Fiili başkanlık ve cumhurbaşkanlığı seçimi

10 Ağustos seçiminde tek sandık konacak. İhsanoğlu ve Demirtaş cumhurbaşkanı adayı,Erdoğan, kurallarını amacını ve görevini kendi ilan ettiği, “başkan”adayı. 

Erdoğan açıkladığı vizyon belgesinde. “Cumhurbaşkanlığımız süresince, yol haritamız olacak vizyon belgesi ‘Yeni Türkiye Yolunda’ ismini taşıyor”deniyor. “Demokratik yönetim”, “refah toplumu” ve “öncü ülke” başlıkları bulunuyor. “Eski Türkiye artık eskide kalmıştır.” “1960 darbesiyle cumhurbaşkanlığı makamı rejimin bekçiliğini yapan bir makama dönüştürüldü. Statüko, cumhurbaşkanlığı makamını da milletin karşısında konumlandırdı. Milletin, Meclis'in değişim arzusu en başta cumhurbaşkanlığı makamı tarafından frenleniyordu. Ben 'halk başkanını seçecek’ dedim” cümleleri yer alıyor. 

21 Ekim 2007’deki halk oylamasında aziz milletimiz yüzde 69 oy oranıyla evet diyerek bu değişikliğin gerçekleşmesini sağladı. Bu şu demektir, artık ben başkanımı kendim seçmek istiyorum, vekiller vasıtasıyla değil. 

Erdoğan’ın “vizyon belgesi”, mevcut anayasal durumu yok sayan, icranın başı mantığıyla hazırlanmış, hükümet programı gibi. Fiili durum yaratarak (öteki anlamı; anayasayı çiğneyerek!) TBMM üstünde, Meclis iradesini kullanan, hükümeti yöneten ve yönlendiren siyasi otorite ve iradeye sahip cumhurbaşkanı (başkan) olacağını ilan etti; kampanyayı bu minvalde yürütüyor. 

Seçilirse, “milli irade benim görüşlerime onay verdi” diyecektir. Öte yandan bir yıldır TBMM yasa faaliyetlerine katılmıyor, en ciddi yasalar mecliste tartışılırken başbakan Erdoğan meclise gelmiyor. Salı günleri grup toplantısındsn, grup toplantısına meclise uğruyor.
Hani, "milli irade, milli idare" diyor; "milli irade" kavramı, "kavgamız" dediği neyse, kimlerse! buna destek verenler olmalı.

Meclis yasama  faaliyetine katılmayan başbakan, AKP meclis grubunu direktiflerle yönetiyor, meclisteki CHP, MHP ve  HDP gruplarını  takmıyorum demektir. Erdoğan yaptığı açıklamada: "Cumhurbaşkanı olarak bakanlar kuruluna başkanlık edeceğini" söyledi. Erdoğan, AKP'yi yönetir gibi devleti yönetmek istiyor. Venezuela'da Chavez-Muduro otoriter rejimi gibi bir rejim düşünüyor olmalı.
 

24 Ağustos’tan bir gün sonra, Türkiye rejim tartışmasına gömülecek. Bu tartışmanın hayırlara vesile olup olmayacağı, seçim sonrasında özgürlük ortamının olup olmayacağına, kutuplaştırma ve çatıştırmaya devam edilip edilmeyeceğine bağlıdır. 

TARAFSIZ MI, TARAFLI MI CUMHURBAŞKANI

 

Prof. Dr. Levent Köker’in“Anayasa’ya göre cumhurbaşkanı siyaset yapamaz, tarafsızlıktan ayrılamaz(*) başlıklı bir makalesi (Zaman, 11 Ağustos 2014)yayımlandı.Levent Köker; Prof. Dr.Ergün Özbudun veProf. Dr.Serap Yazıcı’yla birlikte AKP’ye anayasa taslağı hazırlayan komisyon üyesi. 

Köker,bu makalede, “cumhurbaşkanımı, başkanlık mı” sorularına yanıtlar veriyor. Söz, anayasa hukukçusu Levent Köker’de: “Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 101 ile 108. maddelerinde, ‘Yürütme’ başlıklı ikinci bölümünün ilk başlığı ‘cumhurbaşkanı’nı düzenlemektedir.

 Bu başlık altında önce CB’nın ‘nitelikleri ve tarafsızlığı’, daha sonra da seçimi, andiçmesi, görev ve yetkileri, sorumluluk ve sorumsuzluk hali, cumhurbaşkanına vekâlet etme, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Devlet Denetleme Kurulu ile ilgili hükümler yer almaktadır. 

Yürürlükteki Anayasa’nın Cumhurbaşkanlığı’na ilişkin düzenlemelerinin mahiyeti, CB’nın siyâset yapamayacağı ve tarafsızlıktan ayrılamayacağı üzerine inşâ edilmiştir.

 Bâzı istisnâî işlemlerde ise CB, Başbakan ve ilgili bakanın karşı imzâlarıyla işlem yapabilmektedir, ama tek başına değil. Dolayısıyla, CB, sorumsuz ve tarafsız bir makamın ‘geçici sâhibi’ olduğundan, yetkilerini de zâten, makamın Anayasa’daki niteliklerine uygun olarak kullanması gerekmektedir. Bu gereklilik hem Anayasa emridir hem de CB yemininin yüklediği ahlâkî bir yükümlülüktür. 

TBMM Anayasa’yı değiştirinceye veya yeni bir anayasa yapıncaya kadar, mevcut siyaset dışı ve tarafsız konumlarına göre görev yapmak ve yetki kullanmak üzere aday olmuş bulunmaktadırlar. Aksini düşünmek ve savunmak, hukuken de ahlâken de mümkün değildir. 

CB’nın ‘hükûmetin genel siyâseti’ ile ilgili alanlara müdahil olması mümkün değildir, böyle bir yetkisi (ve dolayısıyla sorumluluğu) yoktur. Bu anlamda CB ‘siyâset’ yapamaz. 

Burada bir parantez açayım: Erdoğan, hemen her konuşmasında “paralel yapıyla” mücadeleye devam edeceğini söylüyor. Varsa, bir suç hukuki mesele olması gerekirken, Erdoğan kendini hukuk yerine koyuyor. Paralel yapı dediği “Hizmet Hareketiyle” devlet ve AKP adına ideolojik kavga, imha hareketi sürdürüyor. Bu parantezi şöyle kapatayım: Gülen Hareketi’ne karşı, imha, yok etme eylemine karşı, şu veya bu gerekçeyle sessiz kalınabilir mi?

 

Köker’le devam edelim: “Siyaset, yürütme organı ile ilgili bağlamında, ister başkanlık, isterse yarı-başkanlık veyâ parlâmenter olsun, tüm demokratik sistemlerde yasama organının denetimi altında, siyâsî partiler tarafından şekillendirilir. Anayasa’ya göre ‘Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer. Bu, CB’nın ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milleti’nin birliğini temsil etmesi’nin bir gereği olarak düşünülmüştür. Ma’lûm, eskiden ‘fırka’ da denilen siyasî partiler, adı üzerinde siyâsî değerler, tercihler, hedefler bakımından toplum içindeki farklılıkları ifâde eden örgütlerdir. CB, Anayasa’daki statüsü gereği, bu farklılıklar arasında bir tercihe göre icraat yapamayacağı için, parti siyaseti anlamında siyaset yapamaz. Yine bu yüzden CB’nın ‘tarafsızlığı’ Anayasa gereğidir ve hattâ CB seçilen kişinin görevine başlamadan önce okuyacağı andın da bir parçasıdır. CB seçilecek olan kişi, ‘üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim’diye biten bir yemin metnini okumak zorundadır.

 Yeminin Müslüman için anlamı nedir? (Mâide, 5/89) suresinde geleceğe ait yemine “Mün’akid yemin” denir. Şu işi yapacağına yemin etmesi bu türdendir. Eğer yemin yerine getirilmezse yemin bozulmuş olur ve kefaret gerekir. Yemin kefareti on yoksulu sabah ve akşam doyurmak yahut onları giydirmek şeklinde yapılır. Bunlara imkânı olmayanlar ise üç gün oruç tutarlar. Erdoğan için problem değil, gönül rahatlığıyla cumhurbaşkanlığı yeminini eder. Yemini bozduğu için de “ayıp”lanmaz, siyasi İslamcı AKP’lilerin ayıplamayacağını da bilir. 

Tanıdığımız, bildiğimiz Erdoğan, yemini bozduğunda, “