"Çağdaş yeni bir sola” doğru

Hüseyin Çakır - 01/12/2009 15:56:38 (1139 okunma)



"
Çağdaş yeni bir sola” doğru

Türkiye Marksist-sosyalist solunda 60’li yıllarda ayrışma, 70’li yıllarda fraksiyonculuk, sol içi rekabet ve çatışma dönemleri yaşandı. 12 Eylül'den sonra hem Marksist solda, hem CHP’nin kapatılmasıyla sosyal demokrat solda birlik girişimleri başladı. Solun Marksist ve sosyal demokrat kanadında birleşme girişimleri, birleşmeler 1980’lerin ilk yarısında başladı 2000 yılının ilk on yılında, “solda birlik” sorun olarak hala devam ediyor.

Sosyal demokrat ve Marksist sol kesimde ayrı ayrı süren birleşme girişimleri tek bir mecrada birliğe doğru gidiyor. ”Sosyal demokratlarla, sosyalistler” “Çağdaş Sol Bir Parti” fikriyle 2009 yılının yazında bir araya gelerek “tarihi birlik” için adım attılar. 
Sosyal demokrat kesim olarak kendilerini tanımlayan, 10 Aralık, SHP ve sosyalist soldan gelen ÖDP genel Başkanlığından istifa eden Ufuk Uras,ÖDP içinde “özgürlükçü sol” olarak kendilerini tanımlayanlar ve ÖDP’den daha önce ayrılmış ve geçmişte sosyalist solda yer almış olanların oluşturduğu “Özgürlükçü Sol Hareket” ve demokrat, liberal, sosyalist olarak bilinen; Mithat Sancar, Fuat Keyman, Erol Katırcıoğlu, Ahmet İnsel… gibi akademisyenler ve aydınlarlar, “yeni bir sol” oluşturmak için yola çıktıklarını ilan ettiler.

4 Temmuz 2009’da bir araya gelerek, “Çağdaş, Demokrat, kitlesel yeni sol bir parti” oluşturmak için yola çıktıklarını deklere ettiler.

Marksist solun dogmatik, fraksiyoncu parti ve gruplarıyla aralarındaki farlılık şöyle ifade ediliyor: “çağdaş sol kavramı oldukça geniş bir hattı ifade etmektedir. Bir başka deyişle bu hat içinde, ülkelerin koşulları ve/veya tarihsel nedenlerle birbiri ile örtüşmeyen birçok görüş olacaktır ve muhtemelen hiçbir zaman tam bir örtüşme olmayacaktır. Dolayısıyla, bu toplantımızda, konuşmaları, tartışmaları tüketmek ve yenişmek amacına dönük olmaması gerektiği kanısındayım. Dar bir yolda değil, geniş bir oto yolda buluşmayı hedefliyoruz. Amacımız, dünyadaki anasol akımın Türkiye'deki karşılığını oluşturmak, siyasal yelpazenin solundaki boşluğu doldurmak ve iktidar veya ana muhalefet olmayı hedefleyen bir partiyi gerçekleştirmek olmalıdır.” diye ifade ediyorlar.

CHP, geleneksel orta sınıfın muhafazakar partisi 

CHP ‘nin demokratikleşme, Kürt sorunu, türban gibi Türkiye'nin temel meselelerde milliyetçi, şoven militarist politikalar izlemesi, merkez sol siyasal alanda sol bir parti boşluğu olduğu konusunda siyasetle ilgi, ilgisiz herkesin ortak görüşü olarak kabul görüyor.

Baykal ve Baykalcı ekip, CHP’yi “Kemalist, cumhuriyetçi” geleneksel orta sınıfın muhafazakar partisi haline getirdi. CHP demokratikleşmeye, rejimin askeri vesayet ve militarist karakterinden kurtulmasına , küresel dünya ile entegrasyona karşı çıkan, karşıtlık refleksiyle hareket eden parti haline geldi. Sosyalist enternasyonal üyesi CHP’nin sol kimliği uluslararası sol camiada da sorgulanmaya başladı. 

Uzunca bir zamandır, CHP’nin artık sol bir parti olmadığı tescillenmiş durumda. Baykal ve ekibine karşı muhalefet yapmanın hiçbir imkanın olmadığına kanaat getirilmiş bulunuyor.

CHP’ye karşı “sosyal demokrat” çıkış olarak Murat Karayalçın’ın başkanlığındaki SHP olabilir düşüncesi çok güçlüydü. Murat Karayalçın, CHP- SHP -(Erdal İnönü’nün başkanlığındaki) birleşmeden sonra, CHP içindeki SHP’den gelenlerin ve Baykal muhalefetinin lideri olarak Baykal’la girdiği liderlik yarışını kaybetmişti. Baykal’a ve CHP’ye muhalefet ve Sosyal Demokrat Solun gerçek parti iddiasıyla SHP kurulmuştu.

SHP, Murat Karayalçın başkanlığında kurulduğunda CHP’ye karşı sosyal demokrat alternatif olabilecek umut olarak görülüyordu. Beklenen umut gerçekleşemedi. SHP, CHP’nin yıpranması CHP içi ve dışı muhalefetin yükselmesi umuduyla sol seçenek olmak, ya da Baykal’ın karşısına güçlü bir muhalefet olarak çıkmayı bekliyordu.

Murat Karayalçın 2008 yerel seçimlerinde CHP’ye katılarak CHP’den Ankara belediye başkanı adayı oldu. Karayalçın, CHP’ye giderken, SHP’nin kapatılacağı sözünü veriyor. Ancak, SHP yaptığı kurultayla Hüseyin Ergün’ü genel başkanlığa getirdi. Yola devam kararı aldı. 

SHP’nin yeni genel başkanı Hüseyin Ergün, 60’lı yılların sol hareketi ve Fikir Kulüpleri, TİP içinden geliyor. 1980’li yıllarda Mülkiyeliler Birliği İstanbul Şube başkanlığı yaptığı yıllarda, Marksist solun birliği için yapılan “Kuruçeşme Toplantıları”, “Anayasa Tartışmaları” organizasyonu içinde olmuş ve “Yeni Demokrasi Hareketi”nin kurucuları arasında yer almış bir isim. SHP genel başkanı olduktan sonra, SHP’yi “çağdaş yeni bir solun adresi “ yapmaya çağırdı. Program, tüzük hatta gerekirse parti adının da değişitirilerek, çağdaş sol oluşumun belirlesi telfilinde bulundu.

Solda tarihi buluşma mı? “yeni bir sol mu?

Solun iki kanadının –Marksist ve sosyal demokrat sol- birleşmek istemelerine rağmen, her birleşme sonrası daha çok parçalara ayrılarak bölünmesinin nedeni veya nedenleri ortaya çıkartılmadan, solda yeni birlik denemelerinin hüsranla sonuçlanması kaçınılmaz görünüyor.

Solda birlik tarihinin 30 yılllık muhasebesi yapılabilirse, Sol da” birlik”lerin neden başarılı olamadığı ortaya çıkabilir. 

Türkiye solunun kendi tarihsel özellikleri ve dünya solunun 1980’in sonlarında Berlin Duvarının yıkılmasıyla içine girdiği ideolojik kriz birincil nedenolarak kabul ediliyor. 

Dünyanın içinden geçtiği küresel değişim süreçleri, sınıfsalcı klasik Marksist-Leninist ideolojiyle tarif edilmeye çalışıldı. Bu ideolojik okumadan yola çıkılarak, değişen dünya, kapitalizmin, emperyalizmin yeni taktikleri olarak görülüp, ulusalcı politikalarla darlaşan bir sol anlayış oluştu. 

Dogmatizm dışı Marksist sol, küresel değişimi neo-liberalizm karşıtlığına indirgeyerek, sınıfsal ve sosyolojik değişimi, Türkiye’de “[b]muhafazalaşma yükseliyor” diye tanımlayarak toplumdan koptu. [/b] Toplumun talepleri olarak, 19.yy sol sloganlarını tekrarlayarak, kapitalizme karşı mücadele verildiği sanıldı. Devletçi kapitalizmin çözülme sürecinin sınıfsal analizini yapamayan sol, devletçiliği savunurken, askeri vesayet ve otoriter rejimi savunduğunun farkına bile varamadı. Başörtüsü ve islami inanç taleplerinin toplumun geleneksel yaşam tarzının büyüyen kentlerin her yerinde görülümesi ve kapitalizmin yatay gelişmesinin sosyalojik sınıfsal değişimi olduğunu anlamayan sol, "muhafazakarlık yükseliyor" diye bağırdığında "halkı, yoksulları", yükselen muhafazakarlar, gerici ve “laiklik” karşıtı olarak tarif ettiğini anlamadı. 19.yy ideolojisiyle tanımlamaya çalıştığı, 2000'li yılların toplumsal, sosyolojik ve sınıfsal gerçekliğini anlayamadığı için, kendi içine kapandı.Sol, aynı insanların "İstiklal caddesinde" eylem yaptığı muhaliflik bir sol olarak ortaya çıktı. 

Sol toplumdan ve toplumun gerçek taleplerinden koptukça, kendi içine döndü. Bir dönemin kuşağı olarak, 68-78’li solcular kendi içlerinde tartışa, tartışa, bölündüler, bölündükçe küçüldüler. 

Solda "BİR" leşememe

Türkiye solunda” birleşme”lerin başarısızlığın bir başka temel nedeni, “Kemalizm-ittihatçılık ile sol” ilişkisinin iç içe geçmiş olması. Marksist ve sosyal demokrat sol, ittihatçı-Kemalist ideolojinin kendilerini çevrelemesinden uzunca süre rahatsız olmadılar. Ergenekon’un ortaya çıkışıyla birlikte, sol; ideolojisinin derinliklerine yerleşmiş “ittihatçı-darbeci”liğiyle yüz yüze geldi. Darbecilerle örgütçülülük içinde olan “ulusalcı-nasyonal sol” sol dışına itildi. Ancak, solun zihninin derinliklerine işlemiş “ittihatçı-Kemalist” ideolojiyle mutlak kopuş için “sol muhasebenin” çok yönlü yapılmsına ihtiyaç var. 

"Yenilenme" olmadan solda kalıcı birliğin ve “seçmen odaklı” kitle partisinin olamayacağı yaşanan deneylerle görüldü. Sol da, geçmişle yüzleşerek, geçmişin muhasebesi yapılarak, “ideolojik yenilenme” yapıldığı söylenemez.

1986'da başlayan TİP-TKP bilgiyle "birlik, yasallık ve yenilenme" temelinde böyle bir sürece girildi, ancak sürekliliği sağlanamadı. 2009 yazında başlayan "birlik" girişimi, ideolojik bir yenilenmenin sonucu gelinmiş bir nokta değildir. Birlik girişimlerinin başarısızlıklarının sonucu başka bir yolun kalmadığının görülmesidir. ikincisi, Marksist-sosyalist solun kendi içinde yenilenme ve değişimi gerçekleştiremiyeceğinin ortaya çıkmış olmasıdır.

Sosyalistlerin, kendi "[b]cemaat"lerinin dışına çıkarak, sosyal demokratlar, liberaller, demokratlar, Türkiye'nin değişiminden yana olanlarla birlikte yürümeye karar vermeleri, yenilenme sürecinin derinleşmesi için önemli bir karar[/b]. Bu kararın kararlığa dönüşerek ilerlemesini zaman gösterecek. Solda birleşmenin ve ideolojik yenilenmenin en önemli ve kritik noktası “Kemalizm ve sol” konusunda yaşanacak tartışma olacaktır. Bu tartışma artık “devrimci-reformcu” çerçevesinden çok uzaklaştı. Bugün "Kemalizm -sol " tartışması; değişim ve yenilenme, demokratik rejim ile otoriter rejim ekseninde şekilleniyor. Siyasal alanın tümü, "sol- sağ, muhafazakarlık-statükoculuk" ile demokratikleşme ve değişimden karşıtlığı biçiminde ayrışıyor.

‘80’li yıllarda başlayan “reformcu-devrimci” tartışması ve ayrışması daha sonra "Marksist-sosyalist" "sol -liberal" olarak ifade edilmeye başladı. Marksist soldaki bu ayrışma ideolojik olarak “solda yenilenme” ve geçmişin muhasebesine dönüşemedi. "Aynılar aynı, ayrılar ayrı yere" olarak tanımlanan "devrimci blok ve yasal parti" tartışmasını yapanlar, ÖDP'de örgütsel birlik sağadılar . "Birlikten, “BİR” lik olur diye oluşan ÖDP'den çok sayıda yeni parti ve grup çıktı.

Marksist solda “yenilenme” temelinde en önemli girişim, Ocak 1991'de kurulan “Sosyalist Birlik Partisi” (SBP) olmuştur. Solun kadim tartışması; sosyal demokratlar ve sosyalistler eşittir, devrimci-reformcu tartışması SBP'nin kuruluş öncesinde başladı ve kurulduktan sonra da devam etti. Yaşanan tartışmalar ayrışmayı getirdi ve Marksist Parti tezini ileri sürenler SBP'yi "daha geniş marksistere" açarak, "Birleşik Sosyalist Parti"(BSP) yi oluşturdular. Ve bu parti de ÖDP oldu. 

Marksist sol haraket tarihinde yer almış olan gruplar ve tarihi kişilerin bir örgüt içinde “birleşmesi”yle oluşan Birleşik Sosyalist Parti (BSP) ve devamı olan “Özgürlük Ve Dayanışma Partisi “(ÖDP) ile noktalanan, en geniş katılımlı Marksist sol da birlik “BİR” olamadı. 30 bin kişiyle kurulan ÖDP'de, birleşenlerden daha çok gruplar çıktı. 2009 yazında, ÖDP’ bir grubun elinde kalan parti oldu.

2009 yazında başlayan “yeni sol için ” girişimcilerin Marksist gelenekten gelenlerinin çoğu 30 yıldır bileşme-ayrışma girişimi ve deneyimi içinden geliyorlar. Şimdi, “yeni” lafsızın ötesinde nasıl paradigmalarla yola çıktıklarını çok net biçimde ortaya koymalılar ki, bu "birlik" girişimi “erken doğum” olmasın. 

30 yıl sonra; sosyal demokratların birliği girişimlerinin sonucu gelinen nokta CHP oldu. Marksist solun, sosyalistlerin birlik girişimlerinin sonucu gelinen nokta ise bugünkü ÖDP 'dir. Marksist ve sosyal demokrat solda, 30 yıl devam eden büyüme girişimlerinin geldiği noktası ise "SADE"leşme oldu.
Şimdi "yeni bir sol", solda birlik için yola çıkılırken, tarihin bu safyalarını çevirmek ve anımsamak önemli diye düşünüyorum.

Onur Kumbaracıbaşı Hikmet Çetin 

 "kitlesel sol bir parti oluşumu " özgürlükçü , demokrat solcular) Ufuk Uras  ÖDP “yeni bir sol “ 

temas grubu SHP ve aralarında, [b]Mithat Sancar, Erol Katırcıoğlu, Aydın Engin, Fuat Keyman… ve 10 Aralık’ın 

Yeni bir sol” umut treni” Demokrat, eşit, özgür bir Türkiye’de solun merkezini ayağa kaldırmak üzere tartışmaya, fikirlerimizi paylaşmaya davet ediyoruz,” Türkiye’nin birçok ilinde ve değişik meslek gruplarıyla yapılacak toplantılar yapılacağı"  

 solun Türkiye için bir seçenek olarak nasıl ortaya çıkacağını