Milli Güvenlik Siyaset Belgesi: "Kırmızı Kitap" değişiyor

 

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi:

"Kırmızı Kitap"  değişiyor


 

Cumhurbaşkanı ay sonunda “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi”, öteki adıyla “ Kırmızı Kitap” ın yeniden yazılacağını açıkladı. Marmara Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, "Bu ay yapacağımız Milli Güvenlik Kurulu toplantısında benim de önemli bir gündemim, o da bunların yanında ülkemizi tehdit eden hangi unsurlar varsa, bunlara yönelik Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin gözden geçirilmesidir"  dedi.

“Milli Güvenlik Siyaset Belgesi”, en son 2010’da gözden geçirilmiş, “irticai faaliyetler” yakın tehlike olmak çıkartılmış, Gülen Cemaati  “iç tehdit”, İsrail “dış tehdit” olarak belirlenmişti.

“Milli Güvenlik Siyaset Belgesi”, gizli, içeriği hakkında konuşulması, yazılması, çizilmesi yasaklanmıştır. “Kırmızı Kitap konusundaki en ayrıntılı bilgiyi, Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde Başbakanlık Müsteşarı olarak görev yapan Hasan Celal Güzel vermişti. Güzel, 2003 tarihli bir söyleşide Kırmızı Kitap’tan "devletin gizli anayasası" olarak bahsetmiş ve şunları söylemişti; "Bu, anayasa büyüklüğünde kabı kırmızı olan 'Milli Siyaset Belgesi'dir. Bu kitabı devlete ancak müsteşar olduktan sonra görürsünüz. Kırmızı Kitap bakanlara verilmez, müsteşarlara verilir. Çünkü devletin asıl sahibi bürokrasidir, bakanlar değildir. Bakanlar, idare edilmesi gereken çocuklardır. Ben bakan olup da kırmızı kitaptan haberdar olana pek rastlamadım. Bu kitap MGK'da son haline getirilir. Başbakanlık müsteşarı olduktan sonra bir MİT mensubu geldi bana. Evvela arkadaki odaya kozmik evrakı saklamam için koca bir kasa koydular. Sonra da ilk kozmik evrak olarak kırmızı kitabı getirdiler" dedi. (http://www.radikal.com.tr/politika/kirmizi_kitap_4_yil_sonra_yeniden_masada-12185189 )

“Kırmızı Kitap”ın içeriği hiçbir zaman açıklanmadı. Ancak basına sızan haberlere göre, “Kırmızı Kitap” iki bölümden oluşuyor; “İç ve dış tehditler.”  Değişik tarihlerde, "iç ve dış tehdit"ler değişmiştir.

“Kırmızı Kitap”, çıktığı günden itibaren komünist-sosyalist, demokrat ve liberallerin, (solcuların-özgürlükçülerin)  Kürtler ve Alevilerin ve devlet makbul saydığı resmi İslamcılık dışındaki siyasal İslamcıların baş belası! olmuştur.

 Soğuk savaş boyunca solcular, iç düşman, dış düşmanların işbirlikçileri –beşinci kol- ilan edildiler. İlan edilmekle kalınmadı: Düşünce ve örgütlenmeleri yasaklandı. 141-142 ve 163 maddeler marifetiyle, onlarca yıl hapis cezasına çarptırıldılar, idam edildiler, vatandaşlıktan çıkartıldılar, ağır işkencelerden geçirildiler, sakat kaldılar.

1990’lı yıllarda iç düşman olarak Kürtler ilan edildi. 30 yıllık savaşın bilançosunun, yarattığı travma hafızalarda tazeliğini koruyor. Binlerce faili  meçhul cinayetin  arkasında,” Milli Güvenlik Siyaset Belgesi” politikasının olduğu: Susurluk’ta, “Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu” raporunda, Ergenekon, Balyoz Davaları sanığı JİTEM’cilerin itiraflarında, Mehmet Ağar’ın “Ne yaptımsa devletin bilgisi dahilinde yaptım” ifadesinde … itiraf edildi.

 

Vatandaşını düşman ilan eden “ Milli Güvenlik Siyaset Belgesi

 

“Milli Güvenlik Siyaset Belgesi”,  başta devletin iç ve dış güvenliği olmak üzere, hemen her konuda politik strateji belirliyor. Olağanüstü dönemlerde, darbeler öncesinde ve darbeler sonrasında bu stratejileri destekleyen, "durumdan vazife çıkartan" hatırı sayılır kesimler oldu: Başta ordu ve, sivil bürokrasi, değişik siyasi parti içinde yer alan siyasetçiler, iş dünyası, hemen hemen bütün üniversitelerden ceplerinde  darbelere biat metinleriyle dolaşan “hoca”lar,  devlet ve iktidar adına karar vermeye yemin etmiş Yargı mensupları, organik sendikalar, meslek örgütleri  ve spor, sanat dünyasından “iri” aktörler…  Öncelikle kendilerini “Kırmızı Kitap”a, dolayısıyla devlete bağlı kabul ettiklerini defalarca ilan ettiler.
 Şimdilerde, “Kırmızı Kitap”ın ateşli savunucuları, AKP’li siyasal İslamcılar oluyor.
Haydi hayırlısı. Zulmedenine benzemek, onu gibi olmak, işte böyle bir şey olmalı.

“Milli Güvenlik Siyaset Belgesi” askeri, bürokratik vesayeti kurumsallaştırıp, TBMM’nin ve siyasetin üstünde karar mekanizması, görünmez iktidar oluşturmuştur.  Devlet politika oluştururken, kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik ve Bakanlar Kurulu kararlarına ait tasarıları hazırlayan Kanunular ve Kararnameler Genel Müdürlüğü” öncelikle MGSB’ne uygun olup olmadığına bakar.

 “Eski Türkiye”de işler böyle yürüyordu. “Yeni Türkiye”de yeni  “Kırmızı Kitap”  hazırlanırken zihniyet değişmiş değil. Cumhurbaşkanını açıklamasına göre:  Kitap, TC yurttaşlarına karşı güvensizlik, iç düşman olma ihtimali temel alınarak hazırlanacakmış.

Cumhurbaşkanı yaptığı açıklamada,  yeni “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi”nde  “Paralele Mücadeleve Gülen Hareketini terörist ilan edileceğini açıkladı. Aynı Cumhurbaşkanı, Gezi eylemleri dâhil her türlü protesto eylemlerini, muhalif aydın- yazarların eleştirilerini, CHP-MHP-HDP muhalefetini  “paralel yapıyla işbirliği, Pensilvanya’dan emir aldıklarını” her yerde söyleyerek  yargısız infaz yapmaya devam ediyor. Hem savcı, hem hakim, hem infaz memuru gibi hareket etme alışkanlığını, Cumhurbaşkanlığında da sürdürüyor.

Dün, “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi”nde  irticacı, siyasal İslamcı olarak iç düşman ilan edilen AKP’nin kurmayları, siyasi, ideolojik akıl kurucuları, bugün, MGSB silahını iktidarı korumak ve bütün muhaliflerini sindirmek hatta yok etmek için kullanma hazırlığı içindeler.

“ Cadı avı” herhalde yeni MGSB’siyle, “Ebola” virüsü gibi yayılacak, kırıp geçirecek! mi dersiniz. 

Bu kadar ileri gidebilir mi, gözleri bu kadar kararmış olabilir mi? Terörle Mücadele Kanunu,  TCK, CMK, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu,  Ateşli Silahlar Kanunu,  İl İdaresi Kanunu’ndaki yasal alt yapı hazırlıklarına bakılırsa; “devlete ve hükümete karşı suçlar” adı altına bütün muhalefet, polisiye yöntemlerle, baskı ve yasaklarla yok edilecek sanılıyor. Gözü karartmak böyle bir şey; bütün baskıcı rejimler, “tünelden sonraki ilk viraja girerken” böyle yapmıyorlar mı?

 

Şimdi, kimin demokrat olup olmadığı, demokrat duruşun test edileceği zamanlar yaşayacağız.

Daha önceki yıllarda olup bitenlere seyirci kalanlar, alkış tutanlar, yıllar sonra zevahiri kurtarmak için özür dilemişlerdi.

Olup biteceklere ses çıkartmayanlar suça ortak olmuş olacaktır.

Öyle görünüyor ki, demokrasiyi seçime indirgeyen AKP kurmayları, Cumhurbaşkanı, Başbakan; seçim dışındaki özgürlük alanını polis TOMA’ları, asker tanklarıyla doldurmaya doğru hızla koşuyor. “Olağan şüpheliler” fişlemelerinin yapılacağı, partizan medyanın “devlet ve iktidar düşmanları” listelerinin yayınlanacağı günlerin günlere doğru gidiliyor.

Hazırlanacağı açıklanan MGSB’inde, “ yakın iç tehlike” ve “iç düşman” olarak “Paralel yapı ve işbirlikçileri”olarak belirlenmesi kesin gibi görünüyor.

İkinci olarak  “yakın tehlike, iç düşman” sıralamasına  HDP’nin konma ihtimali çok yüksek. Ardından, iktidarı eleştiren sivil toplum örgütlerinin gelmesi hiç şaşırtıcı olmaz.

Sonuç olarak:  Kasım ayı ile birlikte Türkiye yeni  “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi” yle “devlet ve hükümetin güvenliği” adına yasaklarlar zinciriyle çevrilmiş  “yeni Türkiye” kurculuğuna/restorasyonuna başlanmış olacak gibi görünüyor. İlk adım, polisin yetkisini artırmakla atıldı.

Ne yapılmalı sorunun yanıtı belli: Böylesi rejimlerde ne yapılıyorsa onlar yapılacaktır.