Barajı takmamak/ baraja takılmamak



 

Türkiye, önümüzdeki ‘Genel Seçim’de tarihsel bir yol ayrımına giriyor. Hrant’ın katlinin güvenlik ve idari kanadındaki sorumlularını koruyup kollayan, dahası, ödüllendiren; kendi âşikâr yolsuzluklarına karşın, ‘Siyasi İslam’ hassasiyetli yol arkadaşlarını tüm kötülük ve günahların keçisi ilan edip yargıya ‘sivil darbe’den çekinmeyen; ‘Ergenekoncu’ derin devlet zihniyeti ve mensuplarına ‘temiz’ elleri ile sarılıp sahip çıkarak ‘milli mutabakat devleti’ni ‘muhafazakâr’ hassasiyet ile yeniden tahkim ve ihyaya soyunan; çevreyi, doğayı ve emek dünyasını talanda sınır tanımayan; ‘hak’ ve ‘meşruiyet’ kaygılı muhtemel toplumsal tepkileri bastırmak üzere ‘devlet şiddeti’ni mazur gösterici/tehditkâr güvenlik önlemlerini ‘yasalaştırma’ çabasını eksik etmeyen (yetmedi; hal ve gidişi katmerlendirip kurumsallaştıracak ‘Başkanlık rejimi’ için yola koyulmuş olan –‘sandık’ odasında bekleşenleri ve ‘neo’-liberal ‘vicdan ehli[!] entelektüel’i ile birlikte) AKP iktidarı ve ‘demokratik-özgürlükçü-eşitlikçi-laik-sosyal-hukuk devleti’ni cari kılmak isteyenlerin karşılaşacağı bir yol ayrımı olacak önümüzdeki ‘Genel Seçim’.

 

Söz konusu yol ayrımına doğru ilerlerken, verili gidişi kırılmaya uğratacak, ‘Demokratik Cumhuriyet’e kapı aralayacak yegâne şansın HDP ve etrafında kurulacak ‘Demokrasi Cephesi’nin ya da ‘Demokratik Güçbirliği’nin olduğu âşikâr. Evet; ‘demokrasi, temel hak ve özgürlükler, eşitlik, laiklik, sosyal duyarlık ve hukukun üstünlüğü’ bağlayıcılığı ile donatılı ‘Demokratik Cumhuriyet’ talebinde buluşacakların güç birliği –basit ve yalın.

 

‘Birleşik Haziran Hareketi’ bileşenlerinin bir bölümünün (ÖDP diyelim) ve ‘Halkların Demokratik Kongresi’nde yer alan sosyalistlerin HDP ile ittifaka (ya da, birlikte hareket etmeye) hazır olduğu görülüyor: ‘Sol/demokratik’ birliktelik, dayanışma ve mücadele adına nicel değilse de ‘nitel’ (manevi) katkısı büyük. HDP ise, seçime ‘parti’ olarak gireceğini –şimdilik- beyan etti. 12 Eylül rejimi ve onu sıkılaştırarak ilerleyen AKP’nin başını çektiği statükonun alt edilmesi için ‘düzen’in dışında ‘demokratik’ bir ‘halk’ inisiyatifinin hayat sahnesine çıkması –‘oyunu bozmak’ için ‘oyun bozan’ olmayı göze almak- kaçınılmaz. Bu ise, %10 barajına –artık- müdana etmemekle tarif bulacak bir hal. Lakin, temel soru(n) şu: HDP  -dolayısıyla, ‘Kürt Siyasi Hareketi’-, Türkiyelilik (hatta, ‘evrensellik’) zemininde ‘demokrasi mücadelesi’ne hangi derinlikte ve kararlılıkla sahip çıkmakta/çıkacak?

 

‘Barış Süreci’ ve ‘Çözüm’ü müjdeleyen Öcalan’ın ‘kadim/hâkim’ devlet çizgisi ile tarihsel mutabakatlı  ‘Newroz’ mektubu; kişiler ve kurumsal temsilciler arasında kapalı kalan ve  ‘mahalli’ taleplerle sınırlandırılarak yürütülen  barış görüşmeleri; iktidarın, sündürülen görüşmelerle zamana yaydığı ve sineye çekilen anti-demokratik uygulamaları (misal, Kürt Siyasi Hareketi’nin ‘Gezi’deki kendiliğinden ‘halk’ tepkisine mesafeli duruşu) ve dahi, Roboski katliamı, ‘Düştü düşecek Kobanê’si, canlarına kıyılan gençler, çocuklar… öylece orada durup dururken, serinkanlı ve kararlı kitle desteği/demokratik direnişi ile HDP (Meclis’te temsil olanağı bulsun bulmasın) siyasi mücadele vermeye ne denli kararlı? Mevcut iktidar devletin mahut derinliği ile işbirliğine soyunmuş, yasa/hukuk tanımaz gayrimeşruluğu açıkça sahiplenmiş, insan ve değerleri gözden çıkarılıp iç çatışma –neredeyse- yedekte bekletilirken… hasılı, bıçak kemiğe dayanmışken?

 

Önümüzdeki seçim, Türkiye demokrasi güçlerinin imtihanı olacak. Her türden hak gaspına uğrayanların, mücadelelerinin merkezine ‘insan’ı yerleştirmek kaygısında olanların, halka dokunmaya ve ‘demokrasi’ mücadelesini öne almaya gönül indirecek –‘tevazu sahibi’!- sosyalistlerin ve HDP merkezli ‘Kürt Siyasi Hareketi’nin imtihanı. İster misiniz, ‘Bu memlekette muhalefet de var!’ın mümessili CHP’den de imtihana (ve, kırmızı çizgilerini silmeye) hevesli dişe dokunur bir kalabalık çıksın?

 

Velhasıl; barajlara takılmamanın yolu barajları takmayacak siyasi iradeyi (samimiyet ve dürüstlükle) kotarabilmekten geçecek. Barajların ötesindeki demokrasi ve özgürlükler ufkuna içtenlikle göz dikebilmekten. Kıvam o ise, ‘Niye olmasın ki?!’ Her halükârda, oyum ve desteğim  şimdiden HDP’ye –güçbirliğine.