Sol adına dertlenmenin muhtelif yolları*

Sol adına dertlenmenin muhtelif yolları*

 

 

Sayın Halil Berktay, Valikonağı Caddesi’ndeki evinin penceresinden (16 Haziran 2013, Pazar, saat 17.00-20.00 arasında) gerçekleştirdiği sokak gözlemlerini paylaştı bizlerle (kuyerel.org ’da; 17 Haziran 2013).

 

Halil Hoca’mız, daha önce 1 Mayıs 1977 Taksim Meydanı’na baktığında ‘sol’ adına gördüklerini, bu kez, yine kendi penceresinden, Valikonağı Caddesi’ne bakarken görmekte idi: “Bir solcu ve demokrat olarak”.

 

Ve nihayetinde, gördüklerinden kalkarak, ‘maksimalist, boy ölçüşmeci, saldırgan ve şiddet kullanan kesimlere, barışçıl ve masum…’ denilerek kol kanat gerilmesinin bir kez daha bıkkınlık verdiği kanaatini paylaşmakta idi bizimle.

 

“‘Polisin inanılmaz vahşi saldırıları’ teraneleri”ni (“ki yok öyle bir şey” –ona göre), kendi penceresinden gördükleri ile yan yana koyduğunda, hocamız, sıkılmanın ötesinde, ‘utanç’ da yaşamakta idi.

 

“Sürekli kriz ve sürekli çatışma mantığıyla her türlü şiddeti davet edenlerin, sonra da ‘anne polis beni dövdü’ havasıyla himaye aramasından (ve bazılarının da solculuk gereği veya iktidar düşmanlığı gereği onlara bu himayeyi sunmasından) da bıktım ve utanıyorum,” diyerek duygu durumunun altını çizmekte, Sayın Berktay. Öte yandan, Başbakan Erdoğan’ın, (kendi deyimiyle, tüm kibri ve nobranlığı ile) Kazlıçeşme’de “bir çeşit fiili Milliyetçi Cephe” oluşturduğundan da söz etmekte ve yine dönüp sormakta: “Tek el şaklamaz. Kim itti onu o noktaya?” (‘usta’nın tüm kibri ve nobranlığı malumumuzken, kim dellendirdi onu bu raddede ve yeniden) diye de, ‘solduyu’ya seslenmekte.

 

İsabet oldu. 1 Mayıs 1977’ye baktığında, orada, ‘solun şiddetle malul ve maruf’ olduğunu, ‘katliamın müsebbibi’ raddesinde mütalaa eden ve ‘devlet şiddeti’ni görünmez kuytulara iten göz, isabetle, ‘aynı pencere’den baktığında yine benzer şeyleri görmekte.

 

Sözüm şu: Solu, solun eylemlilik hallerini, ‘kendi içinden yol alarak’ (neyi dönüştürmek istediğine, dönüşümü bir ihtiyaç olarak dayatanın ne olduğuna dair ortaklıkla –ya da, o düzeyde ‘empati’ kurmak suretiyle) eleştirebilirsiniz. İçtenlikli, inandırıcı ve yapıcı olur o ahvalde. Lakin, siz, kendi pencerenizden –hayata- bakarken, ‘sol ülkü’yü değersizleştirmek için ne bulabilirim acaba, diye, dışarıya sarkmaktasınız sanki, sayın hocam.
 

Öte yandan; Gezi Parkı meselesinin, ağaçlara hırkalar örüldüğü, herkesin evinden bir şeyler götürüp birlikte piknik yapıldığı, ip atlanıldığı, şarkılar söyleyip dans ederek oranın bir hayat alanı olarak sahiplenildiği sürecin de, ‘Gezi Direniş’inin ortaya çıkış ve yaşanış sürecinin de tanığıyım. İnsanların oradan nasıl (ağaçlarla birlikte) sökülüp atıldığının da. Üstelik, evim de Cihangir’de –ana eylem hatlarından Sıraselviler Caddesi’nin tam üstünde. Yaşımın elverdiği oranda doğrudan sokakta yer aldığım gibi, sokağa dışarıdan ve yukarıdan da baktım: ‘kendi pencerem’den. Sayın Berktay, ben, sizin gördüklerinizi görmedim (o, şiddetin murat edildiği marazlı hâli). Dünya âlemse, ‘demokratik’ ülkelerde, eşi benzeri bulunmaz ölçülerde, devletin yurttaşına uyguladığı şiddete tanık oldu (ve, -yurttaştan sayılacaklarsa!- Kürt yurttaşlarının tepesine bomba yağdırıp en küçük teessüriyet belirtisi dahi göstermeyen devleti hatırladılar da, Roboski taraflarından).
 

Sanırım, olgusal tekil parçacıklardan kalkarak, sol adına bir büyük (muhayyel) resim kurmak değil, büyük resmi hegemonik/ mütehakkim hüviyeti ile kuran ‘Devlet’in yurttaşlarda biriktirdiği öfkeyi tanımaktır, öncelikli ve esas olan. Kendi meşrepleri dahilinde ‘kendi olma’ arayışındakilerin ketlenmişlikleri ve -müteaddit saldırılarla- hayat alanlarının gaspedilişinden dolayı yaşadıkları öfkeyi. Solduyunun ve duyarlılığın ayırt etmesi gereken temel duygu bu olmalıdır, bence.

 

Peki; hal böyle iken, nedir bu sol adına dertlenmeler, utanmalar? Hele hele, zaten, soldan ümit kesildiği de kamuya duyurulmuşken… sol adına, yersiz ve fazladan bir duygulanma değil midir, bu?

 

Şükrü Argın dostumuz, bir tweet’inde şöyle alıntılamış: “Gözlerinizi gerçeğe kapatabilirsiniz; ama anılara asla” (S. J. Lec). Ve, dahası: ‘İnsanlar toplu halde şarkı söylemeye başladıklarında sözlerin anlamı kalmaz’…

 

Şarkıya kulak vermenin –şarkı, yaşanmışlıktır zira-, şarkıları hayata sürmenin zamanıdır –kanımca.


*  Etkin Demokratik TTB, 17 Haziran 2013 tarihi itibarıyla, tüm yurtta, direniş sürecinde, ilgili yardım kuruluşlarına 7822 yaralının başvurduğunu bildirdi. 4 kişi hayatını kaybetmişti. 100 kişi kafa travması yaşamıştı. 59 ağır yararlı, 6 ağır yaralınınsa hayati tehlikesi vardı. 11 kişi gözünü kaybetti, 1 kişinin dalağı alındı. Süreç boyunca yaralılara yardım eden gönüllü hekimlerin tutuklandığı, revirlere gaz bombası atıldığı oldu. 




 

Etkin Demokratik TTB, 17 Haziran 2013 tarihi itibarıyla, tüm yurtta, direniş sürecinde, ilgili yardım kuruluşlarına 7822 yaralının başvurduğunu bildirdi. 4 kişi hayatını kaybetmişti. 100 kişi kafa travması yaşamıştı. 59 ağır yararlı, 6 ağır yaralınınsa hayati tehlikesi vardı. 11 kişi gözünü kaybetti, 1 kişinin dalağı alındı. Süreç boyunca yaralılara yardım eden gönüllü hekimlerin tutuklandığı, revirlere gaz bombası atıldığı oldu. 
Etkin Demokratik TTB, 17 Haziran 2013 tarihi itibarıyla, tüm yurtta, direniş sürecinde, ilgili yardım kuruluşlarına 7822 yaralının başvurduğunu bildirdi. 4 kişi hayatını kaybetmişti. 100 kişi kafa travması yaşamıştı. 59 ağır yararlı, 6 ağır yaralınınsa hayati tehlikesi vardı. 11 kişi gözünü kaybetti, 1 kişinin dalağı alındı. Süreç boyunca yaralılara yardım eden gönüllü hekimlerin tutuklandığı, revirlere gaz bombası atıldığı oldu. 
Etkin Demokratik TTB, 17 Haziran 2013 tarihi itibarıyla, tüm yurtta, direniş sürecinde, ilgili yardım kuruluşlarına 7822 yaralının başvurduğunu bildirdi. 4 kişi hayatını kaybetmişti. 100 kişi kafa travması yaşamıştı. 59 ağır yararlı, 6 ağır yaralınınsa hayati tehlikesi vardı. 11 kişi gözünü kaybetti, 1 kişinin dalağı alındı. Süreç boyunca yaralılara yardım eden gönüllü hekimlerin tutuklandığı, revirlere gaz bombası atıldığı oldu. 
Etkin Demokratik TTB, 17 Haziran 2013 tarihi itibarıyla, tüm yurtta, direniş sürecinde, ilgili yardım kuruluşlarına 7822 yaralının başvurduğunu bildirdi. 4 kişi hayatını kaybetmişti. 100 kişi kafa travması yaşamıştı. 59 ağır yararlı, 6 ağır yaralınınsa hayati tehlikesi vardı. 11 kişi gözünü kaybetti, 1 kişinin dalağı alındı. Süreç boyunca yaralılara yardım eden gönüllü hekimlerin tutuklandığı, revirlere gaz bombası atıldığı oldu.