Düşünerek taraf olmak: EVET, HAYIR, BOYKOT

Hüseyin Çakır - 15/07/2010 0:22:31 (983 okunma)


Düşünerek taraf olmak: EVET, HAYIR, BOYKOT

Yeni bir Anayasa meselesi ilk gündeme geldiğinde kendisi Anayasa Prof. olan Zafer Üskül, “giriş ve değiştirilemez maddeler değişmeden yapılacak yeni anayasa, anayasanın ruhunu ve felsefesini değiştirmeyecektir”demişti. O zaman AKP de dâhil devletin etkili ve yetkilileri hep bir ağızdan "laik rejime kimse dokunamaz" demişlerdi. 

82 Anayasasının tümü her hangi bir batı ülkesinin hatta ABD anayasasının aynı olsa da, girişteki şu cümle: "… bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;" olduktan sonra ve "Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı " ideolojik çerçeve olarak çizildiği için, başkaca her şeyi demokratik olsa da rejim otoriterleşiyor ve düşünce özgürlüğünün alanı Atatürk milliyetçiğiyle sınırlanıyor. Yine bu anayasa da rejimi koruma ve kollama görevi TSK’ ya veriliyor. Anayasa mahkemesi veya siyasi, sosyal olaylara bakan bütün mahkemeler, düşünce ve eylemin niteliğinin yukarıdaki tanıma uyup uymadığına bakıyorlar. Anayasa mahkemesi anayasa değişikliklerinin içeriğine bakma yetkisini, yani kendini yasama ve yürütmenin üstünde görme gücünü “Başlangı甑 daki anayasanın felsefesini ifade eden maddelerden alıyor.

Bu ülkede yeni anayasa demek, öncelikle,bu “Başlangıç” bölümü olmayan anayasa demek olacak

AKP daha sonra bu anayasanın başlangıç bölümü de dâhil tümünü değiştirir mi değiştiremez mi bu başka bir politik sorun. Yeni bir anayasa, toplum sözleşmesi olacaksa, bir siyasi partinin çoğunluk iradesiyle değiştirilemez. Bu anayasanın tümünün değiştirilebilme yolunun açılması için,Jüriokrasinin rejimin bütünü üstüdeki vesayetinin kalkması şart. Yeni anayasanın nasıl ve şekilde değiştirileceği başka bir tartışma konusu.Zaten bunlar şimdiden tartışılıyor da: Meclis mi değiştirir, yoksa kurucu bir meclis oluşturulur o meclis mi değiştirir, bunlar geleceğin tartışma konuları.

Bu referandum sürecine, siyah-beyaz zihniyetiyle bakanlarla tartışmanın çok anlamlı olmayacağını düşünüyorum. Bu zihniyet "kutuplaştır-tokuştur" politikasına devam ediyor. 
Bugüne kadar anayasada birçok değişiklik yapıldı. AKP'nin değişiklikler için seçtiği maddelerin kısıtlılığını ve yöntemini hemen herkes eleştirdi. Sonuçta, kapsamı yetersiz, yöntem yanlışlığına da olsa, yasama yetkisine sahip TBMM'den, AKP’nin ve BDP’ nin de bazı maddeleri desteklediği bir değişiklik paketi ortaya çıktı. AYM süreci bitti. 12 Eylül’de referandum saati bekleniyor.

Değişiklik ve referanduma gidecek maddelerin içeriği yok sayılarak, vehimler, üstünden ve somut maddeler yok sayılarak demagojik siyaset yapılıyor. Bu konuda en ciddi çalışmayı 10 Aralık Hareketi yapmış. 20 Soru sormuş ve bu sorulara kapsamlı yanıt vermiş. Neden HAYIR dediklerinin özeti sonuç olarak AKP iktidarına karşıtlıkta özetleniyor.

Referandumda EVET diyecekler neye EVET DİYORLAR

AKP’ye muhalefet etmekle, anayasa değişikliğine Hayır demeyi aynı kabın içine sıkıştırmak, politik olarak AKP’ye alternatif hiçbir şey söylememek demektir. Siyasi ahlak açısından da sorunlu olan; “AKP’ye de 12 Eylül anayasasına da karşıyız” gibi marjinal ve “aşırı-sol” siyasal sorumluluk taşımayan sloganları “demokrat ve özgürlükçü “ solda yer alanların söylemesi, Türkiye’nin radikal demokratik değişimi için “soldan değişim alternatifi” çıkmasının hiç kolay olmayacağını gösteriyor.

Solda uzunca bir zamandır, demokrasi mücadelesi ile rejime karşı mücadele ve iktidarda olan siyasi partilere karşı mücadele karmaşası yaşanıyor. Bu karmaşa ideolojik bulanıklıktan kaynaklanıyor. Türkiye’nin demokratikleşme yolundaki her önemli adımda solun politika üretemiyor olması dolayısıyla sarsılıyor ve ayrışıyor. Demokrasi mücadelesini sistemi değiştirme mücadelesi ve sistemi de hükümet temsil ediyor sanısıyla hükümete, hükümetteki AKP’ye karşı çıkıldığı ve bu karşı çıkışın da sistem karşı mücadele olduğu varsayılıyor.. Bundan dolayı, referandum da HAYIR demek, rejime hayır demek, daha da komiği, “12 Eylül anayasasına hayır” demek gibi gülünç duruma düşülüyor.

“Yetmez ama EVET” diyen demokrat-özgürlükçü solcuların neye evet dedikleri somut ve net. Ortada mevcut anayasa ve maddeleri ve bu maddelerin değiştirilmiş hali var. Bu noktaya gelinceye kadar ki süreçte, değiştirilecek maddelerdeki seçki, yöntem meselesi çok sert biçimde eleştirildi. Bu sürecin hem içerik, hem yöntem olarak iyi yönetilmediği, AKP’nin karşıtlarıyla zıtlaşarak birbirlerine güç gösterisi yapmaları sonucu, demokratik bir sürecin işlemesi engellendi. Yetmez olan: hem içerik, hem yöntem, hem de yeterli demokratik tartışma ortamının yaratıl(a)mamış olmasıdır. EVET, yanı ise; sonuçta 12 Eylül‘ de 26 maddelik bir değişik için toplum irade beyanında bulunacak. Bu noktada, AKP’nin siyasi iradesini aşan bütün toplumu ilgilendiren uygulamalara karar verilecek. Yetmez Ama EVET diyenler 26 maddenin toplum yararına olup olmadığı noktasından kalkarak EVET diyorlar. 

EVET diyenlerin tek bir renkten oluşmadığı gibi HAYIR diyenler de tek bir renkten oluşmuyor.

EVET ve HAYIR diyenler arasında başka bir zeminde bir araya gelemeyecekler var. Her iki tarafta yer alan, kanaat belirtenler arasında, geçmişten gelen ve gelecekte de devam eden ideolojik-politik birliktelikler var. EVET diyenler BBP partisiyle özdeşleştirilemeyeceği gibi, HAYIR diyenler de MHP ile özdeşleştirilemezler. Böyle yapmak siyah-beyaz noktasından bakmak olur. Kendi gibi düşünmeyeni en uçtakiyle özdeşleştirerek gerginlik yaratmak, kutuplaştırmak, düşünmeden taraf olmanın ötesinde hiç bir işe yaramaz.
Değişikliğe ilişkin somut veriler ortada, bu veriler üstünden konuşulması gerekirken, ortalıkta "vahim" durum, "korku" senaryoları dolaştırılıyor. 12 Eylül rejiminin yanında olanlar, bu rejimle kopmaz ideolojik bağı olanlar için söylenecek bir şey yok. 

AKP'nin reel politikalarına katılmayan, eleştiren, siyasetin solu, sağı, aydın, akademisyen, gazeteci, köşe yazarı, STK'lar, kanaat önderleri geniş bir yelpaze var. Anayasada yapılan değişiklik, reel politikanın ötesinde, rejimin normalleşmesi, demokratikleşme sürecinin ilerlemesine bir katkı mı, değil mi? İşte kıyamet bu noktada kopuyor. AKP karşıtlığından kalkılıp, AKP'nin köken ideolojisine karşı ilkesel tutum alındığı düşünülerek, AKP’nin demokratikleşme alanında attığı adımlar, ideoloji meselesi haline getiriliyor. Reel politika ile ideolojik tutum almada farklılık gösteren.“demokrat, özgürlükçü" solda içinde AKP merkezli ayrışmalar yaşanıyor. Daha önce, “28 Şubat, Ergenekon, parti kapatma, e-muhtıra ...” süreçlerinde birbirine yakın tutum alan “demokrat, özgürlükçü solcular”, referandumda, AKP karşıtlığını öne alarak HAYIR-BOYKOT ve EVETtutumuyla ayrıldılar.

Sonuçta herkesin birleştiği bir nokta var: YENİ BİR ANAYASA. Öyle görünüyor ki, EVET diyenler HAYIR demeyecek, HAYIR diyenler de [b]EVETdemeyecek.[/b] Bazıları demokratik tartışa yerine "suçlama", "etiketleme" gibi politika yapmanın en ilkel, basit yöntemleri tercih ediliyor. Bunun adı "gerginlik üstünden siyaset yapmak".

Burada başlayan tartışma Yeni Bir Anayasa yapılması sürecinde devam edecek gibi görünüyor.

 Birilerinin elleri tetikte, tetiğe basıldı mı birileri ölüyor.  zorunlu askerliğe gidenler devletin resmi yurttaş tanımına karşı çıkıp isyan eden Kürtlerin gerilla çocuklarıvatanı için, vatanının bölünmemesi için  "hak ve özgürlükleri için"  

Mehmetler ve Memolar

“Akan kan dursun”, “analar ağlamasın” silahlar sussun  toplumsal baskı Diyarbakır Açıklaması "  Kılıçdaroğlu-Erdoğan görüşmesi, Cumhurbaşkanın ve Meclis başkanının girişmeleri,  umut verici Sivil toplum örgütleri, ölen ve ölüm sırası bekleyen Mehmetler ve Memoların yakınları, muhalefet partilerine ölümleri durdurmaları için baskı yapmalı. 

 “o mu bu mu muhatap”  Neşe Düzel “ Kandil’le, İmralı’yla da konuşulmalı “  İslami duyarlılığı  silahlar sussun DİSK, KESK,  

 savaş kışkırtıcısı, milliyetçi şoven dille konuşmaları  “cenaze merasimleri şova dönüşmemeli” kanı yerde kalmayacak, boğulacaklar”  dil sürçmesi, zihin arkası sayıklama  Bu ülkede ölen her yurttaşına aynı duygu ve eşitlikle yaklaşan siyasetçi demokrat, devlet ise demokratik devlet olur. insani"  

12 Eylül ve soğuk savaş zihniyetiyle  25 yı Hayatı ideoloji ve politikanın içine sıkıştıran gözlükle bakarak kimse ölmeyi ve öldürmeyi haklı göremez, gösteremez “cinayet” 

 “açılım Kürt sorununu politika yoluyla çözme siyasi iradesinden yana olduğunu anlamına geliyor.

 devlet törenli cenaze merasimleri olmasın. etkisiz hale getirildi bir devlet yetkilisi ölen bir gerillanın mezarı başına gidip dua ederse bu devlet değişmiş, bu devlet yurttaşların devleti olmuş demektir. 

“Dağlardakilerde bizim çocuklarımız 

ürt Sorununda yeni bir döneme girildi.  '1980 -1990 ruhu' “ özerklik” ve 

 Adımlar  "Kürt, Kürt halkı"  DGM  Aykut Cengiz Kürt ve Kürt halkı  Kürt kelimesinin üstüne bant çekmedik  sol dergi  BANT 

 

BANT