Karl Marx doğdu ve öldü! (5 Mayıs 1818-14 Mart 1883 )

 Karl Marx doğdu ve öldü! 

(5 Mayıs 1818-14 Mart 1883 )

 

Karl Marx doğru ve öldü!  Canlı varlık olarak yaşamıyor. Marx’ın  tezleri ve teorileri  2013 yılında nasıl varsa,  3013 yılında ve  insanlık var olduğu sürece, düşünce dünyasında varolmaya devam edecek. Bu gerçeklik Marx'ı ruhani yapmaz. Marx'ı  derinden anlamayanlar ve hayatın değimiyle yüz yüze gelmekten korkanlar, O'na ruhani ve ölümsüzlük payesi vererek, kendi korkularına zırh yaparlar.
Karl Marx her insan gibi doğdu ve ölü.
Her ölümlü insan gibi  amaçları vardı, bu amaçlarına uluşmak için  son nefesine kadar uğraş verdi.
Onun bu  uğraşına saygı duyuyorum.
Ama onun amaçları, bir marangozun tahta oyma  sanatın gibi titizdi ve evrensel, insani  amaçlardı.
Marx'ı, evrensel yapan,  tezlerinin  evrenselliğidir. Yeni bir toplumsal  sistem modeli önermesidir.
Burada felsefi, kuramsal  Marx analizi veya eleştirisi yapmıyorum.
Benim  düşünme  metedolojinin  oluşmasını belirlemiş, yaşamımda, tercihlerimi belirlemede belirleyici olmuş  bir düşünürden ve bir   insan'dan söz ediyorum.

                                          Modernizmin sol radikal solu: Marksizm 

Düşünceyi oluşturan ölümlü insanın ölümü ile düşüncenin ölümü hiç kuşkusuz aynı şey değil. Ölümlü olan canlı/insan, düşüncelerini/teorisini, içinde yaşadığı zamanın verileri,  verili koşulları, tarihi vb başka bilimsel bilgi birikimleri üstünden yeni kavram ve kategorilerle kuruyor.  Bu düşüncenin bir kısmı  zaman içinde yok oluyor,”ölüyor”, bir kısmı, başka başka düşüncelerle melezleşerek devam ediyor. 

 Marx’ta kendinden önceki teorileri eleştirip, aşarak, modernizm içinde kendi paradigmasını oluşturmuştur. 

Modernizm kuramı; ortaçağ ve öncesi eleştirel düşüncesinin birikimi üstünden kurulmuş ve öncesi dönemin izlerini içine almıştır. Modernizm, kilisenin bütünsel iktidarına karşı, akıl ve ruh arasındaki dualiteyi; aklı, seküler iktidar, ruhu, ruhani iktidar olarak, “Düşünüyorum öyleyse varım” la bilimsel bilgiyi her şeyin merkezine oturtmuştur. Modernizm, aklı tanrısallık eşitliğinde doğrusallık mertebesine koyuyor. Bilimsel olmayan hiç bir şeyin doğru olamayacağını ileri sürüyor. 

Karl Marx’ta modernizm döneminin içinden konuşan  bir düşünürüdür. Marx’ı tanımlamak   gerekirse: Modernizm’e “sol”dan eleştirel bakan; modernizm’in, iktisadi teorisini, toplumsal ilişkilerini ve sınıfsal  yapılanışını  eleştirerek, modernizm’in kendi  gelişim  diyalektiği içinden yeni bir toplumsal formasyon kuramı öneren  bir düşünür olduğu biçimde tanımlanabilir.

 Karl Marx, 5 Mayıs 1818’de doğdu ve 14 Mart 1883’te öldü. Yaşadığı zaman içinde, çok zor koşullar altında, bilim insanı olarak; felsefi düşünce, eleştirel teori, tarihsel materyalizm metodolojisi ile kendi özgün eleştirel düşünce yöntemini ortaya koydu. 

Karl Marx:  Sanayi toplumu, sanayi üretimi kapitalizmini didik dikik edip eleştiren, Ütopik Sosyalizmin eleştirisi, (Fransız Devrimi -Paris komünü)  Klasik Alman Felsefesi; Feuerbach ve Felsefesi/Hegel diyalektiği eleştirisi, 1. Enternasyonalin kurucu fikir babalarından, Komünist Manifesto ile  kapitalizme alternatif olarak Komünist Toplum Teorisini öneren, düşünür/kuramcısı olarak tarihi kişilik olmuştur.  Marx’ın teorik düşüncesiyle, reel sosyalizm ve Marksizm eşit midir?

Bu soru üstüne düşünülüp tartışıldığında, Marx'ın hem yaşadığı zamanın içinde, hem de ölümü  sonrasında, bir düşünür olarak tezleri anlaşılabilir. 

“Marksizm” eşittir Marx değildir 

Marx’ın kuramının eleştirisiyle, Marksizm’in eleştirisinde aynı şey olmadığını artık biliyoruz.   Çünkü  Marx’a  mal edilen, modernizm’in, siyasal, ideolojik düşünceleri ve Sovyet dış politikası;  Marksizm olarak Marksizm’in resmi düşünce haline getirilmiştir.  Marx’ın teorik düşünceleriyle alakası olmayan bir dizi modern hurafe, 19 ve 20 yy Marksizm’i olarak, bilimsellik ve sosyalizm adına  Marksizm olarak kabul edildi.   Bütün bunlar,  emperyalist-kapitalist sisteme alternatif, bilimsel sosyalizm modeli olarak ileri sürüldü. Komünist Manifesto’daki temel amaç olan Komünizm hedefi yerine, sosyalizm, sosyalist iktidar, sosyalist devlet mutlaklaştırılıyor, Komünizm, slogan olarak kalıyor. 

 İki kutuplu dünyada,  Marx’ın, kapitalizmin alternatifi, Komünizm teorisi yerine,  sosyalizm, sosyalist devlet buda eşittir Sovyetler Birliği ikame edildi. 

İki kutuplu dünyanın özeti:

-Bir yanda, yoklukta eşitlik. Teorik tek tip yüce proleter  ‘yeni insan’. Tek partiye dayalı otoriter bir rejim, (Sosyalizm) 

-Öte yandan, varlıkta eşitsizlik, özgür birey, çoğulcu, çok partili rejim.(Kapitalizm)

Bu seçeneği dünyanın her hangi bir yerinde bir insanın önünü koyun. Neyi seçer.

Marx yaşasaydı onun önüne bu seçenek konsaydı.

Komünist Manifesto’da yazdığı gibi; “Kapitalizm, feodalizmin tıkadığı üretim ilişkilerinin önünü açıyor” dediği gibi yorum yapacaktı. 

Marx’ta fani bir insandı! 

Karl Marx'ın "Eşitlikçi toplum" olarak tanımladığı Komünizmde "herkes yeteneğine göre çalışacak, ihtiyacına göre tüketecekti. Bu toplumun bireyleri en yüksek bilgi birikimine sahip, en yüksek ahlaki değerleri edinmiş özgür bireyler olacaktı. Komünist Manifesto’da bu amaca ulaşmanın yolu, kapitalizm koşullarındaki üretim ilişkileri ve üretim biçiminin  "gelişemez ve geliştiremez" noktaya geldiği en yüksek düzeyden sonra bu gelişimi komünizm/komünist toplum, bütün çelişkilerin ortadan kaldırıldığı, eşitlikçi bir toplum olarak sürdürecekti. 

Komünist toplum, kapitalizmin en gelişmiş olduğu, ABD, Avrupa ( Almanya, İngiltere ve Fransa)da gerçekleşebilirdi. Komünizmin koşullarının oluşmadığı toplumlarda, bu süreç, sosyalizm ara aşamasıyla sağlanabilir diyordu. Yani,  devletin, ordunun ve bir önceki toplumun tüm kurumların, geleneklerin ve kültürün var olduğu, ara bir geçiş aşaması olarak Sosyalizm,  bütün bunları ortadan kaldıracak maddi, düşünsel teknik koşulları hazırlayarak, komünizme gidişin yolunu açacaktı. Marx’ın, Kapitalizmin üretim ilişkileri ve ilişkilerin yaratacağı uzlaşmaz çelişkilerin keskinleşmesi ve toplumsal ilerlemenin önünde engel olması dolayısıyla, yeni bir toplumsal formasyonun  kaçınılmaz olacağını, bu toplumsal formasyonunda komünizm olacağı   gelişmesi ve sonu öngörüde olduğu gibi ilerlemedi. Kapitalizm, bilimsel teknolojik gelişmeyi  üretim sürecinin parçası haline getirdi, üretici güçleri canlı emek dışında geliştirdi. Fordist üretim modelini aşı. Yoğun ve düşük maliyetli üretim yeni pazarla açılma olanağını yarattı. Emek yoğun sanayi üretimi, yerini bilim teknoloji ağırlıklı üretime bıraktı. Geniş bir tüketici toplumu oluştu. Bu toplumsal kesim, Marx’ın öngörmediği, tanımlamadığı ve sınıf analizi içinde yer almayan, emperyalist-kapitalist dönemi çalışan kesimiydi. 

Marx'ın yaşadığı zamandaki veri koşullardan yola çıkarak oluşturduğu bütünsel teori,  o verili koşullar açısından doğruydu. 

Emperyalizm ve küresel kapitalizm başka bir dönemi, başka bir dünya ve bu dünyanın, ilerletici dinamikleri bambaşka. 

Marx'ın öngöremediği, içinde yaşamadığı dünyanın sorularını,  onun teorisini çözmesini beklemek, Marx’a saygısızlık olmaz mı?

Marx öldü!

Onun bugün söyleyecek yeni sözü yok artık.

15 Mart 2013