Sol gosterip sag vuranlar : F. Hollande ve RTE


Fransa’nɪn Sosyalist Devlet Başkanɪ François Hollande (2012 – 2017)  ile Türkiye’nin Islamcɪ - otoriter lideri RTE’in (2014 – 2019) iktidar yürüyüşü ve iktidar pratigi karşɪlaştɪrɪlɪrsa nasɪl bir tablo ortaya çɪkar ? Yazɪ bu soruyu sormaktadɪr. Ilk olarak iktidara yürüyüş dōnemleri ardɪndan da iktidar pratikleri degerlendirilmektedir.

Iki liderin iktidara yürüyüş dōnemi sosyal ōfke sayesinde iktidara geldiklerini belirlemeye imkan vermektedir.  

RTE iktidarɪnɪn kendini borçlu oldugu temel faktōr sosyal ōfkedir. 1990’lardan itibaren artɪş gosteren iktisadi krizler, sosyal adalet sorunu, rant paylaşɪmɪ uzerine kurulu koalisyonlar, askeri sɪnɪfɪn dominant pozisyonu ve Kürt sorunu kaynakli iç şavas hali sosyal ōfkeyi büyütmüş ve son 15 yɪlɪ hazɪrlamɪştɪr.

1990’lɪ yɪllarɪn kaotik ortamɪ - iktisadi / politik krizlerin birbirini izlemesi hali – en basta, 1971 askeri ültimatomu ve 1974 petrol krizi kaynaklɪdɪr : 1960’lar boyunca sosyal ve anayasal reformlar için yapilan mücadele (Sosyal uyanɪş) ve bu mücadelenin ordu bünyesinde de taban bulmasɪ askeri-sivil devlet elitini yol ayrɪmɪna getirdi. Kemalizmle barɪşɪk ilerleyen devrimci güçler, kemalizmi aşmaya yōneldikleri oranda tehlikeleştirildiler. Devlet eliti, « tehlike » karşɪsɪnda Güvenlikçi Otoriterizm’de karar kɪldɪ. Askeri ultimatom şartlarɪ altɪnda anayasanɪn üçte biri degiştirildi. Yürütme ve MGK güçlendirildi. Devrimci – reformcu dalgaya karsɪ ülkücü silahlɪ gruplar ōrgütlendi ve kavgaya sürüldü. Misyon, 1969’da, « Tek devlet, Tek millet Tek şef » düsturuyla harekete geçen Albay A. Turkeş’e ihale edilmiştir.

Rejimin tɪkanmasɪ bu dōnemde ve bu şekilde basladɪ.

Ekonomik faktōr, rejimi tɪkayan ikinci neden oldu. 1974 – 1975  petrol krizi ve beşe katlanan petrol faturasɪ iktisadi kaynak ve kamu açɪgɪ sorununu agɪrlaştɪrdɪ[1]. Güvenlikçi otoriterizm ve iktisadi kaynak sorununun agɪrlaşmasɪ, kemalist reformculugun solugunu kesti. Rejimle genis halk kesimleri arasɪndaki kopuş derinleşti.

 

**

Fransa da, Nicolas Sarkozy dōneminde (2007 – 2012) hatɪrɪ sayɪlɪr sosyal ōfke biriktirmiştir. Bu birikim, Sosyalist aday F. Hollande’a Champs Elysée (Başkanlik Sarayɪ) kapɪsɪnɪ açmɪştɪr. “Ofke”nin yayɪlmasɪnda, Sarkozy donemi iktidar kliginin yargɪyla başɪnɪn çokca derde girmesi ve Sarkozy dōneminde uygulanan iktisat politikasi etkili oldu.  

Sarkozy ve ekibinin savcɪlarɪ ve yargɪçlarɪ kuskuya sevkeden iktidar pratikleri o seviyeye geldi ki, yargɪ Istihbarat Teskilati’ndan, Sarkozy’nin telefonlarɪnɪ dinlemesini istemiştir. Eski Italya Devlet Baskani Silvio Berlusconi düzeyinde olmasa da Sarkozy, Fransɪz çagdaş tarihinin savcɪlar tarafindan en çok sorgulanan devlet başkanɪdɪr. O bunu, S. Berlusconi gibi, peşindeki savcɪ ve yargɪçlarɪn solculuguna bagladɪ. Bu yorum, Güçler Ayrɪlɪgɪ prensibine ve teorisyenine (Montesquieu, 1689 – 1755) saygɪsɪnɪ koruyan Fransiz çogunlugu irite etmiştir. 

Sarkozy’nin popularitesine daha büyük darbe iktisat siyaseti kaynaklɪdɪr. Onun dōneminde kamu açɪgɪ oranɪ 2007’de % 3.1’den, 2012’de % 5.4’e yükselirken büyüme de % 2.3 den % 0.0’a indi. Sarkozy Champs Elysée’yi terkederken ekonomi resesyon tehlikesiyle karşɪ karşɪyaydɪ. O, iktisadi problemin küresel kriz kaynaklɪ oldugunu savundu. Oysa problem daha çok onun iktisat politikasi ve tercihlerinin sonucuydu. Iktisatçɪlar küresel krize ragmen Almanya, Cin, Avusturya, Cek Cumuriyeti gibi ülkelerin başarɪlarɪnɪ işlediler ve gürünürleştirdiler.

Sarkozy’nin iktisat politikasɪnda ilk bileşen « Cok çalɪsan çok kazanɪ»dɪr. Oysa temel sorun az ya da çok çalişmak degil iş bulmaktɪ. Sloganɪ ile ihtiyaçlar ōrtüşmüyordu. Ayrɪca, toplum daha çok kazanmak için daha çok çalɪşmaya çagrɪlɪrken, patronlarɪn milli gelir payɪ yükseliyordu. Bir diger bilesen, “Patronlar desteklendigi oranda istihdam da artar” olmuştur. Bu baglamda küçük – orta – büyük patronlara vergi indirimleri getirmiş, ornegin Fransa ekonomisinde hatɪrɪ sayɪlɪr yeri olan cafe – restoran sektorüne 1,5 milyar euroluk vergi indirimi ikram etmiştir. Cōzümün vergi oranlarɪnɪn artɪrɪlmasi ve vergi istisnalarina son verilmesinden geçtigi gōrüşlerine kulaklarɪnɪ tɪkamɪştɪr.

Istihdam arttɪ mɪ ?

Patronlar yükü paylaşmak yerine fɪrsattan yararlandɪ. Işsizlik % 7.9’dan % 9.8’e tɪrmandɪ. Patronlara cōmertken ücretlilere karsɪ cimriydi. Sendikalarɪ hedef aldɪ ve grev şartlarɪnda da % 20 hizmet zorunlulugu getirdi. Emekli olan iki memurun yerine bir memur istihdamɪna izin verdi. Bu sayede memur sayɪsɪnɪ 150 bin kadar azalttɪ. Burada Sarkozy kɪsmen haklɪydɪ. Fransa’da, idari burokrasiden memnuniyetsizlik yüksektir ve enformatik devrime uyum saglayamadɪgɪ tespiti yapɪlɪr. Sarkozy, enformatik devrimin kamuda pek çok işin çok daha çabuk ve kolay şekilde gercekleştirilmesini mümkün kɪldɪgɪnɪ işledi ve bürokrasiyi reforma zorladɪ. Bunda başarɪlɪ oldu. Ancak başarɪ kɪsmɪydɪ. Zira, hizmet kalitesindeki düsüşle meşgul olmamɪştɪr.

2012’de, Sosyalist aday F. Hollande  birikmiş sosyal ōfkeyi yanɪna almayi bildi. Sol seçmen ile merkez seçmenin destegini alan program ve soylem insa etti. Bu sentezin, başarɪsɪndaki payɪ büyüktür. Iktidar kapɪsɪnɪ açan ikinci faktōr, yargɪ bagɪmsɪzlɪgɪna verdigi onemdir. Bugün, dōrt yɪl sonra, Sarkozy ve kligi hariç herkes, yargɪya saygɪda kusur işlemedigini kabul eder.

Ekonomi programɪyla finans sektōrune savaş açtɪgɪ izlenimi vermiştir. Bu, sol seçmeni çekmenin en etkili yoluydu. Finans sektorü ve vergi cennetleriyle mücadele sōzü verdi. Tobin vergisine taraftar oldugunu açɪkladɪ. Işsizlikle mücadelede başarɪ saglayamadɪgɪ takdirde yeniden aday olmayacaktɪ. Kamu açɪgɪnɪ yüzde 3’e indirmeyi taahhut etti (Maastricht Kriteri).

 “Aşil’in topugu” ekonomi programɪdɪr. Program, hem tasarruf esaslɪydɪ hem de issizligi düşürmeyi, sosyal ōfkeyi yatɪştɪrmayɪ ōngōrdü. Iktisatçɪlara gore, büyümeyi yɪllɪk ortalamada yuzde 1,5’a yükseltebilirse hesap tutabilirdi. Büyüme 2013’de % 0.3, 2014’de % 0.4, 2015’de de %1.1 oranɪnda gerçekleşti.  

Kamu açɪgɪ ōngorüldügü şekilde düştü. 2012’de % 5.4’den 2015 yili sonunda % 3.5’a indi. Işsizlikle mücadelede istedigi olmadɪ. Işsizlik oranɪnɪ % 9.8 duzeyinde devralmɪstɪr. Bugun % 10.4’dür. Paket üstüne paket açmɪş, hiçbiri ōzlenen sonucu vermemiştir.

 

**

 

RTE maçɪn ilk yarɪsɪnda ( 2003 – 2010) birleştirici ve demokrasi odaklɪ iç ve dɪş programla dikkatleri çekti. Avrupa Birligi’ne oui dedi. Ispanyol Sosyalist Basbakan Zapatero ile birlikte, 2005 yɪlɪnda, Medeniyetler Ittifaki Girişimi’nin ōncüsü oldu. Komşularla sorunlarɪn üzerine yürüdü. En zor komşuluga, Ermenistan’la ilişkilere de, el attɪ gerilimi düşürmeye gayret etti.

Programinin iktisadi ayagi daha da iddialiydi ve başarɪlɪ olmuştur :

Kişi Başina Milli Gelir’i iki kat arttɪrmɪş, Kamu Borç Stogu’nu 2002’de % 70’den, 2012’de % 40’a düşürmüştür. Kronik problem enflasyon aynɪ dōnemde % 30’dan % 10’a geriledi. Bir diger kronik problem, faiz yükü cephesinde de başarɪ sagladɪ. Borç faizlerinin bütçe payɪ % 42’den 2012 sonunda % 13’e indi.

Iktisadi tablo başarɪlɪdɪr. Ancak bu başarɪyɪ, Kemal Derviş (Ekonomi Bakani 2001 – 2002) reformlarɪyla uluslararasɪ piyasalardaki parasal bolluga da borçludur. Bu iki faktōr ile bütçe disiplinine sadakati ve 50 milyar dolari aşan ōzelleştirmeler sayesinde hem sosyal tabanɪnɪ ayrɪcalɪklandɪrdɪ hem de kamu dengesini düzeltti.

Politik alanda, gelişmeler içaçɪcɪ olmadɪ. 2010 referandumunu takiben Türkiye’yi tarihinin en agɪr politik krizine sürükledi. Askeri, adli  ve siyasi rakiplerine karşi kazandigi sandɪk zaferlerini « parantez »i kapamak ve Osmanlɪ esinli Baskanlɪk Rejimi’yle taçlandɪrmak yolunda kullandɪ. O, Osmanlɪcɪlɪk ve Baskanlɪk aktüelleştirmesinin kendisine, Arap – Islam aleminde güçlü destek saglayacagɪ ve halifelik tacɪnɪ sunacagɪnɪ düsünmektedir.

Bu irrasyonalite karsisinda şōyle diyenler herhalde haksiz degiller :

« Ya naif yada arap milliyetçiligi üzerine hiç çalɪşmamɪş».   

Sosyal ōfke ve daha çok demokrasi talebiyle RTE’a yonelen seçmenler yeni politikayɪ ve artan otoriterizmi ne derece kabul ediyor ? Bu soru, 2016 sonu veya 2017 baharinda yapilacak anayasa referandumunda yanit bulacak.

Bugun hakkɪnda kuşku duymadɪgɪmɪz gerçeklik şudur :

RTE’in ikinci donem pratigi rakiplerine tahammülsüzlük, yargɪ bagɪmsɪzlɪgɪnɪn sɪfɪrlanmasɪ, Kürtlerle savas yada barɪs seçiminin iktidarɪna endekslenmesi günahlariyla lekelenmiştir. Maçɪn ikinci yarɪsɪ yüksek gerilim altɪnda oynanmaktadɪr. « Islamɪn dōnüşü »nü « askerin dōnüşü » izleyebilir endişesi yayɪlmɪştɪr. Bunda bir sorumlu arayacaksa ayna, herhalde ve sadece onun siluetini gosterecektir. Zira, Turkiye’yi sadece « iyiler » ve « kotüler »den kurulu manicheen bir dünyaya o itmiştir.

 

**

 

Sonuç :  

F. Hollande ve RTE.

Ikisi de « sol gosterip sag » vurdu.

RTE demokrasi – AB diyerek demir aldɪ, Monarşik Cumhuriyet’te karar kɪldɪ. Sosyalist Başkan finans kapitale savaş açtɪ. Savaş hali birgun sürmeden yerini « macera aramayalim »a bɪraktɪ. Sosyal program ve icraat sōzü verdi patronlara açɪldɪ. Açɪlma, şu gunlerde yeni Iş Kanunu Tasarɪsɪ ile taçlandɪrɪlmɪştɪr. Tasarɪ hakkɪnda, MEDEF Başkanɪ’nɪn (Fransɪz Zenginler Klübü) «Sarkozy bile daha iyisini hazɪrlayamazdɪ » dedigi rivayet degildir.

Epeydir, Fransa’da mutsuzlar Turkiye’de de gerginler sayɪca baskɪnlar. Fransɪzlar « Mutsuz Cumhuriyet »leri, Turkler de « Gergin Cumhuriyet »leri karsɪsɪnda şaşkɪn vaziyetteler.

Nasɪl bu hallere gelindigi, aslɪna bakarsanɪz, hiç de karmaşɪk degil :

RTE Turkiye’yi iktidarɪnɪn hizmetine koşarken, F. Hollande ülkesinin etkisiz hizmetkarɪ oldu.

 



[1]Sorun Fransa ekonomisinde de kendini gosterdi. Fransa kamu iktisadi dengesi, bu donemden itibaren (1974-75) açɪk vermeye basladɪ ki, günümüzde  de devam etmektedir.