Modern muhafazakârlık kazandı!


Modern muhafazakârlık kazandı!

Küreselleşme karşısında yerellikte direnmek, yerel olanı (milli) küresel olanın karşısına dikmek için: Birincisi, dünyaya, hayata din ve inanç gözüyle bakmak, ikincisi, evrensel insan hak ve özgürlükleri, hukuk, adalet başta olmak üzere her şeye “ulusal güvenlik” ve tabii ki devamı olarak “millici” politikalarla bakılmalı ki, yerellik duvarları örülebilsin. 

Gorbaçov, Sovyetler Birliği çözülmeden önce, küreselleşmeye karşı direnenlere, “Antenlere vize, yasak koyamazsınızdemişti. 

Evrensellik ve küreselleşme karşıtı  yerel düşünme ve düşündürme bakışı ve/ya zihniyeti ya da ideolojisi, günlük akıl denklemi, toplumun sosyolojisiyle uyumlu olabilir. Bu denklem üstünden siyaset yaparak iktidar hegemonyası kurmak kolaydır, kolaycılıktır.

 

Yerel-- küresel değerler çelişkisi, sosyolojik olarak, değişim, yenilenme ve tutuculuğu/ muhafazakârlığı karşı karşıya getirmesi gerekir! Böyle bir çelişki var ise, toplumun modernleşmeye; bilimsel teknolojik gelişmeye, teknolojik alet edevat kullanmaya, karşı olması gerekir.
Türkiye’de böyle olmuyor.

 

Soru şu: Değişim ve muhafazakârlık birlikte olabilir mi? Bu sorunun yanıtını, siyasi muhafazakârlık ile toplumsal muhafazakârlığı birbirinden ayrılan ve birbirini tamamlayan özellikleriyle yanıtlamak gerekiyor.

 

Pozitivist/ ilerlemeci paradigmadan bakıldığında, siyasi ve toplumsal muhafazakârlık, dine bağlı “gericilik” olarak tanımlanır. Dine bağlı gelenek ve değerler değişmediği sürece, ilerleme ve değişim mümkün değildir. Bu paradigmaya göre değişim ve yenilenme, Batıcı aydınlanma yoluyla, yeni insan yaratmakla mümkündür. Reel sosyalizm denemesinde bu, “yeni tip insan” yaratma  denendi.  Ve başarısız olundu.

Yeni tip insan yaratma  dememesini, faşizm, Kemalizm, Peronizm, Baascılık gibi yerel ideolojiler, İran’da din devleti denemesi yapıldı.  Faşizm sonrası en tipik örneği Kamboçya’da kentlileri köylere, köylüleri kentlere sürerek, beyaz sayfa açıp “yeni bir toplum” yaratma vahşeti yaşandı.

  

DEĞİŞİMİ BELİRLEYEN DİNAMİKLER

 

Pozitivist/ aydınlanmacı toplum mühendisliği yoluyla değişim ve yenilenme çabası, sanayi toplumu tarihsel gelişimi ve değişimini zamanında yaşayamamış, (yaşaması da gerekmiyor) geç sanayileşmiş, teknoloji transferi yoluyla sanayileşen ülkelerde, sınıfların ortaya çıkışı ve sınıfsal çıkarlar yoluyla siyasal yapılanmanın sosyolojik zemini, değişim ve yenilmeyi belirleyecek güçte olmamıştır. Değişim ve yenilenme, yerel olanla evrensel olanın iç içe geçmesiyle, melezleşerek olmaktadır. Bu ülkelerde ve toplumlarda değişim ve yenilenmenin yönünü ve hızını belirleyen, küreselleşen dünyadaki değişimin dinamikleri  -dış dinamikleri-  olmuştur.

 

Bu sosyolojik özellik/ durum dolayısıyla, toplumsal muhafazakârlık ile siyasal muhafazakârlık, “kalkınmacılık” politikası ve dünya görüşünde birleşerek, toplumsal değişimin ve yenilenmenin gücü olurken, ideolojik ve siyasal tutuculuk dolayısıyla, evrensel değerlerin, demokratik hak ve özgürlüklerin gelişmesi karşısında frenleyici, zaman zaman da engelleyici oldular. Değişimden ve yenilenmeden yana olan  toplumsal muhafazakârlıkmodern  muhafazakârlık  olarak tanımlanabilir.  Burada sözü edilen toplumsal muhafazakârlık, siyasal İslamcılık değildir. Mütedeyyinleri de içine alan, inanç, toplumsal, kültürel değerlere, yaşam tarzını özgürce, küçümsenmeden, aşağılanmadan yaşayabilen, kentli, kasabalı....  sosyal, toplumsal  sosyolojiden söz ediyorum. Bu  kesimler aynı zamanda küresel dünyaya da açık olan ve olumlu gördüğü  değerleri, yerel değerle birleştirerek  içselleştirilebilen, bu bağlamda  modern ve yenilikten yana bir kesim 

Türkiye’nin modern muhafazakârlığı AKP iktidarıyla her bakımdan zirveye ulaştı. Kalkınmacılığın! (kalkınma- büyüme bu konu özü dışında başka bir konu) yaratmış olduğu refahtan pay alma; iktidar olma duygusunun yaratmış olduğu özgüven ve yaşam tarzı ve dinî, toplumsal geleneklerin ulusal düzeyde itibar görmesi ve küresel düzeyde görünür olmasının yaratmış olduğu kimlik özgürlüğü... Toplumsal muhafazakârlığı küresel dünyanın parçası olma yönünde  hızlı  değiştirdi. Hangi  yönde ve alanlarda hızlı değişim oldu? Hangi yönde ve alanda  yavaş  ve hiç değişim olmadı?  Bunları iktidarı, muhalefetiyle siyaset ve devlet politikaları belirledi ve belirlemeye devam ediyor.

 

Her şeye rağmen  değişim süreci  aynı zamanda muhafazakâr sosyoloji içinde, sosyal, sınıfsal statü farklılığını da ortaya çıkarttı. Küresel dünyanın insan hak ve özgürlükleri, evrensel hukuku, küresel insani değerleri ile yerel değerleri birlikte savunan  toplumsal muhafazakâr dünyada, sosyal, sınıfsal, modern- demokrat, özgürlükçü düşünen bir kesim ortaya çıkmaya başladı. AKP içinde yer alan, AKP’yi destekleyen bu modern muhafazakâr kesim, otoriterleşen, içe kapanarak, “millici”,“milli güvenlikçi”,“devletçi” ve yolsuzluklara bulaşmış AKP ile küresel dünyada iç içe yürünemeyeceğini gördü.

 

Erdoğan ve çalışma ekibinin öfkesi, telaşı, saldıranlığı, (yolsuzluklar dolayısıyla yargı karşısına çıkmak ve) modern muhafazakâr toplumsal bir muhalefetin gelmekte olduğunu görmesidir. Bundan dolayı kutuplaşma ve gerilim yoluyla toplumsal muhafazakârlığı içe kapatma politikası izleniyor. 

30 Mart seçim sonuçları böyle okunursa, bu seçimin gelecekteki kazananı modern muhafazakârlık olmuştur. (Pozitivist- aydınlanmacı muhafazakârlık ve değişim bir sonraki yazı olsun.)