Barış demeyelim! Ölümler dursun diyelim


Barış demeyelim! Ölümler dursun diyelim

Barış olsun diye beyaz kefen giyip, F16’ların menziline gitme çağrısı yapanlardan bazıları; ”devrim geldi, geliyor”“Kürt Baharı AKP’yi sallıyor” diyen Türk solcuları; “Barış”ın ele avuca geldiği bugünlerde... “ama” veya “peki” diye başlayan ”endişeli barışçılarAlper Görmüş’ün, Dücane Cündioğlu’ndan alıntıladığı “kötümserler”,“karamsarlar”, çizgisinde gidip gelmeye başladılar. Bunların barış anlayışıyla, asker ve gerilla anasının; dağda yirmi otuz yıldır gerilla- gerilla komutanlığı yapmış olanların; yıllardır hapis yatanların “barış”tan anladıklarının aynı şey olmadığı ortayı çıkıyor. Barış görüşmelerinden, devrim kararları çıkması beklentisi içinde oldukları görülüyor. Neredeyse, bu barış sosyalizm getirmeyecek deme noktasına gelenler oldu. Bu sürecin geri döndürülmesinden tedirginlik duyma hassasiyeti başka bir şey; bu barış sağlanırsa demokrasi gelir mi endişesi bambaşka bir şey.


“Endişeli zihniyet”
le bakanlar: Ergenekon tutuklamaları başladığında, 12 Eylül anayasa referandumunda, haklı şiddet- haksız şiddet tartışmasında böyle düşünmüşlerdi. Demokrasinin derinleştirilmesi ile AKP’ye karşı mücadeleyi aynı şey olarak gören bu sol zihniyettekiler: Bugün, barışın olup olamayacağına da AKP karşıtlığı üstünden bakarak, silahların susmasından, sözümona, demokrasi adına endişe duyuyorlar.


Şöyle şeyler yazılıyor, söyleniyor: “Barış sınır dışına çıkmaktan ibaret değildir veya“Bu devlet ve AKP Kürtleri kandırmış, sabıkalıdır, bu kez de ayn
ı şeyin olmayacağının garantisi var mı? Silah sizin teminatınızdır”. Ya da, “Barış, Türkiye’nin demokratikleşmesinden ayrı düşünülemez” gibi sözler söyleyen, “endişeli barışçı”yazar, aydın ve entelektüellerin, Kürtlerden devrim/ayaklanma ve AKP’yi iktidardan indirme beklentisi içinde oldukları, PKK’nın reformcu yolu seçmesiyle hayal kırıklıklarına uğradıkları görülüyor.


Oysa barış, yani ölümlerin durması, yeni bir sürecin başlangıcı. Yeni bir durum.

 


Türkiye derinlikli bir reform süreci içinden geçiyor


30 yıldır savaş yürüten PKK gerillalarıyla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti savaşmaya son vermek için adı, “Barış Süreci” olarak tanımlanan yola çıktılar. Devletin değişen yeni aklı ile PKK’nın siyasi yeni aklı “Barış Süreci”nde buluştu. 2013 yılında devleti yöneten siyasi irade Adalet ve Kalkınma Partisi devlet aklı ve PKK aklı paralel bir akılla, siyasi sorumluluk (risk) alarak, bugüne kadar hiçbir siyasi iktidarın girmediği dikey ve yatay Kürt sorunun çözüm süreci yoluna girdi. Bu sürece, politik başka bir ad konulması gerekecek ise, bu sürecin adı, reform, ya da Nabi Yağcı’nın yaptığı tanımlamayla “Devrimsi durum”.Devrim değil, ama radikal değişimlerin yaşandığı reformlar süreci.

 


Türkiye de PKK de değişiyor


Barış gibi somut bir durumu anlatılırken, birden çok soru ortaya çıkıyor. “Silahların susması ve sonrası, PKK’nin geleceği, Öcalan’ın durumu, Kürtlerin kimliği ve statüsü, kolektif siyasi hakları ve Türkiye’nin demokratikleşmesi.” Bunlar, içine girilen reform sürecinde çözülecek sorunlar. Bu sorunsallar birbirine içkin ve de tarihsellik ve zamansallık/ takvim bakımından birbirine bağlı konular. Öncelilik ve sonralılık, politik iklim, siyasal çıkarlar ve siyasal amaçlardan tavizler verilerek; önce, “kaybet kaybet”, sonrasında “kazan kazan” uzlaşma zihniyetiyle belirleniyor. Çünkü kaybedilen eksi zihniyet, eski pozisyon, kazanılan yeni durum ve yeni pozisyon. Bu siyasi satrancı, Öcalan ve Devlet (MİT) çok iyi oynuyor. Öcalan, “Hedefimiz Türkiye’nin demokratikleşmesidir, silah meselesini hızla tek bir can yitirmeden çözmek istiyoruz” beyanında bulundu. Ve Kürt sorununun çözüm yeri, “Halkın iradesini temsil eden Meclis”tir, dedi. PKK’nin temel politik talebi olan; “Demokratik özerklik ve anadilde eğitim” için, Öcalan, bu talepler “süreç içinde gündeme getirilmeli” diyerek öncelikler sıralamasını ortaya koydu.


Murat Karayılan
, BDP’nin Newroz kutlamalarında politik talep olarak ileri sürdüğü;“Kürtlere statü, Öcalan’a özgürlük” belgisinin; bu süreçte doğru olmayacağı uyarısıyla, Öcalan’ın çizdiği Barış Süreci politik hattında olduğunu gösterdi. Kamuoyuna açık yürütülen müzakere sürecindeki verileri, Öcalan’ın, KCK Başkanı Murat Karayılan’ın ve Avrupa Temsilcisi (kanadı) adına Zübeyir Aydar’ın açıklamaları. PKK’nın, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun bu süreç içinde reformlarla çözüleceği yeni bir evrenin içine girildiğini beyan ediyorlar.


Değişen Türkiye’nin bu yeni evresinde, Kürt siyasal hareketi olarak PKK de değişerek, yeni sürecin değiştirici aktörü olarak ortaya çıkıyor.