Ezber bozan bir sesle, solu yeniden tanımlamak

Hüseyin Çakır - 29/06/2007 16:17:33 (538 okunma)

Ezber bozan bir sesle, solu yeniden tanımlamak

Türkiye’nin 22 Temmuz seçimi, gelecekte bağımsız adaylarıyla hatırlanacak. “Bağımsız Ortak Adaylar”, “Bin Umut” ve “Bağımsız Sol Adaylar” diye adlandırılan öbeklerin seçime katılımıyla, 12 Eylül’ün “milli şef dönemi” arzusunun bir tezahürü olan seçim sistemindeki yüzde onluk baraj da delinmiş olacak. Bu barajın gedik vermesi, 12 Eylül rejiminin tümüyle ortadan kaldırılması için önemli bir adım sayılmalı.

Barajın delinmesiyle, 23 Temmuz sonrasında oluşan meclis ve kurulacak hükümet, seçim sistemi ile birlikte Siyasi Partiler Yasası’nı da değiştirmek zorunda kalacak. Öyle görünüyor ki, bu seçimin sonrasında, TBMM birden çok bilinmezle yüz yüze gelecek. Yeni oluşacak meclisin önünde iki yol olacak: Ya “kurucu meclis” gibi çalışacak ve 12 Eylül rejimini revize etmekten vazgeçip, rejimi temelden değiştirecek reformları gerçekleştirecek. Ya da AB süreci başta olmak üzere, demokratikleşme sürecini, Kürt sorununu, Kıbrıs ve Kuzey Irak gibi sorunları “ iç ve dış güvenlik” olarak öncelikli kabul edip, rejimin militarist, otoriter, baskıcı karakterinin devamından yana tutum alacak. Bağımsız sol adayları ve DTP’lileri bu süreçte çok önemli sorumluluk ve görevler beklediği gerçeğinin altını çizmeye bile gerek yok. 23 Temmuz sabahı ortaya çıkacak meclis tablosu, Türkiye’de değişimle statükonun karşı karşıya geleceği ve var olanı korumakla, değiştirmek arasında tercih yapacağı bir meclis olacaktır.

Baskın Oran, Ufuk Uras, Bin Umut adayları yaptıkları açıklamalarda, 12 Eylül rejiminin tümüyle ortadan kalkması için, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) 15 milletvekiliyle mecliste yarattığı sinerjiyi yaratacaklarını ifade ediyorlar. Seçim sürecindeki ifadelerden ortaya çıktığı kadarıyla, Bağımsız Sol Adaylar meclisin kalitesini yükselteceklerini, siyasete yeni bir tarz getireceklerini ve özellikle Baskın Oran’ın ifadesiyle “ezberleri bozacaklarını”söylüyorlar.

Kamuoyunda, bağımsızlardan önemli sayıda adayın meclise gireceği ortak bir görüş olarak belirmiş durumda. Tartışılan şey, kaç bağımsız milletvekilinin meclise gireceği ve AKP, CHP ile baraj sıkıntısı yaşayan partileri ne denli etkileyebilecekleri. Bağımsızların varlığı, AKP ve CHPdışındaki partilerin baraj korkusunu daha da artırıyor. Ve görünen o ki, TİP ’ten sonra sol, ilk kez meclis salonuna doğru yürüyor.

Solu tarif etmek

“Türkiye’de sol var mı, yok mu, kim sol, kim nasıl sol?” gibi tartışmalar, Türkiye gündemine oturdu ve daha da yaygınlık kazanarak tartışılmaya devam edecek. Solun varlık yokluk tartışmasının sürdüğü, “milliyetçilik / ulusalcılık sol mu, değil mi?” tartışmasının cereyan ettiği bir ortamda,Bağımsız Sol Adaylarla seçimlere katılma fikri ve sol geleneğin içinden bir kesimin, siyaset yapmada parlamentoyu işaret etmesi, sol adına çok önemli. Merkezine değişimi almış olan sol bir anlayışla; solun yeniden kurulması yolunda, çok önemli bir adım atılmıştır ve solun topluma güven veren bir seçenek olma yolu açılmıştır. Baskın Oran, “ezber bozma” tanımlamasıyla, solu, devleti, devlet kurumlarını, üniversiteleri, sosyal-sınıfsal grupları, partileri, siyasileri v.d. içine alan çarpıcı / sarsıcı tanımlamalar yapıyor, herkesin kendisiyle yüzleşmesi gerektiğinin altını çiziyor. Baskın Oran’ın “ezber bozma” ifadesini, her türlü statükoya karşı, değişimcilik olarak da okumak mümkün. Klasik söylemle ifade etmek gerekirse, “ezber bozma”devrimci bir tutum alıştır.
Baskın Oran kendini, “Bağımsız Sol Aday” olarak tanımlarken, aynı zamanda yeni bir sol tanımı da yapıyor. “Kendinizi nasıl bir solcu olarak tanımlıyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı veriyor:

Tarihte sol olarak ortaya çıkanlar, ezilmişlerin, dışlanmışların, yoksulların, sistem dışı olanların haklarını çıkarlarını savunmuşlardır. Bugünün dünyasında bu kapsama girenlerin haklarını savunmak soldur.”

Bu tanımlama, Türkiye’de solu değişim-yenilenme temelinde yeniden kurmayı ifade ediyor. Bu tanımlama, statükocu solun ezberlerini de bozuyor. Türkiye solunu ayakları üstüne oturtmaya çalışıyor. Ancak Oran’ın "Ben kimseyi örgütlemem. O işleri de hiç sevmem. Hep tek tabancayımdır. Bir derneğe bile üye olmam" şeklindeki sözleri, onu yenilikçi solun umudu olarak görenlerde hafif bir düş kırıklığı yaratıyor. Eski bir parlamento üyesi olan ve Baskın Oran’ın adaylığını açıkladığında yanında yer alan Tarık Ziya Ekinci, Oran’ a şu uyarılarda bulunuyor:

“Sizin misyonunuz ordusuz kumandanlık yapmak değildir. Siz tek başına değirmenlerle savaşmaya çıkan bir Don Kişot değilsiniz. Sizin tarihsel misyonunuz var. Bu da Türkiye'yi bugünkü acılı yaşama mahkum eden statükocu siyasal güçler karşısında etkin bir demokrasi hareketi oluşturmaktır. Emin olun Türkiye'de dağınık ama güçlü bir demokratik potansiyel var. Önemli olan bu dağınık güçleri ortak bir program etrafında toplayarak, etkin bir demokratik muhalefet yaratabilmektir. Tarih bu görevi sizin omuzlarınıza yüklüyor. Bunun için söyleminizi gözden geçirerek, yeni bir siyasal söylem başlatmanız yeterlidir. Bunu bilginiz, deneyimleriniz ve herkesçe kabul gören kişiliğinizle başarabileceğinize yürekten inanıyorum. Meclise girdikten sonra 4-5 yıl boyunca, gergef işlercesine ve büyük bir sabırla, demokrasi isteyen toplumsal güçlerin tümünü bir araya toplayarak, yepyeni bir siyasal akım oluşturabilirsiniz.”
Bu umudun siyasal yaşama tercüme edilmiş hali bence şu: Yenilikçi, değişimden ürkmeyen, toplumsal hayattan 12 Eylül’ün tüm izlerini silmeye odaklanmış, demokrasiden, insan hak ve özgürlüklerinden, çevreden yana, Avrupa Birliği’ne üye olmayı da hedefleyen bir yeni sol. Tutkulu bir arayış ve değişim arzusu var ama bu topraklarda bu mümkün mü, onu da göreceğiz.