Bir gazete: Demokratlık, demokrasi ve tartışmanın özü

Bir gazete: Demokratlık, demokrasi ve tartışmanın özü

Bir mum diğerini tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlana)

 


Taraf
 gazetesinde ne oldu, ne oluyor? Arada sırada yazıyorum ya; olup biteni bilebileceğimi düşünen arkadaşlar arayıp soruyorlar. Ne olup bittiğini, yazarların deklarasyonu, veda yazılarında söylenenler neyse, ben de o kadarını biliyorum. Bir gazeteyi çıkartanlar, o gazetenin amacını belirleyenler, bir ticari kurumsallık içinde bunu yaparlar; bu gazeteye yazanlar, bu amaçları benimseyerek yazarlar. Gazete, kamusal bir işlev görür, “basın ahlak değerleri ve etiği” denen değerler kurallarıyla yönetilir. Gazeteler, kamu adına siyasal süreçlerin içindedir, karar alıcılar ve uygulayıcıları takip ederler, haber yaparlar, siyasal süreçleri yorumlarlar ve eleştirirler. Bu nedenle patronun “görünmez” olması genel kural kabul edilir. Taraf’ta sözü edilen patronun idari müdahalesinin nedenleri, patron tarafından açıklanmadı. Bence, olup bitenler açıklanmalı, açıklanmadığı sürece, “Bundan sonra şöyle olacak, böyle olacak” yorumları, “ne olacak bu Taraf’ın geleceği” soruları ve endişesini bütün Taraf okurları taşıyor.

 


O halde, Taraf gazetesi neydi ki, ne oluyor?


Değişim ve demokratikleşemeden yana hemen herkesin söylediğini tekrarlamak gerekirse: Taraf, askerî vesayet sistemine karşı, görünen ve görünmeyen iktidar odaklarının ortaya çıkartılması, teşhir edilmesi ve sistemin demokratikleşmesi yolunda, demokrat muhalif siyasi bir rol oynadı. Bu nedenledir ki, Taraf, Cumhuriyet tarihi boyunca acılar çekmiş, tutuklanmış, işkence görmüş, idam edilmiş, siyasi cinayetlerle öldürülmüş, işinden atılmış, sürgün olmuş, ezilmiş, horlanmış, en temel hak ve özgürlükleri çiğnenmiş... olanların sesi oldu. Bir gazeten çok, demokratikleşme ve değişimden yana olanların muhalif birleştirici simgesi hâline geldi. Belki de en önemlisi; değişik sosyal, sınıfsal kesimlerden, değişik kimlikler ve değişik inançlardan ve inanmayanlardan olanların, demokratikleşme amacı için, demokratça biraraya gelmelerinde rol oynadı. Bu nedenlerle, gazete ile okur arasında kurulan simgesel ilişki, Taraf’ı değişmekte olan devlete karşı siyasal muhalefetin sesi hâline getirdi. Taraf karşıtlarının, askerî vesayet ve statükodan yana olanların suçlamaları; okurların gazeteyle ilişkisini, demokrasiyi savunmak için, Taraf etrafında siyasi, ideolojik kenetlenme yarattı. Bir gazeteden farklı bir şey oldu. Özgürlükçü, demokrat siyasi muhalefetin yerini doldurması beklendi.


Taraf
’ı okuyan okumayan, Taraf’ı seven sevmeyenlerin zihninde bir Taraf tanımı ve misyonu oluştu. Pasif bir okur yerine, haberler, yorumlar ve idari sorunlar karşısında aktif okur kitlesi ortaya çıktı. Askerî vesayete, onun iktidarına ve devlet zihniyetine karşı birleştirici rol oynayan Taraf, “Devlet ve PKK şiddeti, 1 Mayıs 77 tartışması, AKP’nin ve Erdoğan’ın milliyetçi, kutuplaştırıcı söylemi, Uludere, Isparta olaylarının haber olarak verilişi, eleştiri ve farklı yorumlar, bazı yazarların ayrılmasıyla sonuçlandı. Nedeni kimseyi tatmin etmeyen Ahmet Altan’ın ayrılması büyük hayal kırıklığı yarattı. Kuşkusuz sevinenler de olmuştur. “Yeni yönetim bakalım neler yapacak” sorusu hepimizin kafasında oluştu ve daha titiz okumalar yapılmaya başlandı.


Ahmet Altan’ın ayrılması sonrasında, adı “Barış Süreci” olarak konulan, silahların susması, PKK silahlı güçlerinin Türkiye dışına çekilme görüşmelerinin başlamasıyla AKP’nin rolü üstünden başlayan tartışmalar, “barış dili” nasıl olmalı ile devam ediyorken, bilinen sonuçlar yaşandı.


15 Ekim 2012 tarihinde “Taraf'taki tartışma:
 Nasıl bir demokrasi” (kuyerel.org) başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazıdan bazı bölümleri aktarmak istiyorum.

 


Demokratlar taraflı mıdır?


“...Taraf gazetesinde 
Ahmet Altan, Alper Görmüş, Markar Esayan, Yıldıray Oğur, Melih Altınok’un tartışması, her şeyden önce, demokrasi ve demokratik tartışma kültürünün gelişimi açısından çok değerli. Aynı gazetenin genel yayın yönetmeni ile hem mutfakta hem yazarlarının farklı düşündükleri hâlde aynı gazetede tartışabiliyor olmaları, ‘Atın o gazeteciyi’ diyen bir başbakanın olduğu bir zamanda çok kıymetli. Bu demokratik tartışma kültürünün devam etmesi bile Türkiye’nin entelektüel dünyasına çok önemli katkı sağlayacaktır. Farklı düşünüp aynı zeminde birarada olabilmek ve bunu sürekli hâle getirebilmek çok zor, ama çok değerlidir. Söylenen sözlerin, öne sürülen görüşlerin O’suna, Bu’suna katılıp katılmamanın ötesinde, tartışma kültürü açısından Tarafgazetesi çok önemli bir tabuyu daha yıkmıştır.”

 


Demokratlık, eleştiri ve muhalefet


“...bir gazetenin, iktidarın bugün izlediği politikaları eleştirip, muhalefet yaparken, kendi içindeki iktidara da muhalefet yapmayı tartışıyor olması, demokratlık düzeyinin derinliğini gösterir.


Ahmet Altan, tartışmaya konu olan düşüncelerini şöyle açıklıyor.
 AKP’nin özellikle 2011 seçiminden sonra demokrasiden uzaklaştığını, Avrupa standartlarında bir demokrasi kurmaktan vazgeçtiğini, insan haklarını kenara ittiğini, ‘tek adam’ anlayışını benimsediğini söylüyorum... Ben demokrasinin kurumsallaşması gerektiğini, tek adamın keyfine göre uygulamaların demokrasi olmadığını söylüyorum.’ Bu görüşler, liberal demokratlar, yeni solcular, İslamcı ve Kürt demokratlar içinde, demokrasi mücadelesinde AKP’nin neleri yapıp neleri yapamayacağı, Türkiye’nin demokratik değişim sürecinden AKP’nin bundan sonraki rolünün ne olacağı tartışmasına yeni bir boyut kazandıracaktır. Bu tartışma demokratların demokrasiye ve demokratikleşme sürecine nasıl baktıkları tartışmasıdır. Başka bir ifadeyle, demokratlığın masaya yatırılmasıdır. Bu tartışma aynı zamanda siyasal, sosyal sorunların çözümünde demokratik yönetim ve yöntemden ne anlaşıldığı tartışmasıdır.”


“...tartışma, Taraf gazetesi yazarları özelinde iki ana tez/görüş ayrışması olarak ortaya kondu. Birincisi: 
Demokratikleşme süreci ve bu sürecin en temel sorunu olan Kürt sorununun çözümü, demokratikleşme içinde mi olacak? İkincisi: Otoriterleşme eğilimini her fırsatta gösteren AKP, ‘Türk-İslam sentezi’ ideolojisi içinde AB sürecinden koparak sorunları ‘Putin’vari bir rejim içinde mi çözecek? 


Demokratik muhalefetin bana göre olmazsa olmaz koşulu;
 ‘Demokratik bir rejimin tüm kurum ve kurallarıyla’ işler olmasını savunmaktır. Demokratik kurum ve kurallar yerine liderin insafına kalmış bütün rejimler, kaçınılmaz olarak diktatörlüğe dönüşmüştür. Bir süre sonra liderin niyeti, kurum ve kuralların yerine geçmiştir. Taraf’taki tartışmanın özü, AKP’nin otoriterleşme eğilimi karşısında demokratların alması gereken tutum tartışmasıdır.“


Değişen Türkiye’yi değiştiren zihniyetler, yeni durumları somut olgulara bakarak ya da, dün yeni olan bugün eskimiş, aşılmış artık olmayan  olgular üstünden okuyorlar. 
Ya değişmeye devam ediyoruz, ya da “Ben değiştim artık deyip” değişilen noktada duruyoruz.