” yönlendirmesi ve etkisiyle okulda fırtına gibi esiyorum.

En hızlı okuyan,ben.Yazılı,sözlü;hep beş.Hele,tarih dersine bayılıyorum.23 Nisan müsamere dağlar dansı;

kız arkadaşım ve ben.Millî bayramlarda,meydandaki kürsüde şiir okuyan;(şeytan kendini beğenmezse;çatlarmış gibi oldu;)

yine ben.

Müthiş hırslıyım;Türklere,Boşnak’ların “boş kafa”olmadığını göstereceğim.

1959 yılında İzmir Askerî Hava Lisesine girdim.1963’te de Hava Harbiye’den mezun oldum.

Kafamın içindeki Türklük-Boşnaklık kompleksi hat safhada. Boşnak olduğumu söylemeye;utanıyorum neredeyse.

Kolay değil,Atatürk millyetçiliğinin kalesindeyim.Atatürkçü değilsen;Harbiye’ye giremezsin.Es kazâ girersen;çıkamazsın.

Mümkün değil;mecburî  istikamet Atatürk milliyetçiliği.

1965 seçimi;siyasî deprem.Türkiye İşçi Partisi “TİP” onbeş milletvekiliyle mecliste.Sosyalizm fırtınaları esiyor hertarafta.

Marks’ın komünist manifestosu;ilk defa duyuyorum; “Bütün ülkelerin işçileri birleşin” “ENTERNASYONAL’le kurtulur insanlık.”

Kafamda şimşekler çakıyor.İnsanlıkla buluşmak,insanlığa açılmak;müthiş bir şey.

Bu sayede,milliyetçilik kompleksinden kurtuluyorum.

13 Şubat 1972 gecesi Erenköy-Zihni Paşa Köşkünde KONTRGERİLLA’nın karargâhındayım.Sorgucu,Boşnaklığımdan girerek;

nankörlüğümden,hainliğimden başlayıp;ana avrat dümdüz gidiyor.

Bu cehennemde yirmiiki gün kaldım.

Savcınının karşısına çıkarıldım.1.Ordu İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı savcısı;Binbaşı Naci Gür.Sen göçmenmisin dedi.

Evet,Boşnak’ım dedim.”tam adamını bulmuşlar” Komünistliğimi kastediyor.Yâni,vatan hainliğiğimi.

Devlete,zerre muhalifsen;yandın.Herşey ânında unutulur.Atalarımızın,beşyüz sene sınır bekçiliği,Tekel müdürü Hamdi Beyin

İngilizlerin Çanakkal’deki depolarından cephane çalıp;Anadolu’ya sevkeden çetedeki büyük amcamız Nuh “mulabeg” bilinmez bile.

Oysa;İstiklal Madalyası hakkıdır.Başvurup almamıştır.

Boşnaklık hikâyemi neden anlatıyorum. Milliyetçilik insanî duygularımızdan biri.Ama,çok tehlikeli bir duygu.Dozunu ayarlayamazsan;

ki,çok zordur;zehirlenmen işten değil.Hattâ,kaçınılmaz son.

İster,Atatürkmilliyetçiliği,isterTürk-İslâm sentezi,ister Türk milliyeçiliği ya da Kürt milliyetçiliği ya da Boşnak..hiç fark etmez;hepsi

ayni kapıya çıkar;faşizm,faşistlik.

Ne diyor cumhuriyet büyüklerimizden biri;”bu topraklarda Türk olmayanın;Türk’e uşaklık etmekten başka bir hakkı yoktur”

1915’ten başlayarak Ermenileri,mübadele diye bir şey icat ederek Egenin iki yakasındaki iki milyon insanı yerinden,yurdundan

koparıp;büyük acılara gark ederek;1957 yılında da Özel Harp Dairesi marifetiyle İstanbul Rumlarını yok derecesine indirdik.

Cumhuriyeti kurar kurmaz da;Kürtlere yoksunuz dedik

Hertarafımız kan revan.  

Biz bu hâle neden geldik?

Binlerce yıldır;bu topraklarda yaşayan envaî çeşit halka,yoksunuz   dedik diye,burası sadece Türklerindir dedik diye geldik.

Herkes elini vicdanına,külâhını önüne koyup;düşünsün.

Birlikte yaşayacak mıyız,yaşamayacak mıyız?

Yaşayacağız diyorsak;milliyetçi duygularımızı gözden geçirelim.Vicdan muhasebesi yapalım.

Bu yazıyı yazmama Rasim Ozan Kütahyalı vesile oldu.Çeşitli Boşnak yemekleri bilirim.Meşhur Boşnak böreği(pita),masanisa,potoplika,

sisvara,ribisa,kaşa,kaçamak..Ama,Boşnak sosu diye bir şey duymadım.

Rasim bey,çok kötü bir espiri yapmış.Ama,linç etmenin bir anlamı yok.Bütün samimiyetiyle özür de diledi.

Bir taraf,”Mustafa Kemal’in askerleriyiz”diyerek;öbür taraf ta;asla hoş görmeyiz deyip;her zamanki gibi olayı;günlük politikaya

âlet ediyor.