Rekortmen Erdogan ve sɪrlarɪ üzerine (II)

Okumakta oldugunuz yazɪda RTE’in uzun dönem tek başɪna iktidar rekorunu getiren istatistikselleştirilebilir üç temel faktöre yerverilmektedir[1]. Bunlar « Türkiye’nin taşralasmasi » ve yerel yönetimlere yapɪlan yetki - kaynak transferi, merkez sagɪn iflasɪ ve iktisadi krizlerdir.   

Türkiye’nin taşralasmasɪ ve yerel yönetimlere yetki ve kaynak transferi :

Taşra ile RTE – AKP dinamigi arasɪndakɪ güçlü ilişki politik literatürümüzde kapsamlɪ yer tutar. Buna göre, nüfusun büyük bölümü kentlerde yaşamasɪna karşɪn, ülke genelinde yaygɪn kültür taşra kültürüdür. Bu sosyo-kültürel altyapɪ, RTE – AKP’nin uzun dönem iktidar rekorunu açɪklamada belirleyici öneme sahiptir.

Taşra kültürünün yaygɪnlɪgɪ iki nedenle açɪklanabilir. Birincisi, Türkiye kentleşme sürecine geç girmis bir ülkedir. Kɪrsal / kentsel nüfus dengesini geç bir tarihte gerçekleştirmistir. Ikincisi Türkiye örneginde, kent nüfusunun çoklugu ile kentleşme / kentlileşme arasinda kurulan dogru orantɪ yanɪltɪcɪ sonuçlar verir. Zira, nüfusun dörtte üçünün kentlerde yaşamasɪ kentleşme / kentlileşmeden çok kentlere yɪgɪlmayɪ ifade ediyor. Kentlere yigilmanɪn terminolojik karşɪlɪgɪ Türkiye’nin taşralasmasɪ”dir. Geç kentleşme ve kentlere yɪgɪlma Türkiye’nin taşralasmasɪ’ni sürüklemistir.  

Türkiye’de kentsel ve kirsal nüfus eşitligi 1980’li yɪllarɪn ortalarɪnda gerçekleşir (Tablo I). Kent ve kɪr nüfusunun geç tarihte eşitlenmesi taşranɪn kültürel ve politik agɪrlɪgɪnɪn günümüzde de etkili / yaygɪn olmasɪnɪ getirmiştir. 1987 geç bir tarihtir, zira Ingiltere 1850, Almanya 1890, Fransa 1930’da kent / kɪr nüfus eşitligini saglar. Türkiye’de kent ve kɪrsal nüfus eşitligi, Ingiltere’ye kɪyasla yaklasɪk bir buçuk, Almanyaya kɪyasla bir ve Fransa’ya kɪyasla da yarɪm yüzyil sonra gerçekleşir. Kent ve kɪrsal nüfus eşitligi bakɪmɪndan benzerlik Türkiye ve Iran arasɪndadɪr (Tablo II). Geç kentlesme taşra orjinli ve kültürlü politik akɪmlara yüksek gelişme kapasitesi sunmasɪ bakɪmɪndan not edilmelidir.    

Tablo I: Türkiye’de kentsel ve kɪrsal nüfus

Yil

Nüfus

(Milyon)

Kentsel

nüfus (%)

Kirsal nüfus

(%)

1927

13.6

24.22

75.78

1955

20.9

25.03

74.97

1965

27.8

31.92

68.08

1975

35.6

38.45

61.55

1985

44.7

43.91

56.09

1995

56.5

59.01

40.99

2007

70.5

70.57

29.43

2012

75.6

77.3

22.7

Kaynak: Hakan OZDEMIR, « Türkiye’de iç goçler

üzerine genel bir degerlendirme », Akademik Bakɪs

Dergisi, Sayi: 30, Mayɪs-Haziran 2012

http://www.akademikbakis.org

 

Tablo II: Iran’da kentsel ve kɪrsal nüfus

Yɪl

Toplam

 (milyon)

Kentsel nüfus

(%)

Kɪrsal nüfus

(%)

1956

18.9

31.67

68.33

1966

25.8

37.98

62.02

1976

33.7

47.03

52.97

1986

49.2

54.57

45.43

1996

59.8

61.52

38.48

2006

70.4

68.56

31.44

Kaynak: http://www.amar.org.ir/english

 Taşra kültürü ve politik kapasitesini yükselten bir diger faktor « Türkiye’nin taşralasmasɪ »dir. Türkiye, 1955’den itibaren iktidar politikalarina endeksli şekilde ve üç nedenle hɪzlɪ bir iç göç sürecine girer. Bunlar tarɪmda makineleşme, sanayii desteklemek amacɪyla tarɪmsal ürün fiyatlarinin düşük tutulmasɪ ve Kürt sorunu nedenli goçlerdir. Sosyo-politik düzen,  hɪzlɪ şekilde altüst olmaya baslar. Fransa’da 136 yilda erişilen kentsel nüfus oranɪna, Türkiye’de 83 yɪlda ortaya çikar (Tablo III). 

Tablo III: Fransa’da kentsel nüfusun gelişimi

Yil

Kent nüfusu(%)

1846

24.4

1906

42.1

1936

52.4

1962

61.6

1982

73.4

Kaynak : Jean – François SIRINELLI, Robert VANDENBUSSCHE, Jean VAVASSEUR-DESPERRIERS, La France de 1914 à nos jours, PUF, s.90 

Sosyo-ekonomik yapɪyɪ altüst eden diger neden, sanayi sektorü ve kentsel ekonomik altyapɪnɪn iç göçü içsellestirecek kapasiteye sahip olmayɪsɪdɪr. Iç göç dalgalarɪnɪn kentleşmesi ve/veya kentlileşmesi yerine kentlere eklenti şeklinde yɪgɪlan yasam alanlarɪ ve biçimleri belirecektir. Kenti ve köyü eşanlɪ sekilde yaşayan, diger bir ifadeyle, ne kentli olabilen ne de köylü kalabilen geniş sosyal tabakalar gelişir. Iran’da bu sürecin kɪsmen daha yavaş yaşandɪgɪ Tablo IIde görülmektedir. Hɪzlɪ ve sert şekilde yasanan iç göç ve kentlere yɪgɪlma, TC’nin son 50 - 60 yɪlɪnɪ belirleyen başlɪca dinamik olur. Ingiltere’de de, kentlere göç sert şekilde yasanɪr. Ancak kapitalizmin beşigi, iç göçü kentlileştirmeyi ve endustrileşme surecinde eritmeyi basarɪr. Türkiye zayɪf endüstrileşmenin sonucu olarak aynɪ başarɪyɪ sergileyemez. Başarɪsɪzlɪk, politik ve teknokrat elitin hɪzlɪ ve yaygɪn endustrileşme ve kentleşmeyi hedef saptarken gerekli - zorunlu makro planlamayɪ yapmamasɪnɪn sonucudur. Fatura büyük olmus Türkiye taşralasmɪs, taşralastɪrɪlmɪs, taşralɪlastɪrɪlmɪstɪr. Fransa’da, II. Dünya Savaşɪnɪ takiben asɪlan taşralasma / taşralɪlasma süreci Türkiye ve Iran’da agɪrlɪgɪnɪ sürdürmüştür.

Endüstrileşme ve kentleşme sürecindeki kɪsmi basarɪ ya da kɪsmi başarɪsɪzlɪk üstyapɪsal – politik - sonuçlar üretir. Geniş sosyal tabakalar öfkelerini siyasi ve iktisadi « merkez » den uzaklaşma ve radikalleşme

üzerinden açɪklamaya yonelir. Kemalist elit ve rejiminden hoşnutsuzluk artar. A. Tocqueville’in 1789 Fransasɪ için yaptɪgɪ tespit, Türkiye’yi özellikle 1970’li yɪllardan itibaren etkisi altɪna alɪr: “Sosyal – ekonomik açɪdan yükselme arzusu gösteren kesimler engellendiklerinde isyana yönelir[2]”.

Orta sɪnɪflasmayɪ hedeflerken geleneksel baglarɪndan da olan sosyal tabakalar sözkonusudur. Bu kesimler, 1960’lar ve 1970’lerde, sinif mücadelesi öneren sol radikal akɪmlara, 1980’ler ve 1990’larda da « Istanbul sermayesi » ve « Masonik ittifak » a karşi mücadele öneren Islamcɪ söyleme yönelir[3]. Taşra ile Islamcɪlɪk arasindakɪ geleneksel iliski, özellikle 1990’lardan itibaren yeniden mobilize olur, aktuellik kazanɪr.

Islamcɪlɪgɪn iktidarla randevusu için bir bileşene daha ihtiyaci vardɪr : Sermaye gücü.

1980’li yillarda başlatilan yerel yönetimlere kaynak ve yetki aktarɪmɪ sermayenin Anadolu’ya yayɪlmasɪnɪ getiren süreci tetikler ve Islamcɪ akɪmlara gereksindigi son bileşeni temin eder. Süreç, 1984 – 1991 doneminde, T. Ozal inisiyatifinde baslatɪlan yerel yonetimlere yetki ve kaynak devri ile start alɪr[4]. Bu dönemde özelleştirmeler için gerekli altyapɪ da hazɪrlanɪr ve satɪslar baslar. 1984’de uygulamaya giren yasa ile nüfusu bir milyonu asan 14 kent Büyüksehir Belediyesi ilan edilir: Adana, Bursa, Gaziantep, Konya, Kayseri, Antalya, Diyarbakɪr, Eskisehir, Erzurum, Mersin, Kocaeli, Samsun, Sakarya, Urfa. Yeni statu sozkonusu illeri kamu yatɪrɪmlarɪ duzeyinde de sanslɪ kɪlar[5].

T. Ozallɪ yɪllar, kamu varlɪk stogunun özel sektöre devrinin altyapɪsɪnɪ da hazɪrlar ve ilk özelleştirmeler gerçeklestirilir. Her iki alanda da, RTE – AKP iktidarlarinin performansɪ Ozallɪ yɪllarɪ katlayacaktɪr. 1985 – 2015 aralɪgɪnda yapɪlan ve toplamɪ 65.5 milyar dolarɪ bulan kamu varlik satɪşɪnɪn yaklasɪk yuzde 90’ɪ, RTE – AKP iktidarlarɪ doneminde yapɪlɪr. Ozelleştirmeler kapsamɪnda, Anadolu’ya yayɪlmɪş sayɪlarɪ 100’u asan irili ufaklɪ kamu işletmesi özel sektore devredilir[6]. RTE – AKP iktidarlari, Büyükşehir Belediyesi yasasɪnɪ da yeniler. Büyükşehir statüsü nüfus ust sɪnɪrɪ 750 bine çekilir[7]. Uygulamalarla, kamu yatɪrɪmlari ve sermayenin Anadolu’ya yayɪlmasɪna imkan verilirken iktidarin cömertligi ve kollamasi sayesinde servet sahibi olan ve kendisinden siyasi destek istenen bir yeni elit büyüme – yayɪlma imkani bulur[8]. MUSIAD ve TUSKON gibi Islami sermaye örgütleri bu ekonomik konjonktür ve gelismenin ürünleri ve örnekleridir[9]. Ozal ve Erdogan ikilisi sayesinde, muhafazakar sermaye 35 yil surecek sanslɪ bir dönem yasar. 1980’lardan itibaren yetkileri ve sermaye dagɪtɪm kapasitesi yükseltilen yerel yönetimlerle muhafazakar ve islamci parti ve örgütler arasɪnda birbirini besleyen ilişkiler, politik iktidarin da altyapɪsɪnɪ hazɪrlar. «Elitist burokrasi[10]» ve Istanbul burjuvazisine meydan okuyan bir orta sɪnɪfɪn ve elitinin siyasal iktidar hedefi geçerlik ve güncellik kazanɪr. Süreç, A. Touraine’in ifadesiyle uyumludur :

« Bir sosyal güç ve hareket kendisi için mevcut degerlere ve ortak çɪkarlara sahipse ve bunlar için mücadele ediyorsa bir sosyal alternatif oluşmuş demektir[11]». 

Merkez sagɪn iflasɪ :

RTE’in rekorunu getiren Türkiye tablosunun bir diger bileseni merkez sagɪn iflasɪdɪr. AKP’nin kurulusundan 14 ay sonra (Agustos 2011) iktidara yükselmesini saglayan konjonktür, merkez sagɪn iflasɪ ile RTE AKPnin iktidara yürümesi arasɪnda, istatikleştirilebilir iliski kurmaya imkan vermektedir. Tablo IV’de görüldügü üzere merkez sag seçmen, AKP ve liderine yönelmistir. 1987 ve 1991 seçimlerinde ANAP ve DYP’nin toplam oyu yüzde 50’nin üzerindeyken 1999’da yüzde 27, 2002’de yüzde 23’e düsmüstür. AKP iktidarɪ altɪnda gerçeklesen seçimler de, merkez sag partiler ve eliti açɪsɪndan iflasɪ gosterir. Merkez sagɪn bizzat kendi seçmeni tarafindan terki, RTE – AKP iktidarinin harcɪ olur. Merkez sag çökerken, merkez sol seçmenini korur. Bu durum, merkez solun temsil ettigi Kemalist – Burokratik modelin Türkiye’nin temel dinamiklerinden biri oldugunu göstermektedir. Ancak, merkez solun, merkez sagɪn çöktügü konjonktürden galip çɪkmayɪ bilemez. Sonuç olarak, seçmen Cumhuriyet’in iki büyük aktöründen birini tasfiye etmiş digerini de savunmaya itmiştir.   

Tablo IV: Merkez partiler ve genel seçimler

Seçim

Yili

Merkez

Sol (%)

 

Merkez

sag (%)

M. sol +

M. sag

1973

34.40

46.84

81.25

1977

41.42

40.60

81.33

1983

30.46

45.14

75.60

1987

33.27

55.45

88.72

1991

31.50

51.04

82.54

1995

25.31

39.54 

65.45

1999

29.90

26.67

58.57

2002

21.75

22.70

44.12

2007

21.39

8.98

30.04

2011

26.23

0.80

27.03

2015

25.28

0.30

25.58

2015

24.65

0.13

24.78

Kaynak : TUIK verilerinden yararlanɪlmɪstɪr.

http://www.tuikgov.tr/IcerikGetir.do?istab_id=152

 Iktisadi krizler:

RTE’in uzun ve kesintisiz iktidar rekorunda etkili diger bir temel faktör, 1990’li yɪllar boyunca Turkiye ekonomisini etkisi altɪnda tutan kriz platosudur. Tablo V, bu konuda aydinlaticidir ve iktisadi krizlerle seçmenin alternatif arayɪşɪ arasɪndaki iliskiyi istatistiksel şekilde görmeye imkan saglar. Türkiye ekonomisinin kriz platosuna girdigi 1970’li yɪllarda[12] sol alternatife duyarlɪlɪk ve ilginin yükseldigi gözlemlenir[13]. Sol alternatif, 1980’de askeri otoriteye çarpar ve yenilir. Askeri bürokrasi, sol alternatifin sisteme kazandɪrɪlmasɪnɪ ve sosyal reformlarɪ reddeder. Askeri muhendislik[14], Islamcɪlɪgɪ dengelemesi mümkün sol opsiyonu, tahayyül ettigi Turkiye’nin baslica tehdidi olarak teşhis eder[15]. Darbeci otorite iktisadi dengelerin tesisinde de, geniş halk kesimlerini iktisadi refahtan dɪşlayacak tercihi ve politikayi onaylar. Sol alternatifin tasfiyesi, sozkonusu tercihin hayata geçirilmesini kolaylastɪrɪr. « Pasalar Cumhuriyeti », mensuplarina orta sinif hayatɪnɪ garanti etmenin rahatlɪgɪyla davranmɪştɪr[16].

1980’li yɪllardan itibaren iktisadi faturayɪ ödeyen sosyal kesimler, sol alternatifin ezildigi konjonktürde, Islamcɪ öneri ve yanɪtlara ilgisini yukseltir. Seçmenin Islamcɪlɪkla kurdugu baglar, özellikle 1994 ve 2001 ekonomik krizlerinde kendini belli eder. 1994 krizi Refah Partili koalisyonun, 2001 krizi de RTE - AKP zaferinin kolaylaştɪrɪcɪlarɪ olur.

Ocak – Mayis 1994 doneminde yasanan kriz yüzde 100’u asan enflasyonu, gecelik faizlerin yüzde 1000’leri asmasɪnɪ, devalüasyonu, issizlik artɪsɪnɪ, iflaslarɪ ve RP’nin yerel ve genel iktidarɪnɪ sürükler. 24 Ocak Kararlarɪ sürecinde yoksullasan sosyal kesimler, ikinci yoksullasma sürecini de 1994 krizinde yasar. Seçmen tepkisi gecikmez. 27 Mart 1994 yerel secimlerinde, Istanbul Büyüksehir Belediyesi, RP’ne geçer. RTE, Türkiye’nin en büyük metropolunun belediye başkanlɪgɪnɪ devralɪr. Dokuz ay sonra, 24 Aralik 1995’de yapɪlan parlamento seçimlerinin galibi de RP’dir. 1991’de, aşɪrɪ sag ile ittifakɪ sayesinde yüzde 17 oy alan siyasal islamcɪlɪk, %21.4 ile tarihinde ilk kez birinci parti olur ve iktidarɪn büyük ortagɪ olarak isbaşɪ yapar.   

Dört yɪl sonra, 1999’da yapɪlan yerel ve genel seçim sonuçlarɪ seçmenin Islamcɪ çagrɪya duyarlɪlɪgɪnɪn geçici olmadɪgɪnɪ gösterecektir. 28 Subat 1997 tarihli yeni bir askeri müdahale ve uzun dönemli etkisine ragmen, RP ile birinci parti arasindaki fark yerel seçimlerde yüzde 2, genel seçimlerde de yüzde 7’dir. Ustelik RP, Ankara Büyüksehir Belediye Başkanlɪgɪnɪ da portföyüne ekler.

2001 Subat ayɪnda patlak veren iktisadi kriz, 1995 ve 1999’u da aşan başarɪlar getirir. Yeni devalüasyon, yeni işsizler, yeni iflaslar, enflasyonist tɪrmanɪş ve krizden karlɪ çɪkan zümreler Kemalizmle seçmen arasindaki mesafeyi daha da açar. Kasɪm 2002 seçimleri işin dogrulamasɪdɪr. Seçmenin tercihi ve kararɪ « artɪk yeter »dir ve «reformcu » RTE’ɪ iktidara yerleştirir.

1994 ve 2001 iktisadi krizleri, 1950 - 1970 arasɪnda merkez sag partiler uzerinden kendini ifade eden Islamcɪ elit ve seçmenin önce iktidar ortagɪ takiben de tek başɪna iktidara gelişinde etkisi tartɪşmasɪz olan faktörlerdir. Kemalist rejim « sosyal öfke » ile baglarɪnɪ yitirmenin bedelini ödemistir[17] 

Tablo V: Siyasal Islamcɪlɪk ve genel seçimler

Seçim yɪlɪ

Parti

Oy oranɪ

 Katɪlɪm

Oranɪ

1973

MSP

11.80

66.82

1977

MSP

8.57

72.42

1983

-

-

92.30

1987

RP

7.16

93.28

1991

RP+MCP

16.88

83.92

1995

RP

21.38

85.20

1999

FP

15.41

87.09

2002

AKP + SP

36.92

79.10

2007

AKP + SP

48.92

84.20

2011

AKP + SP

51.10

83.16

2015

AKP + SP

42.9

86.64

2015

AKP + SP

50.14

85.23

Kaynak : TUIK verilerinden yararlanɪlmɪstɪr

http://www.tuikgov.tr/IcerikGetir.do?istab_id=152

 Sonuç :

RTE rekorunu, Türkiye’nin taşralasmasɪ, merkez sagɪn iflasɪ ve 1994 ve 2001 iktisadi krizlerine borçludur. Son 15 yɪlɪ getiren konjonktür, iktisadi büyüme konusunda iddiasɪ olan ve genis taşranɪn (Anadolu tasrasi ve banliyöler) sesi olmayi bilen aktöre şans tanɪmɪstɪr. Alternatif aktörlerin taşraya nüfuz etmesi, iktisadi büyüme ve adil paylasɪm konusunda inandɪrɪcɪ ve etkili dil – düşünce – program bütünlügü sergilemesi zorunludur. Anti-kriz projeksiyonu olmayan ve genis taşrayla iletisimi zayɪf aktörlerin RTE – AKP dinamigini aşmasɪ 15 yildir icad edil(e)memiştir. Yalnɪzca demokrasi söylemi ve RTE – AKP nefreti üzerinden post – Erdogan bir Turkiye inşa etme tahayyülü gerçekleş(e)meyecektir. Gerçekleşirse, restorasyondan öteye gitmeyecektir.

Günümüzün en şanssiz aktorlerinin CHP ve Radikal sol partiler oldugunu düsünmekteyiz. Her ikisi de, elitist – bürokratik hüviyetlerini korumakta, geniş taşra ile empati gerçeklestir(e)memenin faturasɪnɪ ödemektedir. Kürt radikal hareketinin, CHP ve radikal sol partilere kɪyasla daha ileri düzeyde sosyal ve ekonomik çalɪşmalar yaptɪgɪnɪ ve bunun Avrupa medyasɪnda da yer buldugunu gözlemliyoruz. Türkiye’nin « yumusak karni », CHP ve radikal sol partilerdir. Her ikisinin de sɪçrama yapmasɪ, Turkiye siyasetinin seviye kazanmasi ve politik krizden çɪkɪşta etkili olacaktɪr.

Bir diger sonuç, Turkiye’nin merkez sagɪ aşmɪs oldugudur. Merkez sag elit, günahlarinin kefaretini odemiş ve iflas etmiştir. Merkez solun, merkez sag elitle ittifakɪna yatɪrɪm yapɪlmasɪ, merkez solun da iflasɪyla sonuçlanacaktɪr.

Vurgulanmasɪ zorunlu bir diger sonuç askeri mühendislik üzerinedir. 15 yɪldɪr RTE AKP dinamigi karşɪsɪnda terleyen ve “hukuk” çɪglɪklarɪ atan askeri bürokrasi, tɪpkɪ merkez sag gibi, günahlarinin kefaretini odemistir.

 


[1] Analiz, RTE’ın uzun donem tek basına iktidar rekorunu kɪrmasɪnɪ saglayan temel makro politik – ekonomik nedenler uzerinde durmakta ve bu nedenlerle RTE – AKP iktidari arasɪndaki istatistiksel iliskiyi gostermektedir. Turk siyasi literaturu, ideolojiye daha egilimli oldugundan istatistiksel gerçeklikler ikinci planda tutulabilmektedir. Analiz bu turden gerçeklikleri hatɪrlatmayɪ ve onemini ortaya koymayɪ hedeflemektedir.

[2] Xavier MOLENAT (dir.), La sociologie, Histoire, Idées, Courants, Sciences Humaines, 2009, s.228

[3]AKP’nin onemli isimlerinden B. Arinç tespiti dogrular : « N. Erbakan öncülügündeki harekete katɪlan AKP kurucularɪnɪn gözünde, N. Erbakan ve TOBB bünyesinde baslattɪgɪ mücadele, Anadolu tüccari ve sermayesinin Istanbul sermayesine ve mason güçlere karsɪ mucadelesi seklinde degerlendirildi ve benimsendi ». Rusen CAKIR - Fehmi CALMUK, R.T. Erdogan ; Bir dönüsüm öyküsü, 1980 Sonrasɪ islami Hareket 3, Istanbul, Siyahbeyaz-Metis, 2001, s.130

[4] Belediyeler, 1876 Anayasasɪ sayesinde sistemde yerini bulur. 1963’den beri de belediye baskan ve meclis üyeleri seçimle isbasi yapmaktadɪr.

[5] Büyüksehir Belediyesi statüsü ozellikle yollar, havaalanɪ, iletisim altyapɪsɪ ve ozellestirmeler alanlarinda kapsamli iyilesmeler ve nufus artisi getirmektedir.

[6] Mustafa SONMEZ, «Sanayinin sorunlarɪ ve analizleri (VI), Ozellestirmenin 30. Yilinda Satɪlan, Kapatɪlan Sanayi KIT’leri », TMMOB Bulteni, Sayɪ 203, Mayɪs 2015, s.2, 67

[7] Nufus üst çɪtasɪnɪn 750 bine çekilmesiyle şu kentler büyüksehir belediyesi statüsüne kavusur : Hatay, Manisa, Balɪkesir, Kahramanmaras, Van, Aydɪn, Denizli, Tekirdag, Mugla, Mardin, Malatya, Trabzon, Ordu. 

[8] Islam dini ile sermaye arasɪndaki ortak payda Islam analistlerinin tamaminin uzerinde mutabɪk oldugu bir konudur. F. Braudel’e gore Islam ve sermaye birbirlerine göbek bagiyla baglɪdɪr: « Islam Peygamberi, tuccarɪn hem bu hem de öteki dunyada Tanrɪ’nɪn kabulune sahip kisi oldugunu belirtir. Para kazanmak, Islam’da saygɪya mazhar olunmasi seklinde görülür. Gelenek devam etmistir. 1288’de, Memluk yönetimi Hintli, Cinli, Yemenli tüccarlarɪ Suriye ve Misir’a çekebilmek amacɪyla çalɪsmalar yapar. Bu amaçla yazɪlan bir kararnamede  ‘Tanɪnmɪs ve kar etmeyi amaçlayan tuccarlari davet ediyoruz’ denilmistir. O donemde, böyle bir kararnamenin Batɪ dünyasɪnda görülmesi hayal bile edilebilir degildi ». Fernand BRAUDEL, Civilisation matérielle, économie et capitalisme, XVe-XVIIIe siècles – Les jeux de l’échange, cilt 2, Armand Colin, 1979,  s.497, 498.

[9] Islamci burjuvazinin 1990 bilançosunu veren D. Yankaya, milli gelirin yuzde 15’ini Islamcɪ burjuvazinin hanesine yazar. Yankaya, ayrica, Islamcɪ sermayenin 1 .2 milyon kisilik istihdam kapasitesine eristigini ifade eder. Yazarɪn henuz yayɪnlanmamɪs doktora tezine gore, MUSIAD kendini Istanbul sermayesine kiyasla tanimlamakta ve Anadolu sermayesi unvanini sahiplenmektedir. Dilek YANKAYA, La formation de la nouvelle bourgeoisie islamique en Turquie : le cas du MUSIAD, Paris - Science Politique, Tez danɪsmanɪ : Nilufer GOLE, 2011, s.12, 44

[10] Metin HEPER, Turkiye’de devlet ve gelenegi, Istanbul, Dogubatɪ, 1985, s.93

[11] Xavier MOLENAT, La sociologie, histoire, Idées, Courants, Sciences Humaines, 2009, s.228

[12] Kriz platosu, OPEC’in 1974’de, petrol fɪyatlarɪnɪ dört kat yukseltmesi ve Kɪbrɪs Savasi’nɪn Turkiye’yi dɪsarɪdan kredi bulamaz hale getirdigi sartlarda belirginlesir. Ekonomik dengeler, bu tarihten itibaren belirgin sekilde sarsilacagi gibi onlemler de sürekli sekilde ertelenecektir. 

[13] 15 – 16 Haziran 1970’de Istanbul’u kusatan DISK eylemliligi, artan grevler ve katɪlɪmcɪ sayɪsɪ, 1 Mayis mitinglerine yüksek katɪlɪm, CHP’nin 1977 seçimlerinde % 42 ile rekor kɪrmasɪ bu duyarlɪlɪgɪn kilometre taşlarɪdɪr.

[14] Generaller sadece radikal sol alternatifi degil, sosyal demokrat alternatifi de reddeder. K. Evren’e gore, 1980’i onceleyen kaosun nedenleri arasɪnda sadece sol radikalizm degil aynɪ zamanda « Turkiye’nin geopolitigine yabancɪlaşmɪş Bulent Ecevit ve CHP’nin de payɪ vardir. B. Ecevit Isveç Demokrasisi‘ni onermekle gerçeklerden kopmuştur ». Kenan EVREN, Orgeneral K. Evren’in anɪlarɪ, Milliyet, cilt II, s.24 

[15]«Kemalizmin temel hatalarɪndan biri, Islamcɪlɪkla rekabet edebilecek diger ideolojik akɪmlarɪn gelisebilecegi ortama izin vermemesi oldu». Serif MARDIN, Din ve ideoloji, Iletisim, s.149, 150

[16] OYAK, askeri lojmanlar, askeri hastaneler, ordu mensuplarɪnɪn orta sɪnɪflastɪrɪlmasɪnda kullanɪlan baslɪca araçlar olmustur. Askeri lojmanlar konusunda erisilen konforu A. Insel « Kamu lojmanlarɪnɪn onemli bir bölümü ordu mensuplarɪna ayrɪlmɪstɪr Her iki ordu mensubundan birine bir lojman düsmektedir. Bu oran, ogretmenler için her 14 kisiye bir lojman duzeyindedir…» seklinde özetlemektedir. Ahmet INSEL, « Bir Toplumsal Sɪnɪf Olarak Turk Silahli Kuvvetleri», in BAYRAMOGLU – INSEL, Bir zümre bir parti, Turkiye’de ordu, Istanbul, Birikim, 2004, s. 41-58   

[17] R. Leveau’ya gore Cezayir’de Islamcɪlɪgɪn yukselmesinde üç bilesenin rolu onemlidir : Demokrasi alanɪnda saglanan ilerlemeler, kaderlerine terkedilmis toplumsal kesimlerde gozlenen yaygɪn ofke ve hɪnç, uluslararasɪ sistemde yasanan degisim (Sovyetik Blogun çoküsü). Rémy LEVEAU, « Des crises à la guerre », in LAlgérie dans la guerre, R. LEVEAU (dir), Editions complexe, 1995, s.16