Evet diyen eski “yoldaşlar"… ve devamı

AKP iktidarının kısa, orta ve uzun vadeli ideoloji ve politikalarını savunan eski "Marksist, solcu" bazı “yoldaşlar”, referandumda evet’i ödünsüz savunuyorlar. Üç gerekçe ileri sürüyorlar: Birincisi, “Vesayet sisteminin kurumsal yapısına son veriliyor.” İkicisi, “18 maddelik değişiklik, halka güvenmektir; bu demokrasiye, yani halkın iradesine saygı duymaktır.” Üçüncüsü,” bu değişiklikle yeni Türkiye kuruluyor, Türkiye demokratikleşiyor.” Diyorlar.

Siyaset felsefesi ve siyaset sosyolojisine göre 12 Eylül Anayasasının başlangıcı ve temel felsefesi olduğu gibi duruyorken, yapılan "yönetim sistemi" değişikliğini demokrasi olarak görmek için bütün cumhuriyet tarihi boyunca  demokrasiyi hiç yaşamamış;  50 yıldan fazla 141-142 ve 163. maddelerin  cenderesi altında yaşamamış olmak gerekir. Bu zamanları yaşamamış olanlar veya bu zamanlarda yaşamış olup da yasaklılığa aşık! olanların bugün kurulmaya çalışılan  otoriter bir sistemi demokrasi olarak görmelerine şaşırmamak lazım.

 Yapılan anayasa değişikliği 12  Eylül Anayasasını felsefesini olumlayarak ve bu felsefeyi  daha da radikalleştiriyor. Sistemi tek kişinin otoritesi/kararına bırakıyor.

Halk idaresine gelince: Çoğunlukçuluktan faşizm, darbecilik de çıkar, demokrasi de...

KÜYEREL'in  aralık 2009 düzenlediği "Modernizm ve Sol konferansında: “Türkiye’de faşizm hiçbir zaman olmadığı kadar meşrudur. 11 Eylül’de(1980) bile bu kadar zihinselleşmemişti, içselleşmemişti. Biz faşizmi hep dar anlamda bir cuntacılık, kötü niyetli adamların bir araya gelip iktidarı ele geçirmesi falan olarak anlıyoruz. Aksine faşizm modern bir siyasal ideolojidir ve bir halk hareketidir. Naziler darbe ile mi iktidara geldi?  1924'de yüzde 3 19322'de yüzde 32 ikinci parti oldu ve  1933’te yüzde 43 oyla iktidara geldi. Kim oy verdi bunlara? Hepsi mi hastaydı bu adamların; psikopattı, ruh hastasıydı, yanlış bilinçlenmişti? Ne fark eder. İşte o zaman Reich diyor, “Kitleler bunu arzuladılar” diyor “istediler”. Biz böyle bir zamanlardan geçiyoruz. Dolayısıyla bu ülkede darbe olur, çok rahat olur, olabilir. Şunu demek istiyorum, paradoksal bir şey söylediğimi biliyorum ama bunları bana hep Carl Schmidt söyletiyor; muhafazakâr bir siyaset felsefecisi, çok derin bir konu başka bir zaman tartışırız ama eğer darbecilik halkın çoğunluğunda kabul görüyorsa zaten demokratik olan onun olmasıdır." denilmişti.  15  Temmuz darbe girişimi nasıl bir darbeydi? Sis dağılsın, heyecan! geçsin, ajitasyon, propaganda barometresi düşsün... davalar hukuk ve adalet içinde adil olarak  sonlansın, hakikatin kötü bir huyu vardır: Ortaya çıkmak.

 

Teorik olarak Faşizme en yakın zamanlardayız

Yeni Türkiye, halk iradesine dayanan demokrasi kuruluyor! diyen eski “yoldaşlar”  Carl Schmitt'in tezlerini Türçeye çevirip Türk tipileştiriyorlar. Schmitt, Nazileri destekleyen çoğunluğu teorileştirdi, teorisinin özü: "Çoğunluğun istediği her şey demokrasidir" Schmitt daha sonra bu tezini yanlışladı ve Nazi partisinden ayrılıp Nazilere karşı mücadele etti. 

Carl Schmitt Kim di Peki:

 1 Mayıs 1933 tarihin de Nasyonal Sosyalist Parti( NSDAP- Nazi)'ye katıldı; hızlı bir şekilde Hermann Göring tarafından Preußischer Staatsrat (Prusya Devlet Konseyi) ve kasımda Vereinigung nationalsozialistischer Juristen (Nasyonal Sosyalist Hukukçular Birliği) başkanlıklarına atandı.

Haziran 1934'te, Schmitt kendi gazetesi Deutsche Juristen-Zeitung (Alman Hukukçular Gazetesi) için baş editör oldu. Nazilerin ırkçı teorilerini eleştirdi. Schmitt, Reichsfachgruppenleiter (Reich Profesyonel Grup Lideri) görevinden istifa etti.

 "Devletin Bekası" adına demokratik rejimi "parçalanma-bölünme" olarak gören devlet içindeki bir güç, MHP'nin itelemesiyle, AKP'yi Milli Görüş ideolojisinden de daha geri bir noktada Türkçü- siyasal İslamcı sentezle devleti otoriter olarak yeniden yapılandırmayı amaçlıyor.

 Bu tamamına erer mi? Ermez mi? Maç devam ediyor. Devlet içindeki çatışma sürüyor, günün sonu nasıl bitecek göreceğiz. “Eski yoldaşlar”  derin devletin bir kanadının  Kürt kimliği başta olmak üzere Türkler dışındaki bütün kimlikleri  yok sayan  ( Bahçeli devlet için, Türklüğün bekası için Evet derken)otoriter sistem kurulmasına destek  verdiklerinin farkındalar mı acaba diye hatırlatmak isterim.
AKP’li olmuş olanlara sözüm yok.
 2017'nin AKP'si artık 2007 ve 2010'ların AKP'si değil. Ergenekon'un aklanmasından sonra ve 15 Temmuz darbe! girişimi sonrasında, güvenlikçi politikalar ve OHAL ilanından sonra keyfe keder bir iktidar zuhur etti. Anayasa değişikliği ile, OHAL hali normal hale getirilmeye çalışılıyor.
İçinde yaşadığımız zamana, gözüne mil çekilmiş veya iktidarın nimetleri paylaşanlar "iyi, güzel, vesayet  kaldırılıyor" vs... vs.. diyebilir.
Çocuklarımızın, torunlarımızın bugünkü bir sistem  ve politik ortamda yaşamasını istemiyorsak;  
Hayır demek,  bir türlü ucunu yakalayamadığımız demokrasi, demokratik sistemi yakalamak için fırsat olabilir.