Deniz Baykal “sola dön” komutu mu aldı

Hüseyin Çakır - 13/12/2008 12:40:17 (1162 okunma)

Deniz Baykal “sola dön” komutu mu aldı

Deniz Baykal üçüncü açılımını mı yapıyor? CHP devlet partisi misyonundan vaz mı geçiyor? Ya da devlet partisi vizesi iptal edildiği için “halkın partisi” olmaya doğrumu yelken açıyor? CHP solu temsil eden büyük çoğunluk tarafından CHP\'nin sol bir parti olmadığı neredeyse tescil edilmiş durumda.

CHP kurumsal olarak, sosyal demokrat partilerin ideolojik, sınıfsal dayanaklarını, tarihsel bağlılıklarını hiçbir zaman kabul etmedi. Devleti kuran, 1935 kongresiyle altı okla resmi ideolojiyi, Kemalizmi kuramsallaştıran CHP, devlet partisi, “devletin” partisi olmuştu. İkinci dünya savaşı sonrası dünyada esen demokrasi rüzgarı Türkiye’yi de etkilemiş Türkiye kapitalizminin dikey ve yatay gelişmesi ve işçi hareketi, DİSK’in kurulması ve Türkiye İşçi Partisi TİP’in toplumsal muhalefetin merkezi noktası olarak görülmesine karşı, CHP ikinci açılımını yaptı. İkinci adam, milli şef, İnönü, CHP’nin “sınıfsız, kaynaşmış Türk milleti adına, ortanın solu” parti olduğunu ilan etti. CHP’nin yeni çizgisinde Ecevit İnönü’ye karşı “halkçı Ecevit” muhalifi olarak çıktı. Yanında yer alan en ateşli Ecevitçi Deniz Baykal’ dı. Ecevit, devlet partisini halkın partisi yapmayı amaçlıyordu. CHP’nin sol kimliğini “demokratik sol” olarak teorileştirildi. Deniz Baykal, Ecevit’in “demokratik sol” çizgisine karşı sert muhalefet geçti. Baykal’ın Ecevit’e neden muhalefet ettiğine dair sol, sosyal demokrasi veya farklı bir ideoloji, politika adına ileri sürdü hiçbir görüşe rastlamak mümkün değildir. Baykal ne söylediğinden çok muhalif olmasıyla siyaset tarihine not düşülmüş bir siyasetçidir. 


BAYKAL’I BİR YILDA NE DEĞİŞTİRDİ 

Baykal’ın Cumhuriyet Mitinglerinde en ön saflarda yer alışının üstünden bir yıl bile geçmedi. AKP’nin kapatılması için TBMM’nin görevini yargıyı göreve çağırıp, başörtüsüyle ilgili anayasa değişikliğini yargıya götürüp, “rejim tehlikede”, laiklik elden gidiyor, anayasa parça parça değiştiriliyor diyerek “zinde güçleri” göreve çağıralı çok olmadı. Yeni anayasa yapılmasına karşı çıktı. Ergenekon avukatlığına talip olduğunu açıklamış, iki general’in Genelkurmay adına ziyaretine, “geç kalınmış” tır demişti. Kürt sorunu, Kıbrıs, AB gibi demokratikleşmenin temel sorunlarına karşı, “bölücülük, ulus devlet parçalanıyor”, rejim tehlikede korkusunu yayıyordu. Orta sınıfın bir kesimiyle askeri, sivil bürokrasiyle anlaşarak TBMM’ni devre dışı bırakarak siyaset yapıyordu. Baykal’ın ve CHP’nin sendikalar, meslek örgütleri gibi sivil toplum kuruluşları ilişkisi alakası da yoktu. Siyaseti halksız yapıyorlardı. Yönleri devlete, devletin zinde güçlerine dönüktü.

Bir yıl içinde ne oldu da Baykal ve CHP yönetiminin yönelimi siyasal dili değişmeye başladı. Amerika’da demokratların iktidara gelmesiyle Obama’nın dünya siyasetinde özellikle Ortadoğu ve İslam dünyasıyla ilgili politik hattının kokusu mu alındı? 


CHP’ye sol adına bitti, tükendi sertifikası verilmişti. Sosyalist enternasyonalin son kongresine çağırılıp çağırılmayacağı, hatta üyeliğinin tartışılıp tartışılmayacağı konuşuldu. Çarşaf açılımı, Baykal muhaliflerinin CHP’ye çağrılması ve belki önümüzdeki günlerde göreceğimiz başka sürprizler Baykal’ın kafasından çıkan ve partiye rağmen atılan adımlar mı? Yoksa Baykal CHP’yi başka bir zemine oturtmaya mı çalışıyor. Yeni açılımlar konusunda karnesi bozuk olan Baykal’ın inandırıcılığı neredeyse sıfır. Önceki iki açılımda olduğu gibi Makyevalist bir Baykal mı var karşımızda yoksa Türkiye’nin değişimini mi anladılar. Oral Çalışlar bu adımları her şeye rağmen olumu görüyor.Normalleşme adına bu adımlara olumlu bakılmalıdiyor. Bir arkadaşımın söylediği gibi; Baykal’ın bu adımıyla “şeriat tehlikesi gündemden düştü”. Baykal, çarşaf açılımı ve tek parti dönemine eleştirel yaklaşımını yaparken demokratikleşme arasında hiçbir ilişki kurmuyor, demokrasi telaffuz edilmiyor. Öte yandan Türkiye’de sosyal demokrat kimlikleriyle bilinenler, geçmişte Baykal muhalifi kimlikleriyle tanınanların CHP’ye çağrıldıklarında ne konuştukları önemli. Kim, kime yaklaştı. 

CHP’nin üçüncü açılımı, CHP nereye gidiyor sorusuna başka bir anlam kazandırıyor. CHP’nin tarihsel devletçi, statükocu, ulusalcı rolünden vaz geçiliyor diyenler ve seslerini çıkartanlar, ama bu sesin çok cılız çıkması ne anlama geliyor bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Kendini solda tanımlayanlar, Baykal’a güvenmeseler de, CHP’de sol adına ne olacak sorusuna karşı solda dikkatler CHP’ye yöneldi. 

Tarih bir kere daha mı tekerrür ediyor. ‘60’lı yıllarda yükselen sol harekete karşı “ortanın solu” 12 Mart sonrasında yükselen işçi hareketi ve toplumsal muhalefete karşı “toprak işleyenin, su kullananın” sloganıyla ve “demokratik sol”, 12 Eylül’den sonra sosyal demokrat SODEP, SHP karşısına çıkan sol’cu Baykal ve CHP’si. Çarşaflı kadınlara rozet takma, sosyal demokrat kimliğiyle tanınan Karayalçın, Karakaş, Alevi kimliğiyle tanınArif Sağ’ın CHP’ye çağrılmasıyla bu açılım “sol”a doğru bir açılım mı olacak, yoksa devlet merkezinde bir değişim sinyali verildi de yeni merkeze doğru bir açılım mı olacak? Baykal’ın bu adımları güncel politikada öncelik almak, seçim politikası mı? Ve ya, AKP’nin devlete yaklaşması, devletinde AKP’yi “devlet partisi” konumuna doğru çekmesiyle Milli Siyaset Belgesi değiştirildi de Baykal’ın kulağına birileri bir şey mi üfledi de rüzgâra karşı olmak yerine rüzgârı arkasına almaya mı çalışıyor. 


“SOLA DÖNÜLECEK” DÖN SİNYALİ 

Baykal ve CHP’nin “akil” adamları, akıl verenler, küreselleşen dünya da Türkiye’nin değişiminin kaçınılmaz olduğu konusunda Baykal’ı ikna mı ettiler? Ergenekon operasyonunun aynı zamanda devlet operasyonu olduğu, devletin dünyanın yönelimine göre değişime yöneldiğim mi anlatıldı? Baykal devletçilik rolünü birilerinin çalacağını fark ederek can havliyle ortalığa mı atıldı?

Baykal, sosyal demokrat kimlikleri partiye çağırarak, CHP karşıtı, CHP’nin sol olmadığını düşünen sol, sosyal demokratlara “soldan” mesaj vermeye çalışıyor olmalı. Aynı zamanda, \"10 Aralık Hareketi”nin partileşme girişimi ve demokratik, özgürlükçü solda ciddi arayışları Baykal ve CHP yönetimi ciddiye almış olmalı. Sosyal demokrat solda, değişimden yana ortaya çıkacak bir parti,CHP’yi kimliksizleştirerek marjinalleştirme tehlikesi görülmüş olmalı ki, Baykal “sola dön”komutu vermiş veya \"sola da dönülecek\" komutu alınmış gibi görülüyor. 

Baykal’ın bu açılımına en tipik tanımlamayı Ali Bulaç yaptı: “Baykal, Türkiye’nin Gorbaçov’u olabilir mi? “Yeni sol”, “Anadolu solu” gibi açılımların altına imza atan, şimdi de çarşaflılara CHP rozeti takıp neye sahip çıkılmayacağını seslendiren Baykal ile Gorbaçov arasında birtakım benzerlikler kurulabilir.” Bulaç’ın tanımlamasını paylaşacak çok az sol ve sosyal demokrat olduğunu düşünüyorum. CHP açılımını anlatan Baykal ve diğerleri, “değişimi” demokratikleşme zemininde, demokratikleşmeye bağlı olarak açıklamıyorlar. Üçüncü açılımın yönelimi, demokratik değişimi değil, devletin merkezindeki değişime bağlı olarak yeni statükonun yanında yer almaya doğru yönelim olarak görülüyor. 
Baykal’lı CHP, Küresel dünyadaki Türkiye cumhuriyeti devletine kurucu ideolojiye, statükoya karşı, değişimden yana demokratik toplumsal muhalefetin siyasal temsilcisi mi olmak istiyor. 

Tanrım ben neler söylüyorum...!