KIBRIS'TA ERGENEKON


Hüseyin Çakır - 12/04/2009 17:44:02 (687 okunma)


KIBRIS'TA ERGENEKON
Kıbrıs’ın Ergenekonu

"Ana Vatan"da olur da "Yavru Vatan"da olmaz mı? Ergenekon'un faaliyetleri, eylemleri, ulusal sınırları aşmış. İran, Azerbaycan, Rusya Federasyonu'nun... da faali meçhul siyasal cinayetler işlemiş. 

Gladio'nun yavrusu Ergenokon'un, 90’lı yıllarda sınırı aşan, uluslararası cinayet eylemleri, örgütsel faaliyetleri işlediği ortaya çıkıyor. Ergenekon'un ortaya çıkan halinin NATO içindeki Gladio yapılanmasının bağlantısı olduğu açık seçik ortaya çıkıyor.

Soğuk savaş bitti; NATO içinde oluşan Gladio'ya ya ne oldu.

Bütün ülkelerde tasfiye mi oldu?

Ya da, soğuk savaşçıların istediği başka bir yapı mı oldu
 

Gladio'nun Türkiye içindeki faaliyetleri devam ediyor mu?

Emiyor mu?

Ergenekon, Gladio'nun neresinde yer almış? GLADİO'nun kendisi mi? Yoksa onun dublörü mü?

Bu sorulara yanıt bulmak Ergenekon savcısı
 Öz'ü aşıyor.

Ergenekon'dan geriye doğru gitmek için,
 TBMM'nin 'araştırma komisyonu' kurarak, siyasal kararlılığını göstermesi gerekiyor. 

 Derin yapılanmanın oluşum öyküsü:

Türkiye Gladiosu'nun çekirdeğinin Kıbrıs'ta Tür Mukavemet Teşkilatı (TMT) ile oluştuğunu Özel Harp Dairesi’nin ilk üyelerinden Emekli Albay İsmail Tansu, Özel Harp Dairesi'nin kuruluşunu şöyle anlatıyor: 

"Özel Harp Dairesi 1953’te sessiz sedasız kuruldu, varlığından uzun yıllar kimsenin haberi olmadı. Kore’de Türk tugayının komutan yardımcılığını yapan Tümgeneral Daniş Karabelen, daireyi kurmakla görevlendirildi.”
  Kore’de savaşan Binbaşı İsmail Tansu’a “Benimle çalışır mısın?” diye soruluyor . 
“Şeref duyarım” cevabını veren Tansu, Özel Harp Dairesi’nin ilk başkanı Karabelen Paşa’nın sağ kolu oluyor. Aynı daire 1957 yılına gelindiğinde Kıbrıs Türklerini yok etmeyi amaçlayan EOKA’ya karşı, kısa adı (TMT ) Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kuruluyor. 

İsmail Tansu’un binbaşı olarak görev yaptığı o yıllarda Seferberlik Tetkik Kurulu (1970’ten sonra Özel Harp Dairesi olarak anıldı), ABD’nin teklifi üzerine Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde gizlice kurulmuştu. Görünen hedefi Rusya’nın muhtemel bir işgalinin engellenmesiydi. Dairenin lojistikten sorumlu komutanı Tansu, dairenin kuruluş amacını şöyle anlatıyor: “Bize denildi ki, savaşta düşman (Rusya) Türkiye’yi işgal ederse, işgal ettiği yerlerde onların iflahını kesin. Gerilla hareketiyle onları yıpratın. Hazırlıklarımız hep bunun üstüneydi.” Silahlı Kuvvetler bünyesinde kurulan Seferberlik Tetkik Kurulu’nun üyeleri sivil hayattan seçiliyordu. Hücre tipi yapılanmaya giden teşkilatta, hiçbir üye diğerini tanımıyordu. Güvenilirliğine inanılan üyeler, teşkilata ‘gizli yeminle’ alınıyordu. 

Tansu söyle anlatıyor: "Kıbrıs’ta Özel Harp Dairesi tarafından Rumlara karşı yeraltında kurulan [b]Türk Mukavemet Teşkilatı’ nın üyelerine eğitim vermek üzere, gönüllü komutanlar aranıyor. Rusya’ya karşı muhtemel bir savaş için eğitilen yedek subaylar, bu görevi yapabilecek en ideal adaylar, Kıbrıs’taki direnişçilere eğitim vermek üzere askerlik hizmetini tamamlamış bu yedek subayları, kendisinin ikna ettiğini anlatıyor . Askerliğini yedek subay olarak tamamlayıp Kıbrıs yolunu tutan gönüllüler, Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı üyelerine komutanlık etmek üzere gönderildi. Bu yedek subayların sayısı 15 idi."[/b]


1957’de kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) planlamasını, yürütmesini ve koordinatörlüğünü de İsmail Tansu yaptı. Yunanlar, Tansu için “TMT’nin beyni” ifadesini kullanıyor.

Türkiye Gladio'su merkezli Kıbrıs'taki "derin devlet, Kıbrıs Ergenekonu, veya Türkiye Gladio'sunun uzantısı nasıl ifade edilirse edilsin, bu yapı EOKAve Rumlara yönelik eylemler yapmakla kalmamış, Kıbrıs'taki faili meçluh cinayetlerin arkasında bu yapının olduğu ortaya çıkmıştır. 

İkinci Ergenekon Davası’nın tutuksuz sanığı Erol Mütercimler, İkinci Ergenekon davasının 152. Duruşmasında, ” “Memduh Ünlütürk (suikasta kurban giden Tümgeneral)  bana, ’1950’li yıllarda Kıbrıs Türklerini korumak için Ergenekon adlı bir örgütün Alparslan Türkeş, Turgut Sunalp ve pek çok askerin katılımıyla kurulduğunu’ anlattı” diyor.




KIBRIS'TA FAİLİ MEÇHULLER

-1958'de “İnkılâpçı” gazetesinin sahibi ve başyazarı Fazıl Önder çarşı içinde güpegündüz vurularak ve bıçaklana¬rak öldürüldü.

-1962 yılında “Cumhuriyet” gazetesi sahibi ve yazarı iki avukat, Ayhan Hikmet ve Ahmet Muzaffer Gürkan, aynı gece iki ayrı yerde kurşunlanarak öldürüldü...

-1965 yılında Türk-Rum dostluğunun simgesi haline gelen Derviş Kavazoğlu pusuya düşürülerek yanındaki Rum arkadaşı Kostas Mişaulis ile birlikte öldürüldü.

-1962 yılında Lefkoşa'da Rum semtinde kalan Bayraktar ve Ömeriye camileri provokatif bir biçimde bomba landı. 

-2 Ekim 1989 gecesi CTP merkezi binasına konan bombalar büyük bir şans eseri olarak patlamadan ele  geçirildi. 

-16 Ekim 1990'da CTP eski milletvekillerinden Fadıl Çağda'nın Girne'deki evi bombalandı. Bu arada” Özgürlük” dergisi sahibi Hürrem Tulga’nın arabası Lefkoşa’da havaya uçuruldu.

-15 Ağustos 1991’de muhalefet liderlerinden Alpay Durduran’ın arabası kundaklandı. Daha sonra ise, liderliğini yaptığı “Yeni Kıbrıs Parti’si”merkezi kundaklandı.

Tüm bunlar art arda sürüp giderken, dikkati çeken başka bir şey daha vardı. Başlangıçta TMT imzasıyla yayınlanan yeraltı bildirileri, daha sonraları "Türk İntikam Teşkilatı", "Genç-Türk Mücadele Teşkilâtı" ve "Gerçek Halk Hareketi" olarak yayınlanmaya başlandı.

-23 Ekim 1993'te eski yargıç, avukat ve eski İçişleri Bakanı Orhan Zihni Bilgehan'ın Mercedes'i yakıldı. 

-17 Mayıs 1994'te  CTP'li gazeteci ve müsteşar Hasan Erçakıca'nın evine çoluk çocuğuyla uyurken bomba atıldı.

-6 Temmuz 1996'da Kutlu Adalı, Lefkoşa'daki evinin önünde vurularak öldürüldü.

Bu tarihte
 Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı'nın başında, fanatik milliyetçiliğiyle bilinen Korgeneral Hasan Kundakçı vardı.

Ayrıca,
 Sivil Savunma Teşkilâtı’nın başında da Albay Galip Mendi bulunuyordu. 

Kutlu Adalı davasının AIHM'de görüşülmesi sırasında ifadesine başvurulanlardan biri olan Galip Mendi, daha sonraları Kıbrıs'ta yeni bir göreve atandı, 2000 yılında tuğgeneral rütbesiyle Güvenlik Kuvvetleri Komutanı oldu.

Aynı tarihte Albay
 Namık Koç da Sivil İşler Başkanlığı'na getirildi. 1996 yılında öldürülen gazeteci-yazar Kutlu Adalı'nın eşi İlkay Adalı, bu cinayetin yeterli soruşturmasını yapmadığı için Türkiye'yi sorumlu tuttu veAİHM'de onun aleyhine açtığı davayı kazandı. Kıbrıslıtürk araştırmacı-yazar Ahmet An da, Ada'da hareket serbestîsi kısıtlandığı için Türkiye aleyhine AİHM'ye başvuruda bulundu ve birkaç yıl önce açtığı davayı o da kazandı. Türkiye her iki olayda da para cezasına çarptırıldı.

-2000'in Kasım ayında muhalif “Avrupa” gazetesinin matbaası bombalandı. 

-2001 mayısında ise "Avrupa" gazetesi , ikinci ve daha şiddetli bir bombayla havaya uçuruldu. 

-18 Şubat 2004'te  Mehmet Ali Talat'ın Girne'deki evi bombalandı. Yine aynı sıralarda “Kıbrıs” gazetesi şiddetli bir ses bombasıyla sarsıldı.

- 40 bin kişilik mitinglerin yapıldığı meydanda, mitingden önce bir ihbar üzerine patlamamış bombalar ele geçirildi.

- 11 Mayıs 2004're, Gönyeli civarındaki bir sokakta park edilmiş, askere ait sivil bir aracın içinde, bir köyü havaya uçuracak kadar cephanelik bulundu.

-2006 Mayısında “Afrika” gazetesi yazarlarından Ali Osman Tabak'ın evinin önüne park ettiği aracının lastik bölümünde fitili tutuşturulmuş, ama patlamamış bomba ele geçirildi. 


TMT’den sonrası, KIBRIS GÜVENLİK GÜÇLERİ

1974'ten sonra, TMT'nin yerini, Kıbrıslıtürklerden oluşan düzenli bir orduya sahip “Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı” aldı. Son yıllara dek bu ordunun başında Türkiyeli bir tuğgenerali bulunuyordu. Yapılan yeni biri düzenlemeyle GKK komutanının rütbesi tümgeneral oldu.

Kuzey Kıbrıs'ta üç büyük askeri kurum daha var.

“Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı”. Ada'da 40 bin olduğu tahmin edile Türk askerinin bağlı olduğu komutanlık. Başında korgeneral bulunuyor.

Sivil İşler Başkanlığı”... TC'li albayların yönetimindeki istihbarat servisi Kıbrıs'ın "MİT'i de diyebilirsiniz buna,

Sivil Savunma Teşkilâtı”... Bu teşkilatın başında da TC'li albaylar var.

Bu askeri kurumların tümü TC Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı. Bu kadar sıkı bir güvenlik ağı içerisinde adadaki tüm siyasi cinayetlerle bombalı faili meçhul kalması şaşırtıcı değil mi?

Bombalama olayları özellikle 1990'lı yılların başından beri adada iyice tırmanmaya başladı. Bu yıllar, Türk İntikam Tugayı (TİT) isimli gizli yasa dışı örgütün kendini duyurmaya başladığı yıllar oldu.
Türkiye'de Ergenekon'u soruşturanlar buyursunlar Ada’ya . Çok iş var “Yavru Vatan”da. Ergenekon, Akdeniz yararak Adaya'ya, Ada'dan Türkiye sortiler yapmış.

"Yavru Vatan", o zamanki, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, BAŞSAVCILIĞA suç duyurusunda bulunacağını, seçimden sonraki ilk Meclis oturumunda da SORUŞTURMA KOMİTESİ kurulmasını isteyeceklerini söyledi.

Belgelerdeki iddiaların "
dehşet verici olduğunu" açıklayan Soyer, Kıbrıs'ta işlenen siyasi cinayetlerin, faali meçhullerin, "trafik kazaları" sonucu meydana gelen ölümlerin arkasında, Ergenekon izi kuşkusunun olduğunu" söyledi

Ergenekon’la ilgili artık somutlaşan belgelerin araştırılması ve soruşturulması için gerekli girişimi yapacaklarını söyleyen Soyer, “Türkiye’de ortaya çıkan belgeleri okudukça dehşete kapılıyorum diyor. Soyer, belgelerde, seçimler için Kıbrıs’a gelen milyon dolarlar, ölüm timleri anlatılıyor, Eroğlu’na sunulan rapor iddianamede yer alıyor” dedi.

Ergenekon'un bugünkü yapısı Kıbrıs TMT'sine dayanıyor. TMT'ciler Ergenekon'la devam etti.

Sauna Çetesi'ne yönelik operasyonlarda yakalanan çete lideri Kasım Zengin, Ergenekon'un bugünkü yapısının Kıbrıs'ta kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı'na dayandığını savunmuş ve "Buradaki adamları aradığınız zaman bugünkü Ergenekon'u bulmuş olursunuz" iddiasında bulunmuştu. Eski Emniyet Genel Müdür Vekili Ertuğrul Çakır, Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan ihraç edilen Yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır ile sanatçı İbrahim Tatlıses'in de aralarında bulunduğu 18 sanıklı Sauna Çetesi davası halen görülüyor. Çete davasının başlamasına neden olan ve üzerinde sahte MİT kimliği çıkan Zengin ve adamlarına yönelik 'Küre' operasyonu, Susurluk benzeri skandalı ortaya çıkarmıştı. Eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ertuğrul Çakır ve Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır'ın karıştığı soruşturmada şikeden haraç almaya kadar birçok iddia bulunuyordu.

Ergenekon'un KKTC'deki uzantısıyla ilgili yürütülen soruşturma sürecinde önemli gelişmeler yaşanıyor. Ergenekon'la bağlantıları bulunduğuna dair kuvvetli şüpheler ileri sürülmüş olan Başbakan Derviş Eroğlu'nun engellemeleriyle karşılaştıklarını öne süren KKTC Meclis Komisyonu, çareyi Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul cumhuriyet savcılarıyla doğrudan görüşmekte buldu. Ergenekon tutuklusu Mustafa Özbek'te ele geçirilen belgelerde Ergenekon'un Kıbrıs'taki adamı olarak gösterilen dönemin başbakanı ve son seçimlerde de yine başbakan adayı olarak yarışan Ulusal Birlik Partisi (UBP)'li Derviş Eroğlu, 'Faili meçhul her ülkede olur, illa ki bulunacak diye bir şey yok' diyerek şaşırtıcı bir demeç vermişti. Bu demecin ardından, Özbek'ten ele geçen Ergenekon belgelerinde sık sık adı geçen diğer bir UBP'li Özay Andıç da konuşmuş ve Ergenekon iddialarını doğrularcasına derin devleti savunmuştu: 

İkinci Ergenekon iddianamesinde Türkiye’nin 2003 - 2004 yıllarında ‘atlattığı’ darbe girişiminin ayrıntıları ortaya resmen çıkmıştı.

İddianamede bu girişimin ayrıntıları adım adım olmak üzere 15 aşamada özetlenmişti ve bu maddelerden 9'uncusu Kıbrıs'la
 ilgiliydi:

 
“9- Kıbrıs’ta çözümsüzlük politikası Ayrıca,örgütün stratejileri arasında bulunan ‘Kıbrıs sorununun’ çözümsüzlüğe götürmek amacına matuf olarak açıklamalar yaptıkları, sivil toplum kuruluşlarını yönlendirmeye çalıştıkları ve böylece ülkenin dış politikasını olumsuz yönde etkileyerek siyasi istikrarsızlığı sağlamaya çalıştıkları, Eruygur’un Kıbrıs Büyükelçisi’ni çağırarak bundan sonraki süreçte her talimatı kendisinden alacağını, Genelkurmay Başkanı çağırdığında kendisine basit bilgileri vereceğini, önemli bilgileri bizzat kendisine vermesi gerektiği şeklinde talimat verdiğinin ses ve görüntü kayıtlarından anlaşıldığı,...

” İddianamede bu şekilde geçen satırları dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök de Ergenekon savcılarına verdiği ifadesiyledoğrulamıştı

“... Kıbrıs konusunda çalışma yapmaları hususunda tüm kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı'na birlikte bir çalışma yapmaları talimatı verdiğini, normal usulde bu tür çalışmalarda herkesin görüşünü beyan ettiğini ve bu görevi kıdemli olana verdiğini, kıdemli olanın da bu tür çalışmaları elden arz ettiğini veya bir kapak yazısı ile gönderdiğini, daha sonra da Genelkurmay Karargahı'nda değerlendirildiğini ve Genelkurmay Başkanı'nın görüşünü alarak ilgili makama verildiğini, kendisinin böyle bir çalışma beklerken birden 4 imzalı alışılmış usullerinin dışında yazılı bir belge önüne gelince usul olarak rahatsız olduğunu, ayrıca daha sonraki dönemde Kıbrıs Büyükelçisi'nin kendisinden habersiz bazı bilgileri Jandarma Genel Komutanı'na ilettiğini duyması üzerine bu konuyu ilgilisine usulüne uygun bir şekilde söyleyerek, bu yapılanın uygun bir davranış olmadığını, bundan sonra tüm bilgileri kendisine getirmesini ilettiğini anlattı.”

- See more at: http://kuyerel.org/yazarlarimizYaziGoster.aspx?id=793&yazarId=29#sthash.kS6ZpOsr.dpuf



Kayanaklar:
Espres, Aksiyon, Yeni düzen