BEHİCE BORAN: "Sosyalist Doğulmaz, Sosyalist Yaşanır'

 Hüseyin Çakır - 11/10/2009 0:19:51 (941 okunma)



BEHİCE BORAN: "Sosyalist Doğulmaz, Sosyalist Yaşanır'

Tarihte bazı insanlar düşünceleri, eylemleriyle tarihin yönünü değiştirirler, tarihsel kişilik olurlar. Aslında onların tarihi değiştirmek gibi büyük hedefleri, amaçları yoktur.O'nlar, düşündükleri gibi yaşayıp, düşüncelerinin peşini hiçbir koşulda bırakmazlar. İşte bu nedenle tarihi ve tarihsel kişilikler olurlar.

Behice Boran, Türkiye sosyalist-komünist hareketinin tarihinde, aynı zamanda Türkiye’nin siyasal tarihinde tarihi kişilik olmuş bir isimdir. Tarihin aklından söz etmek gerekirse; Behice Boran yaşadığı zamanın ve tarihsel sürecin aklı olmuş, bilim insanı ve siyasal kimlikli, bir kadın, bir anne bir önderdir. “O Sosyalist doğulmaz, sosyalist yaşanır" demişti.

Boran düşündüğü gibi yaşadı.

İşte O'nun hayatından bir kesit:


1 Mayıs 1910’da Bursa’da doğan Boran, Arnatuköy Amerikan Kız Koleji’ni bitirdikten sonra ABD’ye gitti. Michagan Üniversitesi’nde sosyoloji doktorasını tamamladıktan sonra 1939’da Türkiye’ye döndü ve A.Ü Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne doçent olarak atandı. Öğretim üyeliği yıllarında (1939-1948) çıkardığı “Yurt ve Dünya”, “Adımlar” dergilerinde sınıflar arası akışkanlık, işçi, köylü ve gençlik sorunları, demokrasi ve hümanizm konularında yazılar kaleme aldı.

Boran 1948’de siyasal görüşleri yüzünden Pertev Naili Boratav ve Niyazi Berkes ile birlikte üniversiteden uzaklaştırıldı..1950’de kurucuları arasında yer aldığı Barışseverler Cemiyeti’nin ilk genel başkanı seçildi. Cemiyet, Menderes hükümetinin Kore’ye asker göndermesini kınayan bir bildiri yayımlayınca kapatıldı ve Boran 15 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Boran, 1953’te Türkiye Komünist Partisi (TKP)’ne yönelik büyük tutuklama furyasında gözatlına alınıp tutuklandı. Kanıt yetersizliğinden salıverildi. 1962’de Türkiye İşçi Partisi’ne üye oldu. Birinci Büyük Kongre’de (1964) MYK’ya seçildi. 1965 genel seçimlerinde TBMM’ye Urfa milletvekili olarak giren Boran, SSCB’nin Çekoslovakya’nın işgalinden (Ağustos 1968) sonra, Genel Başkan Mehmet Ali Aybar ile görüş ayrılığına düşen grubun içinde yer aldı. Bu muhalif grubun başını çeken Sadun Aren ve Behice Boran tarihe Aren-Boran olarak geçtiler. Aybar ve arkadaşlarının partiden ayrılmalarının ardından, Behice Boran, TİP’in Dördüncü Büyük Kongre’sinde genel başkanlığa getirildi. (1970).

Boran, 12 Mart 1971 Muhtırasını izleyen günlerde tutuklandı. TİP'in 29 – 31 Ekim 1970 tarıhinde yapılan TİP’nin 4. Büyük kongresi’nin 6 numaralı kararı [b (]Kürt sorunu)[/b] gerekçe gösterilerek Anayasa Mahkemesi’nce kapatıldı. Boran 15 yıla mahkûm edildi. 1974`te çıkarılan Genel Af ile serbest kalan Behice Boran, 1975 yılında ikinci kez kurulan TİP`in yeniden genel başkanı oldu.

12 Eylül 1980 cuntasına kadar TİP genel başkanlığını sürdüren Behice Boran, 1980 cuntasında kısa bir süre gözaltında tutuldu. Askeri cuntanın gözaltı ve tutuklamarı güvenlik çemberini daraltıyordu. 1981 yılında yurdışına çıktı. Politik göçmen oldu. Ve yurttaşlıktan çıkarıldı.

Brüksel`de siyasi mülteci olarak yaşayan Behice Boran, ilerleyen hastalığına rağmen solun birliği için mücadelesini sürdürdü. Türkiye İşçi Partisi ile Türkiye Komünist Partisi, 7 Ekim 1987`de Brüksel`de düzenlenen bir basın toplantısıyla , TİP-TKP'nin, [b] Türkiye Birleşik Komünist Partisi(TBKP) adını altında birleşme kararını açıkladı[/b]. TİP Genel Başkanı Behice Boran ve TKP Genel Sekreteri (Haydar Kutlu) Nabi Yağcı`nın katıldığı basın toplantısı öncesi Behice Boran`ın hastalığı ağırlaşmıştı. Doktoru bu toplantıya katılmasının intihar olacağını söylese de Boran, ilerleyen hastalığına rağmen bu toplantıya mutlak katılması gerektiğini söylüyordu. Ve bu toplantıya katıldı. Birleşme deklerasyonunu açıkladı.

10 Ekim 1987 sabahı uykusunda yaşama veda etti. Behice Boran için ilk tören Brüksel`de yapıldı. İkinci tören, Ankara`da TBMM düzenlendi. 18 Ekim`de ise İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı`nda on binlerce seveni tarafından alkışlarla toprağa verildi. Alkışlarla toprağa verme Boran'ın cenazesinden sonra gelenek haline geldi.

Yakın dostu Çetin Altan, Behice Boran’ı şöyle anlatıyor.

"Sosyoloji öğreniminin derinliklerine indikçe, çeşitli yaklaşım ve yorumların büyük ölçüde varsayımlara dayanan mantığı kendisini rahatsız ediyordu. Böyle bir bilim dalının daha tutarlı bir temele dayanması gerektiğini düşünüyordu. Bir öğle tatilinde yine sınıfın çalışkanlarından bir gençle kafeteryada Coca Cola içerlerken ona sosyolojide gözüne çarpan bu tutarsızlıktan söz etmişti. Ve Amerikalı genç kendisine ilk kez Marks'tan söz etmişti. Marks'ın yapıtlarına karşı merakı böyle uyanmış ve Marks'ın görüşlerini öğrendikçe, sosyoloji teorilerinde kafasına takılan boşluklar, yeni bir boyutta tutarlı bir zincir oluşturmaya başlamıştı. Boran'ın yaşamındaki bu dönemeç noktasını kendisiyle baş başa gün ışıyıncaya kadar konuştuğumuz çok oldu."
Bu dönemeç ona pek çok şey yaşattı.

"Bu kadar da olmaz"

1971'de tutuklu bulunduğu cezaevinden yakın dostu ve avukatı Necla Fertan'a yazdığı mektupta şöyle diyordu Behice Boran:

"Üzülmekten çok şaşırıyorum, bunca sorunun bir araya gelmesine. Bir romanda okusam, bu kadar da olmaz derim, melodrama kaçmışlar biraz derim. 64 yaşından sonra kolları sıvayacağım demek. Ama düşünüyorum da, ömrüm boyu kolları sıvamaktan öteye gidemedim gibi geliyor. Başlanıp geliştirilip, tamamlanmış bitirilmiş bir şey yok. Yarım kalmış hep. Meslek hayatım öyle, politik hayatım öyle, aile hayatım öyle. Hep bir yerde darbe yemiş, yarım kalmış. Bunun farkında değildim, hiç düşünmemiştim. Şimdi yazarken yaptım bu tespiti."

Çetin Altan'ın deyimiyle tek oğlunu dahi cezaevinde dünyaya getirmişti.

Ve Çetin Altan'a göre, "Türkiye'nin siyasal tarihinden, çöl ortasında kurumamaya uğraşan bir pınar gibi, anıtsal bir dirençle gelip geçen ve insanlığın uğradığı haksızlıklarla dövüşmeyi kendine mezhep yapmış bir kutsal insandı o."

Hayatlara bakarak karar vermek

Her şeyi yarım kalmış gibi hissetse de, seçtiği yoldan hiçbir zaman pişmanlık duymamış, yakınmadan bedel ödemiş, kararlı, mücadeleci bir kadındı o.

İlk kadın parti başkanı, parti başkanı olmaktan da öte, bir liderdi.

İnandığı gibi yaşadı.

"Kişiler hakkında nasıl mı karar vereceksin? Hayatlarına bakarak. Bir insan, yaşadığı hayatın insanıdır. Doğru bulduğumuz fikirleri öyle benimsemiş, öyle içimize sindirmiş olmalıyız ki, bunlar davranışlarımızı biz farkında olmadan dahi etkilemeli, tayin etmeli, yönetmelidir. İnsan nihayet ne kadar sosyalist olmaya devam etse de, bir gün bedeni bu fani dünyaya veda eder, ama[b] işçi sınıfı partileri, işçi sınıfı var oldukça devam eder, gider. Sosyalist doğulmaz, sosyalist yaşanır," [/b] diyordu.

2010 yılı Behice Boran'ın 100.doğum yılı. 


http://www.taraf.com.tr/haber/42118.htm