Görünmez kaza(lar) takdiri ilahi!

Doğal afetler, trafik kazaları, yanlış istihbarat sonucu Kürt köylülerine atılan bombalar, Afyon’da patlayan cephanelik... 

Son olarak Soma’da yaşanan katliam. 

Bütün bunlar için “görünmez kazalar” diyerek işin içinden sıyrılıyoruz. Suçluyu, görünmez bilinmez soyutlukların üstüne atıyoruz. 

Soma’daki maden “kaza”sı da “görünmez kaza”  defterine yazıldı. Devlet katından kopya “taziye” açıklamaları yapıldı. Üzülenler ve üzülmüş gibi yapanların yüz ifadelerini ekranlardan gördük. 

Başbakan Erdoğan Soma cinayetiyle ilgili “tarihe geçecek” sözünü söyledi: “Bunlar doğal şeyler, bu işin fıtratında var” dedi. 

Ölüm üstünden siyaset yapılmasını sık sık eleştiren Başbakan Erdoğan, buz gibi yüz ifadesiyle, Soma cinayetini hafif göstermek için İngiltere’de 1862, Fransa’da 1906, ABD’de 1907’de yaşanan maden kazalarındaki ölü sayılarını vererek, “birileri bu olayı istismar edecek” diyerek, siyasi “ön” almayı araya sıkıştırdı. 

Feryat figan eden, yürekleri yanan insanların gözlerinin içine baka baka elindeki yazılı kâğıdı okurken matem yerinde değil de, parti toplantısında konuşuyor gibi bunları söyleyebilmek için insanın taş gibi yüreğinin olması lazım! Ve/ya insanın akli melekelerini yitirip, vicdani duygudan arınmış, akıl tutulmasına yakalanmış, insani olan her şeye yabancılaşmış olması lazım. Siyaset yapma, iktidar olma şehveti ve hırsı insanı bu hâle getiriyorsa, “batsın bu siyasi zihniyet, böyle iktidar hırsı”. 

Soma sokaklarında yürüyemez hâle gelen Başbakan, alkışlamayan, kafa sallamayan herkese bağırıp çağırarak kendisi bu ortamı yarattı. Ama bunun farkında değil, nedeni başka yerlerde arıyor. Çünkü, “Devletin güvenliği her şeyin önünde geliyor, milli olan ve milli olmayan” demeye başladığı, zamandan bu yana, zihnindeki ve hayalindeki toplum/millet kavramı da değişti. Erdoğanist bir “millet” yarattığına inanmaya başladı. 

Haksız da sayılmaz Başbakan. Davranışlarıyla, konuşma tarzı ve akıl yürütme biçimiyle önce AKP’li militanlara, siyasetçilere, AKP’ye oy verenlere rol model oluyor, tek tip düşünen, aynı tarz konuşan, aynı örnekler ve argümanları tekrarlayan kitle psikolojisine sahip, büyük bir “AKP’li millet” kitlesi yarattı. Başbakana tabi bu “millet”, devlete tabi ve tebaalık olarak benimsiyor, devlete laf söylemeyi/ eleştirmeyi Başbakan’a/ AKP’ye söylenmiş kabul ediyor. 

Zaten devlet ve hükümet hiçbir zaman iş kazası, yanlış istihbarat, teknik arıza, bozuk yol, kapatılmayan çukur, koşullara uygun olmayan yere verilen ruhsat sonucu yaşanan felaketlerden ne Başbakanı, ne Cumhurbaşkanını, ne Bakanı, ne bürokratı sorumlu kabul etmiştir. Artık, patronlar da bu sorumsuzluk kervanına katıldı. 

Peki, toplum devleti ve siyasi iktidarı, bürokratları sorumlu olarak görüyor mu

Soma’da yaşanan cinayettir” zihniyetiyle bakılmadığı sürece; bu memleketi yönetenler neyi yönetiyor, nasıl yönetiyor sorusunu sormak da akla gelmez, “takdiri ilahi” diye perdeleyip, unutup gideriz. 

Devlet ve iktidar, ulusal yas ilan edip, Sala okutup, Cuma hutbesinde vaaz verdirip, TV’lerde mevlit okutarak... Milli ve dinî vecibeleri yerine mi getirmiş oluyor! Bunlar işin maneviyatı olarak iyi birşey. Hukuki süreç için Başbakan ve ilgili bakanlar, “En ince ayrıntısına kadar araştırılacak” diyor. 

Kim kimi araştıracak Allak aşkına... 

Bu tür açıklamanın Türkçesi, bundan öncekiler gibi Soma görünmez kazası” toprağın altına gömülenler le devletin dosyalarına gömülecek demektir. 

Ey millet, ey halk: Bu kış kapınıza bedava kömür torbaları gelecek, bu kömürleri çoluğunuz, çocuğunuzla sobada yakarken duyacağınız çatır, çutur seslerine kulak verin, gözlerinizi kapatıp öyle dinleyin. 

Ölen işçilerin son nefeslerini duyacaksınız, çığlık bile atmadan duran kalplerinin son vuruşları, duran kanın sıcaklığı ile ısındığınız hissedecek misiniz acaba. 

Yoksa çoktan unutmuş, hatta hiç duymamış mı olacaksınız. 

Allah başbakanımıza, devletimize zeval vermesin diye dua mı edeceksiniz?