CHP ‘den sol çıkartmak ve aydınların rolü

Hüseyin Çakır - 26/04/2008 14:03:47 (486 okunma)


CHP ‘den sol çıkartmak ve aydınların rolü

CHP’den sol çıkartmak, şişeden cin çıkartmaktan daha zor ama, çıkmayan candan umut kesilmez düşüncesinde olanlar, CHP’yi sol, sosyal demokrat yapmak için bir kere daha hamle yapma gayreti içindeler. CHP’nin sol parti olmadığına dair o kadar çok yazıldı, o kadar çok kanıtlar ortaya konuldu ki, Sosyalist Enternasyonal'den çıkartılması dahi gündeme geldi. Bütün bunlar yetmemiş olmalı ki, CHP’nin sosyal demokrat parti olabileceğini düşünenler kolları sıvadılar ve bir umut uğruna yola koyuldular. Kaçıncı denemedir sayısı bile unutuldu ama bu denemenin son olmasını temenni etmek gerekiyor. 

CHP’nin izlediği politikaların ve parti içi yapılanmanın, parti işleyişinin demokratik olmadığı, benimsediği ideolojinin demokrasi içermediği; devletçi, otoriter, militarist olduğu, sosyal demokrasinin evrensel ideolojik, politik, sınıfsal görüşleriyle, değerleriyle uzak yakın ilişkisinin bulunmadığını artık bilmeyen yok. CHP ‘nin de bunu kanıtlama gibi bir niyeti de yok. Üye ve delege yapısı, parti yönetimi tarafından hazır kıta olarak organize edilmiş durumda. Seçecek olanı, seçilecek olanın seçtiği ve atadığı bir parti.Parti üye bileşiminin işçi/ emekçi/yoksul sınıflar ve sol düşünceyi benimseyenlerin olmadığı da biliniyor. 

CHP’nin ne tabanı ne de yönetimi mevcut durumdan hiç rahatsız değil. 
CHP tabanının ve yönetiminin sol, sosyal demokrat olma gibi ne niyeti ne de çabası var. CHP’ye oy veren sol seçmenler; aydınlar, kendilerini solcu olarak görenler, sol sendikalar ve meslek kuruluşları…başka sol seçenek olmadığı için mi? Alışkanlıktan mı? Her neyse, CHP’yi solda görmeye devam ediyorlar. CHP’den sol, sosyal demokrat bir parti olmasını bekliyorlar. Bu beklenti, paranoya ya dönüşmüş, akıl tutulması halini almış, bilinç parçalanması dışında açıklanamayacak bir durum. 

Türkiye'de solun temel bir sorunu; sol seçmeninin yukarıda çok genel olarak tanımlanan CHP’yi sol ve sosyal demokrat olarak görmeye devam etmeleridir. Solda yeni seçeneklere kapı aralamalmaları, prim vermemeleridir. Sol da yaşanan sorunlarla ilgili CHP’nin hiç bir kabahati yok. CHP, devletçi, sivil-asker-bürokrat partisi olarak, otoriter, militarist, şoven ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarının orta sınıfıyla kendini bağlı gören bu gelenekle yoluna devam etmeyi tercih eden bir parti. CHP’nın sol, sosyal demokrat olma gibi bir derdi yok. Sorun, sol seçmende ve kendini sol da tanımlayan solcularda ve Türkiye aydınlarının sola bakışlarında. 

Türkiye aydınlarının sol ve ilerlemeci zihinsel kurulumları uzunca bir süre cumhuriyetin modernleşmesi ideali olmuştur. Anti-emperyalizm, ulusal kurtuluşçuluk sol hatta Marksist olmak için yeterli kıstas sayılmıştır. Batıcılıkla ve solculuk, batıcılıkla ve ilericilik aynı şey kabul edildiği için: Sol, toplumu ve toplumun değerlerini, inançları gericilik olarak görmüştür.

Toplumun sol algısıyla, aydınların sol algısı ve ilişkisi, ne sınıfsal ne de ideolojik olarak üst üste düşmüştür ne de iç içe geçebilmiştir. Sol: aydın düşüncesi ve bu düşüncenin etrafında bir araya gelmiş azınlık bir seçkinci, anti dinci –laik- bir cemaat olarak kalmıştır. Tek parti dönemi ve sonrası süreçte, baskıcı, otoriter, anti demokratik rejim muhalifi herkes kendini sol cenah içinde tanımlanıyordu. 

Türkiye’nin sanayi üretimine dayalı, batıda olduğu gibi bir işçi sınıfı olmadığı için ilericilik ve solculuk, kent orta sınıfının, Ahmet Altan’ın Anadolu gezisi izleniminde belirttiği gibi, “başı açık, okuyan, çalışan kadınlar ve kadın erkek birlikte yemek yiyen, baloya giden, dans eden. ..”ler ilerici, modern ve kendilerini solcu-ilerici görüyorlar ve alt tabaka olarak tanımlanan, kent-kasaba ve köy yoksulları ile kendilerini ayırıyorlar. CHP’nin tek parti dönemi iktidar uygulamaları: Parti il başkanı vali, ilçe başkanı kaymakam, savcı, hâkim, tapu müdürü, mal müdürü, vergi müdürü CHP yönetici… sonuçta CHP eşittir devlet. 

Ortanın solu olarak kendini tanımlayan CHP’nin tek parti dönemi izlerinin zihinlerde ve insan ruhunda yarattığı tahribatı silmesi kolay olmadı. Ortanın Solu kimliğiyle toplumun karşısına çıkan CHP, tek parti döneminin tahrip edici bütün özelliklerini toplumun sol algısına taşıdı. CHP devletçi, devlet partisi ve kent orta sınıfının “modern”, “ilerici” kesiminin partisi olmayı aşamadı. CHP’nin otoriter, seçkinci, anti demokratik, militarist geçmişi sol olarak düşünüldü. Ecevit bu algıyı aşmayı denedi, ama 12 Eylül bu süreci kesti.

Toplum değişti ama CHP değişmedi

CHP’nin dayandığı cumhuriyetin kuruluş süreci ve sonrasının orta sınıfı genişledi ve genişlemeye devam ediyor. Kapitalizmin genişlemesi ve yayılmasına paralel olarak kentlerin sosyal ve sosyolojik yapıları da çeşitleniyor. Büyük kentlerin nüfus bileşiminin ezici çoğunluğunu kent yoksulu, kent emekçileri olarak tanımlanan, birinci ve ikinci kuşak Anadolu’dan göç edenler oluşturuyor. Bunların içinden başarılı olanlar geleneksel kent orta sınıfının yaşam alanlarına doğru hızla akıyorlar. Yaşam biçimleri ve kültürleriyle geleneksel kent orta sınıfını kuşatan bu yeni orta sınıf laiklik ve cumhuriyet için tehlike telakki ediliyor. Dün ANAP, bugün AKP yeni orta sınıf ve üst sınıf kapitalistleri temsil ediyor. İdris Küçükömer’in dediği gibi, Türkiye kapitalistleşmesinin bu süreci, siyasal, ekonomik ve sosyal alanda “çevreyi merkeze taşıyor.” Kent yoksulu kesimler, kentlerde tutunabilmek, ayakta kalabilmek için hayal ve “umut” peşinde koşuyorlar. Batı’da bu kesimlerin siyasal tercihleri sol olmuştur. Birinci TİP ve Ecevit CHP’si dışında ( Umudumuz Karaoğlan) bu kesimlerin sol’a meyletmedikleri aşikâr. Bu kopukluğun nedenini sorgulamadan bu nedenin yanıtını bulmadan, eski veya yeni solun bu topraklarda kitleselleşmesi zor. Bu sorulara yanıtı aydınlar verecektir. İyi ki birçok aydınımız çok sağlıklı yanıtlar da veriyorlar. Düşüncenin harekete dönüşmesi için, harekete geçeceklerin düşünceyi içselleştirmesi lazım. Türkiye toplumunun solu nasıl içselleştirdiği ve içselleştirmediği üstüne düşünülmeli.

Sol nasıl bir dünya görüşüne sahip olmalı. Toplum-siyaset ilişkisinin yeniden kurulumundan eğer sol’dan bir oluşum ve kurulum toplum için umut olabilecekse düşünsel yeni kurulum olmadan yeni bir sol olamayacağı yaşanan pratiklerle görüldü. Düşünsel dayanağı Kemalizm, devletçilik olan CHP’nin yönünü sola döndürebilmesi için yeni ray döşenip yeni bir hatta girmesi gerekiyor. CHP’yi sol’da seçenek görmek, sol’da yenilenme arayışının önünü de tıkıyor. Toplumun negatif sol ağlısı CHP kimliğinde umutsuzluk vakası ve solun seçenek olamayacağı kanaatini diri tutmaya devam ediyor. Kitlesel, değişimden yana sol oluşamıyor.

Taraf-26 Nisan 2008