Cemaat aslında derin devlet- Gladio mu!


Cemaat aslında derin devlet- Gladio mu!

Yaşanan devlet çatışması, AKP ve Cemaat üstünden “derin devlet” içinde iktidar savaşının dışa vurumu mu? Ve/ya iktidar çevrelerince ileri sürülen, “Cemaat, Türkiye Gladio’sunun parçası, derin devlet yapısı; paralel devlet kurarak, başka bir vesayet oluşturmak istiyor görüşü gerçek mi? Şu an devlet ve iktidar tarafından ne Cemaat’in Gladio, ne de “paralel devlet” olduğuna dair ortaya konmuş herhangi bir bilgi ve belge var. Ortalığı velveleye veren AKP yönetimi ve AKP’nin bugünkü politikalarını yere göğe kondurmayan “cici gazeteciler, aparatçik aydınlar, yazarların, “darbe yapılıyor, darbe geliyor çığırtkanlığı ötesinde, “darbe suçunun açık seçik ortaya konduğu hiçbir belge ortaya çıkartılmadı.

Bu kadar darbe lafı, senaryosu ortalıkta dolaşıyor, darbecileri ortaya çıkartacak olan iktidar ve devlet; ama ortaya çıkartılmış darbeciler kim/kimler? Darbe senaryocularının siyasileri ve aparatçikleri, adı, sanı, örgütü, örgüt yöneticilerini neden ortaya koymuyorsunuz? Ya elinizde hiç belge yok, yada var ama yayınlamıyorsunuz. Her ikisi de ahlak/etik sorunu değil mi, size göre.

Darbe çığırtkanlığı, “bu kış komünizm gelecek” gibi paranoyaya dönmüş durumda.

Varsayalım ki, Gülen Cemaati, derin devletin parçası, o hâlde derin devlet içindeki kavganın başka bir tarafı mı? Birincisi, Gülen Cemaati’ni bitirme savaşı yeni bir savaş değilTaraf’ın ortaya çıkarttığı 25 Ağustos 2004 tarihli MGK toplantısında, “Nurculuk faaliyetleri ve Fethullah Gülen grubuna’ ait kurumların faaliyetlerinin engellenmesi için, ‘ağır yaptırımlar getiren yasal düzenlemeler yapılmalıdır, eylem planı hazırlanmalıdır” kararı alınıyor.

Gülen Cemaati’ne karşı uygulanacak tedbirler için ise; Başbakanlık Uygulamayı Takip ve Koordinasyon Kurulu (BUTKK) koordinesinde, İçişleri ile Dışişleri Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığı görevlendiriliyor.

Emniyet’teki büyük operasyon, Dışişleri, Milli Eğitim... bürokrasisindeki yer değiştirmeler, Yargı’daki yasal hukuk operasyonu için hazırlıklar 2004’ten sonra başlamış; neden Aralık 2013’e kadar “paralel devlet” gündeme gelmiyor da, AKP yolsuzlukları ortaya çıktığında “paralel devlet” operasyonu başlıyor.


AKP- DERİN DEVLET MUTABAKATI

 Derin devlet, AKP iktidarı üstünden kendisini güncelleyerek ve/ya AKP ile birlikte Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde gelinen noktadan ileri gidilmesi “devlet-i âlinin çıkarları”na zarar verir noktasında buluştular, birleştiler; devletin, siyasetin bu doğrultuda “yeniden” biçimlendirilmesi için düğmeye bastılar. Ancak iki sorunu çözmek gerekiyordu. Birincisi Kürt meselesinin gelinen bu noktadan sonraki çözümü; ikincisi, Gülen Cemaati’nin küreselleşme, demokrasinin derinleştirilmesi için evrensel hukuk ve insan haklarını yeni Türkiye tezi olarak savunması, AKP- derin devlet mutabakatı için tehlike olarak görüldü ve darbe tezi bunun üstünden ortalığa salındı.

Oysaki başka bir darbe, Türkiye Gladio’sunun kendini yeniden sahneye koyması ve aktifleştirmesi sinyali verilmişti.


2004 MGK
 kararları ve MGK’nın yeni gizlilik kararı, 2010 yeni Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’yle, devlet zihniyeti, derin devlet yeniden yapılandırıldı ve Türkiye Gladio’su içindeki kavgada kol kırıldı yen içinde kaldı. Ergenekon davaları, iş kazası sayıldı, KCK tutuklamaları Cemaat marifeti sayıldı Başbakan’ın KCK ile ilgili meydan nutukları unutuldu Yalçın Akdoğan’ın işaret fişeği ile,pardon- yanlış yaptık” diyen Başbakan ve AKP yöneticilerinin, ( tırnak içinde yeni zihniyet ), ideolojik olarak, ittihatçı devletçi”lik zihniyeti 17 Aralık, derin devlet darbesiyle ortaya çıktı.

Kürt meselesini otoriter rejim altında çözme, Kürt meselesini demokratikleşmenin itici gücü olmaktan çıkarma konusunda Öcalan-MİT (devlet) anlaşmış olmalı. “Yeni devlet aklı Kürt meselesine savaş konsepti üstünden bakmıyor. PKK ve Öcalan da silahlı mücadeleyi seçenek olmaktan çıkarttığını ilan etti;  bu, yeni derin devletle Türkiye’nin siyasal geleceğinin nasıl olacağı üstüne varılmış mutabakat olabilir.  Mutabakatın ne olduğu bilinmese de, yapılan açıklamalardan ortaya çıkan okuma şu: Birincisi, Kürt meselesinin gelinen noktadan sonraki çözümü, demokrasinin derinleştirilmesine bağlanmadan çözülebilir politikasında, “yeni devlet”, AKP ve Öcalan’la anlaşıyor. İkincisi, Gülen Cemaati/ Hizmet Hareketi, “ yeni devlet aklı”, “yeni devlet stratejisi”ne muhalefet eden iç düşman olarak kayda geçiyor.

Yargı darbesi lafı kadar aptalca, bir laf olamaz. 12 yıl iktidar olacaksınız, 12 Eylül rejiminin anayasasını- felsefesini- hukukunu değiştirmeyeceksiniz, sonrada da, hukukçuların 12 Eylül rejimi ideolojisiyle karar vermesine “darbe” diyeceksiniz, bu, taşları bağlayıp, köpekleri ortalığa salmaktır.

Başbakan son grup toplantısında, Gülen Cemaati için; “Milli olan ne varsa ona karşı operasyon yapıyorlar; milli dış politika, milli istihbarat, milli çıkarlar, milli barışa kastediyorlar”diye konuştu. Bu sözlerle, birilerinin uzlaşma, arabuluculuk girişiminin çoktan aşılmış olduğu görünüyor. Erdoğan, bir dönemin zehir hafiyesi Faruk Sükan’ın “komünistlerin nefes alıp verişlerini bile izliyorum, ezip geçeceğiz” sözleri gibi konuşuyor.

Bugün ucundan kıyısından “kimin açtığı belli olmayan”, bana göre, yeni derin devletin, AKP’ye istediğini yaptırmak için elindeki dosyalardan bazılarını servis edip, bunu Cemaat yapmış gibi göstererek, bir taşla iki kuş vurmuş olmasın sakın.


Asıl paralel devlet,  "yeni" derin devlet; Türkiye’nin ortaya çıkmayan, çıkartılamayan Gladio’su olmasın.

2011 seçimleri sonrası Erdoğan’ın çağrısına uyarak Fethullah Gülen Türkiye gelseydi, herhalde bugün, “paralel devlet” yöneticisi olarak Silivri’de olacaktı.

Yarın, Erdoğan’ın yeni yol arkadaşı derin devlet, bugünü atlattıktan sonra, Erdoğan’ı ve AKP’yi yolsuzluk, vatana ihanet...suçlarından suçlamayacağının garantisi var mı?  Bu sorunun yanıtı haftaya...