Sireli yeğpayris Hrant Dink,Öldürüldü.

Hüner Buğdaycıoğlu - 20/01/2007 21:28:16 (553 okunma)

Sireli yeğpayris Hrant Dink,Öldürüldü.

Çok öfkeliyim. 
Cinayeti azmedenler, azmettirenler , her kimseler söyleye 
söyleye,ilan ede ede gelip öldürdüler. Gün ortasında, 
İstanbul’un en işlek caddesinde, göz göre göre ,üstelik 
adresinin, Agos gazetesinin önünde.

O’ nu koruyamayanlar, ne demokrasiyi ne de ülkede hiçbir şeyi koruyamazlar.

Beynine , yüreğine güçleri yetmedi, canını aldılar. Canımızı aldılar.

Yeter.

Hukuk fakültesi diplomalı cumhurbaşkanı, hiç mi adalet duygunuz yok. Başbakan, Allah aşkına aynaya dönüp bakınız. Siyasetçiler, yargı, aydınlar, kimse yok mu bu ülkede. Taziye demeçleri verirken, bol bol , geniş geniş, rahat rahat konuşurken , ülkeyi daralttığınızın, boğduğunuzun , kurban ettiğinizin , tetiklediğinizin hiç mi idrakında değilsiniz. 

Burası bizim ülkemiz. Farklılıklarımızla, onu biz genişletiyoruz, biz üretiyoruz, biz zenginleştiriyoruz, biz büyütüyoruz, biz güçlendiriyoruz , biz koruyoruz. Siz bizi, kollamak zorundasınız, yasalarınızla sesimizi boğamazsınız, sesimizi duymaya mecbursunuz. Yoksa gidin. Alın yasalarınızı, alın günahlarınızı, alın bütün yanılgılarınızı ve gidin.

Siz, güvercin tedirginliğinde ruh halinin ne demek olduğunu bilir misiniz. Bu ülkede yaşamış ve bunun ne olduğundan haberiniz hala yoksa, gidin.

H.Dink’in şahidiyiz, yasalarınıza, uygulamalarınıza rağmen, bütün içi dışı bir haliyle , apaçık cezalı fikirleriyle ona ortağız. 

Onsuz Türkiye, eksik olacak. 

Çok üzgünüm.

Cinayeti gördük. Failleri biliyoruz. Cinayetlerle çocuktuk, cinayetlerle yaşlandık. Unutkanmışız. Neyi unutmuşuz. Canım liselilik arkadaşım Erdal Eren’le , onu yakalamanızdan az önce birbirimize yaptığımız espri unutulabilir mi, o son gülümsemeyi paylaşmak silinebilir mi.. Daha niceleri , sesiyle soluğuyla yitip gittiler mi sanıyorsunuz.Yıllar , insan hafızalarını temizlemeye yeter mi . Canlarını aldınız, etlerini sıyırdınız, kemik dolu bir ülke yarattınız, o kemiklerle hala doymadınız mı.

Yeter.

Yorgunuz, sizi de daha çok yoracak kadar yorgunuz. Bir şeyler değişmedikçe, yıllara inat yaşlanmayacağız. Demokrasi içinize sinene kadar buradayız.

H.Dink, sireli yeğpayris Hrant Dink, iyi ki varsın, iyi ki çok şey kattın. Sevgilerimle, sonsuz saygılar sana……..

20.1.2007

Solda partileşme arayışı için, biraraya gelen kişi ve oluşumların 
girişimlerini, dökümanlarından ve medyadan izledim.

Sol olgusu,
 çok geniş bir yelpazeyi içerir. Kendilerini sosyal demokrat olarak tanımlayanlardan Marksistlere kadar uzanır.Birarada incelenemeyecek kadar temel farklılıklara sahip, kuramsal ve pratik pek çok ayrılığı kapsar. Türkiye’de solda birleşme – bütünleşme denildiğinde, bu yelpazeyi kim, nasıl , niye katlayacak ve tek, dar bir kutuya koymaya çabalayacak, inandırıcı değildir. Dolayısıyla son oluşuma, solun bazı kesimleri biraraya geliyor ve bir ortak paydada buluşmayı arıyor diye bakmak daha gerçekçi olur.

Solda,sorunu bir türlü yenileşememe
 , bütünleşememe, kitleselleşememe kompleksi içinde ele almak, ne kadar sonuca ulaştırır tartışılır. 

Asıl sorun, soldaki kurumların, sendikalar - demokratik kitle örgütleri vb nin, dönüştürülememesinde ve bu kurumları tıkayan zihniyetin sorgulan(a)mamasında aranmalıdır.
 

Objektif, katılımcı demokrasinin gerçekleştirilemediği,
 
merkezden yönetimin aslolduğu , bu nedenlerle kendi yapısal sorunlarını aşamayan bu kuruluşlara tutulmalıdır. Emeğin iş yerlerinde yönetime katılmak yerine, ücret politikaları ve talepleri ile sınırlandırılıp
 
sığlaştırılmasının, örgütlenmelerin kendi iç işlerliğindeki
 
yönetenler, yönetilenler anlayışının gözden geçirilmesinde fayda
 
var.

Zira, buralardaki yapı, aşağıdan yukarıyı değil, yukarıdan aşağıyı
 
tıkamıştır.
 

Bunlar tartışılıp dönüştürülmedikçe, emekçiler, ezilenler,
 
ötekileştirilenler, kadınlar, işsizler, dışlananlar, sakatlar ve bu
 
kesimlerin altının çizilmesi, solun kendi öznelerini hatırlaması,
 
hatırlatması izlenimi verir.

Toplum denilen olgu, hiçbir zaman huzurlu olmaz, olmamalıdır
 
da. Toplumlar hayatı üretir, sürekli devinim içindedir.Devinim yeni sorunlar
 demektir. Yarının dünden farklı olması, bu sorunların çözümü ve yerini yeni sorunlara bırakması anlamına gelir. İnsan ve hayat böyle değişir, gelişir, dönüşür.

Siyasetin işi ise, sorunları yönetebilmektir.

Sorunları yaşayan toplum olduğuna göre, çözümlerini belirleyecek olanda yine kendisidir.
 Yeterki siyasetçi bu imkanı yaratacak zemini hazırlasın, yapısal sorunları çözsün, toplumun önündeki engelleri kaldırsın ve toplumun ihtiyaçlarını, önerilerini dikkate alsın.Ya da almaya talip olsun.

Bunları içselleştirmiş ve hayata geçirme iradesini gösterebilen siyasi
 
partiler dahil tüm kurum ve kuruluşların, toplumdan destek alması,bir
 
başka deyişle kitleselleşmesi kaçınılmazdır.